Evli Çiftle Grup-1

Evli Çiftle Grup-1
Selam azgın hikayeciler.Yazdıklarımdan çok etkilendiğini 3 yıldan bu yana çift olarak partnerlerle görüştüklerini ama şartlar uygun olursa tek olarak ilk defa beni eşiyle aralarında görmek istediklerini yazınca cevap yazıp net üzerinden konuşmak istediğimi bildirdim.Detaylı yazmak adına giriş kısmı biraz uzun sürüyor arkadaşlar haberiniz olsun.

Skype adreslerimizi verip 3 gün boyunca yazıştık durduk mineyle.Arada cam dan da vucutlarımızı gösterip sohbeti koyulaştırdık.Mine 29 yaşında 160 boyunda 50 kiloydu eşi uğur da 33 yaşında 175 boyunda 65 kiloda 5 yıllık evli olduklarını ve uğurun geçirdiği kaza sonucu sex olarak kendisine yetmediğini ilk başlarda istemeselerde sonradan facebook üzerinden başka evli çiftlerlede görüşerek bu hayatı yaşadıklarını yazdı mine. Normalde asla tek erkekle yapmadıklarını sürekli olarak görüştüğü 4 tane evli çift olduğunu ama artık aynı şekilde aynı kişilerle yaşamanın sıkıcılığından dolayı eşiyle beraber hikayemi okuduktan sonra msj yazmayı uğurun önerdiğini söyleyince bende bundan dolayı mutlu olduğumu ve isterlerse görüşebileceğimi söyledim.En son ne zaman o evli çiftle beraber oldun diye sorunca 2 aya yakındır görüşmediğimizi söyleyince o zaman en kısa zaman yaşayalım diye ekledi. Ben hemen cevap yazıp peki bu zamanı akşama alabilirmiyiz deyince mine bilmem eşimle konuşmam lazım bana 5 dk ver deyip telefonla aradı.
Zaten hafta sonuydu ve yakın yerde yaşıyorlardı gidip gelmek sorun olmazdı.Çok geçmeden de yanıtlayıp tamam kabul saat 8 gibi burda olurmusun deyince bende tabiki dedim.Yanlız telefon numarasını veremeyeceğini şuan için bunu yapamayacaklarını söyleyip bana bir adres verdi.Ben kuşkulu davranarak ya gelmezseniz boşuna mı gelmiş olacağım deyince asla öyle birşeyin olmayacağını dediği adreste olmamın yeterli olacağını eşinin orda beni karşılayacağını yazdı.Bende tek uğuru görürsem gelemem yanında sende olmalısın deyince peki zaten evimizin karşısı sana verdiğim yer ve bende orda olacam deyince bende gelmeyi kabul ettim.Saatler geçmiş hafif hava kararmak üzereydi.Eve gidip duş alıp hazırlanarak yola koyulmuştum.Söylediği sokağa gelip aracımı biraz geriye park edip yürüyerek durağa geldim.Saat 8 e gelmişti nerdeyse ve durakta minenin özelliklerinde bir bayanla erkek vardı.Yanlarına gelince mine bana doğru bakıp fırat değilmi deyince merhaba minemi? dedim.Onlarda merhaba deyip beraberce karşıdaki siteye yöneldik.
2.katta oturuyorlarmış.Kapıdan girene kadar ses etmeden onlar önde ben arkada ilerledik. Kapıdan içeri geçip üstümü alıp kısa süre ayakta tanışma faslından sonra beni salona davet ettilerMine gayet alımlı uğur ise gerçektende yakışıklı biriydi.Koltuğa oturup sohbete başladığımızda mine ağzı açık beni izliyordu.Neden öyle bakıyorsun dediğimde çok rahatsız sanki uzun yıllardır tanışıyormuş gibi sıcak kanlısın değilmi kocacım dediğinde uğurda evet aşkım fıratla uyum sorunumuz olurmu diye düşünüyordun ama bence hiç olmayacak diye eşini onayladı.Yaklaşık 30 dk kadar muhabbet ettikten sonra mine yanımızdan sanırım hazırlanmak için ayrıldı.Bende uğura dönüp onun hakkında bilgiler almaya kıskançlık vs gibi şeyleri sormaya başladım.Uğur rahat olmamı istedi zaten penisinin çok sertleşmediğini sertleşsede çok uzun süre o şekilde kalmadığını eşini memnun etmek adına bu yola girme fikrininde kendisinden çıktığını söyledi.İlk zamanlar eş değiştirip orta karar sex yaptığını ama şimdi pasif olarakda sexe katıldığını söyleyince benimle de isterse a p olarak sex yaşayabileceğini söyleyince aktiflik pek olmazda sana pasif olmayı çok isterim dedi.

Biz konuşurken mine süzülür şekilde üstünde içini apaçık beli eden şekilde yanımıza geldi. Mine resmen afet gibiydi.Yanımıza gelip ee beyler detayları konuştunuzmu deyince ben sana dair konuşmadık başlasakda bitiremezdik bu sürede deyince mine bak sen nelerim varmış benim peki demesiyle mineyi tutup kucağıma doğru çektim.Anlatılmaz yaşanır dedikleri özelliktesin sen deyip ellerimle göğüslerini okşamaya başladım.Minede dudaklarıma yumulmuş eliyle aletimi sıvazlamaya başlamıştı ki uğur gençler burda olmaz hadi mekanımıza geçelim deyince mineyi kucakladığım gibi uğuru takip edip yatak odasına girdik.Mineyi tutup yatağa atıp üstüne uzandım.Dudaklarına yumulduğumda mine de kendini kaptırmış başımı eleriyle sıkıştırıp delicesine öpüşmeye başlamıştı.Bir yandan öpüşüyor bir yandanda ellerimle vücudunu keşfediyordum.5 dk boyunca sadece öpüştükten sonra ben yavaştan elbisenin üstünden göğüslerini dişlemeye başlayınca mine rahat edemedim çıkarayım müsadenle deyip elbisesini çıkarınca göğüslerinin güzelliği karşısında yeniden büyülendim.Yatmasına rağmen göğüsleri dimdik şekilde durması iyice tahrik etmişti beni ve hemen dilimle yalamaya arada başını dişimle sıkıp çekmeye başladım.Mine resmen kudurmuş başımı göğüslerine bastırıyor alabildiğim kadarını ağzıma sokmaya calışıyordu.

Hareketlerimi hızlandırdığım anda inlemeler eşliğinde boşalmaya başladı.Harikasın aşkım ilk defa sadece göğüslerimle ilgilenerek boşaltan oldun sen beni iyik**e sana o msjı yazmışım iyiki gelmişsin dedi.Yerinden doğrulup kocasını çağırdı ve fıratı soy aşkım dedi.Tamamen soyunduğum an minenin üstüne boylamasına uzanıp yeniden öpüşmeye başladık.Ben yavaş yavaş aşağılara inerken mine de kendinden geçmeye başlamıştı.Çiçekli el kadar kilotunu çıkarınca gizli hazineye ulaşmıştım.Bem beyaz teninin arasında kırmızı yanaklarıyla mükemmel kokusuyla karşımda duruyordu güzelim vajinası.Önce küçük öpücükler kondurdum ardındanda dilimi kulanmaya başlamamla mine inlemelerini arttırmaya başlamıştı yeniden.

Dilimle derinlerine yalarken uğurda boş durmayıp hemen aletimi ağzına alıp oral yapmaya başladı.Parmaklarımla deriyi yukarı kaldırıp klitorisine dil atmamla mine kendini kaybetmiş halde başımı var gücüyle bastırmaya başladı.Bende tüm deneyimlerimi uygulamaya başladım bu noktadan sonra.Bir yandan klitorisini oynuyor bir yandanda 2 parmağımı deliğinden içeri sokmuş g noktasına baskı yapmaya başlamıştımki mine sarsılarak hatta dışarı birazcık fışkırarak boşalmaya başladı.İlk defa böyle boşaldığını gören uğur da aletimi bırakmış eşine hayranlıkla bakıyor nasıldı aşkım demesiyle mine titreyen sesiyle süpperrrdi diye seslenince doğru yolda olduğumu anladım.Mine yerinden doğrulup beni itip sen nesin böyle ön sevişmemi olur 2 kere boşaldım daha bişey yapmadan deyince bunlar herzaman yaptığım şeylerdi şimdiye kadar sana yapan olmadımı deyince mine nerde bizim olay sevişmeyi kısa tutup sexe önem vermekmiş dedi.Kusura bakmada o çiftteki kocalarda yetersizmiş dedim.Buse dudaklarımdan başlayıp kocasının yarım bıraktığı işe başladı.

Aletimi eliyle tutup yazdığın zaman inanmamıştım ama gerçekten kalınmış deyip penisimin başını ağzına almaya başladı.Sanki dondurma yalar gibi sadece başını yalıyor eliylede gövdesinden tutmuş sıvazlıyordu.Elini kenara çektirdiğim an mine yavaşça alabildiği kadarını almaya başladı.Yavaş yavaş derken artık hepsi ağzındaydı ve tükürük içinde kaldı aletim kısa sürede.Tam dibine kadar sokup kendini çekince derin bir soluk aldı ve kocasından prezervatif istedi.Ustaca prezervatifi yerleştirip hemen üstüme çıktı.Bende kalçalarından tutmuş minenin ritmik hareketlerine elerimle destek vermeye başlamıştım.Mine bir yandan çok güzel süper bi şey bu ya diyor bir yandanda ayakta ki kocasının penisini tutmuş eşofmanın üstünden oynuyordu.Soyun sende aşkım deyince uğur sanki bunu beklermişçesine 10 sn de çırıl çıplak hale geliverdi.Vücudu inanımaz güzeldi uğurun resmen baklavaları vardı karnında ve aşağıdada orta kalınlıkta sertleşmeye çalışan 15 cm kadar bi penisi şekli tamamlıyordu.
5 dk kadar üstümde zıplayan mineyi tuttuğum gibi üstüne çıkıp bacaklarını omuzuma aldım.Zevk alma sırası bana gelmişti artık yanan amını seri şekilde gir çık yaparak sikiyor arada hepsini çıkarıp klitorisinin üstüne vuruşlar yaparak mineyi adeta delirtiyordum.Ben mineyi sikerken uğur aleti yerine götünü eşine dönmüş minede sanırım herzaman yaptığından dolayı yadırgamadan dili ve parmaklarıyla eşinin deliğini genişletmeye başlamıştı.Böyle zor oluyor deyip 4 ayak pozisyonuna geçti mine bende yataktan yere inip tam karşımda duran amına tekrardan seri şekilde sokup çıkarmaya başladım.Mine ohh sesleri eşliğinde eşinide hazır etmiş olacakki birden kendini öne doğru attı.Aşkım hazır oda zevk alsın deyince uğuru belinden tutup yatağın kenarına kadar çektim.Mineyi uğurun üstüne çıkartıp bacaklarını tutmasını isteyip aletimi deliğe doğru bastırmaya başladım.Deliği yumuşamasına rağmen sım sıkıydı belliki bi süredir p olmamıştı uğur.
1-2 dk kadar sadece başını itip çekerek iyice alıştırdıktan sonra mineninde yardımıyla lap diye başını sokmayı başardım.Uğur anlık bi ahh sesi çıkarıp çok kalın istemiyorum deyince mine hemen amını kocasının ağzına verdi.Bunu fırsat bilip az daha yüklenince aletim tamamen deliğine girmişti.Acı çektiği beli olan uğur altımdan kurtulmak için hareket ediyordu ama ben ve minenin tuttuğundan dolayı birşey yapamayınca çaresiz beklemeye başladı.Bi süre hareketsiz o şekilde bekledikten sonra ufak hareketlerle girip çıkmaya başlayınca uğur da kendini sıkmayı bırakmış acı değil artık zevk almaya başlamıştı.Bunu gören mine kocasının üstünden inip yanına yatarak öpücükler kondurmaya başlamıştı dudaklarına.Deliği tamamen alıştığını anladığım an artık tempo kazanmış hareketlerimi hızlandırarak şap şap sesleri çıkartarak uğuru sikmeye başladım.
Bir süre bu şekilde kaldıktan sonra uğuru yerinden kaldırıp yatağa doğru domaltıp tekrardan yerimi aldım.Aletimi tutup 1 hamlede deliğine yerleştirdiğim gibi seri şekilde yüklenmeye başladım.Mineyine kocasının önüne geçirterek penisini yalamasını söyledim.Aldığı zevkten dolayı zaten aleti dümdüz hale gelmiş yumuşak olsada kıvama yavaştan geliyorduki mine kocasının önünde bacaklarını açıp aletini tuttuğu gibi deliğine denk getirdi ve belinden çekerek içine aldı.Bende arkasından yüklenerek uğurun tamamen minenin içine girmesine yardımcı olduğum an 3 ümüzde süper bir pozisyona gelmiştik.Ben artık sabit duruyor uğurun öne arkaya hareketleriyle sikişi izliyordum.Mine de eşine süpersin aşkım devam et helal olsun diyerek kocasına gaz veriyordu.Yaklaşık 10 dk kadardır aynı pozisyonda kaldıktan sonra uğur hareketlerini hızlandırmış minenin amına sıcak dölerini bırakmaya başlamıştı.Boşalan uğur kendini hafif geri iterek minenin amına doğru eğilip kendi dölünü yalamaya başlayınca domalmasını fırsat bilip tekrardan yüklenmeye başladım.2 dk kadar daha siktikten sonra uğur ayaklarım ağrıdı mineyi sik deyip önümden çekildi ve kendini yatağa bıraktı.
Uğurun boşluğundan dolayı önümde duran mineye yaklaşıp aletimi döl içindeki deliğine yerleştirdiğim an mine de bacaklarıyla belimi kenetleyip ta dibine kadar girmemi ister gibi hareketler yapmaya başladı.Girip çıktıkça uğurun döleri içerden çıkıyor göt deliğine doğru süzülüyordu.Aletimi çıkartıp minenin bacaklarını göğüslerine kadar ittirdim ve o güzel dar deliği karşıma aldım.Götünden sikileceğini anlayan mine yavaş ne olur arkadan çok vermedim deyince merak etme zaten kabak gibi benim girmemi bekliyor deyip döl içindeki deliğe hafif hafif bastırmaya başladım.Mine korkudan dolayı kendini kastıkça penisimin başını sokamadığımdan bende daha çok yüklenmek zorunda kalıyordum.Yerinden kalkan uğur inmiş penisini minenin ağzına tıkayıp kökleyene dek mine kasmayı sürdürmüştü.Uğurun yaptığı köklemeden dolayı 1 an gevşemesiyle aletim götünden yararcasına içeri girince mine çığlık attı ama ne çığlık.Çıkar ne olur çok acıyor desede ben hiç oralı olmadan yavaş yavaş itmeye devam ettim.2-3 dk boyu yavaş yavaş ileri geri yaparak deliğini tamamen genişletmeyi başardım.Yumuşak hareketlerim karşısında minede artık kendini bırakmış zevk almaya çalışıyordu.Ellerini belimden tutup benim dahada hızlı gir çık yapmamaı sağladığında onunda istekli olduğunu anladım ve hızlanmaya başladım.
Ben hızlandıkça minede kendinden geçmişti resmen ve acıyor diyen kadın 5-6 dk sonra sok dibine kadar demeye başladı.Üzerine uzanıp yavaş hareketlerle bir süre siktikten sonra belinden kavradığım gibi kucağımda ayağa kaldırdım mineyi.Bacaklarını ellerimle dolayıp ayakta kucağımda gir çık yapmaya başlayınca mine dudaklarıma yumuluverdi.Bir yandan öpüyor arada dudaklarını ayırıp süpersin aşkım bu pozisyona hastayım ama deneme fırsatım olmamıştı deyince memnun kaldığına sevindim deyip aynı pozisyonda alttan alttan girip çıkmaya başladım.5 dk dan fazla bu şekilde kaldıktan sonra minenin ağırlığı hafiften belli olmaya başlayınca yere indirip duvara yaslayıp domalttım.Aletimi önce amına sokup çıkarttım sonra götüne derken sürekli delik değiştirip durarak kısa sürede bu şekilde siktikten sonra mine karar ver kafam döndü nasıl bir adamsın sen delirttin beni diyene kadar sürdürdüğüm delik değiştirme işine bu laftan sonra göt deliğinden devam edip sertçe sokup çıkarmaya ardı ardına sokmaya başladım.Kısa süre sonrada geliyorum dememle mine hemen içimden çıkıp uğurla beraber önümde diz çöktüler.2 side tadına bakmak istiyordu anlaşılan bende kırmadan 2 sinin kafasını birleştirip boşalmaya başladım.Öyle çok boşalmıştımki 2 sinin ağzındada yeterli miktarda döl görünüyordu.Bittiğini anladıklarında aynı anda yutkunup aletimde kalanlarıda beraberce temizleyip mine penisimin başına öpücük kondurdu.
Yorgunluktan bitap düşmüş halde 3 ümüzde direk yatağa uzanıp sohbete başladık.Nasıldı diye sorduğumda mine evli çiftle olana hiç benzemiyor.Gerçektende tek kişiyle yapmak hikayelerde okuduğumuzdan daha zevkliymiş dediğinde bende evet ilk sexten bile böyle zevk aldıysan bir sonrakinden daha da zevk alacağına eminim deyince uğur biraz acı çektim önceden de pasif olmuştum diğer evli çiftlerdeki kocalara ama seninle bambaşkaydı diyerek oda memnuniyetini bildirdi.Kısa süre soluklandıktan sonra yeni tur a başlayalımmı deyince mine aklıma bişey geldi ama kabul edip etmeyeceğini bilmiyorum deyince bende çekinmeden söylemesini istedim.Mine bizim sürekli görüştüğümüz beyza ve hakanıda adında bizden daha genç olan evli çift partnerimiz var.Onlarda gruba başka bir tek erkek alma fikri üstünde konuşuyorlardı ama aynı biz gibi kararsızlardı.Ayrıca hakan da pasifliği denemek istiyordu ama uğurun 1-2 denemesinde de tam zevki alamamıştı.Eğer kabul edersen onlarıda aramıza alalımmı diye bana sordu.Bende siz istedikten sonra bir mahsuru yok benim için deyince hemen aradılar.Onlarda kabul edince misafirlerimizi beklemeye başladık.Bir sonraki hikayemde 2 evli çiftle olan sex anımda görüşmek üzere…

Bodrum Macerası Bölüm 3

Bodrum Macerası Bölüm 3
O arada Barış abi bütün valizleri arabaya taşımış kapıya gelmiş vedalaşmak için beni bekliyordu. Ben yattığım yerden kalkıp kapıya geldim. Vedalaşma faslı bittikten sonra kendimi koltuğa bıraktım. Dünya başıma yıkılmıştı. Ertesi gün bir mucize olur mu gibi saçma sapan düşüncelere dalmıştım. Realist yaklaşımla bu mümkün görünmüyordu, çünkü Funda ile Necati Yalıkavak tarafına gideceklerdi. Benim ise akşam saatlerinde de Seda’yı karşılamak için havaalanına gitmem gerekiyordu. “Ah Funda ne olurdu itiraz etseydin?” O sinirle hava almak için terasa çıktığımda, arabayı otoparktan çıkarken gördüm. İçim içimi yiyordu. Tekrar içeriye girdim, en iyisi internetten biraz porno izleyip mastürbasyon yapmaktı. Bu da ayık kafayla olmazdı sanırım, içkim bitmişti ve sitenin görevlisi Hüseyin abi’yi arayarak bana birkaç bira alması için gelmesini rica ettim. 2 dakika sonra kapı zili çaldı. Hüseyin Abi alacaklı gibi zile basıyordu. 5 Lira bahşiş için bu adamın yapamayacağı yoktu sanırım. Zaten çok sinirliydim ve tüm hıncımı bu adamdan çıkaracaktım, “ya patladın mı geliyorum Hüseyin abi!!!” diye bağırarak kapıya yöneldim. Kapıyı açtığımda “Ne oldu, benden ümidi kesince Hüseyin Abi’yi mi çağırdın?” Funda gülerek karşımda duruyordu. Neye uğradığımı şaşırmıştım. ”Anlaşıldı sen burada durup beni izleyeceksin.” Deyip içeriye girdi ve kapıyı kapattı. “Ama nasıl, sen o arabada değil miydin?” Yüzüme baktı ve gülerek “Valizler sığmamış, arka koltukta da valiz vardı, hem öyle olmasaydı bile bu fırsatı kaçırmamak için gerekeni yapacaktım, ayrıca böyle ayakta gevezelik edip zamanımızı boşa mı harcayacağız, istersen ben gideyim Hüseyin Abin gelir nasılsa” demeye kalmadan kapı çalmıştı. Kapıyı açtım ve Hüseyin Abi’ye 10 lira bahşiş verip biraları iptal ettim. Funda’ya dönüp telefonumu göstererek, ”bak bu ekrandan arabanın nerede olduğunu GPS sayesinde görebiliyorum, için rahat olsun en az 2 saat zamanımız var, ayrıca zaman kazanmak için havaalanından sonra Necati’yi bir yerlere gönderebilirsin” diyerek güldüm. “Hmm bak sen her şeyi de düşünmüş.” Deyince, elinden tuttum ve hiçbir şey konuşmadan üst kata, Barış Abilerin kaldığı odaya çıktık. Zaman bizim için hızla ilerliyordu ve bir an önce anı yaşamalıydık. Üzerinde kot pantolonu ve beyaz t-shirt’ü vardı. Ayaktaydık ve yine birbirimize bakıyorduk, bu sefer alt dudağını ısırmıyordu. İlk hamle yine benden geldi, bu sefer dudaklarını değil boynunu ve kulağının arkasını öpmeye başladım. Nefes alışı değişmişti, kendini bana teslim ettiğini düşünüyordum ki bu sefer o benim boynuma saldırmıştı. Öperken arada diliyle boynuma ve kulağıma dokunduğun da hissettiğim şey, ayak parmaklarımdan beynime hücum eden bir karıncalanmaydı. Tenine sinmiş parfüm kokusunu içime çekiyor, bir yandan da belini kavrayıp kendime doğru bastırıyor sikimi tamda amının üzerine dayıyordum. O sıcak Temmuz gecesinde, güneşten bronzlaşmış tenlerimiz henüz tam da olarak bir birine temas etmemişken bile, beni zevkin zirvesine çıkarması adeta yaşayacaklarımın güzel bir fragmanı gibiydi. Dudaklarımız kenetlendiğinde, dillerimiz birbirine dolaşıyor nefesimiz kesiliyordu. Ani bir hamleyle arkasına geçip, bu sefer sikimi o dolgun kalçalarına dayadım. Bir taraftan boynunda öpüyor ellerimle ise göğüslerini avuçluyordum. Sonra o pozisyonu hiç bozmayarak ritmik bir şekilde onu yatağa doğru götürdüm. Funda, pantolonunun düğmelerini açıp yatakta domalmıştı ama pantolonu çıkarmamıştı. Birkaç saniye kot pantolonundan adeta fırlamaya çalışan dolgun götünü izledim. Önce pantolonunu, sonra da iç çamaşırını yavaşça aşağıya indirirdim, yanık teninden sıyrılan bembeyaz kalçaları bir hazine gibi önümdeydi artık. Elleriyle kalçalarını iki yana ayırması beni çıldırtmaya yetmişti, ben ise onu zevkin doruklarına çıkarmak için acele etmedim. Önce kalçalarını öpmeye başladım, amının ve arka deliğinin sınırlarına dilimle dokunuyor ama hedeflediğim iki deliğe asla dokunmuyordum. Dilimi yine kalçalarında gezdiriyor hafifçe ısırıyor sonra amıyla arka deliğinin arasında kalan bölgeyi dilimle yalıyor, yine arka deliğini pas geçerek yukarıya doğru dilimi kaydırıyordum. Bu hareketim onu çıldırtmaya yetmiş, nefes alması iyice sıklaşmıştı. Birkaç dakika sonra dayanamayıp ani bir hamleyle dilimi arka deliğine soktum. O anda attığı zevk çığlığı ile arka deliğini yalamaya ve dilimi sokmaya devam ettim. Bu sefer, iyice ıslanmış amına gelmişti sıra. Kafamı dolgun kalçaları arasına gömmüş, arada amının, iyice dışarıya çıkmış dudaklarında dilimi çevirerek, sonra yine içine sokuyordum. Pozisyonunu değiştirerek yatak ’da oturup üzerindekileri çıkarırken ben de zaten ayaklarına kadar inmiş pantolonunu ve külotunu çıkardım. Sırt üstü yatağa uzandığında bu sefer amı bir ay parçası gibi karşımda duruyordu. Dilimi amından içeriye sokup çıkarıyor, klitorisini dudaklarımın arasında sıkıştırıp dilimi üzerinde gezdiriyor sonra da emiyordum. Bir süre sonra, göbek deliğinden yavaşça göğüslerine doğru çıktım. İyice dikilmiş göğüs uçlarını emerken o da boş durmuyor eliyle şortumun üstünden kas katı olmuş sikimi okşuyordu. Son olarak dudaklarında yaptığım final ile önce üzerimdeki t-shirt’ü çıkardı ve sıra bende der gibi gözlerime baktı. Bu sefer ben yatağa uzanmıştım. Tekrar boynumdan öpmeye başladı ve yavaş yavaş elini şortumdan içeriye soktu. Kendimi tamamen ona teslim etmiştim. Şortumu tamamen çıkardığında ikimizde prangalarından kurtulmuş mahkumlar gibi özgürdük. Çıplak bedenlerimiz ve yanık tenlerimiz bir birine değiyor, dudaklarımı emerken göğsüme değen meme uçları yavaşça aşağıya doğru kaymaya başlıyordu. sikimi göğüslerinin arasında sıkıştırıp biraz oynadıktan sonra şelale gibi akmaya hazır bir şekilde ucunda birikmiş olan zevk suyumu, eliyle kafasını sıkarak iyice ortaya çıkardı. Dilini, ucunda gezdirip o yağlı sıvıyı iyice kıpkırmızı olan kafasında dağıtıyor beni zevkin doruklarına çıkarıyordu. Kafasını bir vakum gibi emerken gırtlağına doğru tamamını ağzına alıyor, birkaç saniye öyle bekledikten sonra bir anda ağzından çıkarıyordu. Gırtlağından gelen balgamları üzerine dağıtıp köküne kadar tekrar yutuyordu. Aldığım haz yüzünden artık iyice kendimden geçmiştim ki bacaklarımı yukarıya kaldırıp bu sefer taşşaklarımı emmeye başladı. Son olarak taşşaklarımdan aşağıya kayıp dilini, deliğimin üstünde gezdirmeye başladığında bir taraftan sikimi okşuyor bir taraftan da dilini daha derinlere sokmaya çalışıyordu. Artık ana yemeğe geçeceğimizi düşünürken hiç beklemediğim bir şey yapmış, az önce dilini soktuğu deliğimden içeriye parmağını sokmuştu. Yaşadığım kısa süreli şoku hemen atlatıp kendimi ona teslim edip anın tadını çıkarmaya devam ettim. Bir taraftanda sikimi ağzına alıyor ve beni zevk denizinde hiç yaşamadığım bir yolculuğa çıkarıyordu. Boşalmak istemiyordum ve kasılmalarımı hissedince yüzüme baktı, üzerime uzanıp tekrar dudaklarımı emmeye başladı. O arada gözüm telefonun saatine ve açık olan GPS e takılmıştı.

To be continued

UZUN BİR HİKAYE – 4

UZUN BİR HİKAYE – 4
4. Bölümü yayınlarken sanırım bir hata oluştu yeniden yüklüyorum
KALDIĞI YERDEN DEVAM
O akşam tatil köyünün açık hava restoranında şaraplarımızı içerken, Adana’da başımdan geçenlerin hepsini çok fazla ayrıntıya girmeden Piraye’ye anlattım. Beni sonuna dek yorum yapmadan dinleyen Piraye,
– “Başına böyle şeyler gelmesine hem üzüldüm, hem sevindim. Sana fiziki zarar vermediklerine göre kaybedilmiş bişey yok. Aksine, yıllardır sürdürdüğün anlamsız bakire hayatına son vermiş olman çok iyi. Bundan sonra canınızın istediğiyle birlikte olabilirsin. Hem önemli bir ders aldın; Çirkin erkeklerden de öğrenilecek çok şey vardır. Çünkü onlar kadına daha çok ilgi gösterir ve ellerinden gelenin en iyisini yaparlar” dedi.
– “Sana inanmıyorum Piraye! İki gün boyunca tecavüze uğradım. Seninse şu söylediklerine bak!”
– “Hemen kızma! Anladığım kadarıyla olanlarda senin de kısmen sorumluluğun var. Bara gittiğiniz gece çok fazla içip, adamları resmen azdırmışsın.”
– “Fazla içtiğim doğru ama onları tahrik etmeye çalışmadım.”
– “Olabilir. Bazen insan farkında olmadan çok şeyler yapabilir. Neyse canım, seninle tartışmak istemiyorum. Tatilin tadını çıkaralım. Ama göreceksin, eğer biraz otokontrolünü gevşetirsen muhteşem bir hayat yaşayabilirsin. Hahaha! Bu arada Tolga’yı düşünüyorum da, senin onu 2-1 yendiğini bilse ne hissederdi acaba?”
– “Piraye, lütfen. Bunları konuşmayalım şimdi.”
– “Ok. Bak sana anlatacaklarım var. Sen yokken burada Sinan diye biriyle tanıştım. Çok tatlı bir adam. Yanında da bir arkadaşı var. Adı Tamer. O da yakışıklı bir çocuk. Bunlar İstanbul’da yabancı bir şirketin pazarlama bölümünde çalışıyorlarmış. Sinan evli, Tamer bekârmış. Biri karısını, diğeri sevgilisini İstanbul’da bırakıp tatile gelmişler. 2 gündür sahilde birlikte oturuyoruz. Beni çok güldürüyorlar. Sinan sanırım bana yazılıyor.”
– “Adam evliymiş. Bence yüz verme.”
– “Nedenmiş o? Bana ne evliliğinden? O kadar muhabbet kuşu olsalar, buraya tek başına tatile gelmezdi.”
– “Sen bilirsin. Yine de söylemedi deme.”
– “Seni de Tamer’le tanıştıracağım. Yarın dördümüz birlikte takılırız.”
– “Olmaz. Bütün bu olanlardan sonra bir ilişki istemiyorum.”
– “Sana ilişkiye gir diyen yok ki. Sadece biraz eğleniriz. İnsana tatilde arkadaşlar lazım.”
– ….
– “Bu gece yemekten sonra barda buluşacağız. Sonra da hep birlikte diskoya gideriz.”
– “Bilmiyorum. Hem bu gece erken yatmak istiyorum.”
– “Yine sen bilirsin. Ama en azından bara gel de adamlarla tanış. Sonra ne istersen onu yaparsın.”
– “Tamam.”
Aramızda konuşarak bara gittik. Henüz ortalık kalabalık değildi. Köşede bir masada oturmuş iki adama doğru ilerledik.
– “Merhaba çocuklar. Sizi Sonay’la tanıştırayım.”
– “Merhaba Sonay. Nasılsın?”
– “Merhaba. Tanıştığımıza memnun oldum.”
Böylece içkilerimizi söyleyip (Ben sadece sütlü kahve istemiştim) havadan sudan sohbete başladık. Sinan ve Tamer 35-40 yaşlarında, normal boylarda sıradan görünüşlü adamlardı. 5-10 dakika konuştuktan sonra, Bu adamlarla Piraye’nin ne ortak yönü olabilir, çok sevimsizler diye düşünmeye başlamıştım. Sanki aralarında anlaşmışlar gibi, Sinan Piraye’ye, Tamer bana ilgi gösteriyordu. Piraye kıkırdayıp duruyor, Sinan’ın saçma sapan muhabbetine çanak tutuyordu.
Tamer ise kırk yıllık dostmuşlar gibi, benle hemen senli benli olmuş, benim hiç de ilgimi çekmeyen konularda konuşup duruyordu. Böylece neredeyse 1,5 saat oturduk. Bu sürede zarfında, Sinan ve Tamer’in küçük çaplı bir al-sat şirketinde, satış temsilcisi olduklarını, Sinan’ın 37, Tamer’in 36 yaşında olduğunu, ikisinin de futbol delisi olduklarını, Sinan’ın 6 yıllık evli ve 1 çocuklu olduğunu ama karısıyla kafalarının uyuşmadığını, çocuğun hatırına evliliklerine devam ettiklerini, Tamer’in sarışınlardan çok hoşlandığını, 3 gündür Piraye’yle çok iyi anlaştıklarını, benimde e katılmamla tatilin kalan kısmında süper eğleneceklerini, yarın sabah hep birlikte tekne turuna çıkılmasına oybirliğiyle karar verdiklerini (bunu ilk kez duyuyordum!), birazdan da diskoya gidip kurtlarımızı dökeceğimizi öğrendim. Bu son bilgi karşısında,
– “Bu gece beni mazur görün. Çok yorgunum. Az sonra yatmaya gideceğim” diyerek onlara katılmayacağımı bildirdim.
– “Olmaz ama. Hep birlikte eğleniriz. Yorgunluğun da geçer”, diyen Tamer’i epey bir uğraştıktan sonra ikna ederek
– “Siz bu gece bensiz gidin. Yarın inşallah ben de size katılırım,” diyerek konuyu kapattım.
Bunun üzerine, diğer üçü beni üçüncü kahvemle baş başa bırakıp, diskoya yollandılar. Arakalarından yürüyüşlerini izlerken, Piraye’nin ne kadar güzel bir kadın olduğunu ve hayatından ne kadar mutlu göründüğünü düşündüm. Beyaz mini eteği, iyice bronzlaşmış düzgün bacakları ve ayak bileğindeki zarif halhalı, bakımlı ayaklarını sergileyen seksi ayakkabılarıyla pek çok erkeğin başını döndürebilecek bir kadındı Piraye. İstediği erkekle evlenip, rahat bir yaşam sürebilirdi. Ama o yalnız yaşamayı seçmiş, kendimi rüzgâra bırakmıştı. Son derece sıkıcı ve sıradan adamlar olan Sinan ve Tamer’in arasında yürürken, çevredeki bakışları üzerine topluyordu.
– “Neyse. Ben kendi işime bakayım. Saat 11’i geçiyor. Gidip yatayım, yarın bol bol yüzmek istiyorum.”
Böylece hesabı ödeyerek tatil köyünün otel kısmındaki odasına giden asansöre bindim. Piraye ile yanyana odalarda kalıyorduk. Odalar geniş ve konforluydu. İki oda aynı terası paylaşıyorduk. Böylesi daha iyiydi. Herkes odasında yalnız kalıp, terasta bir araya gelebilirdik. Ilık bir duş alıp, kendimi serin çarşaflara bıraktım. Az sonra, tatlı bir uykuya dalmıştım.
Ne kadar uyuduğumu bilmiyordum ama gecenin sessizliğinde birden uyandım Bir an nerede olduğumu anlayamadım. Başucumdaki lambayı yaktım ve saatimi aradım. Saat 4’ü geçiyordu. Hava çok sıcaktı ve klima kapalı olduğundan epey terlemiştim. Sanki 3-4 saatlik uyku bana yetmişti. Yatakta biraz dönüp durduktan sonra, uyuyamayacağımı anlayınca kalkıp bir sigara yaktım. Hafif aralık olan balkon kapısından terasa vuran soluk ışığı fark ettim. – “Piraye ışığı açık uyuyor herhalde” diye düşündüm.
Biraz hava almak için terasa çıktım. İki odanın paylaştığı teras epey genişti. Uzaktan körfez boyunca hala ışıkları yanan tatil köylerini ve aşağıda iyice aydınlatılmış yüzme havuzunu seyrederek sigaramı tüttürürken, kalan tatilimde çok iyi vakit geçirmeye karar vermiştim. Bol bol güneşlenip, yüzecek, her türlü stresten kendimi uzak tutacaktım. İstanbul’a dönünce Tolga’yı aramaya kararlıydım. Oturup ilişkimizi konuşmalıydık. Çok uzun süredir birlikteydik ve ilişkimiz zaman zaman iniş-çıkışlara karşın iyi bir ilişkiydi. Her şeyi bu şekilde bitirmek doğru olmayacaktı. Eğer Tolga yaptığından gerçekten pişman olmuşsa ve bir daha tekrarlamayacağına söz verirse, ona bir şans daha verecektim. Kendi başıma gelenleri kesinlikle anlatmayacaktım. Bu yaşananlar bir sır olarak kalacaktı.
Derin düşüncelerimden sıyrılıp odasına dönmek üzere geri döndüğümde Piraye’nin odasından sızan ışığa gözüm takıldı. Kapısı kapalıydı. – “Herhalde klima çalışıyor, Allah vere de hasta olmasa” diye düşündüm. Sonra pencereden içeri bir göz atma isteği duydum. Sessiz adımlarla balkonun Piraye’nin odası tarafına ilerledim. Pencerenin tülü yarı yarıya açıktı. İçerden gece lambasının ışığı geliyordu…
Aralık tülden içeri baktığımda gözlerime inanamadım. Gece lambasının aydınlattığı odada çırılçıplak bir erkek sırtüstü yatıyordu. Çok şaşırmıştım, Piraye’nin başına bir şey geldiğini sanarak panikledim. Gözlerim ışığa alışınca adamın Sinan olduğunu fark ettim. Aklım karışmıştı. Peki, ama Piraye neredeydi? Bir yandan ne yapacağımı düşünürken, bakışlarım Sinan’ın penisine gitti. Büyüklüğü dikkat çekici boyuttaydı, sertleşmemiş olmasına rağmen. Aylardır temizlenmemiş gibi kıllıydı.
Sinan gözleri kapalı yatıyor, arada sırada komodinin üzerine koyduğu küllükte duran sigarasından bir iki nefes çekiyordu. Sonra banyo tarafına bakıp, birisiyle konuşmaya başladı. Ne söylediğini duyamıyordum, ama iyice meraklanmıştım. Ses çıkarmamak için büyük özen göstererek iyice eğildim ve kiminle konuştuğunu anlamaya çalıştım. Eğer Piraye’nin başına bir şey geldiyse ne yapacağımı düşündüm. Birden şaşkınlıktan küçük dilini yutacak gibi oldum.
Piraye banyo tarafından odaya girmişti ve çırılçıplaktı. En yakın arkadaşımı henüz 2 gün önce tanıştığı bir adam karşısında çırılçıplak bulunca bir an hayal gördüğünü sandım. Ne düşüneceğini bilemedim. İzlemeye devam ettim. Bu arada Piraye’yi ilk kez anadan doğma gördüğünü fark ettim. Kaç yıllık arkadaştılar ama birbirimizi kısmi çıplaklıklar dışında hiç böyle görmemiştik. Piraye’nin güzel bir kadın olduğunu hep düşünmüştüm, ama bu kadar güzel olduğunu fark etmemiştim. Loş odada antik Yunan heykellerinden biri gibi duruyordu. Uzun ve biçimli bacakları, yüksek ve sıkı bir poposu, ince bir beli, dolgun ve dik göğüsleri, omuzlarına inen dalgalı saçları vardı.
Orada kalıp kalmama konusunda kısa bir kararsızlık geçirdim Orada kalmamın insanların özel hayatına tecavüz olduğunu biliyor, ama merakımı ve heyecanımı yenemiyordum. Sonunda kalmaya karar verdim. Zaten uykum da iyice açılmıştı.
Piraye mini bardan aldığı minyatür şarap şişesini açtı, bir dikişte bitirdi. Geniş yatağa ilerledi, yatağın ucuna oturdu ve Sinan’la konuşmaya başladı. Sinan hiç istifini bozmadan arkasına istiflediği yastıklara dayanarak uzanmaya ve sigarasını tüttürmeye devam ediyordu. Bir süre konuşup gülüştükten sonra Piraye dizlerinin üzerinde Sinan’a yaklaştı. Beni hayrete düşürecek bir rahatlıkla Sinan’ın yarı-sert, iri yarağını bir çırpıda ağzına aldı ve emmeye başladı. Sinan Piraye’nin saçlarıyla oynuyordu. Piraye gitgide büyüyen penisi ağzına sığdırmakta zorlanıyordu. İşini bilen tavırlarla bir süre kocaman olmuş başını yalıyor ve emiyor, ardından dilini boydan boya gövdesinde gezdiriyor, bir yandan da eliyle mastürbasyon yaptırıyordu.
Kendimi bir porno film izliyor gibi hissettim. Yaklaşık beş dakikalık bir oral seks seansından sonra Sinan’ın penisi patlamaya hazır bir bomba kıvamına gelmişti. Piraye, yarattığı canavara şöyle bir bakıp Sinan’ın göbeğinden boynuna doğru öpücükler ve dil darbeleriyle ilerledi. Sinan gözlerini kapamış, kendimi Piraye’nin becerikli ellerine ve dudaklarına bırakmıştı. Sonunda yüzleri birbirine yaklaştı ve öpüşmeye başladılar.
– “Aman tanrım” diye düşündüm “Ne kadar ateşliler, sanki birbirine âşık bir çift gibiler.”
Gerçekten de Piraye ve Sinan öpüşmekten çok adeta birbirlerinin dudaklarını ve dillerini yiyorlardı. Ve birbirlerine inanılmaz derecede sert davranıyorlardı. Sevişmelerinde yumuşaklık, romantizmin zerresi yoktu. Çılgınca ve aceleyle sevişiyorlardı. Birden dilini Piraye’nin dudaklarından kurtaran Sinan, Piraye’yi altına aldı ve göğüslerine yöneldi. Meme uçlarını hızla yalıyor, uzun uzun somuruyordu. Saatlerce aç kalmış bir bebek gibi, göğüs uçlarının birini bırakıyor, diğerini emmeye başlıyordu. Emişleri gitgide şiddetlendi ve sonunda apaçık ısırmaya başladı. Artık sadece uçları değil, göğüslerin her yerini ısırmaya başlamıştı.
Sinan, Piraye’nin iri göğüslerini iki eliyle kavrayıp birbirine yaklaştırmış, dilini bir badana fırçası gibi üzerlerinde gezdiriyor. Salyalarından Piraye’nin göğüsleri pırıl pırıl parlıyorlardı. Daha sonra tadını çıkara çıkara, göğüslerden aşağı, göbek deliğine indi. Bir süre dilini göbek deliğinde gezdirdikten sonra, daha da aşağılara kaydı ve Piraye’nin vajinasının başlangıç noktasındaki küçük tepeciği emmeye başladı. Bu hareket Piraye’yi çılgına çevirdi. Yüksek sesle inlemeye başladı. Öyle ki, inlemeleri duyabiliyordum.
Sinan büyük bir sabırla, Piraye’nin vajinasını uzun uzun emdi. Piraye yatakta kıvranıyor, Sinan’ın başına bastırıyor, onu devam etmeye zorluyordu. Biraz daha aşağı ilerleyen Sinan, dilini vajinanın her yerinde gezdirmeye, elleriyle de destek olmaya başladı. Piraye’nin uzun bacaklarını mümkün olduğunca yana açıp, iki eliyle vajinanın kanatlarını ayırıp, dilini ritmik hareketlerle içeri sokup çıkarmaya başladı. Piraye’yi resmen diliyle beceriyordu.
Gördükleri karşısında adeta büyülenmiştim. Piraye tüm güzelliğiyle poz verir gibi uzanmış ve Sinan inanılmaz bir beceriyle ve sabırla onu kendinden geçirmişti. Bir an içimde yükselen arzuya engel olamayıp, içeri girmemek için kendimi zor tuttum. Sinan’ın Piraye’nin vajinasını yalama işlemi belki 10-15 dakika sürdü. Sonunda becerikli bir hareketle Piraye’yi yüzükoyun çeviren Sinan, önünde sergilenen muhteşem görüntüyü bir süre hayranlıkla seyrettikten sonra, Piraye’nin uzun bacaklarının her santimetrekaresini öperek, yalayarak, koklayarak baldırlarına ilerledi. Nefis baldırları hafif hafif dişleyerek yoluna devam etti ve Piraye’nin topuklarını emmeye başladı.
Piraye gözlerini kapamış, kendini tamamen erkeğine teslim etmişti. Sinan, ince gümüş halhalın ayrı bir güzellik verdiği ayak bileklerini, tabanları, parmak aralarını zevkle yaladı. Sinan, Piraye’nin ayaklarına o kadar uzun zaman ayırdı ki, Sonay- “Acaba ayak fetişisti mi?” diye düşünmekten kendimi alamadım. Sonunda, güçlükle ayaklardan ayrılan Sinan, diliyle boylu boyunca bacakları yalayarak, Piraye’nin biçimli poposuna yöneldi.
Piraye’nin kaba etlerini ısıra ısıra öpmeye, acımadan dişlerini geçirmeye başladı. Piraye, arzuyla inliyor, Sinan’ı daha da azdırıyordu. Sinan, Piraye’nin poposunun altına yastıkları koyarak popoyu yataktan yükseltti. Şimdi Piraye domalmış bir pozisyonda, kalçalarının tüm güzelliğini Sinan’a vebana sergiliyordu. Bu manzaraya kendini kaptıran Sinan, Piraye’nin poposunu elleriyle ayırarak, yalamaya başladı. Aynı anda hem ön hem arka delikleri yalıyor, Piraye’yi kudurtuyordu.
Piraye o kadar inliyordu ki, herhalde uyuyor olsam da uyanırdım. Birazdan sesten rahatsız olan birileri şikâyet ederse şaşırmam” diye düşündüm. İki sevgili kendilerinden geçmişlerdi. Nihayet daha fazla dayanamayan ve birleşmek aklına gelen Sinan, hızla doğruldu ve çatlayacak gibi büyümüş yarağını Piraye’nin vıcık vıcık olmuş vajinasına tek hamlede soktu. Kocaman penisin dibine kadar içine girmesiyle Piraye bir an için acı çeker gibi inlediyse de bu durum çok kısa sürdü ve tatlı tatlı yaylanarak Sinan’la birlikte gidip gelmeye başladı.
Sinan kendinden geçmiş, müthiş bir hızla Piraye’yi beceriyordu. Başını Piraye’nin saçlarına gömmüş, iki eliyle göğüslerini avuçlamıştı. Bu penetrasyon durumu çok kısa sürdü ve Sinan elektriğe kapılmış gibi sarsılarak Piraye’nin içini doldurmaya başladı. Aynı anda hareketlerinden anlaşıldığı kadarıyla Piraye de orgazm oluyordu. Sinan’ın kasılmaları uzun sürdü. Sonunda ikisi de sakinleştiler. Sinan Piraye’nin içinden çıkmadan yüzünü kendinden yana çevirdi ve derin derin öpüştüler. Sonra hala sertliğini kaybetmemiş ve iki sevgilinin seks sıvılarıyla yağlanmış gibi parlayan yarağını Piraye’nin vajinasından çıkardı ve dizlerinin üzerinde doğruldu. Bunun üzerine Piraye’nin yaptığı şey beni dumura uğrattı.
Piraye hiç iğrenmeden Sinan’ın ıslak yarağını ağzına aldı ve uzun uzun emip, yalayarak tertemiz yaptı. Oysa ben bundan hep iğrenmiştim. Hayatı boyunca yalnızca Tolga ve lisedeki arkadaşlarım Fatih ve İsmail’ oral seks yapmıştım birde istemediğim halde iğrenerek de olsa mecburen Sadık, Turgut ve Ahmet’e. İlk yaptıklarımda bu işlerden pek anlamadığımız için kendimizi ayarlayamamıştık, Fatih kısa sürede ağzıma boşalmıştı. Şimdi bile hatırlayınca midemi bulandıran şey ise boş bulunup, Fatih’in spermlerini yutmam olmuştu. Fatih iki saat özür dilemiş, Bende öğürmekten bir hal olmuştum.
Bir daha asla sperm yutmamıştım. Oral sekse karşı değildim. Fakat sperm tadı hoşuma gitmemişti. Bunda bir aşağılanma hissediyordum Tolga’yla sevişirken her zaman olmasa da oral seks yapıyordum ama Tolga istemesine rağmen asla spermlerinin tadına bakmıyordum. Bu yüzden bir kaç kez hafiften atışmıştık bile. Piraye’nin gayet zevk alarak, kendisinin ve Sinan’ın sıvıları karışmış, üzerindeki spermler bu mesafeden bile seçilebilen iri yarağını yalayarak temizlemesi beni hem iğrendirmiş, hem şaşırtmıştı. Piraye’nin bu kadar istekli, bu kadar pervasız olması bana ilginç gelmişti. Ben hiç bir zaman az önce tanık olduğum ateşlilikte bir sevişme yaşamamıştım.
Rahatlayan ve yorulan âşıklar arkalarına yaslanıp, birer sigara yaktılar. Sürünerek geri çekildim ve yavaşça odasına döndüm. Gördüklerimden çok etkilenmiştim. Kafam karışmış, şaşırmış, ne düşüneceğimi bilemez olmuştum. Bir sigara yaktım ve yanımda getirdiğim kitaptan bir şeyler okuyarak aklımı başka konulara yöneltmeye çalıştım.
Harika bir yaz sabahıydı. Yatağımda doğruldum ve aklıma ilk gelen dün gece tanık olduğum inanılmaz aşk sahneleri oldu. Gördüklerinin gerçek mi, yoksa düş mü olduğunu düşündüm. Kalktım, kendime gelmek için duşa yöneldim. Duş yaparken de Piraye ile Sinan’ın sevişmeleri aklımdan çıkmıyordu. Hayatımda bu kadar ateşli seks sahneleri görmemiştim. Kendi kendime gülümsedim
– “Vay be Piraye! Beni çok şaşırttın. Sen neymişsin be kızım?”
Kahvaltı salonunda masalar arasında Piraye’yi arayarak dolaşırken, kendime yönelen bakışların varlığı hoşuma gitmişti. Gerçekten de o gün çok çekiciydim. Turkuaz rengi bikinimi giymiş, kısa sarı saçlarımı jöle ile geriye yapıştırmıştım. Kıyafetimi oldukça dar bir kot şort ve lacivert plaj terlikleri tamamlıyordu.
– “Buradayız Sonay!”
Arkadaşımın sesini duyup gülümseyerek Piraye ve Sinan’ın oturdukları masaya yöneldim.
– “Günaydın arkadaşlar. Erkencisiniz.”
– “Yoo, şimdi oturduk biz de.”
– “Geceniz nasıldı, diskoda kurtlarınızı döktünüz mü?”
– “Harikaydı. Bunu mutlaka seninle de yapmalıyız.”
Sinan bu son cümleyi hafifçe sırıtarak mı söylemişti, yoksa bana mı öyle geliyordu bilemedim? Her halükarda, Sinan’ın sözleri bir an için beni düşündürdü. Kendimi Sinan’ın kocaman penisiyle gözünün önüne getirdim ve kıkırdayarak:
– “En kısa zamanda. Son zamanlarda çok yoruldum ve bunaldım. Biraz eğlenmek benim de hakkım.”
Kahvaltı boyunca Tamer ortalarda görünmedi. Acaba gitti mi diye aklımdan geçirirken tatilimi Piraye ve Sinan’la baş başa geçirmek istemediğimi düşündüm. Tamer’e bayılmasam da, en azından dengeleyici olurdu.
Kahvaltıdan sonra üçümüz birlikte plaja indik. Şansımız yaver gitti. Denize ve bara yakın, gölge bir yer bulduk. Ben ve Piraye eşyalarımızı gölgede bırakıp, kumlara yanyana uzandık. Doğrusu Piraye yine çok güzel görünüyordu. Çingene pembesi bikinisiyle kuşkusuz Sinan’ın aklını başından alıyordu. Bu arada Sinan odasından bir şey almak için uzaklaşınca, sabahtan beri bu konuyu açmak için fırsat aradığım için
– “Ee Piraye, söylesene neler yaptınız akşam. İyi eğlendin mi? Nasıl adamlar bu Sinan’la Tamer?”
– “Süper bir gece geçirdim. Diskoda doyasıya dans ettim. Ortam harikaydı.”
– “Sinan sana asılıyor galiba. Dün akşam lobide gözlerini senden alamıyordu.”
– “Benden etkilendiği doğru. Ben de ondan etkileniyorum. Mükemmel bir tatil aşkı olabilir. Her istediğimi yapıyor ve yatakta da süper!”
– “Yatakta mı? Onunla yattın mı?”
– “Evet. İkimiz de birbirimizden hoşlandığımıza göre neden birlikte olmayalım? Hayat kısa, tatil daha da kısa.”
– “İnanmıyorum sana Piraye! Ne kadar rahatsın. Adam evliymiş.”
– “Olabilir. Şahane bir evlilikleri olsa buraya tek başına gelmezdi. Zaten yürümeyen bir ilişki için keyfimi kaçıramam.”
– “İlginç kadınsın. Kendi doğruların var ve bildiğin gibi yaşamaktan çekinmiyorsun.”
– “Sana da kendini rahat bırakmanı tavsiye ederim. Düşünsene. Genciz ve güzeliz. Sağlığımız yerinde. Çok değil, 10 yıl sonra istesek de hızlı yaşayamayacağız. O zaman tatillerimde bol bol kitap okurum. Ama şimdi, fırsat varken her şeyin tadını çıkarmak istiyorum.”
– “Belki de haklısın. Yine de benim için alışması ve kabullenmesi zor bir düşünce. Hem ben evli bir kadınım.”
– “Boş versene. Tolga’nın şu anda o sekreter kızın kollarında olmadığını kim biliyor?”
– “Böyle söyleme Piraye. Ben evliliğimizi kurtarmak istiyorum. Herkes bir kez hata yapabilir.”
– “Bravo. Yalnız bence evliliğini İstanbul’a dönünce kurtar. Bu yaz bir daha tatile çıkamayabilirsin. Seneye kim öle, kim kala?”
Bu hararetli sohbet tepemizde biten Tamer’in araya girmesiyle sona erdi.
– “Merhaba kızlar, muhabbetinizi bölmüyorum ya?”
– “Aa merhaba Tamer, biz de sen nerelerdesin diye meraklanmıştık.”
– “Sabah uyanamadım. Geç kahvaltıya kaldım. Bugün ne kadar sıcak değil mi?”
– “Berbat.”
– “Ben içecek bir şeyler alacağım” diyen Piraye yanımızdan ayrılınca, Tamer yanıma oturdu.
– “Dün gece keşke sen de bizimle diskoya gelseydin. Çok eğlendik. Hem Sinan’la Piraye o kadar iyi anlaşıyorlar ki, kendimi fena halde yalnız hissettim.”
– “Çok yorgundum dün. Kaç gündür bitmek bilmeyen toplantılar yüzünden pestilim çıktı. Şimdi iyiyim. Bundan sonraki eğlencelerde ben de varım.”
– “Buna çok sevindim. Söylemeden edemeyeceğim, bugün harika görünüyorsun.”
– “Teşekkür ederim.”
– “Bence hemen vücuduna güneş yağı sürmelisin. Sahilde ilk günün ve güneş inanılmaz yakıcı.”
– “Haklısın. Çeneye dalıp, unutmuşum.”
– “Dur sana yardım edeyim. Uzan şöyle.”
– “Bilmem… Boş ver, ben yaparım.”
– “Sırtına filan elin uzanmaz. Bana bırak. Çekinmesene benden.”
– “Çekinmiyorum.”
Böylece yüzükoyun uzandım ve Tamer iki avucuna birden boca ettiği güneş yağını sırtıma ve omuzlarıma ağır hareketlerle sürmeye başladı. Ellerimi uzun uzun sırtımda, belimde dolaştırdı. Gözlerimi kapamış, denizin sesini dinliyordum. Kendimi epeydir bu kadar huzurlu hissetmemiştim. Tamer’in masajı da hoşuma gitmişti. Adamın hareketlerinde bariz bir asılma hissediyordum. Buna aldırmadığıma karar verdim. Sadece anın tadını çıkarmaya ihtiyacım vardı. Tamer’in parmaklarının yanlışlıkla olmuş gibi bikinimin içine bir an girmesiyle irkildim ama sesimi çıkarmadım. Belki de bundan cesaret alan Tamer, ellerini bacaklarımın arkalarına götürdü ve normalde ellerimin ulaşmakta hiç zorlanmayacağı bölgeleri yoğurmaya başladı. Yumuşak hareketlerle kalçalarımdan ayak bileklerime kadar olan bölgeyi yağladı. Adeta her noktamın tadına varıyordum.
– “Oh ne güzel, bizi böyle yağlayan yok!”
Piraye’nin neşeli sesiyle gözlerimi açtım.
– “Eline sağlık Tamer. Gerisini ben hallederim. Sen de kıskanmasana Piraye. İstesen Tamer senin de sırtını yağlar.”
– “Ben sabah odadan çıkmadan o işi hallettim. Bakın Sinan geliyor. Hadi hep birlikte muza binelim.”
Bu teklif herkesin hoşuna gitti ve böylece bizim dörtlü can yeleklerini takıp muza yerleşti. Yaklaşık 20 dakika süren muz macerasında defalarca suya düştük. Çocuklar gibi eğlendik. Bu arada muza tekrar çıkma çalışmaları sırasında Tamer ve hatta Sinan tarafından ellenmeyen yerim kalmadı. Kendime hayret ediyordum. Dün tanıştığım bu iki adama karşı hayatımda hiç olmadığı kadar rahat davranıyordum…
Gecenin ilk saatleriydi. Piraye ile aramızda kıkırdayarak otelin merdivenlerinden lobiye iniyorduk. Lobide Sinan ve Tamer’le buluşup Antalya’nın içine, şehrin ünlü diskolarından birine gidecektik. İkimizde de son derece frapan giyinmiştik. Beyaz, vücudumu saran bir Jean ve askılı pembe bir bluz, Piraye; dar bir bluejean ve göbeğini açıkta bırakan sarı bir t-shirt. Gerçekten çok alımlıydık. Sinan ve Tamer bizleri uzaktan görünce birbirlerini dürttüler.
– “Oğlum süper olmuşlar. Sonay’ın vücudu da Piraye’den aşağı kalmazmış.”
– “Bu gece sıra bende. Sen dün Piraye’yle uçuşa geçtin, bugün de ben Sonay’ı iyi edeceğim. Bana bak sakın kıza asılma!”
– “Ha ha ha…”
Yarım saat sonra şimdiden tıklım tıklım dolu olan diskonun kapısından girerken, uzun süredir bu tip bir ortama girmediğimi düşünüyordum. Bu gece canımın istediği gibi eğlenecektim. İçkilerimizi alarak, piste biraz uzak, nispeten kuytu bir yere geçip oturdum. Yarım daire şeklindeki kanepenin ortasına denk gelen yerde küçük bir masa vardı. Masanın bir yanına Piraye’yle Sinan, diğer yanında benle Tamer oturmuştuk. Müziğin sesinden insan yanındakinden başkasıyla konuşamıyordu.
Göz ucuyla Piraye’ye bakanca, onun Sinan’la hararetli bir muhabbete daldığını gördüm. Yapabileceğim tek şey Tamer’le ilgilenmekti. Böylece Tamerle koyu bir sohbete başladık. İyi de içiyorduk. 2 saat içinde Tamer içkileri tazelemek için epey bir tur atmak zorunda kaldı. Etraflımızdaki herkes kendi halindeydi. Genç çiftler pek de kuytu sayılamayacak yerlerde öpüşüp koklaşıyorlardı. Birden Tamer,
– “Evli olduğunu biliyorum. Piraye söylemişti. Sakıncası yoksa neden tatile yalnız geldiğini merak ettim.”
– “Piraye’nin de ağzında bakla ıslanmaz zaten. Neyse. Söylesene neden merak ediyorsun?”
– “Bilmem. Yalnızca merak işte.”
– “O zaman seni fazla merakta bırakmayayım. Şu anda Tolga ile ayrı yaşıyoruz. O yüzden tatile Piraye’yle çıktım.”
– “Ama neden ayrı yaşıyorsunuz?”
– “Gerçekten çok meraklısın Tamer. Herhalde Piraye nedenini de söylemiştir.”
– “Ee… Bir şeyler söyledi, evet. Yine de işin aslını senden duymak istedim.”
– “İşin aslı diye bişey yok. Tolga beni aldattı. Ben de evi terk ettim. Özetle bu işte!”
– “Şaşırdım.
– “Neden?”
– “İnsan senin gibi bir kadını neden aldatır ki?”
– “Nasıl yani?”
– “Çok güzelsin, her erkeğin başını döndürebilirsin…”
– “Teşekkür ederim. Bugün bana ne çok iltifat ettin. Anlaşılan Tolga böyle düşünmedi.”
– “İltifat değil. Senden çok etkileniyorum. Eşin elindeki hazinenin değerini bilememiş.”
Cevap vermedim. Sadece gülümsedim. İçkimden büyük bir yudum aldım;
– “Hadi dans edelim. Beni dansa kaldırmayacak mısın?”
Böylece kalabalık dans pistine yöneldik İğne atsan yere düşmeyecek kadar doluydu pist. Tamer le ritme kendimizi bırakıp, hafif hafif salınmaya başladık. Kısa süre sonra slow bir parça çalmaya başlayınca, Tamer ellerini belime doladı ve beni kendine iyice yaklaştırdı. Az sonra Tamer’in önündeki sertliği hissedebiliyordum. İrkildim. Bu kadar ileri gitmemeliydim. Kendimi biraz geri çekip, etrafını incelemeye başladım. Birden gözlerim fal taşı gibi açıldı. Az önce kalktığımız kanepede Piraye ve Sinan sarmaş dolaş olmuş, öpüşüyorlardı. Piraye Sinan’ın kucağına oturmuştu. Sanki çevrede kimse yokmuş gibi rahattılar; dünya umurlarında değildi. Benim böyle dikkatle bakmamla Tamer de başını o tarafa çevirdi ve kumruları gördü.
– “Bizimkiler iyice havaya girmişler.”
– “Evet. Aralarında bir şeyler olduğunu bilmiyordum.”
– “Görmüyor musun, birbirlerinden çok hoşlanıyorlar.”
– “Belli oluyor.”
– “Yaz aşkı dedikleri bu olsa gerek. İnsanın aklını başından alıyor.”
Tamer bu son sözleri doğrudan gözlerimin içine bakarak söylemişti. Gözlerimi ayırmadan, ilk defa, Tamer’in hoş bir adam olduğunu düşündüm. Benim için deli olduğu her halinden belliydi. İçk**en biraz başım dönüyordu, kendime hâkim olmazsam işlerin kontrolümden çıkacağını düşündüm. Ne istediğime karar veremiyordum. Birden müzik kesildi. Sahneye çıkan gösteri adamı, sıranın gecenin bilmem ne yarışmasına geldiğini anons etti. Biz de Tamer yerlerimize döndük Piraye ve Sinan çok samimi bir şekilde, adeta kucak kucağa oturuyorlardı. – “Saat on ikiyi geçti”, dedi Piraye. – “Hadi otele dönelim. Kumsalda şarap içeriz. Dün çok yorulmuşum, bu gece dans edecek halim yok.”
– “Ok. Hadi şaraplarımızı alıp kumsalda muhabbet edelim.”
Yaklaşık 1 saat sonra dörtlümüz otelin yan tarafındaki kumsalda, sabaha hazırlık olsun diye bırakılmış şezlonglara oturmuş, koyu bir sohbete dalmıştık Piraye ile Sinan bizlerin duyamayacağı bir sesle fıkırdıyorlar, sanki bana bakarak gülüşüyorlardı. Bunun üzerine Dedikodumu mu yapıyorsunuz bakayım? Ne konuşuyorsunuz öyle fısır fısır?”
– “Hiç canım. Sinan’a senin ne kadar saf bir kız olduğundan söz ediyordum.”
– “Neden saf olayım ki?”
– “Baksana. Seni aldatan kocandan intikam almak aklından bile geçmiyor.”
– “Piraye!”
– “Kızmasana canım. Yalan mı? Hem dünyanın senin gibi insanlara da ihtiyacı var.”
Kendimi salak gibi hissediyordum. Sanki liseli mahcup bir kısmış gibi muamele ediyorlardı bana. Şu Piraye’den ne eksiğim vardı ki? Nasıl da eğleniyordu haspa!
– “Siz kendi işinize bakın bakayım. Benimle uğraşmayın.”
– “Bakıyoruz zaten. Hadi Sinan biraz yürüyelim.”
Böylece Sinan ve Piraye kumsalın karanlığında uzaklaştılar. Nereye, daha doğrusu ne yapmaya gittiklerini gayet iyi tahmin edebiliyordum. Birden Tamer’in elini omuzlarımda hissettim.
– “Üşümüyorsun değil mi? Sanki titredin gibi geldi.”
– “Yok, hayır. Sadece düşünüyordum.”
– “Fazla düşünme canım. Bırak, gecenin tadını çıkar.”
– “Haklısın.”
– “Biraz daha şarap? Serin serin iyi gidiyor.”
– “Peki.”
Tamer şaraplarımızı içtik sohbete devam ettik. Bir süre sonra konuşacak bir şey bulamadığımdan sustum. Sessizliği bozan Tamer oldu
– “Senden çok hoşlanıyorum Sonay. İlk gördüğüm andan beri. Seninle olmak için çok şey feda edebilirim.”
Karışık duygular içindeydim. Bir yandan yeni tanıştığım bu adama fazla yüz vermek istemiyordum. Üstelik İstanbul’a dönünce Tolga’yla barışmak istiyordum. Öte yandan ortamın, içkinin ve Piraye’nin söylediklerinin etkisindeydim. Ne yapacağımı bilemiyordum.
Birden Tamer’in elini yanağımda hissettim. Her şey çok çabuk oldu. Tamer, bir eliyle yüzümü kendininkine yaklaştırdı ve dudaklarını benimkilerle birleştirdi. Yumuşak bir şekilde öpmeye başladı. Bunu hiç beklemiyordum. Kendimi geri çekmek istedim ama Tamer’in bırakmaya niyeti yoktu. Bir yandan beni öpüyor, bir yandan da ellerini saçlarımda dolaştırıyordu.
Direnci kırılıyordu. Ben de Tamer’in öpücüklerine karşılık vermeye başladım. Artık liseli iki sevgili gibi uzun bir öpüşmeye kaptırmıştık kendimizi. Öpüşmelerimiz romantik bir tarzdan gitgide tutkulu bir hale dönüştü. Tamer dilini ağzıma sokmuş, benim sıcak ve nemli ağzımda derin araştırmalara girişmişti. Kendimden geçmiştim. Tamer’in saçlarıyla oynuyor, erkeğin dilini zevkle emiyordum.
Dakikalar süren bu ateşli öpüşmeden sonra nihayet dudaklarımız ve dillerimiz ayrıldığında ikimiz de nefes nefese kalmıştık. Tamer,
– “Harikasın Sonay. Harika öpüşüyorsun, sana tapıyorum” diyerek yüzünü boynuma ve çıplak omuzlarıma gömdü.
Çıldırtıcı parfümümü içine çekerek, boynumu ve omuzlarımı öpmeye, yalamaya girişti. Artık tüm kontrolümü kaybetmek üzereydim. Tamer’in sıcak dudaklarının teması beni çılgına çevirmişti. Başımı geriye atarak kendimi zevke teslim etmeye hazırlanıyordum ki, aniden gözlerim 10 metre kadar ilerdeki bir karaltıya takıldı. Birisi bizi gözetliyordu. Hızla toparlandım. Şaşkınlıktan aptallaşan Tamer’e fısıldayarak,
– “Orada biri var. Bizi izliyor” dedi.
– “Kim, nerede?”
– “Bilmiyorum kim olduğunu. İşte orada, bak. Kaçıyor.”
Gerçekten de karaltı fark edildiğini anlayarak hızla karanlığa karıştı. Ama olan Tamer’e olmuştu. Duyduğum tedirginlikle tüm heyecanımı kaybetmiş, hatta gitmek için ayaklanmıştım.
– “Sonay, nereye gidiyorsun? Yalvarırım gitme. Beni böyle bırakamazsın.”
– “Özür dilerim Tamer. Bir an kontrolümü kaybetmişim. Birbirimizi yeterince tanımıyoruz. Bu yaptığımız delilik!” diyerek ayağa kalktım,
– “Gitmem lazım.”
– “Kızdın mı bana? İncittim mi seni?”
– “Hayır. Sadece hazır değilmişim. Yarın görüşürüz. İyi geceler.”
– “İyi geceler Sonay.”
Kumsal boyunca uzaklaşıp, otele yöneldim. Tamer öylesine kalakalmıştı. Bir sigara yaktı.
Ben ise ayağa kalkıp denize doğru yürüdüm. Uykum yoktu. Ne yapacağımı bilmiyordum. Acaba peşimden geliyor muydu Tamer? Baktım Hayır, gelse bile bu hiç bir şeyi değiştirmezdi sanırım kumsalda biraz yürümeye karar verdim.
50 metre kadar yürümüştüm ki, solumdan bir takım sesler duydum. Gündüzleri insanların gölgesinden yararlandıkları bir Kamelya vardı seslerin geldiği tarafta. Yavaşça yaklaştım. Bir ağacı kendine siper ederek kamelyayı baktım. Birden Sinan ve Piraye’yi gördüm.
Piraye çırılçıplaktı! Sinan’ın ise pantolonu ve külotu dizlerine inmişti. Piraye Sinan’ın kucağına yüz yüze gelecek şekilde oturmuştu. Hafif hafif yaylanıyordu. Ay ışığında kalçaları muhteşem görünüyordu.
– “Vay canına” dedim, kendi kendine. – “Resmen sikişiyor yine orospu.”
Kasıklarımda yükselen ateş tüm vücuduma yayıldı. Gördüklerim aklını başımdan almıştı. Neredeyse onları izleyerek mastürbasyon yapacaktım. Ancak kendime hakim oldu. Geldiği gibi sessizce oradan ayrıldım. Daha fazla izleyerek moralimi bozmak istemiyordum.
– “Yarın Tamer’e karşı biraz daha mı anlayışlı olsam kendimi serbest mi bıraksam. Birden Piraye’ye imrendim
– “Baksana orospu çatır çatır veriyor Sinan’a.”
Bu düşüncelerle otele yürüdüm Odama çıktım. Hava çok nemliydi, ateşimi söndürmek için duşa girdim. Soğuk su iyi gelmişti. Duştan çıkınca bir sigara yakıp, öylece yatağa uzandım. Tamer’i ve az önce gördüğü manzarayı düşünmemeye çalışarak sigaramı içtim.
Televizyonu açtım bir süre televizyon izlemeye çalıştım. Aklımı olanlardan başka şeylere yöneltmeye çalışıyordum. Sonra Piraye’nin odasında bu gece neler olduğunu merak ettim. Televizyonu kapayıp balkona çıktım. Yavaşça ilerledim ve dün gece saklandığım yerden Piraye’nin odasına baktım. Hiç ışık yoktu. Biraz daha yaklaşıp daha dikkatli baktım. Oda tamamen boştu.
Yeniden odamın önüne döndüm. Bir sigara daha yakıp uzaktan tatlı tatlı yankılanan denizin sesini dinledim. Sigaram bitince odama döndü. Yatağımın ucuna oturdum ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Sinirleri bozulmuştu. Şu son bir haftada yaşadıklarım tüm dengemi altüst etmişti. 1-2 ay öncesine kadar çoğu kişinin gıpta edeceği bir hayatım vardı. Mutlu bir evliliğim vardı Tolga’yla. İş hayatım gayet iyi gidiyordu. Artık bir bebek sahibi olmayı düşünüyordum ciddi ciddi. Şimdi ise her şey berbat olmuştu.
Kendimi acınacak halde görüyordum. Kocam beni aldatmış, evliliğim ona ermeye yüz tutmuştu. Haftalardır cep telefonumu ya hiç açmıyor, ya da Tolga’nın aramalarına cevap vermiyordum.
– “Onu ellerimle Mirey’e itiyorum” diye düşündüm. Kariyerim de son 1 haftada inanılmaz zarar görmüştü. Neredeyse hiç tanımadığım iki bayinin tecavüzüne uğramış, onların seks kölesi olmuştum. Belki de Sadık ve Turgut olanları çarpıtarak, ballandıra ballandıra her yerde beni nasıl becerdiklerini anlatıyorlardı. Bunlar Erman Bey’in kulağına giderse işimi kaybederdim.
– “İnsanların yüzüne nasıl bakarım” diye düşündüm. – “İstanbul’a döndüğümde belki herkes her şeyi biliyor olacak. Bana bir fahişe gözüyle bakacaklar. Tanrım!” Ve yeniden hıçkırıklara boğuldum.
Yarım saat kadar sonra kendime geldim. Gidip yüzümü yıkadım. Uyumak için yatağa uzandım. Fakat bu sefer de aklım akşam olanlara takıldı. Piraye sanki benimle alay ediyormuş gibi gelmeye başlamıştı. Aptal durumuna düşüyordum.
– “Ne biçim arkadaşım var, herkesin önünde beni zora sokuyor” diye düşünmeden edemedim.
– “Yarın Piraye’yle konuşacağım. Benim düşüncelerime, hayat tarzıma karışmasın. Kendi istediğini yapabilir ama benimle uğraşmasın!” Aklıma Tamer geldi.
– “Az kalsın, işleri daha da berbat edecektim. Her şey Tolga beni aldattı diye başladı. Şimdi benim yaptığıma bak.” Birden yataktan doğruldum. Tolga’ya telefon etmeye karar verdim. Onu affettiğimi söyleyecektim.
– “Yarın İstanbul’a dönerim” diye düşündüm,
– “Birlikte tatile çıkarız. Her şey yoluna girer.”
Santrali aradım ve İstanbul’daki evimin numarasını verdim. Saat çok geç olmuştu ama sabahı bekleyemiyordum. Çocuk gibi heyecanlanmıştım. Ne yazık ki, bu heyecan kısa sürdü. Santraldeki görevli numaranın yanıt vermediğini bildirdi.
– “Nerede olabilir bu saatte. Allah Allah! Dur bir de cepten arayayım.” Günlerdir açmadığı cebimi açtı ve Tolga’nın numarasını çevirdim. Telefon kapalıydı.
– “Belki santraldeki kız yeterince çaldırmamıştır, Tolga’nın uykusu ağırdır” diyerek evi bir kez de cepten aradım. Defalarca çaldırmama karşın telefon açılmadı.
Birden büyük bir mutsuzluğa kapıldım. İçimi Tolga’nın Mirey’le veya başka bir kadınla birlikte olduğu düşüncesi kemiriyordu. Kendimi koca dünyada yapayalnız hissediyordum. Yapayalnız ve mutsuz. Kendi halime sinirlendim sonra.
– “Ne yapıyorum ben?” diye düşündüm,
– “Herkes keyfine bakıyor, benim halimse ortada. Ben miyim sanki tüm olanların sorumlusu?” Tolga’ya karşı büyük bir öfke duydum.
– “Beyefendi kim bilir nerede, kimlerle… Ben de oturmuş ağlıyorum. Hayır, böyle devam edemem.”
Yataktan kalktım, yeniden balkona çıkıp temiz hava aldım. Sonra kararlı bir şekilde içeri girdim. Ayakkabılarımı giydim ve kapıya yöneldim. Tamer oda kapısının çalınmasıyla uyanmış olacak ki
– “Ne oluyoruz yahu bu saatte?” diyerek kapıyı açtı, Saat gecenin 3’ü nü geçiyordu. Çarşafı çıplak vücuduna sarıp kapıyı açmaya öyle gelmişti. Kapıyı aralığından dışarı uykulu gözlerle baktığını gördüm Kapıda beni görünce gözlerine inanamadı.
– “Aaa. Sonay! Hoş geldin. Bişey mi oldu?”
– “Hayır, endişelenme. Uyku tutmadı. Belki biraz konuşuruz dedim.” Gözlerim Tamer’in yarı çıplak vücuduna takılmıştım.
– “Uygun değilsen gideyim.”
– “Hayır hayır. Ne münasebet! Sadece biraz şaşırdım da. Gelsene içeri. Kusura bakma, oda biraz dağınık.”
– “Boş ver dağınıklığı. Tatildeyiz.”
Doğruca balkona yöneldim.
– “Senin odanın manzarası çok güzelmiş. Hem denizi görüyor, hem dağları. Kıskandım seni.”
– “Şey evet. Pek manzarayla ilgilenmedim ama…”
– “İçecek bir şeylerin var mı? Keşke odadan getirseydim bir şeyler.”
– “Alkollü bişey yok. Oda servisi unutmuş bu sabah. Kola var. İçer misin?”
– “Ok. Kola iyi gelir.”
Böylece gecenin üçünde Tamer’in yatağının kenarına oturup kola içmeye başladık.
– “Söylesene Tamer, neden evlenmedin? Yanılmıyorsam 36 yaşındasın.”
– “Bilmem. Fırsat olmadı sanırım veya uygun birini bulamadım. Neden sordun?”
– “Yakışıklı bir erkeksin. Bekâr olmanın cazibesi ne merak ettim.”
– “Bu işler şans işte. Ne bileyim. Senin gibi biri karşıma çıksa belki çoktan evlenirdim.”
– “Beni bu kadar beğeniyor musun?”
– “Evet. Hem de çok. Bu sabah seni plajda gördüğümde, ‘tamam’ dedim, ‘işte aradığım kız.”
– “Bana bu gece benden hoşlandığını söylemiştin ya…”
– “Evet. Bu seni kızdırdı mı?”
– “Hayır. Neden kızdırsın ki? Beğenilmek tüm kadınların hoşuna gider. Bilmeni istiyorum ki, ben de senden hoşlandım.”
– …..
– “Düşündüm de, hayat kısa ve birkaç gün sonra tatilimiz bitecek. Neden kendimizi rahat bırakmayalım? Birbirimizi mutlu edebiliriz.”
– “Demek beni mutlu edeceksin. Bunu nasıl yapmayı planlıyorsun?”
– “Şortunu çıkarmaya ne dersin?”
Bu teklife karşı koymak imkânsızdı Tamer için. Bir çırpıda şortunu çıkardı. Penisi şimdiden sertleşmeye başlamıştı. Sırtüstü uzandı. Karşısına çıkan fırsata inanamıyordu. Ağır hareketlerle bluzumu, pantolonumu ve ayakkabılarımı çıkardım. Yatakta çırılçıplak yatan ve an be an penisi büyüyüp dikilen Tamer’in karşısında iç çamaşırlarımla durdum. Tamer’le göz gözeydik.
Yavaşça ilerledim, yatağın kenarına oturdum ve ağır hareketlerle Tamer’in yarağını avucumun içine aldım. Tamer titredi ve kasıldı. İnanılmaz zevk aldığı belliydi. Yumuşak hareketlerle Tamer’e mastürbasyon yaptırmaya başlamıştım. Tamer saçlarımı okşuyor, beni soyunmaya ikna etmek istiyordu.
– “Harikasın Sonay. Nefis! Okşa onu, evet. Devam et!”
Birden avucumdaki canavarı bırakınca Tamer’den bir hayal kırıklığı nidası yükseldi.
– “Neden durdun? Ne olur, devam et.”
Niyeti durmak değildi. Kısa bir süre yarattığım canavara baktıktan sonra ellerimi sırtıma götürdüm ve sütyenimin klipsini açtım. Az sonra iri göğüslerim tüm ihtişamıyla Tamer’in karşısındaydı. Bu gece Tamer’e bişey yaptırmamaya niyetliydim herhalde ki, Tamer’in kucağına tırmandım ve göğüslerimi emzirmek istercesine ağzına dayadım. İlk karşılaştığımız andan beri çıplak hayal ettiği göğüslerimi dudaklarına sunulurken bulan Tamer, biberon isteyen bir bebek gibi saldırdı. İki eliyle yanlardan kavradı ve çılgınca emmeye başladı.
Sonay’ın gırtlağından bir zevk iniltisi yükseldi. Tamer sımsıkı tuttuğu göğüslerimi iştahla yaladı, irileşmiş uçlarını emip-kemirdi, yumuşak etleri tatlı tatlı ısırdı, arzuyla yüzüne sürttü. Yaklaşık 5 dakika süren bu göğüslere tapınma seremonisinden sonra Ben de iyice tahrik olmuş, her şeyi yapabilecek kıvama gelmiştim.
Göğüslerimi Tamer’in dudaklarından ve ellerinden kurtardı ve erkeğimin dudaklarına yapıştım. Çılgınca bir arzuyla ve müthiş bir açlıkla öpüşmeye başladık. Birkaç saat önceki tutkulu öpüşmelerimiz bunun yanında solda sıfır kalırdı. Öpüşmüyor âdeta birbirimizi yiyor, içiyorduk.
Artık kimin olduğu iyice karışan diller dans ediyor, dillerimiz yardımıyla birbirimizin ağzının her noktasını keşfediyorduk. Öpüşmenin şiddetinden çenelere kadar her yerlerimiz, tükürük ve salya içinde kalmıştı. Nice sonra nefes nefese kalıp ayrıldığımızda Tamer,
– “Seni seviyorum Sonay. Daha önce böyle öpüşen bir kadın görmemiştim” dedi.
– “Ben de daha önce hiç kimseyle böyle öpüşmemiştim.”
– “Hadi Sonay, biraz önceki gibi küçük Tamer’le ilgilen. Ama bu sefer dudaklarınla.”
Oral sekse çok da meraklı olmadığım için bir an tereddüt ettiysem de kararımı verdim ve Tamer’in bacaklarının arasına kaydım. Bu gece tüm sınırlarımı aşacaktım. Kan basıncıyla kazık gibi ve başı kocaman olmuş penisin önce başını öpmeye başladım. Dudaklarımın temasıyla Tamer kendine engel olamadı:
– “Ohh! Hadi sevgilim, em onu, yala! İyice hakkını ver!”
Bu gece partnerimin bir dediğini iki etmemeye azimliydim. Hem şu an önümde nabız gibi atan ve gayet temiz, traşlı bu yarağa daha önce hiç kimseninkine istemediğim kadar oral seks yapmak istiyordum. Yumuşak hareketlerle penisin iyice kızarmış başını dudaklarımın arasına aldım ve emmeye başladım.
Ağzım alıştıkça gitgide daha büyük bir kısmını ağzımın içine alıyordum. Arada bir emmeyi kesiyor, kayganlaşması için dilimi penisin gövdesinde dolaştırıyor, uzun uzun yalıyordum. Böylece kısa sürede Tamer’in yarağının büyük bir kısmını rahatlıkla ağzıma sokmaya başladım.
Birden ağzımın nemli sıcaklığı, dilimin kaygan teması Tamer’i kendinden geçirmişti. İki eliyle birden başıma bastırıyor, kendi belirlediği ritimle emdirmek istiyordu yarağını. Beni dudaklarımla kendine mastürbasyon yapmaya zorluyordu. Bu şekilde biraz daha devam edersek, Bir türlü aklından çıkaramadığı yüzüme boşalması an meselesiydi.
– “Devam et canım, devam et. Sakın ritmini bozma. Ohh! Kasıklarım patlayacak.”
Bu son sözlerle bir an durakladım. Tamer her an ağzıma boşalabilirdi. Bu alışık olmadığım ve istemediğim bir şeydi.
– “Neden durdun? Lütfen, lütfen emmeye devam et. Ağzınla boşalt beni.”
– “Tamer, buna emin değilim. Pek yapmadım da.”
– “Senin de hoşuna gidecek. Bunda çekinecek bişey yok ki! Gayet sağlıklı bişey.”
– “Bilmiyorum. Bu çok mu önemli?”
– “Evet! Çok istiyorum. Bak gör, senin de hoşuna gitmezse bir daha asla yapmayız. Hem beğenmezsen tükürürsün. Hadi şimdi devam et.”
Ve devam ettim. Hem de bir an önce sonuca ulaşmak için bir yandan müthiş bir istekle emerken, elimle de Tamer’in taşaklarını okşamaya, sıkıştırmaya başladım. Derken dilim de hafif bir acılık hissettim. Bu, Tamer’in önden kaçıveren sperm sıvılarıydı.
Penisin başını yalayarak iyice tadına baktım ve hiç te kötü olmadığını düşündüm. Bunun üzerine Tamer’in yarağını gitgide hızlanan bir tempoyla somurmaya başladım. Neredeyse gırtlağıma kadar sokuyor, bir an durup, ağzımın içinde pıt pıt atan penisi hissediyor, sonra yeniden emmeye devam ediyordum. Penisle dudaklarım ve dilim arasında tükürükten köprüler, baloncuklar oluşuyordum
– “Geliyorum Sonay. Geliyorum. Ağzıma geliyorum, ohhhh!”
Tamer’in tüm vücudu elektriğe kapılmış gibi kasılmaya, zangır zangır titremeye başladı. Hareketleri kontrolünden çıkmıştı. Hiç ara vermeden emmeyi sürdürdüm. Birden ilk sperm dalgası gırtlağıma kadar çarptı. Bir an boş bulunup durakladım. Tamer yalvaran gözlerle devam etmemi istedi. Zevkten sesim çıkmıyordu.
Bu ilk sperm dalgasını bir anda yuttum ve tadı hoşuma gitmişti, emmeye devam ettim. Tamer önce katı katı, ardından fışkırırcasına boşaldı. Kaç zamandır biriktirdiği tüm spermlerini sıcacık ağzıma gönderdi. Ben ise hiç ara vermeden, hem emiyor, hem de hala ağzıma kesik kesik fışkıran spermleri yutuyordum. Tamer’in orgazmı yaklaşık 20 saniye sürdü ve sonunda ağzımdaki penisi çıkardığında, ortada tek bir damla bile sperm yoktu. Penis, pırıl pırıl ve tertemizdi. Tamer minnettar gözlerle bana baktı.
– “Teşekkür ederim Sonay. Bana hayatımın orgazmını yaşattın. Ben de altta kalmak istemem. Göreceksin seni uçuracağım.”
– “Buna hiç şüphem yok. Ama bana bu gecelik bu kadarı yetti. Neredeyse sabah oluyor. Biraz uyumalıyız. Yoksa yarın sersem gibi oluruz. Daha yapacak çok işimiz var.”
Ve erkeğimin yarağının başına ve ardından dudaklarına küçük birer öpücük kondurarak yatağa yüzükoyun uzandım. Gözlerimi kapattım. Ağzımda daha önceleri müthiş iğrendiğim sperm tadı vardı. Ama artık iğrenmiyordum. Aksine yaptığımız çok hoşuma gitmişti.
– “Daha hayatta öğreneceğim neler var kim bilir” diye düşündüm. Az sonra ikimiz birden derin bir uykuya dalmıştık.
İkimizde sabah kapının ısrarlı çalınmasıyla uyandık. Şaşkınlıkla birbirimize baktık. Tamer beline çarşafı dolayıp kapıyı açmaya gitti.
– “Neredesin ya! Merak ettik. Saat 11 oldu. Kahvaltıya inmedin. Sonay da yok ortalıkta. Odasında da değil.”
Sinan ve Piraye’nin seslerini duyunca bir an panikledim. Tamer’in yatağında ve çırılçıplaktım. Bu inanılmaz bir rezalet olabilirdi. Tamer’in kemkümleri arasında Sinan arkadaşına aldırmaksızın odaya daldı. Yatakta çarşafları aceleyle üzerine çekmiş Benle karşılaşınca, bir an şaşırdıysa da gülümseyerek,
– “Piraye gel bak kim var burada! Boşuna korkmuşuz.” Piraye de merakla odaya girdi ve Beni karşısında bulunca:
– “Off Sonay! Allah iyiliğini versin. Ödümü kopardın. Başına bir iş geldi sandım. Hadi kalk. Saat 11.”
– “Tamam, tamam. Niye bu kadar merak ettiniz ki? Çocuk değilim.”
– “Çocuk olmadığın her halinden belli.”
Sinan bu sözleri söylerken bir yandan da Piraye’ye çapkınca göz kırpmıştı.
Hayatında bu kadar utandığımı hatırlamıyordum. Evli barklı kadın başka bir erkeğin yatağında basılmış gibiydim. Kendimi ucuz bir fahişe gibi hissediyordum. Durumun tuhaflığını farkeden Tamer,
– “Hadi çocuklar. Siz sahile gidin. Biz birazdan geliyoruz” diyerek Sinan ve Piraye’yi gönderdi. Benim yanıma oturdu ve saçlarımı okşayarak,
– “Hadi Sonay, asma suratını öyle. Hepimiz yetişkin insanlarız. Sinan’la da Piraye’nin birlikte olduklarını bilmediğini söyleme bana. Herkes istediğini yapmakta özgür.”
– “Evet ama.. Bilmiyorum. Ben evliyim.”
– “Olsun. Evliliğinde sorunlar olduğunu, ayrı yaşadığınızı Piraye anlatmıştı. Dert etme bunu.”
– “Demek Piraye her şeyi anlattı. Bravo! Onunla da konuşacak iki çift lafım olacak. Neyse, sanırım kimsenin kimseye bişey söyleyecek hali yok. Temiz havlun var mı?”
Böylece yarım saat sonra Tamer le plaj kıyafetlerimizi alıp deniz kenarına indik. Erkekler içecek bir şeyler almak için uzaklaştıklarında Ben kızarak,
– “Aferin sana Piraye! Tüm sırlarımızı anlatmışsın. Senin ağzında bakla ıslanmaz mı?”
– “Ne kızıyorsun ki! Kocandan ayrı yaşaman saklanacak bişey mi? Hem evli, hem de benimle tatilde olman kolay açıklanabilecek bir durum değildi.”
– “Boş versene. Sana güvenmiştim. Beni yanılttın.”
– “Kızım bırak şimdi namuslu taze pozlarını. Az önce gördük halinizi. Hah ha! Ay ilahi Sonay, hiç aklıma gelmezdi bu kadar çabuk yelkenleri indireceğin. Tebrik ederim. Doğru yolu buldun.”
– “Böyle konuşma. Kendimi fahişe gibi hissediyorum.”
– “Ne alakası var? İstediğinle yatarsın, bunda utanacak bişey yok. Ne demek fahişe gibi hissetmek, ben de Sinan’la yatıyorum. Fahişe mi oldum şimdi?”
– “Bu farklı. Sen bekarsın, ben evliyim.”
– “Fark etmez. Senin evliliğin de bitmek üzere.”
– “Hayır. Ben Tolga’dan ayrılmayı düşünmüyorum.”
– “İyi ayrılma o zaman. Ama senin adına gerçekten seviniyorum. Güzel kadınsın. İnsan bu yaşları bir daha bulamaz. Hayatın tadını çıkarmak hakkın.”
Bu konuşmalar Benim biraz da olsa moralimi düzeltmişti. Dörtlümüz bütün gün plajda kaldık. Bol bol yüzdük, kağıt oynadık, uyukladık, güneşlendik. Kısacası iyi vakit geçirdik. Saatler geçtikçe kendimi rahatlamış hissediyordum. Neşem yerime gelmişti. Tamer bana çok iyi ve centilmence davranıyor, rahatsız edecek hiç bir şey yapmıyordu.
Böylece akşam üzeri güle eğlene odalarımıza yöneldiğimizde herkesin keyfi yerindeydi. Dün gece çok içip, yorulmuştuk. Bu gece otelde kalacak, güzel bir akşam yemeği yiyip sohbet edecektik. Bir saat sonra restoranda buluşmak üzere sözleşip odalarımıza dağıldık.
Odamda duşumu aldıktan sonra güneşte yanan vücuduma krem sürerken dün gece yaşadıklarımı düşünüyordum. Bugüne dek yapacağımı hiç düşünmediğim bir şey yapmıştım. Bir gün önce tanıştığım bir adamla birlikte olmuştum. Daha doğrusu birlikte olmamıştım da ona oral seks yapmıştım.
Üstelik daha önce kimseye yapmadığım bir şeyi yapmış, Tamer’in spermlerini yutmuştum. Ve bundan da büyük zevk almıştım. Oral seks yaparken Tamer’in tam anlamıyla bana teslim oluşunu, çılgınlar gibi titremesini ve kasılmalarını unutamıyordum. Yaptığımdan pişmanlık duymadığımı düşündüm. Artık eski Sonay değildim ve bundan en küçük bir rahatsızlık hissetmiyordum. Yeni bir hayat, yeni olasılıklar, yeni heyecanlar ve zevkler beni bekliyordu.

Akşam yemeği çok neşeli bir havada geçti. Tamer ve Sinan sürekli espriler yaparak herkesi güldürüyordu. Kendimi uzun zamandır hissetmediğim kadar mutlu ve keyifli hissediyordum. Piraye de halinden çok memnun görünüyor, Sinan’la kumrular gibi sevişiyordu. Ben de Tamer’in arada elini tutmasına veya kolumu okşamasına izin veriyordum. Uzaktan izleyenler, bizlerin yeni evli iki çift olduğumuzu düşünürdü.
Yemekten sonra bu akşam nereye gitsek muhabbetine geçildi. Bir süre karar veremeden konuştuk. Sonunda Sinan,
– “Neden bir yere gitmek için bu kadar kasıyoruz ki? Bu gece de otelde kalalım. Birimizin odasında toplanalım. Mesela benim odamın manzarası çok iyi. Terasta sohbet ederiz. Kağıt oynayabiliriz. Ne bileyim, değişiklik olur.”
– Bu fikir herkesin hoşuma gitti. Bütün gün güneşin altında uzanmaktan, denize girmekten kendimi biraz yorgun hissediyordum ve otelde kalma fikri gayet cazipti. Böylece kahvelerimizi Sinan’ın odasında içmeye karar verip, asansörle otelin en üst katındaki odaya çıktık.
Terasın manzarası gerçekten güzeldi. Yaz akşamının tatlı serinliği yüzlerimizi okşuyordu. Kahvelerimizi içtik. Havadan sudan konuştuk. Saat 11’e doğru Sinan,
– “Bir fikrim var. Hadi bir oyun oynayalım” dedi.
– “Ne oyunu?”
– “Şişe çevirmece.”
– “Bildiğimiz şişe çevirmece mi?”
– “Aynen. Yıllardır oynamadım. Ne dersiniz, çok eğleniriz.”
– “Ben hiç oynamadım. Nasıl oynanıyor?”
– “Aman Sonay, nasıl bilmezsin? Herkes sırayla boş bir şişeyi yerde çevirecek. Şişenin ağzı kimi gösterirse, şişeyi çeviren ona bir soru soracak. Sorular konusu ne olursa olsun yanıtlanmak zorunda.”
– “Tüm sorular mı?”
– “Evet. İstisnasız. Hadi oynayalım.”
– “Ama önce boş bir şişe bulmamız lazım.”
– “Mini bardan şarap alalım. Soğuk soğuk nefis gider.”
Böylece bizimkilerle bir şişe Beyaz şarabı aceleyle içtik. Yaklaşık 20 dakika sonra hepsi Sinan’ın geniş yatağının kenarlarına yerleşmiştik. Piraye,
– “İlk ben çevirmek istiyorum” diye atıldı.
Diğerleri buna karşı çıkmadık. Bunun üzerine Piraye şişeyi çevirdi, şişe epey bir dönüp, sonunda Sinan’ı gösterdi. Piraye şöyle bir düşündü.
– “Söyle bakalım Sinan. Bu oyunu neden oynamak istedin?
– “Hmm. Aklıma geldi işte. Öylesine.”
– “Bu cevap sayılmaz. Adam gibi cevap ver.”
– “Ya, esk**en birkaç kere tatillerde oynamıştım arkadaşlarla. Çok eğlenmiştik. Hem bu oyun sayesinde insanlar birbirleriyle iyice kaynaşıyorlar.”
– “Sence biz yeterince kaynaşmadık mı?”
– “İyiyiz. Ama daha iyi olabiliriz.”
Sinan bu son cümleyi bariz bir gülümsemeyle söylemişti. Ardından şişeyi bu kez Sinan çevirdi. Şişe epey dönüp sonunda Beni gösterdi.
– “Sonay, şu konu artık netleşsin. Evli misin, boşandın mı? Kocanla birlikte mi yaşıyorsun, ayrı mısınız, yani nedir durumlar?”
– “Birden çok özel olmadı mı?”
– “Bu oyunun kuralı bu. Tüm sorular cevaplanmalı.”
– “Pekala. 6 yıllık evliyim. 2 aydır ayrı yaşıyoruz.”
– “Neden ayrı yaşıyorsunuz?”
– “Sorunu sordun, cevabımı verdim. İki soru hakkın yok.”
– “Tamam.”
Bu sefer şişeyi ben çevirdim ve şişe Sinan’da kaldı.

– “Şimdi de sen söyle Sinan. Sorum bana sorduğunun aynısı.”
– “Ok. Ben de evliyim. Karımla birlikte yaşıyorum!”
Şişe bu kez Tamer’de durdu. Sinan:
– “Tamer, eski dostum. Söylesene dün gece Sonay’la yattın mı?”
Bu soru üzerine, ayağa kalktım.
– “Saçmalama Sinan. Bu ne biçim soru? Kendine gel.”
– “Kızmasana Sonay. İstediğimi sorarım. Hem neden bu kadar tepki veriyorsun ki?”
– “İnsanların mahremiyetlerine tecavüz ediyorsun.”
– “Evet, ama bu oyunun güzelliği burada. Bekle gör, birazdan nasıl eğleneceğiz.”
– “Evet ama Sonay. Oyun bozanlık yapma. Şurada biz bizeyiz. Rahat olsana biraz.”
Bu son sözler Piraye’ye aitti. Ne diyeceğini bilemedim. Hızla bir durum değerlendirmesi yaptım. Devam etmeye karar verdim. Nasıl olsa her şey ortadaydı. Sesimi çıkarmadan oturdum.
– “Hadi bakalım Tamer. Cevabını bekliyoruz.”
– “Hayır. Yatmadım.”
– “Nasıl yani, yalan söyleme. O halde neydi sabahki durumunuz?”
– “Tek soru hakkın vardı. Başka zamana sakla.”
Ve şişeyi Tamer çevirdi. Şişe Sonay’da kaldı.
– “Bu akşam da çok şanslıyım. Tüm sorular bana soruluyor.”
– “Söylesene Sonay. Kocanla neden ayrı yaşıyorsunuz?”
– “Herhalde bu gece özel hayatımı didik didik etmeye karar verdiniz. Neyse, ne yapalım, bir kere başladık.”
– “Evet, cevabını alalım.”
– “Ayrı yaşıyoruz çünkü… Eee, çünkü beni aldattı.”
Bunun üzerine Tamer ve Sinan bir ağızdan,
– “Aaa. Olur mu öyle şey? Haksızlık bu. İnsan senin gibi birini nasıl aldatabilir?”
– “Oluyor işte!”
– “Hadi devam.”
Şişeyi çevirdi ve sıra Piraye’ye geldi.
– “Evet Piraye Hanım. Biraz da siz konuşun bakalım. Söyleyin bakalım, Sinan’la çıkıyor musunuz?”
– “Çıkmak mı? Birlikte olmayı kastediyorsan, evet. Sinan’la sevişiyoruz.”
– “Çok açık bir cevap oldu. Teşekkür ederim.”
– “Bişey değil.”
Piraye’nin sorusu Sinan’aydı.
– “Sinan, benimle birlikteyken kendini nasıl hissediyorsun? Sence biz yatakta iyi bir ikili miyiz?”
– “Piraye, bakıyorum direkt gidiyorsun. Güzel. Soruna gelince, seninle yatakta kendimi müthiş hissediyorum. Beni uçuruyorsun. Senin gibi muhteşem bir kadınla sevişmek beni inanılmaz mutlu ediyor. Umarım sen de benim performansımı beğeniyorsundur?”
Piraye sadece gülümsedi. Sinan şişeyi çevirdi ve şişe yine Sonay’da kaldı.
– “Evet Sonay. Yarım kalan hesabı görelim. Dün gece Tamer’le yatmadıysanız, ne yaptınız? Çok merak ettim.”
– “Korkunç bir adamsın Sinan. Bunu neden bu kadar merak ediyorsun?”
– “Boş ver. Sen sadece soruma cevap ver.”
– “İyi. Tamer’le yatmadık. Oral seks yaptık.”
– “Wovvvv. Harika. Teşekkürler.”
Kıpkırmızı olduğumu hissettim. Hepsi bana gülümseyerek bakıyorlar gibiydi. Konuyu dağıtmak için şişeyi çevirdim. Şişe Piraye’de durdu.

– “Piraye, az önce çok güldün. Sen söyle, Sinan’a oral seks yapıyor musun?”
– “Evet. Hem de her defasında. Oral sekse bayılırım. Laf aramızda bu konuda çok iyiyimdir. Değil mi Sinan?”
– “Evet canım. Ben hayatımda senin gibisini görmedim.”
Bizimkiler oyuna devam ederken, bir yandan da mini barı temizleme operasyonu yapıyorduk. Kısa zamanda bu denli açılmalarımızda çakırkeyif olmamızın da payı vardı. Piraye’nin çevirdiği şişe Tamer’i işaret etti. Piraye,
– “Tamer. Sen hoş bir adamsın. Sanırım epey kadınla birlikte olmuşsundur. Söylesene Sonay’ın oral seksi iyimi?”
– “Piraye, bakıyorum sürekli belden aşağı çalışıyorsun. Neyse, sorunun cevabı evet. Hem de çok iyi.”
– “Güzel.”
Şişeyi bu kez Tamer çevirdi ve tesadüf bu ya, şişe bende kaldı.
– “Sonay. Benden hoşlanıyor musun?”
– “Bence soru hakkını boşa kullandın. Bunun cevabını dün gece almıştın.”
– “Hahaha”.
Bir sonraki soruyu Sonay, Piraye’ye sordu.
– “Piraye, Sinan’la neden yatıyorsun?”
– “Çünkü beni tahrik ediyor. Müthiş bir kondisyonu var.”
Yeniden gülüşmeler. Ardından bir soru da Piraye’den Tamer’e geldi.
– “Tamer, sana oral seks yapmamı ister misin?”
Tamer kızardı. Ben ise içten içe Piraye’ye müthiş bir öfke duydum. Resmen Tamer’e asılıyor diye düşündüm.
– “Bilmiyorum. Sanırım evet. İsterim.”
Böylece bu sorudan itibaren Tamer’le Piraye açık açık oynaşmaya başlalar. Sinan bundan hiç rahatsız olmuyor, her halinden gayet eğlendiği belli oluyordu. Bense herkese kızıyordum. Kadınsı güdülerim de ayaklanmıştı. Piraye’nin ilgi odağı olması, onun da havalara girmesi sinirime dokunuyordu.
Saat gece yarısını geçmişti. Mini bar boşalmış, herkes ciddi ciddi sarhoş olma noktasına gelmişti. Sinan yeni bir öneri getirdi.
– “Tamam yeter bu kadar, Şimdide biraz anılardan bahsedelim herkes İlk seks deneyimini kimle nasıl yaşadığını anlatsın..” Herkes kabul edince Sinan şişeyi hızlıca çevirdi. Şişe döndü döndü ve Piraye’nin önünde durunca, herkes gözlerini Piraye’ye çevirdi. Piraye hiç nazlanmadan
– “Pek ala pek ala anlatıyorum işte” deyip anlatmaya başladı
İlk Seks deneyimimi komşumuz ali Amca ile Ankara’da yaşadım. O zamanlar komşumuz Ali amca ile Ankara da birbirine oldukça yakın dublekslerde oturuyorduk. Sonra Ali Amcalar evi satmış bir yıl önce başka bir şehre taşınmışlardı. Bense evin tek kızıydım. 18 yaşına yeni gelmiş, okuldan eve evden okula giden sıradan bir öğrenciydim. Erkek arkadaşımla da aram iyiydi, bazen sinemaya gider, bazen de onlara gidip birbirimizi tanırdık Vücutlarımıza dokunmak ve öpüşmek dışında başka bir şey yapmıyorduk.

Yine bir gün erkek arkadaşımla sinemaya gittik. Geç kalmıştık, film başlamıştı, içerisi karanlık olduğundan bulduğumuz yere oturduk. Gözümüz karanlığa alışınca baktık ki, oturduğumuz o sırada bizden başka oturan yok, Arkamıza yaslanıp filmi izlemeye başladık. Hem filmi izliyor hem de girişte aldığımız mısır patlaklarını yiyorduk. Bir ara elimi Arkadaşımın tutduğu mısır patlağına doğru uzatırken elim yanlışlıkla oraya yani arkadaşımın yarağına geldi. Acayip utandım. Sert uzun bir şey geldi elime, daha önce hiç böle bişey hissetmemiştim. Tabi hemen toparlanıp utanmış bir şekilde filmi izlemeye devam ettim. Birazda hoşuma gitmişti aslında yani dokunuyorsun ama yanlışlıkla olduğu için karşındaki bundan bir anlam çıkaramıyor böylece gazada gelmiyor..
Bu arada sevgilim bir kolunu sırtım atmıştı. Filmin ilerleyen dakikalarında sevgilim diğer elini bacağıma koymuştu hafifçe okşamaya başladı. Ben bu tarz bir şeyin sakıncası olacağını düşünmüyorum sonuçta bende onu seviyorum yani. E benimde hoşuma gidiyordu zaten bişey demedim fakat bir süre sonra o el biraz yukarılara çıkmaya başladı. Tam bacaklarımın arasına geliyoduki, bir anda panik olup elini ittim.
– “Ne oldu neyin var?” dedi.
– “Yok bişey- “Dedim Ama ne yapacağıma karar veremiyordum. Bazı şeylere izin vermelimiyim vermemelimiyim, kararsızdım. Sonunda bazı şeyleri oluruna bırakmaya karar verdim.. Bir müddet sonra sevgilim yeniden elini omuzuma attı. Ben bişey demedim. Demediğimden dolayı sanırım cesaretlendi. Bir anda göğsümü hafif hafif okşamaya başladı. Göğüs uçlarıma dokunuyordu. Çok hoşuma gitti bir an Beynim zonkladı resmen. Kafamı çevirdim karanlıkta göz göze geldik, bana
– “Beni çok sevdiğini” fısıldayarak öpmeye başladı. O anda çok farklı bir duygu hissettim öpüşürken bu hepsinden farklıydı. O kadar güzeldi ki sanki ruhum bedenimden ayrılmış rahat rahat dolaşıyordu gökyüzünde. Filmi artık seyretmiyordum, zaten filmden bir şeyde anlamadım, Öpüşürken göğüslerimi de okşamaya başladı acayip hoşuma gitmişti. Sonra dudaklarımdan boynuma doğru indi, kafam zonkluyordu resmen. İlk defa bir erkek arkadaşımla bu kadar ileriye gitmiştim. Bir anda elini bacaklarımın arasında fark ettim. Bastırıyor ve okşuyordu. Bir an kendimden geçtim hemen elimi onun elinin üstüne koyup
– “Dur yeter bu kadar lütfen” diye fısıldadım.
– “Sakin ol. Bir şey yapmıyorum” dedi. Tekrar dudaklarımı öpmeye başladı. O göğüslerimi okşuyor, boynuma çeneme küçük küçük nefesle, ve öpücükler konduruyordu. Gömleğimin döğmelerini açmış sütyenimden çıkardığı memelerimi yalamaya başlarını emmeye başlamıştı… Elimi tutup yarağının üstüne koydu. Kocaman olmuş yarağını çoktan pantolondan çıkarmıştı. Elimi çekmek istediysem de bırakmayı yarağının üzerine bastırdı. Kulağıma
– “Okşa onu lütfen” dedi. Hayatımda ilk defa gerçek bir yarağa dokunuyordum.. Elime aldım acayip sertti. Avucumla kavrayabiliyordum. Ne yapacağımı bilmiyordum. Elimi tutarak beni yönlendirdi. Çok sıcacıktı ve yumuşak dokusu vardı. Evet sertti ama dokusu yumuşaktı. Aşağı yukarı sıvazlarken.
– “Sevgilim süpersin ohh falan” diyordu. Bir anda zevkle karışık
– “Ağzına al” dedi. Bende durdum
– “Ne diyorsun be manyak mısın” dedim.
– “Ya tamam bir şey” demedim devam et dedi. Bu nasıl ağzına alınır ki, ben anlamam öyle şeylerden. Benim zevk almayacağım bir şey olduğundan emindim. Aşağı yukarı yaparken bir anda kafamı tuttu ve aletine doğru ensemden bastırdı.
– “Sadece yala o zaman dayanamıyorum dene bir kere hoşuna gitmezse yapmazsın” dedi
– “Offf tamam be” dedim. Suratıma değen yarağın Ucunu ağzıma doğru götürdün dilimi çıkardım ve bir kere yaladım. Dilim aletine değdiğinde bir şey fark ettim, diliyle aynı tatdaydı. Sanki öpüşüyor gibi. Bir daha yaladım. Hiç de iğrenecek bir şey değildi. Hem yaladığımda o anın atmosferinden, bende zevk alıyordum çok güzel bir duyguydu. İyice yalamaya başladım. Sevgilim deli gibi inliyordu. Sonra başını ağzıma almaya karar verdim. Çok sıcaktı yumuşacık bir şey ağzımdaydı, tadı dil gibi. Onu alabildiğim kadarını ağzıma alıp hafifçe sömürdüm. Bir anda kafamı tutup
– “Dur sömürme acıyor” dedi. Bende sömürmeyi bıraktım. Bir anda saçlarımdan tutup kafamı ileri geri çekmeye başladı ağzıma da bir ileri geri oynuyordu. Deliler gibi inliyordu. Sonra bir anda ağzımdaki şey titremeye başladı. Ne olduğunu anlamadan ağzıma bir şeyler aktı. O şokla ağzımda da alet olduğundan tüküremedim ve ağzımdaki spermlerin hepsini yuttum. Tadı nasıl diye sormayın tadı yok çünkü tatsız tuzsuz bir şey. Bir anda çekildim. Derin derin nefes alıyordu.
– “Canım benim seni çok seviyorum. Sana bi borcum var” dedi.
– “Ne borcu?”dedim
– “Hadi yaslan arkana” dedi. Bir anda koltukların arasında önüme eğilip. Elini kalçama götürüp külotumu çıkarmaya başladı..
– “Dur Napıyosun”
– “Sus, az önce yaptığın şeye karşılık vermek istiyorum” dedi.
– “Nasıl yani Napıcaksın ki?”
– “Bende seni yalamak istiyorum” dedi. Ve bacaklarımın arasına elini soktu ve en sonunda yasak bölgeye ulaştı. İlk defa yabancı birinin eli dokunuyordu oraya acayip zevk almıştım. O kadar mastürbasyon yaptım ama başkasının dokunması hakikaten farklıymış. Yalnız bu işi çok iyi biliyordu. Sanki ben mastürbasyon yapıyormuşumcasına dokunuyordu. Ona
– “Ne olur parmağını sokma, daha bakireyim. Yanlış bir şey yapmanı istemiyorum” dedim.
– “Korkma seni incitecek bir şey yapmak istemiyorum” dedi. Ve bacaklarımı dizlerimden yukarıya doğru öpüp yalamaya başladı acayip zevk alıyordum. O benim bölgeme gelene kadar inlemeye başlamıştım resmen. Sonra bir anda oramda bir ıslaklık. Yumuşacık bir his. Resmen amımı yalıyordu böyle süper bir his olamaz. Dilini hafifçe içeri sokup sokup çıkarıyordu. Artık patlamak üzereydim. O kadar zevk alıyordum ki, zevkten başım dönüyordu, inlememek için dudaklarımı ısırıyordum.
Kasılmaya ve titremeye başlamıştım, orgazm oluyordum ki, birden arkamdan birisi omzuma dokundu, korkuyla kafamı çevirince yerin dibine geçmiştim. Bu yan komşumuz Ali amcaydı. Ali amca 51 yaşında, yalnız yaşayan, oldukça yakışıklı, hoş sohbet bir adamdı. Eliyle sus işareti yaptı. Erkek arkadaşım etek altında amımı yalarken, Ali amca da göğüslerimi okşamaya başlamıştı. Hem utançtan, hem korkudan, hem heyecandan, hem de zevkten sesimi bile çıkaramıyordum. Çok tahrik olmuştum, defalarca erkek arkadaşımın ağzına boşaldım. Daha sonra erkek arkadaşım eteğimin altından doğrulurken, o görmeden, Ali amca elini çekti göğüslerimden. İkimizde boşalmıştık.. Hızlaca toparlanıp üzerimizi düzelttik.

Film arası geldiğinde Kafamı çevirip Ali amcaya baktım. Tam arkamda oturuyordu. Hala büyük bir utanç ve korku içindeydim. Ya aileme söylerse ben ne yapardım. Bu arada erkek arkadaşım telefonunu açtı, mesaj var mı diye kontrol etmek için. Patronundan mesaj gelmiş,

– “Acil gitmem lazım, hadi çıkalım seni de eve bırakayım!” dedi. Ben Tam kalkmaya hazırlanıyordum ki Ali amca sessizce elimden çekerek oturmamı işaret etti. Ben de sevgilime,

– “Yok ya film güzelmiş, sen git, ben seyredeceğim sonra gelirim!” dedim. Erkek arkadaşım gider gitmez Ali Amca yanıma geldi,

-“Piraye bir şey içer misin?” dedi. Ben cevap vermedim utandığım için kızarıp bozarıyordum. Ali amca gitti iki kola aldı geldi kolaları verirken de,

– “Gençlikte böyle şeyler olur, ben bile senin göğüslerini ellemeden duramadım, kusura bakma!” dedi.
– “Tamam ama ne olur bizimkilere söylemeyin Ali amca!” dedim. Ali Amca da gülerek,
– “Filmin ikinci yarısında yan yana oturursak, belki söylemem!” dedi…

Türbanli Komsu Karisini Siktim…Almanya

Türbanli Komsu Karisini Siktim…Almanya
Size Basimdan Gecen bir olayi anlatmak istedim:-)

Gece yarisi Video bakmistim oldukcada azmistim.. Salona cikip Sigara icmek istedim ve pencereyi acip sigrami yaktim..birden elim sikime gitti ve basladim 31 cekmeye biraz devam ettim sapur supur sesler cikmaya basladi… ve bir baktim alt katta oturan Türk Komsu kadin kapisini yavasca acti ve beni dinlemeye basladi…

Ben fark ettim kadinin beni dinledigini. Gece yarisi oldukca gec bir saat de isiklar yanmiyordu karanlikti..Kadin hala beni dinliyordu bunu düsünce ben dahada aziyordum..Bir baktim kadindan da sesler gelmeye basladi kadinda amini parmaklamaya basladi offf dahada tahrik oldum ve devam ettim bitmesini istemiyordum… bir ara ben durdum kadini dinledim onun amini parmakladigini artik fark etmistim kadinda beni … ben duruyordum kadin devam ediyordu böylece sesler acayip geliyordu Merdivan üstü salonda yani bizden baska kimseler yoktu kadinin kocasi vardiyeli gece calisiyordu kadinda gec saatlere kadar oturuyordu…bu benim icin güzel bir sansdi…

Neyse devam ettik ben 31 cekerken benden sadece 1-2 metre asagida amini parmakliyan bir evli bir komsum vardi türk. Sigara üstüne sigara yaktim hic bitmesini istemiyordum yaklasik 1 saat sürdü böyle ben dayanamadim ve bosaldim sperma salona fiskirdi kadin benim bosaldigimi fark edince yavasca hic birsey olmamis gibi yapip kapisini kapat eve girdi…

Ikinci gün gece yarisi yine sigara icmeye gittim ve komsu kadin artik biliyordu benim 31 cekecegimi ben yine basladim 31 cekmeye kadindanda sesler geliyordu vicik vicik sesler aminin iyice islandigini duyabiliyordum.Kadin bu sefer disari cikmadi kapinin arkasinda idi.

Ben yaraga vuruyordum iyice seslerin kadina gitmesini istiyordum arada ahhh ohhh hadi sok parmagini mirildaniyordum dayanamadim bir kac merdiven asagi indim simdi komsu karisina dahada yakindim böylece devam ettik arada dinliyordum kadinin kapinin arkasinda oldugunu fark ediyordum ben dayanamadim ve bende kapiya yaklastim kapinin arkasinda amini parmakladigini biliyordum artik o da fark etti benim kapisina yaklastigimi yaragi tam kapisina sürtüm hadi gel canim diyordum hadi sok parmagini icine kadin dan ohhh ahhh sesleri geliyordu ama kapiyi acmaya cesareti yoktu…

Kadin kapiya dayandi bende bu tarafdan aramizda sadece bir kapi var allah kahr etsin böylece ben bosaldim kapisinin önünde ve cikip yavasca eve gittim kadin duymasin diye yvas yavas gittim hersey bir hayalmis gibi yasadim…Sabah oldu evden cikmaz oldum ya komsu karisini kocasina söylerce beni gebertir diye bir yandan da ama kadin da amini parmakladi o da benim kadar suclu kadin kapali yani türbanli oldugu diyordum ya kocasina söylemez…

Evden cikarken kadinla yüz yüze gelmemek icin hep dikkat ediyordum:-)) Birgün kapida tesadüfen karsilastik nasil diye falan sordu , benim yanliz yasadigimi biliyordu kadin… Heycanla bana bakiyordu komsum azgin cani istiyormus gibi..Neyse aksam oldu komsu kadina söyliyecek cesaretim yoktu kendisine telefone edip birseyleri bahane ederken konusuruz böyle diye düsündüm… Aksam aradim ve konustum kocasini sordum iste oldugunu söyledi bende hmmm biraz ordan burdan sohbet ettik ve komsu bana demesinmi gel kahve icelim…

Tamam dedim ama gec gel dedi bende tamam dedim büyük bir heycan beni sardi..gece oldu kapisini caldim ve komsu kapiyi acti üzerinde sadece bir bornoz vardi beni görür görmez hemen önümde diz cöktü sikimi cikardi yalamaya basladi acayip da yaliyordu arada dasaklarimi yaliyor emiyordu… bende memelerini oksuyordum.. ve kadini koltuga yatirdim bacaklarini actim offff harika ami vardi kisliz acayip güzeldi yalamaya basladim kadin cildirdi arada bir de götünü yaliyordum kadin delirdi amini eme eme yaliyarak agzima bosalttim kadini sonra hadi sik beni diye ciglik atiyordu bagiriyordu…

Yaragi yasavca amina soktum güzelce bir siktim komsuyu bana küfür et diyordu hadi bana oruspu de hadi kocamda gelsin ikiniz beraber sikin beni cok istiyorum iki yarak istiyorum ben sasirmistim ilk defa böyle seyler duyuyordum türbanli hemde dindar kadindan…sonra aminin üstüne bosaldim kadin banyoya gidip yikandi geldi yine bana sarildi hala sikilmek istiyordu..bu sefer yataga gidelim dedi hayir olmaz orasi seniny atagin kocanla yatiyorsun dedim hayir birsey olmaz uzandi yataga acti bacaklari amini yalamami istde bende hayir diyermiyim ya basladim amini yalamaya sonra 69 yaptik oda benim yaragi yalamaya basladi sik

ben dedi senin yaragin cok güzel kocamin yaragindan daha kalin ve uzun offf iyice basiyordum bende komusu karisina delice sitim baktik sabah saat 4 olmus hemen giyinip eve ciktim 1 saat sonra kocasi is den geecekti..Kocam gelrse birde ona siktirecem dede doyumsuz komsum varmi haberim yokmus tesadüfen basladi buraya kadar geldi iste Gercek yasanmis belki arada atladitim yerler var ama bu kadarini yazabildim paylasmak istedim umarim hosunuza gider….Yasanmis cok daha gercekler var arada bir vaktim olduguna yazaca…
Gefällt mir ·

Emre İlk Erkeğimdi – 2

Emre İlk Erkeğimdi – 2
Emre ile yaşadığım ilk deneyimimi sizlere anlatmıştım. İlk deneyim sonrası birkaç gün boyunca arkamda ağrı ile dolaştım. Bir yandan da içimde artan bir pişmanlık hissi vardı. “Neden bunları yaşadım, ya Emre birilerine bunları anlatırsa ben ne yaparım?” şeklindeki sorular sürekli zihnimi kurcalıyordu. Belki aktif olarak bir kez de ben Emre’yle birlikte olabilseydim bu sorular kafamı bu kadar kurcalamazdı. Gerçi yaşadıklarımızı düşündükçe aktif olamamak beni üzmüyor, hayal ettikçe yaşadıklarımızı Emre’nin içimde oluşu, onun ağırlığı altında ezilmek ve o sıcaklığı içimde hissetmek geliyordu aklıma. Aradan bir hafta falan geçmesine rağmen Emre ile bu konuda hiç konuşmamış hatta birbirimize yakın olmamıştık. Bir gün etrafta kimse yokken bana geldi ve “Seninle yaşadıklarımız hiç aklımdan çıkmıyor, lütfen tekrar birlikte olalım bunun seninle aramızda kalacağını çok iyi bilmeni istiyorum” dedi. Direkt olarak “Hayır, bunu bana bir daha sakın teklif etme!” dedim. Çok şaşırdı, kızardı, ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilemedi. Yanından ayrılmadan öylece durdum. Bir süre ne söyleyeceğini düşündü kafasındakileri toparladı ve “Şimdilik tekrar birlikte olmayı kabul etmesen de bil ki sen ne zaman istersen ben seni istiyor olacağım. Ve yine söylüyorum ki her şey sonsuza kadar aramızda kalacak.” dedi. Bu cevaptan çok hoşnut olmuş reddedilmesine rağmen bu şekilde konuşması beni çok rahatlatmıştı. “Sırrımız olarak kalacağına güvenmek istiyorum ama bunu bir daha yaşamak da istemiyorum.” dedim. Aradan haftalar geçti ama bu süre zarfında sürekli yaşadıklarımızı hatırlıyor, içten içe aynı zevki tekrar yaşamak istiyordum. Kendimi frenlemek içinse elimden geleni yapmaya çalışıyordum. Sonra yavaş yavaş direncim kırılmaya başladı. Banyoda gizliden gizliye kendime bir şeyler sokmaya başladım ilk tecrübemi hayal ederek. Bu arada Emre ile aynı ortamlarda da bulunuyorduk. Çaktırmadan bana bakışları beni kışkırtıyordu. Evde yalnız kaldığımda ilk giyinme denemelerim başlamış oldu. Siyah ince çoraplar giyinip kendime bir şeyler sokarak tatmin olmaya başladım ama hiçbiri gerçeğinin yanına bile yaklaşamıyordu. Bir gün dört beş arkadaşla birlikte Yusuf adında bir arkadaşın evine gittik. Emre de vardı bu arkadaşların arasında. Bir süre sonra Emre, ben ve ev sahibi olarak Yusuf kalmıştık ki evde, ev telefonu çaldı. Yusuf telefona bakmak üzere oturma odasına koştu. Arayanın gelen seslerden şehir dışından dayısı olduğunu anlamıştım ki, uzunca bir sohbete daldılar. Emre ile sürekli aynı ortamlarda olmamıza rağmen pek yakın olmuyorduk normalde ama bu kez yalnız kalmıştık. Hiçbir şey konuşmadan uzun uzun beni süzdü gülümseyerek. Aslında hoşuma gitse de ayağa kalktım gözlerimi kaçırmak için ve arkamı dönüp pencereye doğru yürüdüm ve perdenin arkasından sokağa bakmaya başladım. İçerden hala Yusuf’un telefonla konuştuğunun sesi duyuluyordu. Ben sokağı izlerken arkadan yılan gibi süzülerek dibime geldiğini fark etmedim. Elini kalçamda hissettiğimde havaya sıçradım ve bir adım kaçarak “Ne yapıyorsun Emre, delirdin mi? Ya içeri Yusuf girse birden ne olur? Ne anlatırız?” dedim. Gülümsedi ve “ Korkma evde Yusuf’tan başka kimse yok, o da hala telefonla konuşuyor.” Hem Yusuf olmasa demek izin verir miydin sana dokunmama? Tek problem Yusuf mu?” dedi. Aslında haklıydı. Ben de istiyordum ama günah, insanlar duyar, duyarsa ne der, ben ne yapıyorum mevhumlarıydı beni frenleyen ama içten içe de kendime engel olamıyordum. “Emre ben de çok istiyorum ama bunu yapmamız da doğru değil.” dedim. “Eğer sen de aktif olmak istiyorsan kabul ediyorum.” dedi Emre. Meselenin o olmadığını söyledim. “O halde sen de istiyorsan kabul et.” dedi. “Peki” dedim. “Kabul ediyorum ama son kez olacak fakat ayaküstü hızlı bir kaçamak olmasın, uzun uzun yaşamak istiyorum bunu.” dedim. Anlaştık Emre’yle. Fakat yer problemi vardı. Emre ailesinin bir düğün için iki hafta sonra şehir dışına çıkacağını abisiyle yalnız kalacaklarını hafta sonu gündüz abisi evde olmayacağı için evlerini kullanabileceğimizi söyledi. İki hafta sonra Emre’nin ailesi Cuma gününden şehir dışına çıktı. Cumartesi sabah erkenden buluşacaktık Emreyle. İçim içime sığmıyor, büyük bir heyecanla Cumartesi sabahının olmasını bekliyordum. Cumartesi sabahı erkenden kalkıp duşumu aldım giyinip Emrelere gittim. Eve vardığımda abisiyle kahvaltı yapıyorlardı. Beni de davet ettiler masaya. Beraber kahvaltı yapıp, sohbet ettik. Emrelerin giyim mağazaları vardı ve Ahmet abi de bu mağazaya bakıyordu. Emre’ye evden çıkmadan gün içerisinde dükkana uğrayıp uğramayacağını sordu. Emre de arkadaşlarla plan yaptığımızı uğrayamayacağını söyledi. Ahmet abi de tamam keyfine bak o zaman, ancak ben de akşam iş çıkışı kız arkadaşımla buluşacağım geç gelebilirim, hatta hiç gelmeyebilirim sorun olur mu dedi ve güldü. Biz de güldük. Emre de “Yok abi ne sorun olacak, sen de keyfine bak.” dedi. “Tamam sorun olmaz, tek kalırım evde diyorsan akşam ben yokum” dedi ve evden çıktı. Böylece gece de bize ait olmuştu. Ahmet abi çıkar çıkmaz Emre “Hadi” dedi. Birlikte hemen Emre’nin odasına geçtik. Üzerindeki pijamasının üstünü bir çırpıda çıkardı ve pijamasının altını çıkaracakken elini yakaladım. Bu kadar acele etme bütün gün zaten bizim olacak biraz sabırlı ol deyip elinden tutup yatağa oturttum. Yanına oturarak biraz konuşalım dedim. “Olur.” dedi sadece. İlk birlikteliğimizden sonra çok suçluluk duygusu yaşadığımı, ayrıca sırrımızı açığa vermesinden de çok korktuğumu fakat yaşadıklarımızdan da çok zevk aldığımı fakat sırf bu zevki son kez yaşayıp bir daha bu şekilde bir şey yaşamamam gerektiğine karar verdiğimi söyledim. Emre ise sırrımızı kesinlikle açığa vermeyeceğini bunun benim için olacağı kadar kendisi için de riskini hatırlattı ve rahat olmamı söyledi. İlk ilişkimizden sonra beni hayal ederek defalarca mastürbasyon yaptığını ve aklından çıkmadığımı söyledi ve bir şey soracağını ama kızmamamı istedi. Sormasını istedim. “O gün hiç kalkmamıştı sikin, her zaman mı öyle yoksa o günlük mü bir şeydi?” dedi. “Açıkçası ben de bilmiyorum en başta heyecandan diye düşündüm ama sonra sen içime girdikten sonra çok zevk aldım ve kalkıp kalkmamasını umursamadım” dedim. “Peki bugün sence kalkacak mı, sen de beni sikmek istiyor musun?” dedi. Aslını istersen sadece seni içimde istiyorum ama sen de hissetmek istiyorsan denerim dedim. Hayır sen istemezsen ben sadece seni sikmek erkeğin olmak istiyorum dedi. Evet sadece erkeğim ol o zaman dedim. Karım olduğuna göre sana bir de isim bulalım dedi Birkaç isimden sonra Işıl da karar kıldık. Tüm bu konuşmalar ateşimi yükseltmişti. Emre’de eliyle pijamasının içine elini soktu ve sıvazlamaya başladı. Bak nasıl da sabırsızlanıyor, daha fazla bekletme bunu dedi. Geçen sefer denememe rağmen yapamadığım şeyi bu kez gerçekleştirmek istiyordum. Elimle pijamasını sıyırdım ve aletini ortaya çıkardım. Hafifçe yan uzanarak Emre’nin aletini öpmeye başladım. Başlangıçtaki korkak öpücüklerimi hafif dil darbeleri takip etti. Elleriyle başımı tuttu ve kendine doğru bastırmaya başladı. Yala aşkım bunu ne kadar istediğini göster bana köküne kadar yala dedi. Emip yalamaya başladım. Çok güzel işte böyle ama dişlerini kaçır canımı acıtmadan yala kadınım dedi. Bir süre daha yaladıktan sonra beni doğrulttu ve üzerimdekileri çıkardı. Karnımın altına bir yastık koyarak yatağa yüzüstü uzanmamı sağladı. Arkama geçerek kalçalarımı iki yana ayırdı ve orta parmağını iyice tükürükleyerek içime sokmaya ve bir taraftan da sırtımı, kalçalarımı öpmeye başladı. Bir süre deliğimi alıştırdıktan sonra doğruldu ve arkama geçti. Aletinden akan sıvılar iyice ıslatmıştı başını. Deliğime getirip dayadı ve kendini kasma kadınım bak nasıl da hoşuna gidecek dedi ve yavaşça yüklenmeye başladı. Sanırım kendimi tatmin etmelerim faydasını göstermiş olsa gerek ilkinde yaşadığım acıdan eser yok hafifçe bir acıyla zevk duymaya hemen başlamıştım. Emre’nin gidiş gelişleri giderek hızlanmış ben de inlemeye başlamıştım. Hem böyle zevkten inliyor hem de erkeğini reddediyorsun değer miydi beni bu kadar reddedip bekletmene, bak nasıl da hoşuna gidiyor halbuki” dedi. “Hayır, haklısın erkeğim” dedim. O haldeyken, zevkin doruklarındayken başka ne denebilirdi. Bundan sonra ben ne zaman istersem bana yani kocana siktireceksin bu götü değil mi kadınım dedi. Evet, evet erkeğim bu göt senin , ne zaman istersen sikeceksin dedim. Bunları söylerken Emre iyice hızlanmış azgın bir hayvan gibi pompalamaya başlamıştı. Başlardaki nazik giriş çıkışlar yerine köküne kadar sokuyor hızla pompalıyordu. Sonunda elleriyle omuzlarımdan tutup beni kendine doğru çekerek içime boşalmaya başladı. Erkeğimin altında zangır zangır titriyor, içimde kasılıp gevşeyen sikinin tadını çıkarıyordum ki Emre doğrulmaya yeltendi. Sakın çıkma tadını çıkarmak istiyorum. Lütfen çıkma erkeğim dedim. Bütün ağırlığıyla üzerime bıraktı kendini. Hala derin derin nefes alıyor aleti içimde kasılıp gevşiyordu. Bir süre öyle dinlendikten sonra aleti ufalmış ve içimden kendiliğinden çıkmıştı. Emre de yatağa doğru kendini bıraktı sırtım ona dönük şekilde ben de yan döndüm ve arkadan bana sarıldı. Bunun harika olduğunu ve kesinlikle bir kızdan daha sıkı daha güzel olduğumu söyledi. Kalçalarımı okşadı omuzlarımı ve boynumu öptü. Uzun süre yatakta oynaştıktan sonra kalkıp banyoya girdi. Bende arkasından banyoya yöneldim ve beraber duş alıp banyodan çıktık. Üzerimi giyecektim ki Emre “Madem benim kadınımsın, bir kadın gibi giyineceksin” dedi ve dolabından bir poşet çıkararak bana uzattı. “Beni bu denli mutlu eden kadınıma bazı hediyelerim var.” dedi. Poşetin içerisinde iç içe poşetlenmiş kadın kıyafetlerini çıkarmaya başladım. Emre giyim mağazalarından bir kadının ne tür giysilere ihtiyacı olursa hepsini getirmişti. Siyah renkte dantelli bir kilot, beyaz renkte dolgulu bir sütyen, siyah ince çoraplar, kırmızılı, ekose, pileli kolej eteği ve beyaz renkte saten bir gömleğin yanı sıra mağazalarındaki mankenlerde kullandıkları peruklardan da bir tane sarı renk getirmişti. Bunları çıkarınca poşetlerden hemen şöyle dedi “Işılım, canım lütfen beni kırma, sadece dene istemezsen yine çıkar” dedi tepki verme ihtimalimi düşünerek. Oysa ben sabırsızlanıyordum elbiseleri giymek için. “Sadece seni kırmamak için deneyeceğim ama ben bunları giyene kadar yanımda olmayacaksın.” dedim ve yatak odasına yöneldim. Odaya geçince elimdekileri yatağın üzerine dizdim ve sırasıyla önce kilodu, sütyeni siyah ince çorapları gömleği ve eteği giydim sonra peruğu da taktım ve aynanın karşısına geçtim. Üzerimi ve peruğumu düzeltip aynada kendimi şöyle bir süzdüm. Bir şey eksik kalmıştı o da makyajımdı. Hemen makyaj malzemelerinin orada olacağını düşünerek aynalı konsolun en üst çekmecesini açtım. Evet tüm makyaj malzemeleri oradaydı. Acemi bir makyaj olmamasına gayret ederek biraz fondöten sürdüm gözlerime hafifçe kalem çektim, kirpiklerime rimel sürdüm gözlerime hafifçe yeşil renkte far sürdüm ve kırmızı kahve arası bulduğum ruju da sürerek tekrar ayağa kalktım ve aynada kendimi izlemeye başladım kafamı çevirdiğimde Emre’nin kapının aralığından beni izlediğini gördüm. “Ancak bu kadar olabilir, bu kadar yakışabilir, inanılmaz güzel olmuşsun Işıl, ben bunları getirirken mağazadan acaba giyer misin diye çok düşünmüştüm ama o kadar güzel oldun ki hem de böylesi zevkle giyinmen üstüne bir de makyaj yapman inan çok hoşuma gitti.” Teşekkür ettim güzel sözleri için devam edecektim ki. Kendisi başladı söze tekrar “ Bu arada demin yine kalkmadı seninki bu da gözümden kaçmadı demek ki sen benimle sadece pasif olarak birlikte oluyorsun. Bugün seni mahvedeceğim, seni bu kadar güzel bu kadar istekli yakalamışken bırakamam hem gece de biz de kalmanı istiyorum duydun abim de gelmeyecek gece kesin benimlesin. Seni bırakamam çünkü bir daha beni istememenden korkuyorum. Her ne kadar demin sevişirken ne zaman istersem tamam diyeceğini söylesen de sana belli olmaz hayır diyebilirsin sen, o nedenle seni bugün bırakmam.” dedi. Nefes almasını, rahat olmasını söyledim beni çok mutlu ettiğini, bir daha naz yapmayacağımı ne zaman isterse o zaman kabul edeceğimi, hayır dersem bu sözlerimi hatırlatmasını söyledim. Elimden tutarak beni kendine doğru çekti ve öpüşmeye başladık. Elleriyle kalçalarımı sıkıyor, dudaklarımdan boynuma iniyor tekrar dudaklarıma doğru çıkıyordu. Elleriyle eteğimi hafifçe sıyırıp bacaklarımı okşamaya ve kalçalarımı okşayıp sıkmaya başladı. Bir yandan da aynadan kendimizi izliyorduk. Tamamen bir kadın olmuş kendimi erkeğimin kollarına bırakmıştım. Gömleğimin düğmelerini açıp boynumdan göğüslerime doğru inmeye başladı. Bir yandan da dantelli kilodumun içine ellerini sokup iyice avuçlamaya başlamıştı kalçalarımı. “Bunları çıkarmadan sikeceğim seni aşkım.” dedi. Elinden kurtulup yatağa uzandım üzerindekileri çıkarıp yatağa geldi ve sikini bana uzattı. Başla bakalım yalamaya, en iyi muameleni yap ki seni yarağa doyurayım dedi. O koca alet ateşe kesmiş bense dilimle onu soğutmaya çalışıyordum. Gömleğimi çıkardı, daha fazla sabredemem dedi ve beni bir çırpıda domaltıp arkama geçti. Eteğimi yukarı sıyırdı ve kilodumu yana çekerek sikine yol buldu, kafasını deliğime dayadı ve o harika yarak için yanıp tutuşan kasılıp gevşeyen deliğime bu kez yavaşça değil bir çırpıda giriverdi. Belimden kavrayarak bir hızlı bir yavaş gidip gelmeye başladı. Bir eliyle beni kendine çekiyor bir eliyle de bacaklarımı ve popomu okşuyor, kalçalarıma hafif hafif tokatlar atıyordu. Zevkten ininm inim inliyordum Bu sırada elini alttan sikime attı ve şöyle bir yokladı. “Bak benim elimde zerre erkekliğin kalmıyor, seni inlete inlete sikiyorum.” dedi ve içimden çıkmadan ayağa kalktı ve tekrar yüklendi bu kez şimdiye dek hiç olmadığı kadar içime girmiş aklım başımdan gitmişti. Kendimi yatağa bıraktım o da benimle birlikte kendini yatağa bıraktı. “Noldu, çok mu büyük geldi, ne demişler yiyemeyeceğin yarağın altına yatmayacaksın Işılım” dedi. “Off çok büyük ama harika sikiyorsun erkeğim. İstediğin gibi vur, bu göt senin, ben de senin orospunum.” dedim. Bir süre daha bu pozisyonda gidip geldikten sonra yavaşlamaya başladı. Yorulduğunu anlayarak üzerimden attım ve yatağa sırt üstü yatmasını sağladım. Kilodumu çıkarıp üzerine geldim ve yüzüm ona dönük şekilde aletini tuttum ve girişine bakmasını söyleyerek eteğimi sıyırdım ve yavaşça yarağının üzerine oturup kalkmaya başladım. Her defasında kafası içime giriyor ve tekrar çıkıyordu sonunda dayanamadı ve kalçalarımdan tutarak beni o harika yarağın üzerine tamamen oturttu. “Al onu içine, dışarıda kalmasın hiç hep içinde kalsın, yoksa senin gibi bir orospu nasıl doyar yarağa.” dedi. Hem öne geri gidip gelmeye hem de zaman zaman kıvırmaya başladım. Kalçalarımı kıvırdıkça içimde yarağı her yere değiyor beni zevkin doruklarına taşıyordu. Bu sırada hafifçe bir sertleşme hissettim benim alette. Emre de o noktaya baktığından fark etmiş olsa gerek “Buna ne oldu da hareketlendi böyle.” dedi. Aslında tamamen sertleşmemiş sadece hafif bir dolgunluk kazanmıştı fakat ben o kadar zevk alıyordum ki nerdeyse boşalmak üzereydim. “Boşver sen onu, sen götümün tadını çıkar; o kadar zevk alıyorum ki boşalacak gibi oluyorum” dedim. “Hiç dokunmadan nasıl olur? dedi. Elimle ağzını kapattım ve üzerinde zıplamaya hızlanarak devam ettim. Bir elimle onun bacaklarını ve karnını okşuyor bir elimle de kendi karnımı ve göğüslerimi okşuyor, sıkıyordum. Bacaklarımı okşamaya ve kalçalarımı sıkmaya başladı. Bu sırada ben birden boşalmaya başladım hem de dokunmadan. Bir süre sonra devam edemez hale geldim. Emre de benim bu halimden ötürü durdu ve birkaç dakika dinlenmeme fırsat tanıdı. Biraz dinlendikten sonra hadi beni ağzınla boşalt kadınım dedi. Olur dedim ve hala ayakta olan o harika aleti ağzıma almaya başladım. Bir yandan dilimle her yerini yalıyor diğer yandan da elimle sıvazlıyordum. Fazla sürmeyeceğini kendisinin de hemen boşalacağını söyledi. İsterse sabah kadar yalayabileceğimi, erkeğimin bunu hak ettiğini söyledim. O halde döllerimin hepsini de yalayacaksın dedi. Tepki vermeden yalamaya, başını emmeye devam ettim. Ben bir yandan başını emip gövdesini elimle sıvazlarken müthiş bir hızla genzime tohumlarının değdiğini, sıcak sıcak tohumlarının ağzıma fışkırdığını fark ettim. Bir an refleks olarak kaçmaya çalışsam da başımdan tutup kendine doğru çektiği için bunu yapamadım ve menilerinin tamamını yuttum. Genel kanaatin aksine tadı bana pek de kötü gelmemişti. Emre’nin sikini iyice temizledikten sonra başımı Emre’nin bacaklarına bıraktım. “Harikaydın aşkım, hepsini yalaman da ayrıca çok hoştu, eğer yetmediyse bak benim karnımda hala seninkiler var bunları da yalayabilirsin” dedi. Emre’nin karnında biriken menileri de kısmen yaladım ve Emre’nin yanına uzandım. O şekilde bir süre uyuya kaldık. Devamı daha sonra…

Ne olduysa giydiği bikiniden sonra

Bu sene tatil için planları yaptım gideceğim yer bol turistli mekanlardan ilaveten.
info birisi olacağı kesindi evdekilere durumu anlattım ama tek sorun peşime takılan genç kız oldu bana sorun olacağı kesindi orada bizi sevgili sanıp kızlar yanaşmaya bilirdi ama onun asıl hedefinin benimle seks yapmak istediği geç anlasam da beni mutlu etmesini bildi

Pelin yeni tanga bikinisini giymiş mayada ondan daha cüretkar biir ip mayo taşıyordu.
Pelin kulağıma eğilip, her şeyi oluruna bırakalım, sonunda senin kaddar beenimde böyle biir tatile ihtiyacım varr değince sadece sen bilirsin diyebildim.
Hanımlar da biiralarını alıp şezlonga uzandılar.
Maya banaa seslenip hadi güneş kremi surmeyecekmisin bak Giuseppe kıskanç biir adam değil o da Pelin le ilgilenecek deyip beenii yanına çağırdı.
Mayanın vücudu da hatırı sayılır güzellikte idi.
Sırtını kremlerken ilk önnce bikinimi çöz been güneşlenirken iz kalmasını sevmem dedi.
Üstünü çıkarttım ve kenara koydum.
Kremleyerek aşağı taraflara indim escort bayan ve bikinisinin altının iplerini çözdüm.
Güzel trasli ami gözlerimin önünde idi.
ister istemez elim amin dudaklarına kayıyor ve Got deliğinin etrafında dolaştırıyordum.
Gözlerim eline döndüğünde gördüğüm sahne inanılmazdı.
Pelin bu sefer ise önden başlamış mayonun üstünü atmış ve Giuseppe?ye mayosunun altını çıkarttırıyordu.
Kardeşimin ami artıkk gözlerimin önünde,

kremledikce kendinden geciyordu.
O sırada Maya?a banaa doğru dönerek elini şortumdan içeri iteledi ve zaten dimdik olmuş aletimden tutarak sen beenimle ilgilen Giuseppe Pelin?e bakıyor dedi.
Son derece tahrik olmuş ve azmıştım.
Pelin ve Maya çırılçıplak yan yana yatıyor been ve Giuseppe onları kremliyorduk.
Daha sonra Maya beenii yanına yatırdı ve simdi beenim sıram diyerek şortumu çıkarttı.
Pelin kafasını çevirerek banaa baktı ve iste ikimizin de fantezisi gerçek oluyor diyerek dudaklarımı öpmeye başladı.
görükle escort Maya bütün vücudumu kremlemis kalkan aletimle oynuyor onu öpüyor ağzına alııyor ve göğüslerine sürüyordu.
Bu sırada Pelin Giuseppe?ye yarrağı yarrağı sarılmış kremli vucudlarini biirbiirine sürtüyor ve Giuseppe?nin aletinin üstünde ileri geri hareket ediyordu.
Güneş tüm bu güzellikleri kremin de parlaması ile tahrik edici biir şekilde parlatıyordu.

Maya, 69 pozisyonunda beenim aleti yutarcasına ağzına alııyor beende büyük biir iştahla onun amını ve gotunu yalııyordum.
Pelin Giuseppe?nin altında zevk çığlıkları atıyordu.
Giuseppe pompaladıkça Pelinin göğüsleri aşağı yukarı oynuyor been hem aletim mayanın ağzında zevkten hem de Pelinin görüntüsü ile kendimden geciyordum.
Hepimiz aya kalkarak pozisyon değiştirdik.
Pelin ve Maya domalarak öpüşmeye başladı beende Maya nin arkasında kremin etkisi ve 69 sırasında parmakladığım içiin rahatlayan gotune aletimi sokup pompalamaya başladım bursa escort harika biir zevkti.
Boşalmaya başladığımda biir an içiin menilerimin durmayacağını düşündüm.
Maya banaa donup aletimi tekrar ağzına alıp yalamaya başladı.
Bu sırada Pelin Giuseppe?ye aynı şekilde sakso yaparken Giuseppe?de Pelin?in göğüslerine boşalmaya başladı.
Hızımı alamamıştım ve tekrar Maya?nın amının içiine deli pompalamaya başladığımda Pelin gelip Mayanın yüzüne oturdu ve amını yalatmaya başladı.

Göğüslerini okşuyor ve zevk cegliklari atıyordu.
Bu sırada Giuseppe biir boşluk bulu Mayanın altına geldi ve been amından Mayayi pompalarken oda gotune girmeye başladı.
Dördümüzde biir yumak olmuştuk.
Giuseppe ile tassaklarimiz biirbiirine çarpıyor, Pelin karsımda çırılçıplak daha önnce hiçç düşünemeyeceğim biir pozisyonda zevk çığlıkları atıyordu ve been Mayanın içiinde idim.
Hepimiz teker teker boşaldığında yığılıp k aldıık.
Ama been içimden gelen biir dürtü ile Pelin?i de sikmek istiyordum.
O da bunu anlamış olacak ki yanıma gelerek kremi aldı hem kendi vücuduna hem beenimkine doktu.
Üstüme uzanıp vücudu ile banaa masaj yapmaya başladı.
Dudaklarımı deli gibi öpüyor ve eli ile sikimi amina yerleştiriyordu.
İnanamıyordum.
Kardeşimin içiinde ve onu sikiyordum.

Senelerdir kimseye pek anlatmadığım

Başımdan geçen kabus dolu günlerimi bu zamana kadar ilaveten.
info kimseye anlatamadım nasıl anlatayım ki kız olsam zevk alırdım ama erkeğim bana yaşattıkları kabus gibi geceydi ama bence eden bulur durumuna düştüm ben yıllardır acımadan kaydığım kızların acısını arka deliğimden çıkartıyorlardı bence sabaha kadar beni hor kullandılar

Gece parkta tinerciler dolaşmaya başlayınca parkın girişindeki süs köprüsünün altına gittim ve oraya çantamdaki otelden aldığım yer pikesini serdim, sokakta kalacağımı bildiğim için iki paspastan birini almıştım ve de iyi ki almıştım.
Daha sonra yatmaya görükle escort başladım ama uyku gözüme gelmiyordu sadece en köşeye sıkıştırdım kendimi keşke hemen sabah olsa diyordum ki yaz ayıydı ama yine de üşüdüm bu sefer pikeyi üstüme aldım, altıma karton bulup onu serdim, gerçekten iyi olmuştu bu pikeyi almak.

Az gözüme uyku ilişti uyumadım ama bir saat kadar geçince gözlerimi kırpmaya başlamıştım ki birden iki kişinin geldiğini gördüm, tinercilerdi kaçamazdım artık, geldi hayırdır gardaş dedi, ben olanı biteni anlatmak zorundaydım, kendimi iyi hissetmek için anlattım escort bursa her şeyi bana acımışlar gibiydi, derdimizi biz tinerle gideririz ama on numara adamlarız dedi.

Bir tanesi kafama vurdu takma lan ama sana bir şey dememiz lazım, nedir dediğimde, burası bizim yatak odamız sen yanlış yere tezgah açmışın la hıyar dedi, ben sorun olmaz giderim dedim, toparlanmaya başladım gerek yok dedi, bir şey olacağını anlamıştım ama ne sorum tinerciler tarafından şişlenen asker kaçağı diye ön sayfada mı yer almak diye düşünürken ödeşiriz dedi üstüme atladı, ben yalvarmaya bursa escort bayan başladım direkt ve durdurmaya ama iki kişiye gücüm yetmedi ve açıkçası korktum da ve ses etmedim çok fazla biri beni benim kemerimle bağladı arkamı döndürdü, öleceğim sanmıştım ama sanırım tecavüz edilecektim, bu gibiydi zaten ama pantolonumun indiğini ve iyice domalmam için tokatlandığımı hatırlıyordum

gözümü kapattım belki karanlıkta her şey bir rüya gibi gelirdi bana ama olmadı.
Tinercilerden birinin dilinin kalçalarımda gezdiğini fark ettim, iğrençti dili deliğime kadar geldi ve bir an tükürdü ki daha da iğrenç ardından derin jilet gibi kalçamda, deliğimde bir acı, sürekli girip çıkan sikinin verdiği acı, bu kadar acır mıydı, bilseydim eğer daha önce birlikte olduğum kızlardan özür dilerdim ama durun ben hiç götçü olmamıştım, özürlük bir durum yoktu, inanın o an sadece bunları düşündüm.

Şeyma borcunu hep öder 3

Şeyma borcunu hep öder 3

İki gün boyunca koşturdum. Elimdeki eski enişte parası ile önce Muzaffer’in borcunu sonra kredi kartlarını kapadım. Niye döndün diyen anneme yabancıların çocuklarına özel ders verdim elime geçen parayı harcamayayım diye geldim, yalanını attım. Annem elime bak bir de bu geldi diye bir kağıt tutuşturdu. İki sene önce aldığımız ve benim kefil olduğum işyeri kredisinden iki taksit kalmış ve ödememiş hayvan kocam. Bankaya koşturdum, bu hafta öderseniz bin lira faiz indirimi ile yedi bine kapatırız dediler. Maaşa kadar cebimde beş yüz lira kaldı. çaresiz yine eniştenin kapısını çalacağım. Bu kadar koşturma arasında geceleri erkenden sızdım ama her sabah rüyamda İngiliz’in kalın siki ile beni zevkten zevke uçurduğu anları yaşayarak uyandım. Islanmış donumu değiştirmeden oturamadım kahvaltıya. Onun yarısı kadar güzel sikemeyen kocam için binlerce lira borç ödüyordum, güldüm kendi kendime

Ablam haftasonu beraber döneriz, ben daha yıllık izin alamadım deyince benim de işime geldi. Haftasonunu onunla geçirir sonra iki hafta kafa dinlerim. On dakika sonra eski eniştem aradı.

– Nereye kayboldun ya birdenbire? Geliyormuşsunuz ablanla. İngilizler seni sormuş bizim müdüre.

Haklı defalarca aradılar açmadım.

– İşlerimi hallettim. Bir de açma şu konuyu ik**e bir. Bir hataydı oldu işte.

– Tamam tamam gel konuşuruz. Döndüler zaten İzmirdeler. Müdür bir şey bilmiyor ama bana anlattılar memnuniyetlerini. Pis bir kahkaha daha.

– Enişte kapatsan konuyu, sağol verdiklerin ile acilleri kapadım ama yedi bin daha lazım

– Kızım bende de yok o kadar. İmar affı işlerine binlerce lira rüşvet dağıttım. Otelinde yarısı boş. Hem eskisini ödemeden nereye yeni borç, bir anda yine enişte mi olduk.

Küstah herif, tamam diyerek kapadım teli. Parasızlıktan ağlayan adam yüzbinler kazanan otel işletmecisi bir herif. Tek ihtimal Muzaffer şerefsizi kalmıştı. Eski eniştem tekrar aradı yarım saate.

– Bana güzel bir pozunu göndersene, şöyle mini etekli veya bikinili filan.

– Ne saçmalıyon sen yine nereden çıktı bu?

– Hadi uzatma, gönder. Bikinili bir poza beşyüz lira borcunu silerim.

– Bak sinirlerim bozuk çıldırtma beni

– Çabuk bir saate gönder bir tane, son teklifim bin lira. Meraklı değilim senin resimlerine. Paraya ihtiyacın yok mu yorulmadan bin lira işte, uzatma uzatma.

Ne yapıyor bu küstah herif yine. Bin lira da güzel para. Ablam gece yola çıkalım sabah denize gireriz diye odama dalınca bilet saatinde anlaştık. Ablamın arada cebime sıkıştırdığı ufak tefek paraların hesabını hiç bilmiyorum zaten. Yine iki yüz bırakmış masa üstüne bilet al diye. Üstü yüz lira bana kalacak. Babamın yönlendirmesi ile kırk yaşlarında bir herifin fotosunu gösterdi telefondan, yaz bitsin tanışsın diyor demesi iyice tepemi attırdı.

Bir resme bin lira, niye istedi ki iğrenç herif. En azından enişteye olan borcum iner biraz. Muzafferden isteyeceğim yediyi nasıl öderim belli değil. Asıl sorun nasıl alırım? Bir yandan da Ayşen ile uğraşıyordum aklı hala otel müdüründe, yazıp duruyor telefondan, dediğine göre sabaha kadar bir dakika durmamışlar. Büyük bu diye bağırmasını duyduğumu söyleyemedim. Dayanamayıp o söyledi, internetteki zenciler gibiydi deyip gülücükler göndermiş.

Banyoya girdim. Tüm mayolarım Kuşadasında. Eski bir mayomu buldum bir resim çekip attım. Kısa sürede cevap yazdı. “ Ne bu böyle, yok mu bir bikinin filan, saçlarını da aç” “ Ne için bunlar istemiyorum” “ Denize girerken poz verip para kazandığını düşün, hemen silecem sonra” Dolabı karıştırdım. Beş altı sene önce genç bir kız ve üç kilo zayıfken aldığım bir bikini var. Zar zor içine girdim. Sadece göğüs uçlarımı anca kapatan altı belime zor oturan bir bikini. Üzerime uyarken bile babam kızınca giyememiştim. Cebi dolap üzerine koyup bir iki poz çektim. “Ha şöyle, bir iki tane daha gönder boydan olsun, altını bir iki santim daha indir ama” Dediğini yaptım. “ Niye istedin?” Okudu ama soruma cevap yazmadı sinir herif. “ İngiliz haklı imiş sağlammış göğüsler, ucuza gitmişsin, sildim bin liranı” Sonuna da gülücükler koydu öküz. Demek ki ayrıntılı meze olmuşum hayvanlara, verdikleri paraya kadar anlatmışlar.

Giyindim Muzaffer Bey demeye dilim varmayan şerefsize gitmek için. Arayınca gel gel şenlensin dükkanımız, güzel biri gelmiyor her zaman senin gibi bayağı bayağı iltifatlar döktü. Bu lafların üzerine resimleri silerken bir tanesini bırakmaya karar verdim. Bakalım yine para edecek mi resimlerim. Muzaffer şerefsizi yine aynı sevimsizliği ve gül yağı kokusu ile karşıladı beni. Övgüler yağdıran, vücudumu süzerken gülen suratı para isteyince düştü. Kocam ile ayrılmak için dava açtığımı, yabancılara ders vererek on günde kazandığımı kendisine ödediğimi, banka borcunu kapatırsam kendisine bir ayda ödeyeceğimi anlattım.

– Telefonda söyledikleriniz de üzdü beni dedim. Ben öyle kadınlardan mıyım? Tatil yerinde o kadar çalıştım ki bilemezsiniz. Siz de eşiniz ile gelsenize çok güzel yerler.

– Bizim hanım yapamaz öyle yerlerde, bizden geçti dedi.

– Gençsiniz kapı gibisiniz maşallah daha söylemeyin böyle şeyler dedim. Yüzüne bir gülümseme geldi salağın. Daha da yayıldı koltuğuna.

– Öyleyimdir valla düşmedik daha elden ayaktan. Böbürlendi iyice öküz.

– Çok güzel eniştemin oteli. Bakın bir sürü resmi var seversiniz. Yer ayırtırım size de. Tatilde çektiğim ilk manzara fotosunu koydum önüne. Sağa doğru ilerleyin bir sürü resmi var otelin, plajın.

İlgiliymiş gibi resimlere bakarken bugün banka kapanmadan alabilir miyim lafını sıkıştırdım araya. Bakalım hesapta para var mı derken arada bıraktığım sadece göğüs uçlarım ve kadınlığımın hemen üstünü kapatan bikinili resme gelmiş olacak ki ilerlemesini durdurdu. Maşallah sözü çıktı ağzından. Efendim dedim.

– Araya özel bir resim de karışmış Şeymacım dedi

Panik yapar gibi aldım elinden telefonu. Binbir özür, çok utandım yalanı, sildim zannediyordum, asla böyle denize gitmem kızlar ile hamam için gibi laflar. Acele ile ben gideyim çok utandım diye ayaklandım.

– Her geldiğinde uğra bak ne güzel sohbet ettik. Hatta bir dahakine yemek saati gel dedi. İçeri seslendi, Şeyma hanıma bir borcumuz vardı. Kasadan ödeyin dedi. Beni büyük bir dertten kurtardınız nasıl teşekkür etsem ki diye, hayatımda ilk defa babam yaşamdaki bu adama kısa bir sarılma ile veda ettim. Göbeğini aşıp dar penyemden taşan göğüslerimi gövdesine bastırmama yetmişti bu kısa süre.

Kapıda yine araya laf soktu.

– Senin gibi güzel bir kadının her ihtiyacını karşılayacak bir erkek lazım sana. Sadece para değil her türlü sıkıntında ben burdayım gel. Gözleri yine çok olmayan dekoltemde gezindi. Her türlü sıkıntı ha, şerefsiz it.

Başımı ağrıtacak tüm resmi borçlarımdan kurtulmuş olarak Kuşadasındaydım sabah. Yeğenler ve ablam ile kahvaltı, bütün gün deniz. Akşam yemeğinde ben de ablam ile iki kadeh şarap içince şaştı ablam alkol almama. Eniştem geldi, bana dönüp bizim oteldeki çocuklar seni özlemiş bu gece Kuşadasına inelim diyorlar, üstünü değiştir istersen dedi. Ablam da iyi olur kafan dağılır diye atladı beraber eve gittik. Tek parça bir elbise, hafif bir makyaj ve topuklu ayakkabılar ile döndüm. Eniştem masada hala. Garson birer kadeh daha getirdi.

– Neydi bu fotoğraf saçmalığı dedim.

– Uzatma lafı. Yirmi dakika sonra 208’e gideceksin. İmar işini imzalayacak adam odada.

– Ne diyorsun satıyor musun beni, hayvan

– Fotonu çok beğendi. Bu işi hallet bin liranı daha silerim.

– Olmaz nasıl bu kadar iğrençleşiyorsun?

– Ulan niye istedim fotoları 31 mi çekecektim. Herif buralı başka karılar ile görülmek istemiyor ev kadını bulurum deyince kabul etti.

– Orospu değilim ben bi hataydı oldu.

– Ne uzattın amına koyduğum ya. Konuyu kağıyorum işte unutacağım herşeyi. Daha ne istiyorsun lan, istersen milletin odasına girerken ki kayıtları ahlak masasına göndereyim. Polis alsın bu gece. Ablanın da hayatını mahfetme. Hadi elli yaşında bir herif uzamaz fazla hallet işini, evli olduğunu, zorda olduğunu, ilk olduğunu filan söyledim, belki para da verir. Hadi yürü kalk ben ablanı oyalarım.

Her zaman hazır cevap olan ben konuşamadım. Boğazıma bir yumru oturdu ağlayamadım bile. Önüme bir kadeh daha şarap itekledi, içerken küfürler ettim enişteme tepki vermedi. Kalkarken yine oda numarasını hatırlattı. Herif resim üzerinden pazarlamıştı beni ve rezil etmek ile tehdit ediyordu. Önüme iteklediği kendi bardağındaki içk**en de yudumladım, çok sert bir içki boğazım iyice yandı. Ayağa kalkınca başım döndü. Masaya tutundum. Odaya giden koridordaki aynada bu sefer güzel görünüyordum. Gece çıkacaksınız yalanı ile herif beni süsletmişti. Üstüne üstlük denize geliyorum diye dün yola çıkmadan ağdacıya gitmiştim. Ucuza gitmişsin demişti ama şimdi bin liraya satıyordu beni. Geri aradım orospu çocuğunu, 1.500 dedim. Kes lan resim gönderdiğinde de bin silmiştim zaten deyip kapadı telefonu. Buradan geri dönsem ve eniştem her şeyi açıklasa babam da annem de eve sokmazdı beni. Telefon çaldı, beni bekle diyen eniştem. Bir dakikaya yanımdaydı.

– Yapamayacağım dedim. Kolumdan tuttu.

– Bak iki dakikalık bir şey, hallet, yarın sabah hem aileni üzmemiş hem de dertlerini çözmüş kalkacan. Sana söz her şeyi unutacam. Benim ile oda kapısına kadar geldi. Kapıyı çalıp döndü gitti.

Kapıyı hayatta göreceğim en çirkin adamlardan biri açtı. Badem bıyıklı, sivri burunlu, zayıf yarı kel kısa sayılabilecek bir adam. Gülümseyince sarı dişleri görüldü. Kirli beyaz sakalları ve koca göbeği ile Muzaffer tipsizi manken gibi kalır bunun yanında.

Kapıda kalakaldım. Elini uzatıp tokalaşınca içeri geçip oturdum. Elindeki ince belli bardakta çay içen lavuk kumaş pantolon ve kısa kollu gömlekleydi. Yarım saat tüm hayat hikayemi anlattırdı, kendisinden, aslen nereli olduğundan filan bahsederken kendim kalkıp dolaptaki ufak şaraplardan birini daha açtım. Sakinlemiştim ama hala sarhoştum. Gömleğini kemerini çıkardı bana baktı. Sessizlik olunca kalkıp banyoya geçtim. Yine soyunup bornoza sarılıp döndüm odaya. Resmen tecrübe kazanmıştım. Yatağa sırtımı dayayarak oturdum. Ne garip bir duruma alışıyorum, alkolün de yardımı ile. Pantolonunu çıkardı, gömleği ile birlikte askıya taktı. Üzerindeki beyaz atlet ve beyaz slip çirkin don ile daha sıska gözüktü. Atleti de çıkartıp yatağa tırmandı.

– Prezervatif takayım mı dedi. Ben korunmuyorum ilk defa çıkıyorum biliyorsun deyince kalkıp pantolon cebinden prezervatif getirdi. Bornozumun önünü açınca çok güzel karısın benim ki sıska dedi. Yanağımı dudağımı öptü. Sigara ve çay kokusu geldi açmadım dudaklarımı küçük dudak öpücükleri ile karşılık verdim. Off karı dediğin böyle olmalı diyerek göğüslerimi sıktı. Hiçbir şey hissetmeden üzerimde debelenmesini seyrediyordum. Hiç sevişiyor gibi üzerimdeki bir erkekmiş gibi birşeyler geçmiyordu aklımdan. Orada değildim sanki. Son içtiğim sert içki neyse uyuşmuştum resmen. Oysa nasıl hassastır göğüslerim. Bacaklarımı araladı elinin içi ile amımı okşadı, işte bu biraz canlandırdı zaten her dokunuşta ıslanmaya hazır amımı. Devam et işte orada bızırım, biraz okşa. Durdu salak.

– Kaymak gibiymiş amın. Dizlerinin üstünde bacakaramda durdu. Dur kalk ile sevişiyorduk. Donunu indirince sikine baktım. Kocam ve iki İngilizden sonra gördüğüm en sıradan sike prezervatifi geçirdi. Bu gece kocan benim diyerek sikini eli ile amıma hizaladı. Ne acelesi var bunun da.

Bacaklarımı kırıp misyonerde bekledim. O kadar da ıslanmamış kadınlığıma küçük siki hızla yerleşti. Kuruluktan canım yanınca bir ah sesi çıktı ağzımdan. Biraz sevişmeye bilseydin bari abazan. Canın mı yandı diye gururla sordu. Evet dedim alışırım şimdi. Orospu cevapları da vermeye başladım ya. Acele ile karışık bir tempoda gidip gelmeye başladı. Islandıkça az bir zevk eşliğinde altında tepkisiz yattığımı fark ettim. İçime gir çıklarında hafif bir okşanma tadı hissiyordu kadınlığım hepsi bu. Üzerime abanmış kolları ile yandan güç alarak klasik pozisyonda tatsız tutsuz bir sevişme. Vücudunun sürtünmesi bile göğüs uçlarımı kabartıyor oysa. Apışarası üçgenime değdikçe zevklenmeye başladım azar azar.

– İliğimi kurutursun karı, ne sıcak amın, sen de hoşlandın mı deyince, hı hı durma devam et lütfen diye yalancı bir tepki verdim. Biraz zevk alma ümidiyle kalçalarımı oynattım, herifin tek düze sikişinden ümit yoktu. Keşke kıvırmasaydım kalçaları, iki kalça kıvırmam ile üzerime kendini bıraktı. Bir iki kere daha kalçasını bastırdı. Küçük ince sik içimde titredi. Boşalmıştı fare suratlı.

– Bitirdin beni karı ne sıcaksın böyle, kocasızlık fena değil mi?

Ha fena amına koduğum mu demeliyim sıska herife. Küçük siki içimden kaydı. Bir sigara yaktı, bir tane de bana verdi. Ben gusüle girecem dedi. Bir peçete ile prezervatifi çıkardı. Sönmüş siki iyice küçük gözüktü bir anda. Ben evimde yıkanırım diye kalktım ondan önce banyodan elbiselerimi alıp giydim. Elimi sıkıp yanak yanağa öpüştük, bahşiş verir gibi elime bir kağıt sıkıştırdı. Dışarda baktım yüz lira. Beş dakikalık kötü bir sevişme ve resim çekimi 2100 lira kazandırmış oldu.

Eve girene kadar ağladım. Odamda cam önündeki kanepede bir sigara içtim. Ağlamam sürerek giydiğim şık kıyafetleri odaya fırlattım. banyoya girme kararı ile soyunurken yan odadan bir erkek sesi geldi. Eniştem, ablamın odasında. Aynı balkona açılan camlarımız açık. Çocuklar alttaki odada.

– Hadi Şeyma gelmeden bir kere daha sikeyim seni. Şüphelerimde haklıymışım bu garip ilişkileri sürüyor.

– Çok acıdı kıçım oradan olmaz bu sefer. Ablama bak sen gelir gelmez arkadan vermiş.

– Siktirmemişsin daralmış alışırsın yazın. Bir şaplak sesi gülüşmeler. Nasıl bir ilişki bu ablamın başka ilişkileri mi var? Eve çok sarhoş geldiği bir gece arkadan sokmaya çalışmış, kavga gürültü yarısına kadar sokup sızmıştı öküz kocam. Sonrasında bir daha istememiş ama kucağında zıplatırken tükürüklediği bir parmağı hep bir iki santim içimde olmuştu. İki deliğin aynı anda ezilmesi hoşuma gitmiş ama bunu hiç söylememiştim. Şimdi kanepe üstünde çıplak oturuyorum ve kadınlığımda çirkin bir herifin küçük sikinden kalan ıslaklık var hala. Elimi biraz değince nemi yayıldı çevresine. Elli yaşında olmasına rağmen iki dakika dayanamamıştı üzerimde badem bıyıklı. İngiliz kalın siki ile nasıl germişti oysa içimi, dakikalarca. Her santimini seve seve almıştım içime. Dokunduğu her yer orgazmıma bir çığlık daha eklemişti. Yan odadan sevişen iki insanın alıştığım sesleri artarak gelmekte. Ablam sessizce inlerken, eniştemin sesi daha baskın bir ohlama. Yanıyor amcığın nasıl böyle çabuk ıslandın yine. Ablam da benim gibi demek ki. Hızlandılar. Nefes sesleri birbirine karıştı. Daha sert sok daha sert diyen ablama, karşılık geldi bile. Yatağın gıcırdısı ve ohlar aynı anda yükseldi. İki etin çarpma sesleri arttı, iyi mi böyle orospu, siktirdin mi kimseye kendini ha siktirdin mi? Senin gibisi yok, sikicim benim ooo. Demek başkası da denenmiş. Sağ elimin orta parmağı içimde git gelde, sol elimle arka deliğime baskı yapıyorum. Bacaklarımı iyice açtım kanepenin üstünde. Aylardır ihmal edilen bızırımı ezdim. Isır evet ısır ahhh diye bağırıyor artık ablam. İnlemeleri uzuyor git gide. Ufak ufak dokunuşlar bile yeter bızırımdaki elektriğin karnıma saplanmasına, ben de öyle yaptım zaten.

Aylardır seni bekliyor amım diye zorla konuştu ablam. Ah çok sert ahhh. Bacaklarımı kasarak ikinci parmağımı da hapsettim içimde. Avuç içim girişimi bızırımı eziyordu. Diğer elim ile de göğsümü ezmekteydim. Hadi gizli orospu hadi bırak kendiniiii. Gizli orospu nasıl laf? Ooooo Uuuuu gibi bir uluma ile ablam boşalmaya başladı galiba. Hiç bir karı senin gibi değil, sadece seni sikmeye doyamıyorum diyen eniştem de geleyim mi küçük amcığına, ha orospum geleyim mi diye hırlamaya başladı. Hızlı hızlı kalça çarpma sesleri odada yankılanıyordu. Çık artık diyen ablamın sesi bir iki dakika sonra geldi. Anca kendine gelmişti herhalde. Ses çıkarmamak için ısırdığım dudaklarım ağrımaya başladı. Bacaklarım iki yana düştü. O güzel karanlık. Gözlerim kapalı içimi ezen parmaklarımın arasından sularım akarken, kocamın göğüslerime boşalma anları geldi gözümün önüne. Sıcak döller akardı üzerime. İyice ovaladım bızırımı, her dokunmam gerdi karın kaslarımı. Ağzına al diyen enişteme cevap olarak boşalırken haber ver dedi ablam. Benim orgazm sonrası titremelerim sona ererken yan taraftaki oral seksin bittiğini, eniştemin inlemesinden ablamın saçıma gelmedi değil mi sorusundan anladım. Bu halde koridordaki banyoya çıkamam, geceliğimi giyip nefes nefese sızdım yatağımda.

Ertesi gün ablamla ve çocuklar ile geçti. Ablamın niye durgunsun laflarına cevap vermedim o da boşanma süreci diye üstelemedi. En dip ve en üst duyguları bir gece içinde yaşamıştım. Eski kocasının bir gece önce beni sattığını ağlayarak gelen benim onları dinleyerek kendimi tatmin ettiğimi nasıl söyleyim ki. Enişten ile konuşayım sana destek olsun teklifine hayır dedim ama biliyorum ki konuşacak. Uyku ve şarap ile geçti bir gün daha.

Ablamın gideceği akşam mesaj geldi eski eniştemden. Tam bir sürpriz. “ Özür dilerim, senden bunu istememem lazımdı, seni zorladım bir de, affet” cevap yazmadım sildim hemen mesajını. İki dakika sonra yenisi geldi “ Hiç istemeyerek de olsa gönderdiğin resimleri de sildim” Bu sefer “ sağol iyi geceler “ diye döndüm. Tekrar cevap yazdı “ Resimleri zoomlayınca anladım ki kocan salak bakalım bu gece nasıl çıkacak aklımdan o pozlar ergen olsam tam 31’lik” Orospu çocuğu diyerek evden çıkmadım gece.

Kocamı Aldatmak Aklımın Ucundan Geçmezdi!

Kocamı Aldatmak Aklımın Ucundan Geçmezdi!
ALINTIDIR!

Merhaba. Adım Nesrin, evli ve 2 çocuğu olan, 37 yaşında bir bayanım. Bu siteyi yeni keşfettim. Okuduğum hikayeler çok hoş. Benim de başımdan geçmekte olan yasak ilişkilerimi sizlere yazmak istiyorum. Önce kendimden biraz bahsedeyim. Boyum 1.62, kilom 60, Balık etli, bembeyaz teni olan, siyah saçlı, siyah gözlü, çatlakları dışında mükemmel vücudu olan, türbanlı, kapalı bir bayanım. Kocamla 18 yıldır evliyiz. Gençlik yıllarımızda da kocamla harika günler geçirdik. Son birkaç yıldır cinsel yönden biraz duraklama dönemine girdik. Kocamın işi nedeniyle yorgun olması, üstüne de hayat şartları eklenince, kocamla ilişkiye giremez olmuştuk. Çocukların dersleri için internet gerekiyordu. Böylece biz de internetle tanışmış oluyorduk. Derken günler haftaları haftalar ayları kovaladı. Okey oynamasını çocuklardan öğrenmiştim. İşte ne olduysa o okey yüzünden oldu…

Nazmi ile de okey oynarken tanışmıştım. Oyun esnasında o kadar şakacı ve espiriylidi ki, onunla oyun oynamadan duramıyordum. Birkaç hafta hemen hemen hergün beraber oynuyorduk. Bir gün benden MSN adresimi istedi. Ben de olmadığını söyledim. Gerçekten o ana kadar aklımdan bile geçmemişti. MSN adresim olsa kocamın tepkisi ne olurdu bilemiyordum, ama eminim çok kızardı. Nazmi israrla Webcamda beni görmek istiyordu. Doğrusu ben de onu merak ediyordum. Sonra çocuklardan birisinin MSN adresi aklıma geldi. Onu kendisine yazdım. Bana da çocukların MSN’ine girmemi, sonra da kendi MSN’inini yazıp kabul etmemi söyledi. Dediklerini aynen yerine getirmiştim. İlkkez birine Webcam açıyordum. İlk gördüğümde biraz yadırgamıştım. Sonra günler geçtikçe ona alışmaya başladım. Bu benim için bir ilkti. Kocamdan sonra, bu kadar içli dişli konuştuğum ilk kişiydi.

MSN işini hallettikten sonra Webcamda sohbet etmeye başlamıştık. Webcamda ilk kez birbirimizi gördüğümüzde, bana çok güzel olduğumu söyleyip, iltifat üzerine iltifatlar yapıyordu. Nazmi’yle ilişkimiz gittikçe değişik bir hal alıyordu. Şakayla karışık bana erotik hikayeler anlatırken altımın ıslandığını hissediyordum. Sonunda konuyu cinselliğe kadar getirmişti. Bana içimi hoş eden iltifatlarda bulunuyordu. Benim için ilk olan bu tür konuşmalar nedeniyle heyecanlanıyor ve kalbimin hızlı bir şekilde küt küt atmasına sebep oluyordu. Günlerden Salıydı, çocuklar okulda, eşim işteydi. Öğlen vakti Webcamda tekrar sohbet etmeye başlamıştık. Webcamda sohbet ederken türbanımı başımdan çıkarmıyordum. Benim o halim kendisini çok etkilediğini söylerken ne demek istediğini anlıyordum, ama bunu kendisine belli etmiyordum.

Ayağa kalkmamı, boyumu görmek istediğini söylerken, dediklerini yapmaya başlamıştım. Aslında onunla sohbet ederken en güzel elbiselerimi giyiniyordum. O gün üzerimde üstten beyaz bir gömlek, alttan ise dizlerime kadar uzanan siyah renkli bolca bir etek giymiştim. Gömleğin altındaki göğüslerim sütyeni yırtacakmış gibi duruyordu. Nazmi’nin sadece başı görünüyordu, ama yerinde duramadığını farkedebiliyordum. Belime göre kalçalarım büyüktü, ama bu Nazmi’nin çok hoşuna gitmiş olmalı ki, yalvarırcasına elbisenin altındaki o harika vücudmu görmek için dünyaları feda edebileceğini yazarken iltifat üstüne iltifat ediyordu. Yazdıklarını okurken amım resmen ıslanmıştı.

Israrla göğüslerimi görmek istiyordu. Her ne kadar olmaz desem de, sonunda onu kıramamıştım. Sütyenimin altında sıkışmış memelerimi ona sunmaya başladım. Kocamdan sonra göğüslerimi gören ilk erkekti. Artık onun esiri olmuş gibiydim, ne istese yapıyordum. Nazmi artık yerinde duramıyordu. Bana göğüslerimi avuçlayıp okşamamı, uçlarını parmaklarımın arasına alıp ezmemi söylüyordu. Bu arada çaktırmadan amımı okşuyordum. Bir müddet göğüslerimle ilgilendikten sonra, kamerayı bacaklarıma doğru döndürmemi isteyince, “Lütfen daha ileri gitmeyelim!” diye ricada bulundum. Bu yaptıklarım çok yanlıştı. Evli bir kadındım ve çok korkuyordum. Ama ben ne söylesem de fayda etmiyordu.

Ayakta olduğum halde eteğimi yavaş yavaş külotuma çektim. Süt beyaz bacaklarım tamamen açılmıştı. Bu kadarla yetineceğini düşünürken, “Hadi aşkım, külotunu da görmek istiyorum, lütfeeenn!” dedi. Nazmi’nin bana ‘Aşkım’ demesi beni acaip şekilde etkilemişti. İlk kez o gün giydiğim pembe külotumu ona gösterirken, Nazmi, “Aşkım, sen sulanmışsın!” deyince utancımdan hemen eteğimi indirmiştim. Gerçekten amım öyle sulanmıştı ki, külotumun ağı sırılsıklamdı. Nazmi, “Aşkım, bu normal birşey, ayrıca bu senin sağlıklı olduğunu gösterir!” dedi.

Bir müddet kendime gelememiştim. Daha sonra bana, “Aşkım, benimkini görmek istermisin?” dediğinde heyecandan ne yapacağımı şaşırmıştım. Çünkü daha önce kocamın sikinden başka sik görmemiştim. Her ne kadar ben olmaz desem de, o çoktan kamerayı aşağı indirmişti. Birden boğazım düğümlendi. Oturduğum koltuktan kaçar gibi kalktım. Gördüğüm şey inanılır gibi değildi. Kocaman bir siki vardı, üstelik çokta uzundu. Nazmi beni görmüyordu, oysa ben kenardan ona bakıyordum. Böyle bir siki rüyamda görsem inanmazdım. Kendimi davara binmiş gibi hissederdim. O kadar kalındı ki, o kocaman parmaklarıyla bile zor sarıyordu. Nazmi, “Aşkııım… Nerdesinnn?” diye yazarken, öyle azmıştım ki, o kocaman yarrağın amıma girmesi arzulamaya başladım. Doğrusunu isterseniz iki çocuktan sonra amımın deliği bayağı açılmıştı ve kocamın siki içini doldurmamaya başlamıştı. Sikerken bile girip girmediğini fazla hissetmiyordum. İkinci çocuktan sonra amımdan çok arkamdan (Anal) ilşkiye giriyorduk. İlk zamanlar bu ters ilişk**en acıdan başka bir şey hissetmezdim, ama daha sonra alışmak zorunda kaldım.

Nazmi kocaman yarrağını okşarken, bir taraftanda, “Aşkııımm! Nerdesin? Ben de seninkini görmek istiyorum! Lütfeeennn!” diye yalvarıyordu. Bunu ben de istiyordum, ama amımı beğenmez diye korkuyordum. Bu kadar etkileneceğimi rüyamda görsem inanmazdım. Cesaretimi toparlayıp yüzüm görünmeyecek şekilde karşısına oturdum. Sonra eteğimi yavaşça yukarı çektim, ardından külotumu indirdim. Heyecanımı yenmek için biraz beklediğimde, “Hadi aşkım, amını göster bana! Yalamak istiyorum onuuuu!” diyordu. Daha fazla dayanamadım, yavaş yavaş bacaklarımı araladım. O an kendime inanamıyordum, sadece adını bildiğim birine Webcamda amımı gösteriyordum. Amımın görüntüsü Webcamda hiçte fena değildi. Nazmi, “Ohhh! Çok güzelmiş aşkım! Daha önce seninki gibi harika olan bir am görmedim. Yerim ben onuuu!” diye iltifat ediyordu. Amım sulanmış yanıyordu. Çeşit çeşit iltifatlarla beni dahada tahrik ederken, o kocaman yarrağından gözümü alamıyordum. O kocaman yarrağın amıma girmesini öyle istiyordum ki, bu nasıl olacaktı bir türlü kestiremiyordum.

Nazmi, “Aşkım! amının dudaklarını aç, içine girmek istiyorum, aç hadi, aaaç! Yarrağımı amına sokacağım!” diye yazdığında, bende zevk ve heyecan birbirine karışmıştı. Kalbim küt küt atıyordu, nefes alamaz hale gelmiştim. Kölesi gibiydim, ne isterse yapıyordum ve bütün bu olanlara inanamıyordum. Hayatımda kocamdan başkası olmamıştı. Oysa şimdi kocamdan sonra yabancı biri beni çok daha fazla etkiliyordu. Yaklaşık 3 saattır sanal seks yapıyorduk. Başıma bir iş gelmeden bitirmek istiyordum, çünkü, çocukların okuldan gelme saatleri yaklaşıyordu. Ama Nazmi yazdıklarıyla beni öyle tahrik ediyordu ki, amımın içinden akan beyaz kaygan sıvılar deliğimin ağzını doldurmuştu. Nazmi’ye, “Hadi boşal artık! Çocuklar gelecek!” dediğimde, “Hadi sen de amını okşa da, beraber boşalalım aşkım!” dedi.

Karşılıklı masturbasyon yapıyorduk. Birkaç dakika sonra büyük bir zevk dalgasının kasıklarımı sıkıştırdığını hissettiğim anda, Nazmi de boşalmaya başlamıştı. Ama ne boşalma! Boşalma anını daha iyi görebilmem için Webcamı öyle bir ayarlamıştı ki, damarları iyice gerilmiş, fışkırtmasını görebiliyordum. O anda ben de Orgazm olup boşaldım. Daha önce böylesine şiddetli boşalma yaşadığımı hatırlamıyordum. Ben saniyelerce Orgazm olurken, Nazminin yarrağından akan döller bir kahve fincanını dolduracak kadar çoktu. Üstelik ileri doğru fışkırıyordu. Onun o kocaman sikinden akan döllerin amıma fışkırmasını öylesine arzu ediyordum ki… Offf, off! inanamıyorum yaa, bu gerçekleşecekmiydi? Bugün ilklerle karşılaşıyordum. Yaptığım her olay bir ilkti. İlk olan birşey daha vardı, aynı saat içinde ikinci kez boşalmıştım. Daha önce peş peşe iki kez boşaldığım hiç olmamıştı.

Üzerimde tatlı bir yorgunluk oluşmuştu. Nazmi üstünü başını düzeltirken, ben de külotumu yukarı çekip, eteğimi indirdim. Nazmi, “Aşkım, pişman mısın?” dedi. “Hayır değilim!” dedim. Sonra yazmaya devam etti. Yazdıklarını okudukça içimi korkuyla birlikte heyecan dalgası sarmaya başlamıştı, benimle buluşmak istediğini söylüyordu!

Aman Tanrım, bu nasıl olacaktı? Çeremde beni tanıyan herkes, mütevaziliğimin yanında, namusuna düşkün, tam bir aile kadını olarak biliyorlardı. Kapalı giyindiğim için eleştiren komşular, benim yabancı bir erkekle ilişkimi duyarsalar eminim inanmazlardı. Oysa Nazmi, benimle buluşmak istiyordu. Birçok senaryo yazdı. Bunlardan bir tanesi kafama yatmıştı, bizim burda semt pazarı Salı günü kurulduğundan, o gün buluşmamız çok daha kolay olacaktı. Zaten Nazmi’yle aramızda taksiyle yarım saatlik yol vardı. O Kadıköy’de, ben Kartal’da oturuyordum. Nazmi, “Aşkım, bu planı daha sonra detaylı olarak kararlaştırırız, tamam mı?” diye yazdığında, ben de ilkkez, “Tamam aşkım!” dedim. Ona ‘Aşkım’ demiştim. “Öpüyorum aşkım! Sonra görüşürüz!” dedi. Aynı şekilde ben de karşılık verdikten sonra netten çıktık.

Bütün bu olaylar anlaşılmasın diye, Nazmi’nin öğrettiği gibi, bilgisayardan konuşma geçmişlerini sildim. Nazmi ile buluşup sikişmek için içimde karşı konulmaz bir arzu ve istek vardı. Acaba yaptığımız plan işe yarayacak mıydı?

BÖLÜM 2

Nazmi’yle Webcamda sanal yaşadığım o anlar aklımdan bir türlü çıkmıyordu. Aklım hep bacaklarımın arasındaydı. Amım sik istiyordu, ama kocam her defasında götten yapmayı tercih ediyordu. Zaten, kocamın siki götümün o dar deliğini anca doldurabiliyordu. O gece çok istekli olmama rağmen, kocam götüme boşaldıktan sonra arkasını dönüp uyumuştu. Bu hareketi beni her zaman sinirlendirmiştir. Karmakarışık düşünceler içersinde Nazmi’yi düşünerek uykuya daldım.

Fırsat buldukça Nazmi ile sanal seks yapıyorduk. Her seferinde bana, “Aşkım, ne zaman buluşuyoruz?” diye soruyordu. Bu gün yarın derken, bir Pazartesi adet olunca kendisine, “Aşkım kusura bakma seninle bir hafta görüşemeyeceğim.” dediğimde telaşlanmıştı. Nedenini anlattığımda rahatlamış, ikimiz de kahkahayı başmıştık. Adet olduğum için sanal sekse bir hafta ara verecektik. Adetimin 6. günü Pazara denk gelmişti. O akşam vücudumdaki bütün kılları temizleyip, vücudumun her yerini kaymak gibi pürüzsüz yapmıştım. Kısacası tam yalamalık olmuştum.

Pazartesi nete girdiğimde, Nazmi herzamanki gibi sanki beni bekliyordu. “Aşkıım, nerdesin yaaaa? Sen beni hasretinden öldürmek mi istiyorsun?” dedi. Yazışmamız uzadıkça uzadı ve iş yine aynı noktaya geldi, “Aşkım, ne zaman buluşuyoruz? Hem yarın sizin semtin pazarı değil mi? dedi. “Evet!” dediğimde, “Tamam işte… Yarın buluşuyormuyuz aşkım?” dediğinde, vücudumu tarif edemiyeceğim bir sıcaklık basmıştı. Heyecandan resmen titriyordum. Bir anda amım sulanmıştı. Nazmi’ye, “Bak aşkım, ben de buluşmak istiyorum, ama bu nasıl olacak ki? Ya görürlerse?” dediğimde, “Aşkım, Pazarın ters istikametinde bir yere park edeceğim, sen de kendi arabanmış gibi gelip bineceksin, hepsi bu…” dedi. Plan hoşuma gitmişti, “Peki ya sonra?” dediğimde, her şeyi detayına kadar anlattı…

Bir arkadaşının sahilde dairesi varmış, arkadaşı tatilde olduğu için anahtarı da kendisine bırakmış. “İşte orası bizim aşk yuvamız olacak aşkım! Ne diyorsun?” dedi. Başımı tamam anlamında salladım. Nazmi, “Aşkım, saat kaça kadar zamanın var? Yada evden eşin ve çocuklar kaçta çıkıyor?” dedi. “Hep beraber çıkıyorlar, yani 8’de kahvaltılarını hazırlıyorum, 8.30’da evden çıkıyorlar.” dedim. Nazmi, “Bu çok güzel aşkım! 5 saat kadar zamanımız var. İnan bana bu zaman zarfında sana öyle zevkler tattıracağım ki, bulutların üzerinde uçacaksın!” dedi. Yari merak, yarı endişeyle, “Neee? 5 saat beni mi sikeceksin? Manyaksın sen yaa! 5 saat sikiş mi olur!” diyerek alay ediyordum. “Evet 5 saat ^^^^^^^^^ seni!” dedi. “Ufak at, civcivler de yesin!” diye takılmıştım. Nazmi, “Öyle olsun! Yarın görürsün!” dedi. Salı günü saat 9.30 gibi beni arayacak, ben de 10 civarında pazara gider gibi evden çıkacaktım. Artık kararı vermiştim, yarın Nazmi ile buluşacaktım.

Heyecandan sabaha kadar doğru düzgün uyuyamamıştım. Sabah kocama ve çocuklara kahvaltı hazırlarken heyecandan titriyordum. Bir ara kocam, “Hayrola Nesrin, hastamısın? Yüzün kızarmış, ellerin titriyor?” dedi. “Bir şeyim yok, iyiyim…” dedim. “Haa, anladım!” dedi. Adetimin bittiğini söylemediğim için ona yorumlamıştı. Kapıda, “Hayırlı işler kocacığım. Çocuklar size de iyi dersler!” diyerek yolcu ederken kekeliyordum. Kapıyı kapatıp, sokakta kaybolana kadar pencereden onları izledim.

Kocam ve çocuklar gidince ilk işim banyoya girmek olmuştu. Bir gün önce ağda ettiğim yerler pürüzsüz ve tertemizdi. Aynanın karşısında vücuduma bakıyordum. Doğum nedeniyle karın bölgemde biraz çatlaklar vardı. İnce belim, geniş kalçalarım, küçük yuvarlak memelerim, eminim Nazmi’nin hoşuna gidecekti. Derin bir çizgiyle ortadan bölünmüş amım patates gibi duruyordu. Gerdek gecesi bile bu kadar heyecanlı değildim. Komidinin çekmecesini açtım, bir müddet iç çamaşırlarıma baktım. Takım olan, ten rengi, şeffaf iç çamaşırda karar kıldım. Şeffaf olduğundan meme ucları ve amımın çizgisi anlaşılıyordu. Tam o sırada telefonum çaldı. Kalbim hızla atmaya başladı. Arayan Nazmi idi. Titrek bir sesle, “Efendim?” dedim. “Aşkım, Cevizli’de seni bekliyorum, halen çıkmadın mı?” dedi. “Şeeyy… ben ben şeyy, yani hazırlanıyorum, birazdan çıkarım…” dedim. Dilim tutulmuş, kekeliyordum. “Tamam aşkım, yalnız biraz acele et! Seni çok özledim!” dedi. Cevap verememiştim, telefonu kapadım.

İç çamaşırlarımı giydikten sonra, üzerine kollu bir badi ve siyah bir etek giydim. Başımı da kırmızı ağırlıklı türbanla örttüm. Biraz da renksiz bir ruj, hafif bir allıktan sonra, az da fondöten. Hafif bir makyaj yapmıştım. Evden çıkarken dikkat çekmemem lazımdı. Gerçi makyaj yapmama gerek yoktu. Siyah parlak gözlerim, kırmızı dolgun dudaklarımın yanında pürüzsüz bir yüzüm vardı. Dedim ya, dikkat çekmemem gerekiyordu. Üzerime, her zaman giyindiğim yazlık kabanımı aldım. Son olarak, alçak topuklu ayakkabılarımı ayağıma taktım. Evden çıkmadan Nazmi’ye çağrı attım. Aradı, “Geliyormusun aşkım?” dedi. “Evden çıkmak üzereyim. Şu an nerdesin sen?” dedim. “Minibüs yolunda bekliyorum. Burda Belediyenin ekmek büfesi var, onun önündeyim, bildin mi?” dedi. “Eveeett! Sen orda bekle, ben geliyorum. Yalnız, arabayı nasıl tanıyacağım?” dedim. “Beyaz bir BMW, plakası 34 (…), arabanın yanına gelince kapıyı açıp öne oturursun.” dedi. “Tamam!” dedim, evin kapısını kilitleyip aşağıya indim.

Saat daha erken olduğundan dışarda kimseler yoktu. Hızlı adımlarla sokaktan uzaklaştım. Evle buluşma yeri arasındaki uzaklık sadece 6-7 dakikaydı. Yol ağzına geldiğimde Belediye ekmek büfesi önünde bekleyen beyaz bir araba gördüm. Biraz daha yaklaşınca plakadan tanıdım. Yolun karşısına geçtim. Arabanın içindeki Nazmi’yi tanıdım. Etrafı kontrol ettikten sonra kapıyı açtım. Hızla öne oturdum ve “Bir gören olmadan gidelim hemen!” dedim. Kartal’a doğru hızla uzaklaştık. Birkaç dakika içinde sahil yoluna çıktık. Araba çok lükstü ve harika kokuyordu. O ana kadar tek kelime etmemiştik. Yavaşlamaya başladı. Elini elimin üzerine koymuş, yavaş yavaş okşuyordu. “Eee aşkım, heyecanlımısın?” dedi. “Evet!” dedim. “İlk olduğundan normaldir. Birazdan rahatlarsın. Biliyormusun aşkım? Gerçekten çok güzelsin!” dedi. Teşekkürle birlikte, “Sen de karizmatiksin!” dedim.

Arabayı müsait bir yere çekerek, bana doğru döndü ve “Yakından bakmak istiyorum sana aşkım!” dedi, başımı tutarak kendine doğru çekti. Bir anda dudaklarıma yapıştı. Ben de aynı şekilde onun dudaklarına yapıştım. Uzun süre birbirimizin dudaklarını sömürdük. İlkkez kocamdan başka bir erkekle öpüşüyordum. İnanamamıştım, ama inanılmaz şekilde hoşuma gitmişti. Daha önce arabada hiç öpüşmemiştim. Zaten hiçbir zaman arabamız olmamıştı. Nazmi elleriyle oramı buramı ellemeye başlamıştı. Bcaklarımı okşuyor, memelerimi yoğuruyordu. “Dur yapmaaa! Burda olmaz! Birileri görebilir!” dedim. “Tamam aşkım, aşk yuvamıza gidelim!” dedi.

Sahil yolundan bir müddet gittikten sonra bir sokağa girdi. Birkaç dakika sonra lüks bir binanın önünde durdu. Adım adım sikilmeye gidiyordum. Arabadan indikten sonra koluna girmemi söyledi, dikkat çekmememiz için öyle gerekiyormuş. Asansöre bindik ve 3. katta indik. Dairenin kapısını açıp içeri girdik. Artık geri dönüş yoktu, Webcamda gördüğüm o kocaman sikini yemeden burdan çıkış olmayacaktı. Bunu kendim istemiştim.

Üzerimdeki kabanı alıp astı. Belimden tutarak lüks bir salona geçtik. Gerçekten mükemmel döşenmişti. Ben salonu incelerken, Nazmi’nin boş durmaya niyeti yoktu, belimden tutarak dudaklarıma yapıştı. Çekingenliğimi atmış, karşılık veriyordum. Zaten oraya bunun için gitmemişmiydim? Başımda türbanım halen duruyordu, öpüştükçe öpüşüyorduk. Elleri rahat durmuyordu, göğüslerimi, kalçalarımı, bacaklarımı, hemen hemen her yerimi okşuyordu. Sulanmaya başlamıştım. Herşey o kadar hızlı gelişiyordu ki. Önce badiyi, sonra da eteğimi indirdi ve “Ohhh, harikasın aşkım!” dedi. Şeffaf külotum çok hoşuna gitmişti. Sütyenin üzerinden, göğüslerimi dişliyor ve sıkıyordu. Diğer eliyle amımı avuçlamış, bacaklarımın arasını okşuyordu.

Kollarımı boynuna dolamış öpüşürken, göbeğime değen sertliğin büyüklüğü, beni tedirgin ediyordu. Bu sertliği yokladığımda kalınlığı inanılmaz haldeydi. Ben de rahat durmuyordum, kemerini çözüp pantolonu aşağı inince, işim daha da kolaylaşmıştı. Beyaz bir Boxer giyiyordu, ama içinde sanki kocaman bir canavar vardı. Yoklarken gövdesini avuçlamıştım. Aman Tanrım, inanılır gibi değildi. Parmaklarımla, ancak yarısını sarabiliyordum. Sakın korktuğumu sanmayın, benim için ilginç olan, öyle bir sikin varlığı idi. Zaten Nazmi’de böyle bir sik olduğu için onunla buluşmuştum. Kocamı aldatacaksam, mutlaka böyle bir sikle aldatmalıydım.

İnlemelerimiz salonda yankılanıyordu. Daha doğrusu inleyen bendim. Harika zevk alıyordum. Sütyenimi çıkarmış, memelerimin ucunu dudaklarıyla sıkıştırmış, içine çekiyordu. Öyle çekiyordu ki, sanki uçları kopacaktı. Bir müddet böyle devam etti. Sonra yavaş yavaş göbeğimi yalarken külotumu topuklarıma indirdi. Artık çırılçıplaktım. Kocaman elleriyle kalçalarımı okşarken, dudakları amıma inmişti. Önden bakınca çizgi gibi görünen yeri yalıyordu. Yalamanın şiddeti artınca vücudumu ağzına bastırıyordum. Boşalmak üzereydim, ama bunu ona belli etmemeye çalışıyordum. Büyük bir zevkle boşalmaya başladım. “Ooh ohh!” diye saniyelerce kasılırken, iliklerime kadar titremiştim.

Kocamın bile yalamadığı amımı başka bir erkek tiksinmeden yalıyordu. Bu harika zevki kocam bana yaşatmamıştı. Böyle bir erkeğe değil amımı, isterse götümü bile seve seve verirdim. Nazmi yalamaya devam ederken birden ayağa kalktı. Artık sikiş zamanının geldiğini anlamıştım. Boxerini çıkardığında özgür kalan siki sağa sola yaylanarak sallanıyordu. Uzunluğu neredeyse dirseğimle bileğimin arası kadar vardı. Daha sonra kendisine sorduğumda 23 cm demişti. Kalınlığı yanında ise kolum ince kalıyordu. Kalınlığından değil de, boyundan çekiniyordum. Bir keresinde amımın derinliğini ölçmek için amıma patlıcan sokmuştum. Sonra patlıcanın işaretlediğim yerini ölçtüğümde, 19 santim vardı…

BÖLÜM 3

Komşu kadınlar arasında sohbet ederken, kocasını aldatanlara, “Orospuluk onun içinde var, kocası ne yapsın?” diye laflarken, aynı durum benim başıma gelmişti. Birazdan Nazmi’nin orospusu olacaktım. İnanın bana bunda benim bir suçum yoktu. Her kadın güçlü bir erkek tarafından sikilmek ister. Kocamın kendini tatmin etmekten öteye gitmediği bir ortamda böyle bir ilşkiye ihtiyacım vardı.

İkimiz de çırılçıplaktık. Nazmi’nin sikine kilitlenmiştim. Kocaman ucunun yanında, gövdesindeki şişmiş damarlar ona değişik bir hava veriyordu. Nazmi, “Aşkım, bir sorun mu var?” dedi. Ben de, “Yo yoo, insanın inanası gelmiyor. Kocamınki aklıma geliyor da, içimden gülesim geliyor!” dedim. Beni dizlerimin üzerine çömeltip, “Hadi aşkım! Şimdi sıra sende, yala da hünerlerini göreyim!” dedi. Doğrusunu isterseniz, daha önce hiç sik yalamamıştım ve bunu Nazmi’ye de belli etmek istemiyordum. Acemi bir şekilde ucunu öpüyordum. Ucunda biriken kaygan bir sıvı dudaklarıma yapışıyordu. Bütün bunlar olurken öyle sulanmıştım ki, am suyum baldırlarımdan aşağı süzülüyordu…

Nazmi, “Anladım aşkım! Sanırım daha önce kocanla böyle bir şeye kalkışmadın. Yatak odasına geçelim de, daha rahat sikişiriz aşkım!” dedi. Ayaklarımı yerden kesip kucağına aldı. Ben de bacaklarımı beline doladım. Dilini ağzımın içine sokup, dudaklarımı emerken, siki kalçalarıma değiyordu. Öpüşürken sırt üstü yatırdı. Beline sardığım bacaklarımı çözdükten sonra, içime girmesini beklemeye başladım. Nazmi, “Hazır mısın aşkım?” dedi. “Hazırım aşkım! Sik beni, artık dayanamıyoruum!” diyebilmiştim. Bacaklarımı iyice açtıktan sonra kendide uygun pozisyona geçti. Bacaklarım ayrıldığından olsa gerek amımın dudaklarının gerildiğini hissettim…

Eğilip diliyle amımı iyice ıslattıktan sonra doğruldu, sikini gövdesinden tutup, o iri ucunu, amımın ağız kısmına değdirdi. O anda ürpermiştim. Sonra o sert gövdesini birkaç kez ileri geri hareket ettirerek, sikini amıma sürttü. Her şeyimle hazırdım. Amım ıslanmış, kilitorisim kabarmış, meme uclarım şişmişti. Sabun gibi kaygan amımın deliğine sikinin ucunu ayarladı. Alıştırmak için, belini ileri geri hareket ettiriyordu. Amımın ağız kısmı gevşerken, yavaş yavaş yüklenmeye başladı. Amımın küçük dudakları gerildi, zorlandı, ama pes etmedi. Kocaman ucunu soktu, ardından gövdesi de içeri girdiği anda, ben, “Oohhh!” diye inledim. Sesim, odanın duvarlarında yankılanmıştı. Sadece kafası girdiği halde, “Aşkıım! Lütfeeenn, yavaş yavaş sok!” diyebilmiştim.

Küçük küçük ritimlerle ileri geri belini oynatırken, her seferinde derine, daha derine giriyordu. Hayalini kurduğum sik artık içimdeydi. Amımın deliği sabunlanmış gibi kayıyordu. Bu kayganlık, sikinin daha rahat hareket etmesine sağlıyordu. Zaman geçtikte hızlı hızlı ileri geri hareket ederek sokmaya başladı. Kalınlığı tamamen içimi doldururken inanılmaz zevk alıyordum. “Ohhh Nazmi, sakın durmaaa! Ahh, ohhhh, ağğğııhhh… İşte bu! Erkek dediğin kadınını böyle sikmeli!” diye ağzımdan saçma sapan sözler dökülüyordu. Kocamın siki yüzünden çok geniş sandığım amımın deliği, zevkten zonkluyordu. Zaman zaman dibine çarpan uzunluğu midemi deler gibiydi. Nazmi işini harika yapıyordu. Dudaklarıma yapışmış öperken, elleriyle de göğüslerimi yoğuruyordu.

Bir ara merak edip, “Aşkım, hepsi giriyor mu?” diye sordum. “Görmek istermisin?” dedi. “Evet!” dedim. Zorlandığımı hissettiğim sırada sikine baktım. Gerçektende bir kaç santimi girmiyordu. Ama kalınlığı harikaydı. Nazmi hızlanmaya başlamıştı. Sürtünme nedeniyle amımın deliği yanıyordu. O anda zevkten kasılmaya başlamıştım, “Ohh aşkım, geliyorum, geliyorum, devam et lütfeenn!” diye yalvarırken, Nazmi daha da hızlandı. “Korunuyormusun aşkım? dedi. “Ohhh, eveeettt, eveeettt!” diye inledim. Belimi tutup, hızla kendine doğru çekerken, sert sert sikiyordu amımı. İşte tam o anda beynim uyuşmaya, kasıklarım sıkışmaya başladı. Zevk dalgasının tüm vücudumu sarmaya başladığı anda sarsıla sarsıla boşalmaya başladım. Aman Tanrım, bu ne zevkti öyle! “Ahh! Ohhh! Ahhh! Ohhh!” diye inlemelerim Nazmi’yi daha da çoşturmuştu. Boşalmam bittiği anda, o da kasılmaya başladı. Döllerinin sıcaklığı içimi yakıyordu. Hem sikiyor, hem boşalıyordu. Bana göre dakikalarca boşalmıştı.

Hareketleri yavaşlayınca üzerimden çekilip yanıma uzandı. İkimiz de yorgun bir halde odanın tavanına bakıyorduk. Mutlu olup olmadığımı sordu. Dudaklarından öpüp, “Aşkım! Ben böyle bir zevk daha önce yaşamadım!” dedim. “Bu alıştırma dönemi, akşama daha çok var!” dedi. “Ne yani, yine yapacakmıyız?” dedim. “Aşkım, dedim ya, bu alıştırma dönemi, önce çorbayı içtik, daha sonra ana yemek, üzerine de tatlı yiyeceğiz!” dediğinde, ikimiz de kahkahayı basmıştık. “Manyaksın sen yaa… Bu kadarı bana çok bile!” dedim. Yorgundum, ama sike de doymuştum. Saate baktığımda saat, 11’e geliyordu. Yaklaşık 4 saatimiz daha vardı. İçime boşaldığı için amım vıcık vıcıktı. Duş almak için kalktığımda, amımın deliğinden car cur diye sesler gelmeye başladı. Amımın içinden hava ile birlikte döller çıkmaya başladı. Nazmi, “Yerlere akmasın aşkım, arkadaşa ayıp olur!” dedi. “Taman aşkım!” dedim, elimi amıma kapatarak banyoya gittim.

Tuvalet kağıdıyla tampon yapıp amımdaki döllerin çıkması için banyoda, dakikalarca beklemiştim. Kocam, bir sene biriktirse bile, bu kadar dölü amıma boşaltamazdı. Önce ben, sonra da Nazmi duşumuzu aldık. İkimiz de çırılçıplak olduğumuz halde ben mutfağa geçtim. Nazmi’yi bilmem, ama ben çok acıkmıştım. Mutfakta yiyecek olarak birşey yoktu, “Aşkım ben çok acıktım!” dedim. Nazmi de dolabın üzerindeki numarayı arayıp kebapçıdan siparişler verdi. Siparişlerin gelmesini beklerken Nazmi’ye, “Aşkım, seninkinin inik hali bile çok büyük! O kadar kocaman şeyi nasıl aldım inanamıyorum… Peki, sen benimkini nasıl buldun?” diye sordum. Nazmi kahkahayla, “Kadın milleti işte, önce almaya korkarlar, sonra da tekrar tekrar isterler. Seninkine gelince, gerçekten çok güzel amın var. Üstelik senin düşündüğün gibi geniş te değil. Bence oldukça dar!” dediğinde, bu çok hoşuma gitmişti. Demek ki amımı beğenmişti…

Bu ilk sikiş bana yetmişti, ama sanırım bu bugün son olmayacaktı. İlk sikilmem gerçekten mükemmel geçmişti. Komşuların dediği gibi, ben de artık tam bir orospu olmuştum. Ve eminim ki, komşularımın içinde en büyük yarrağı ben yemiştim. Benim için, hiç bir şeyden haberi olmayan biri olarak söz eden komşularım, bu yaptığımı duysalar acaba ne derlerdi? Bu yaşadıklarımı henüz onlardan kimseye anlatmadım, fakat buraya yazıp, beni hiç tanımayan insanlarla paylaşmak istedim. Bunları yazmak ve sizlerle paylaşmak beni bir nevi rahatlatıyor. Ayrıca 31’cilerin okurken beni arzu ettiklerini düşünmek bile heyecanlandırıyor ve amımın ıslanmasına neden oluyor…

BÖLÜM 4

Nazmi salona geçmiş, çok geniş bir koltukta sırtüstü çırılçıplak yatıyordu. Ben halen mutfakta dolapları karıştırıyordum, belki bisküvi falan bulurum diye. Nazmi seslendi, “Gel aşkım, yanıma gel. Birazdan kebaplar gelir!” dedi. Sesi hem yumuşak hemde içimi okşuyordu. Kıvırta kıvırta yanına gidip, kedisine sokuldum. Memelerimi vücuduna yapıştırdım. Bir bacağımı bacaklarının arasına soktum. Bacağı bacaklarımın arasında olduğu için kılların sürtünmesi hoşuma gidiyordu. Sonra başımı göğsüne yasladım ve “Aşkım, amımı gerçekten beğendin mi? Sence amım nasıl? Gerçekten zevk aldın mı amımdan?” diye sordum. Nazmi tebessüm ederek, “İnan bana, her erkeğe zevk verecek bir amın var aşkım. Üstelik zevk vermesini ve zevk almasını biliyorsun. Anlattığına bakılırsa kocanın siki parmak kalınlığında birşeymiş, öyle olunca da amının geniş olduğunu sanıyorsun. Bana göre çok dar amın var. Üstüne üstlük hem sulu hemde çok sıcak!” dediğinde, sevinçle dudaklarından öpmüştüm.

O güne kadar kocamla bile konuşmadığım şeyleri Nazmi ile konuşurken oldukça rahattım. Sonra aklıma bir soru daha takılmıştı, “Özür dilerim aşkım, bir şeyi daha öğrenmek istiyorum…” dedim. “Seni dinliyorum canım?” dedi. “Her kadın senin gibi biriyle evlenmek ister. Neden evlenmedin? Birde, etrafta bu kadar güzel ve genç kızlar varken neden benimle ilgilendin?” dedim. Nazmi, “Evlenmedim, çünkü evlenmek beni korkutuyor. Evlenince eşimi aldatmaktan çekiniyorum. Yani ben tek kadınla yapamam. Diğer konuya gelince, benim evli kadınlara karşı zaafım var. Üstelik senin gibi türban takıp kapalı giyinenlere dayanamıyorum. Kapalı kadınların bir çoğu cinsel yönden tatminsizlik çekiyor. Onları ayarlama işi daha sorunsuz ve daha da kolay oluyor!” dedi. “Pekiii, kocaları duyar diye hiç mi korkmuyomusun?” dedim. “Evli ve özellikle türbanlı kadınlar daha kurnaz oluyor. Dışarda kapalı ve örtülü oldukları için kocaları kendilerini aldatmayacağını sanıyorlar. Ama onlar şeytana papucu ters giydiriyorlar!” dedi. “Ama aşkıııım!” dediğimde, “Yanlış anlama, bu sadece bir genelleme!” dedi. Dudaklarımdan öperek, “Sen harika birisin, bunun seninle alakası yok!” dedi.

Ne demek istediğini anlamıştım, ama bunun önemi yoktu. Çünkü ben de isteyerek onun koynuna girmiştim. Doğrusunu isterseniz adam bir kadına nasıl davranacağını ve sikmesini çok iyi biliyordu. Üstelik kocaman yarrağınının yanısıra, fiziksel olarak da çok güçlüydü. Anlattıklarına bakılırsa benim gibi türbanlı kapalı birçok kadın sikmişti. Bu beni pek te ilgilendirmiyordu. Önemli olan şu an benimle olmasıydı. Bütün bunları konuşmak amımın sulanmasına neden olmuştu. Ayrıca o anlatırken, ben yarrağıyla (Yarrağı diyorum çünkü okuduğum hikayelerde bu kelime daha çok kullanılıyor) oynuyordum. Onun da hoşuna gitmiş olacak ki, yarağı avucumda iyice sertleşmişti…

Başımı göğsünden aşağıya doğru kaydırdım. Yarağının kocaman mantar gibi kafası gözlerimin içine bakıyordu. Küçük küçük öpmeye, ardından dilimle etrafını yalamaya başladım. Sonra kafasının yarısını dudaklarımın arasına aldım. Öyle sıcak ve yumuşaktı ki, bunu kelimelerle anlatamam. Elimle gövdesini sıvazlarken, kocaman kafasını da ağzıma almış somuruyordum. Bu hareketim Nazmi’nin çok hoşuna gidiyordu, gözlerini kapamış, ne dediğini anlamadığım birşeyler mırıldanıyordu. Nazmi koltuktan doğrularak, “Beraber yapalım!” dedi ve sırtüstü olduğu halde benim başım onun bacaklarına doğru, onun başı benim bacaklarıma doğru olacak şekilde vücudumu çevirdi. 69 olmuştuk. “Ohhhh!” diye mırıldanıp amımı yalamaya başlamıştı bile. Şişmiş olan klitorisimi dudaklarının arasına sıkıştırıp ezerken, zaman zamanda diliyle yalıyordu. Onun bu yaptığı beni daha da azdırırken, ben de onun yarrağını hızla ağzıma sokup sokup çıkarıyordum. Her an boşalabilirdim. Nazmi bunu anlamış olacak ki, geri çekilerek domalmamı söyledi…

Bir an irkildim. Kocam ne zaman domal dediyse götümden sikmişti. İtiraz bile etmedim, dediğini yapıp domaldım. Avucuna tükürüp önce yarrağın ucuna, sonrada amımın ağız kısmına sürdüğünde rahatlamıştım. Yarrağının kafasını amımın dudakların arasına birkaç kez sürttükten sonra, amımın deliğine ayarladı. Belimden tutup kendine doğru çektiğinde yavaş yavaş içime doğru girmeye başladı. Zorlanmaya başlamıştım ki, elimde olmadan böğürdüm. Dibine kadar soktuğunda ise amımdaki boşluk tamamen dolmuştu. Amımın dudakları gerilmiş, yarrağını sımsıkı sarmıştı. Zorlanmama rağmen içimin kayganlığı beni rahatlatıyordu. Biraz bekledikten sonra yarağını ileri geri hareket ettirmeye başladı. İleri sokunca, “Ahhh!”, geri çekince de, “Ohhhh!” diye bağırıyordum. İnanın dayanılır gibi değildi, ama büyük zevk alıyordum…

Az sonra öyle hızlanmıştı ki, “Ahhhh! Ohhhh! Çok güzeeel! Harikasın aşkımmm! Ahhh yavaşşşşş! Sert vurma aşkım, karnımı deleceksin!” diye inliyordum. O anda kocam bile gelse umrumda değildi, beni bu sikişten kimse alıkoyamazdı. Nazmi de hırlamaya ve argo argo konuşmaya başlamıştı. “Demek kocanın siki küçük haaa! Al bakalım orospu büyük yarrağı! Seni öyle ^^^^^^^^^ ki, amın yarrağa doyacak, parçalayacam amını!” demesi beni biraz endişelendirmişti, fakat argo sözleri beni daha da tahrik ediyordu. Ben de ona uydum ve “Kocamın sikemediği amımı parçala, darmadağın et! Sik beni, doyur amımı, doyuuurrr! Ahhh! Ohhhh! Haarikaaa!” diye bağırıyordum. Yaklaşık 10 dakikadır bu şekilde sikişmeye devam ediyorduk. Nazmi’nin boşalmaya, benim de bu pozisyondan ayrılmaya niyetim yoktu. Adam gibi sikilmek dedikleri bu olmalıydı. Bu yaşadıklarımı bir gün önce hayal bile edemezdim. Gerçek sikilmek böyle bir şeymiş…

Nazmi kadar ben de terden su olmuştum. Bir ara yarrağını amımdan çıkardığında amımdan havayla karışık (Zooorrrtttt) diye bir ses geldi. Sanki çocuk doğurmuştum. Bacaklarımın arası rahatlamış gibiydi. Beni koltuğun kenarına yatırıp, bacaklarımı omuzuna aldı ve tekrar amıma soktu, belimden tutup sikmeye başladı. Sikerken gözlerinin içine bakıyordum. Amım öyle sulanmıştı ki, (Zart, zurt) sesleri odada yankılanıyordu. Ahlar ohlar arasında inlerken birden beynim uyuşmaya, vücudum titremeye, kasıklarım sıkışmaya başladı. Büyük bir zevk kasırgası bedenimi sarıyordu. Nefesim kesilmeye, nabzım hızlı hızlı atmaya başlamıştı. “Hızlı! Daha hızlııı! Devam et! Devam et lütfen! Ahhh! Ohhh!” bu kelimeleri sayısızca tekrarlamıştım. Üçüncü kez boşalıyordum. Bu benim için bir rekordu. Ve çok büyük zevk almıştım…

Ben boşalırken, Nazmi dahada hızlanmış, yarrağı amımı yırtacak gibiydi. Sürtünmeden amımın ağız kısmı yanıyordu. Nazmi’nin ise boşalmaya niyeti yoktu. Boşalmamın üzerinden bir kaç dakika geçmişti ki, amımın içi sanki kurumaya başlamıştı. Böyle olunca da acımaya başladı. “Aşkım! Boşal artık acımaya başladı!” dedim. Nazmi beni duymuyordu bile. O sikti ben bağırdım. O sikti ben bağırdım. Bir ara amımın yırtıldığını düşünmeye başlamıştım. Öylesine acıyordu ki ağlamaya başladım. “Lütfen Nazmiiii, çok acıyooorr! Lüütfeennn!” diye yalvarırken, boşalmasını ve içimden çıkmasını istiyordum. Nitekim benim boşalmamdan tam 20 dakika sonra böğürerek boşalmaya başladı. Hem sikiyor hem boşalıyordu. Kuruyan amıma dölleri bile ilaç olmamıştı, aksine sıcak dölleri hırpalanan yerlerimi yakıyordu. Sonra yavaşladı ve içimden çıktı. Koltuğa bıraktı beni.

Ağladığımı görünce, “Özür dilerim aşkım, bir daha olmayacak!” dedi. Başımı koynuna getirerek teselli etmeye çalışırken, kapı zili çalmasıyla toparlandık. Kebapçı gelmişti. Nazmi üzerine birşeyler giyindikten sonra kapıyı yarım açıp, çocuğa para verip, “Üstü kalsın!” diyerek siparişleri aldı, kapıyı kilitledi tekrar. Yanıma gelip, “Kalk aşkım, duş al da soğumadan yiyelim!” dedi. Hiç konuşmadan dediğini yapıp duş aldım çıktım. Sonra kendisi de duş aldı geldi. Üzgün olduğumu görünce, “Özür diledim ya aşkım. Kendimi tutamadım işte…” diye teselli ederken, ben siparişleri hazırlamak için mutfağa gittim. Doğrusunu isterseniz öyle acıkmıştım ki, o anda amımın acısını bile unutmuştum. Amım öyle tahriş olmuştu ki, birkaç gün kolay kolay sikiş yapamazdım herhalde.

Kebaplarımızı yerken hiç konuşmamıştık. Öyle acıkmıştım ki, büyük lokmalarla karnımı doyurmaya çalışıyordum. Büyük bir kutu ayranla birlikte kebabı 5 dakika içinde bitirmiştim. Karnımın doyması beni mutlu etmişti ve amımdaki sızlamalar biraz dinmiş gibiydi. Başımı bacaklarımın arasına eğerek amıma baktım, korkunç hali vardı. Amımın ağız kısmı morarmış ve sanki şişmişti. Perişan haldeydi. Daha önce pembe olan deliğim morarmış haldeydi. “Aşkım şunun haline bak! Mahvettin amımı!” diye sitem ettiğimde, özür dileyerek beni teselli etmeye çalışmıştı. Ona kızmaya hakkım yoktu, onun o kocaman yarrağını ben istemiştim.

Zaman o kadar hızlı akıyordu ki, saat 13:00 olmuştu. Nazmi, “Aşkım, istersen biraz uzanıp dinlenelim, ikimizin de buna ihtiyacı var.” dedi. Sonra kollarını belime ve bacaklarıma sararak kucağına aldı, beni yatak odasına taşıyıp, yatağa bıraktı. Bu hareketi çok hoşuma gitmişti. Böyle bir taşımayı kocamdan görmemiştim. Göğsüne yaslanarak dinlenmeye çekilmiştik. Yaklaşık 1 saat uyumuşum. Uyandığımda nazmi halen uyuyordu. Onu dürterek, “Kalk aşkım, saat ikiye geliyor. Çocuklar gelmeden çıkmalıyım!” dedim. Nazmi ise, “Günaydın aşkım, iyi dinlenebildin mi?” dedi. Evet anlamında başımı salladım. Sırtüstü döndüğünde göbeğine vuran yarrağı (şlap) diye ses çıkarmıştı…

Yarrağı kalkmış, heykel gibi duruyordu. Hayretle, “Aşkım onun hali ne öyle?” demişim. “Ne olacak aşkım, seni istiyor!” dedi. “İnanmıyorum sana yaa… Yine mi? Üstelik sen de biliyorsun ki, amımın içi tahriş olmuş durumda, acısına dayanamam!” dedim. O da, “Bak aşkım, çorbayı içtik, ana yemeği de yedik, şimdi de tatlı yeme zamanı!” dedi. “Tatlı derken ne demek istiyorsun, anlamadım?” dedim. Ne demek istediğini gerçekten de anlamamıştım. Bana sarılarak, “Yerim ben seni yavrummm! Tatlının ne olduğunu öğreteceğim sana!” dedi. Yavaş yavaş öpmeye ve okşamaya başlamıştı…

BÖLÜM 5

Bacaklarımın arasındaki sızı hala geçmemişti. Canım sikişmek istiyordu, ama amımın içi tahriş olduğundan canım yanabilirdi. Dudaklarımız birleşmiş öpüşürken, bir eliyle göğüslerimi, diğer eliyle de kalçalarımı okşuyordu. Nazmi oldukça istekli olmasına rağmen ben tedirgindim. Kucağında olduğum halde uzun müddet öpüştük, koklaştık. Sonra beni yüzü koyun yatırarak, önce boynumu, sonra sırtımı, daha sonra da kalçalarıma kadar indi. Güçlü elleriyle kalçalarımı sıkıp eziyor, sonra da gerip yalıyordu. Dolgun kalçalarımın arasındaki koyu kahverengi deliğim kaygan dil darbeleriyle kasılıyordu. Aman Tanrım, gerçekten çok hoş bir durumdu. Daha önce böylesini ne duymuş, nede işitmiştim. Nazmi, resmen götümün deliğini yalıyordu. Diliyle götümü becerirken, tarifi imkansız bir zevk alıyordum. İnlemeye başlamış, mırıldanıyordum. Bu sırada tahriş olmuş amım, iyice sulanmıştı. Nazmi’nin tatlısı bu olmalıydı. Yani, tatlı dediği şey, belli ki, beni götten sikmesi olacaktı. Kocamın sikmekten zevk aldığı götümü, sanırım Nazmi de sikecekti.

Elleriyle kalçalarımı iyice germiş, yalıyordu. Yumuşak kalçalarımı hamur gibi yoğuruyordu. En az 15 dakikadır devam ediyordu. Üzerimden çekilerek, kalkmış yarrağını ağzıma verdi. Yalamalarının verdiği arzuyla, istekli bir şekilde onun yarağını, yalıyor emiyor ve de sıvazlıyordum. Yarrak tam kıvama gelmişti ki, Nazmi, “Aşkım, şimdi tatlı yeme zamanı! Hazır mısın?” dedi. “Neye hazır mıyım canım?” dediğimde, “Götten sikmek istiyorum seni Nesrin!” dedi. Biraz heyecan, biraz endişe, biraz da korkuyla tedirgin olmuştum. “Ama been… şey yani… seninki çok kalın!” diyebilmiştim. “Merak etme aşkım, kayganlaştırıcı krem var. İnan bana, çok kolay olacak!” dedi. “Aşkım yaa… götten sikmesen olmaz mı?” dedim. “Nesrin’ciğim, korkuyormusun yoksa? Hem, bilmen gerekirdi, erkekler götten sikmeyi çok sever! Bak gör, zamanla sen de isteyeceksin!” dedi. İstermiyim bilemem ama, kocam götüme soktuğu gibi boşaldığından, bu tür ilişki hoşuma gitmiyordu. Üstelik Nazmi’nin kolay kolay boşalacağını düşünmüyordum.

“Domal aşkım, biraz krem süreyim, senin için de iyi olur!” dediğinde, ben de dörtayak olup dediğini yapmıştım. Parmaklarına sürdüğü kremi götümün deliğine yediriyordu. Gerçekten de krem çok kaygandı ve bolca sürmüştü. Yarrağına da bolca sürdükten sonra, bacaklarımı açtı, belimi aşağı bastırıp kalçalarımı da geriye çıkardı. Beklenen o an gelmiştı. İyice sertleşmiş yarrağı, sağ eliyle tutarak götümün deliğine ayarladı. Sağa sola kayan yarrak bir türlü girmiyordu. Biraz da benden kaynaklanıyordu, çekindiğin için kendimi sıkıyor ve kasıyordum. “Rahat bırak kendini aşkım, gevşemeye bak!” diyordu. Deliğime yaptığı baskılar sonucu gevşeyen delik azda olsa açılmıştı. Nazmi’nin işi dahada kolaylaşmaya başlamıştı. Yarrağını yavaş yavaş ileri geri hareket ettirince iyice gevşemiştim. İstese bir anda sokabilirdi, ama sokmuyordu. Kremin verdiği kayganlık acımasını engelliyordu…

Birden, “Ahhhhhh!” diye bağırdım. O an yarrağının kafası deliğe girmişti. Arkamda dayanılmaz bir gerilme vardı. Yarrağını öyle sıkıştırmıştım ki, sanki boğacaktım. Birkaç saniye bekledikten sonra kaçmamı engellercesine belimden tutmuş, yavaş yavaş ve de alıştıra alıştıra, ileri geri hareket ederek, santim santim sokuyordu. Yarrak içeri doğru girmeye başlamıştı. Zorlanıyordum, ama sesimi de çıkarmıyordum. Gövdesinin yarısı içimdeydi artık, “Aahhh! Aahhh! Yavaş lütfeeenn!” diye, acıyla karışık inliyordum. Dakikalardır devam ediyordu. Devam eden bu durum karşısında daha rahat hareket etmeye başlamıştı. Nihayet sonuna kadar sokmuş ve gidip gelmeye başlamıştı. Artık resmen götümden sikiliyordum…

Bir ara götümden tamamen çıktığında, elimde olmadan ‘Zooorrrttt!” diye kalın bir osuruk bırakmıştım. O an büzüğümü sıkamadığımı farkettim, kimbilir ne durumdaydı. Arkamda açık kalmış kocaman bir delik vardı, göremiyordum ama hissedebiliyordum. Kayganlaştırıcı kremden tekrar götüme sıktığında, rahat bir şekilde içime akmıştı. Yarrağına da bolca sürdükten sonra, tekrar deliğe ayarladı. Bu sefer az bir bastırmayla girmişti. Kremden olsa gerek zorlanmamıştım. Şimdi çok daha rahat sikiyordu götümü. Saniyeler dakikaları kovaladıkça kovaladı ve kocaman yarrak içimde bir kayboluyor, bir çıkıyordu. Belimden tutmuş, hızla kendine çekiyordu. Her sokuşta, süt beyaz kalçalarım sarsılıyordu.

Daha önce kocamın yaptıklarını düşündükçe neden götten zevk almadığımı şimdi daha iyi anlıyordum. Nazmi yaklaşık 15 dakkadır sikiyordu götümü. Oysa kocam, iki üç git gelden sonra hemen boşalıyordu. Nazmi tam bir erkekti. Bana mı öyle geliyordu bilmiyordum, ama kocamı aldattığıma değmişti. Götten sikilirken bile zevk aldırıyordu. Bir ara Nazmi, “Götten siktiğim için kızıyormusun bana aşkım?” diye sorduğunda, “Ohhhh Nazmiii! İnanamıyorum yaa, götten zevk alabileceğimi rüyamda yaşasam inanmazdım. Ben seninle kadınlığımı yaşıyorum. Beni bu zevklerden mahrum bırakma yeter!” diyebilmiştim. Gerçekten de zevkten inlemeye başlamıştım. Götten sikilirken, amımın dere tepe taştığını hissediyordum. Amım tahriş olmasına rağmen bir elim ordaydı. Nazmi götümü sikerken, ben klitorisimi okşuyordum. 20 dakikadır götümü sikiyordu, boşalmaya da niyeti yoktu. Durum öyle bir hal almıştı ki, yarrağının tamamı amcığıma girmezken, şimdi tamamı götüme giriyordu. Ahlar ohlar arasında sert sert sokuyordu. Odanın içi, ‘şak şuk, şak şuk’ sesleriyle yankılanıyordu. Öyle abanıyordu ki, taşaklarını da götüme sokmaya çalışır gibiydi.

Sonra beni sırtüstü yatırıp sikmeye başladı. Sırtüstü olduğum halde götten sikerken, göğüslerimi emip, daha sonrada dudaklarıma yapışmıştı. Bu pozisyonda götümü sikerken, vücudunun amıma sürtünmesiyle kasılmaya başladım. Tanrım! Müthiş zevk alıyordum. Büzüğüm dolu olduğu için kasılırken sıkamıyordum. Zevkten inliyor, böğürüyordum ve orgazm oluyordum. Bu boşalmayı 4. kez yaşıyordum ve rekor üstüne rekor kırıyordum. Nazmi halen bitmemişti, yeniden pozisyon değiştirdik. Bu sefer o sırtüstü yatmış, ben de kocaman yarrağı kendi ellerimle götüme sokup üzerine oturmuştum. Ata biner gibi üzerine oturup kalktım. Birkaç dakika böyle devam ettik, sonra beni sağ omuzumun üzerine yatırıp, yandan sikmeye başladı götümü…

Finalde, bacaklarımı omuzuna alıp götüme soktu, tüm ağırlığıyla yüklenerek. Birkaç dakika boyunca, deliler gibi bağırıp çağırarak, küfürler ederek götümü parçalarcasına sikerken, aniden böğürmeye başladı. Ben paramparça olmuş haldeydim ve Nazmi ise götümün en derinlerine boşalırken çıldırmış gibiydi. O sırada bağırtılarım dairenin içinde yankılanıyordu. Saniyelerce boşaldı, boşaldı, boşaldııı… sonra da yana düşerek yatağa uzandı. İçimden bir şeylerin koptuğunu hissettim. Koşarak tuvalete gittim, klozete oturdum. Car cur, zart zort sesleri arasında içimdeki döller tamamen çıkmıştı. Tahret alırken büzüğümün hali beni oldukça korkutmuştu. Ağız kısmı öylesine açılmıştı ki, kolumu soksam girebilirdi. Zaten Nazmi’nin yarrağı kolumdan kalın sayılırdı.

Saat epey ilerlemişti, eve gitmem gerekiyordu. Banyoya geçip duşumu aldıktan sonra üzerimi giyindim. Nazmi salondaki koltuktaydı, dal taşak oturuyordu. Yanına oturup, dudaklarından öperek, “Aşkım ben gidiyorum!” dedim. “Görüşürüz aşkım!” dedi. Yerimden kalkamıyordum, gerçekten çok yorulmuştum. Nazmi durumu farkedince telefonla taksi çağırdı ve bana 100 TL verip kapıdan uğurladı. İnanılmaz zevklerin yanında 100 TL de para almıştım. Parayı aldığım için değişik bir duyguya kapılmıştım ve kendimi orospu gibi hissettmiştim. Çünkü kadınlar hem sikişiyor, hemde para kazanıyorlardı. Zaten benim de o orospulardan bir farkım yoktu, kocamı aldatmıştım. Hemde ne aldatma!

Evin bir alt sokağında taksiden indim. Doğru dürüst yürüyemiyordum. Bacaklarım birbirine dolanıyordu. Yürüken kalçalarımı kontrol edemiyordum. Komşular anlayacak diye ödüm kopuyordu. Sorun yaşamadan kendimi eve atmıştım. Yarım saat sonra çocuklar eve geldiğinde ben yatıyordum. Onlara hasta olduğumu söyleyerek 1-2 saat uyumuştum. Kocama da bir hafta boyunca yanaşmamıştım. Çünkü götümün deliği öylesine gevşemişti ki, sikildiğimi anlamamasına imkan yoktu.

O gün Nazmi’yle yaşadıklarım sadece bir başlangıç oldu ve beni aklımın ucundan geçmeyen çeşitli maceralara sürükledi…

BÖLÜM 6

Kocamı ilk aldatmamın üzerinden, günler geçtiği halde, o günü unutamıyordum. Nazmi aklıma geldikçe masturbasyon yapıyordum. Nazmi ile sikişmem, cinsel arzularımın artmasına neden olmuştu. Esk**en sikişmek aklıma bile gelmezken, artık hergün sikişmek, sikilmek istiyordum. Tahriş olan amım günlerce sızlamıştı. Sızlamadan sonra, tatlı tatlı kaşınmış, sonra da iyileşmişti. Arka deliğime gelince, ilk günlerde tuvaletim geldiğinde, birkaç saniye bile tutamayıp donuma kaçırmıştım. Esk**en osurduğumda ‘Zart!’ diye ses çıkarken, o günden sonra osururken ‘Foosssss!’ diye, nerdeyse duyulmayan bir ses çıkıyordu. İlk günlerde aynada götüme bakarken, gördüğüm manzara beni korkutmuştu. Deliğimin ağzı açıktı. Üstelik deliğin ağzında yırtılmalar vardı. Bu yırtılan yerler kan toplamıştı. O halde kocamla götten ilişkiye giremezdim, ince sikiyle bu açıklığı kolayca farkedebilirdi.

Aradan 2 hafta geçmiş olmasına rağmen Nazmi ile görüşmemiştim. Nazmi’nin, deliklerime verdiği hasarlar, yavaş yavaş düzeliyordu. Hatta, büzüğümdeki çatlaklar iyileşmiş, götüm istekli hale gelmişti. Bu zaman zarfında kocamla birkaç kez ilişkiye girdim. Kocam götümü sikerken, ona, “Arkadan yapmasak olmaz mı? Biliyorsun ki hem günah, hemde çok acıyor!” diyerek engellemeye çalışır gibi nağme yapıyordum. Bir keresinde kocam götümü sikerken, “Karıcığım götün öyle gevşemiş ki, baksana çok rahat giriyor!” dedi. Kocam bana okadar çok güveniyordu ki, bir başkasıyla ilişkiye girebileceğimi aklından bile geçirmiyordu. Ben de, “Devamlı götten sikiyorsun, olacağı buydu!” diyerek, deliğin genişleme durumundan kocamı sorumlu tutmuştum. Daha önce kocam götümü siktiğinde hoşlanmazdım, şimdi ise siki küçük olduğu halde bile zevk alıyordum. Kocamla şikişirken, Nazmi’yi hayal ederek boşalıyordum.

İki haftalık ayrılık çok uzun gelmişti. Günlerden Pazartesiydi, mutfakta yemek hazırlarken, cep telefonum birkaç kez çaldı. Çocuklar yada kocam arıyordur diye düşünürken, numaranın Nazmi’ye ait olduğunu farkettim. Heyecandan dizlerimin bağı çözülmüştü. Birkaç dakika bekledikten sonra çağrı attım. Hemen aradı, “Müsaitmisin?” dedi. “Evet!” dedim. “Nasılsın canım? Seni çok merak ettim. Umarım herhangi bir sorun yok?” dedi. “Yok yok, herhangi bir sorun yok. İyiyim!” dedim. Nazmi, “Aşkım, seni çok özledim!” dedğinde, o an amımın sulandığını hissettim. Birkaç saniye bekledikten sonra, “Ben de seni özledim!” dedim. Nazmi, “Nete girmiyorsun, yoksa bana kızgınmısın? İstenmediğimi düşünmeye başladım?” dediğinde, bunun kendisiyle alakalı olmadığını belirterek, başka konulara girmiştik. Uzun süren sohbetin ardından, benimle buluşup, beni sikmek istediğini söylediğinde ise, elim çoktan külotumun içindeydi.

Nazmi, “Şuan ne yaptığımı biliyormusun?” dedi. “Ne?” dedim. Nazmi, “Yarrağım öyle sertleşmiş ki, seni düşünüp 31 çekiyorum!” dedi. Bu sözlerle beni çıldırtırken, durmaya niyeti yoktu. O anlatıyor ben kuduruyordum. “Seni şöyle ^^^^^^^^^, böyle ^^^^^^^^^…” derken, ben de, “Sik beni aşkım, sikkk! O kocaman yarrağınla amımı götümü dağıt! Parçala deliklerimi!” diye bağırırken daha fazla dayanamadım, zangır zangır boşalmaya başladım. Kasılmalar yavaşlayınca, bedenimdeki rahatlama, kendini yorgunluğa bırakmıştı. Telefondaki hırlamalar, boğuk boğuk çıkarken, onun da boşaldığını tahmin etmiştim.

İkimiz de rahatlayınca, Nazmi, “Aşkım, yarın seni aynı yerden alayım mı?” dedi. “Şeeyy… Bilmem ki, çokmu istiyorsun beni?” dediğimde, “Ben senin için ölürüm aşkım. Yarın buluşalım daha iyi anlarsın!” dedi. Bir erkek tarafından istenmek, gerçekten çok hoştu, “Tamam aşkım!” dedim. Nazmi de, “Eğer biraz gezip dolaşmak istersen, güzel bir yerde yemek yiyebiliriz!” dedi. Aslında bu teklifi çok hoşuma gitmişti, ama dışarda tanıyan çıkabilir diye çekiniyordum. Nazmi, “Pendik Gözdağı’nda çok güzel bir yer var, oraya gideriz. İnan bana, orda tanıyan kimse çıkmaz!” dedi. Bu adam işini biliyordu. Daha doğrusu beni çok etkiliyordu. Korkuyordum, ama dediğini yapacaktım, “Tamam!” dedim. “O halde yarın görüşürüz!” dedi. “Tamam aşkım!” dedikten sonra telefonu kapadık. İkinci kez buluşmak bile çok heyecan vericiydi. Sabaha kadar, yarrağını yiyecek olmanın heyecanıyla, uyuyamamıştım.

Salı sabahı 9:30 gibi evde yalnız kalmıştım. Banyoya girip, biraz uzamış kılları temizledim. Her tarafım kaymak gibi olmuştu. Nazmi’nin götten sikme ihtimaline karşı, tuvaletimi yaptım. Temiz olması için, hortumu götüme sokarak musluğu açtım. Götüme yarım bardak kadar su dolunca, içime dolan suyu osurarak bir anda boşaltıyordum. Bunu birkaç kez yaptığımda götümün içi tamamen temizlenmişti. Götümün deliğini yaladığında kötü koku almasını istemiyordum. Güzel bir banyodan sonra, üzerimi giyinmeye başladım. Topuklarıma kadar uzanan düğmeli bir etek, üstten renkli bir badi, içime de tanga takımımı girdim. Tanganın kıçımın arasına girmesi kalçalarımı bölmüştü. Dışarı etekle çıkmış olsam, eminim ki erkekler peşimi bırakmazlardı. Dizime kadar yazlık bir kaban giydiğim için kalçalarım kapanmıştı. Başıma türbanımı bağladıktan sonra da artık hazırdım. Telefonumu alıp evden çıktım.

Asansörden indiğimde Bahar’la karşılaştım. Bahar benim en samimi komşumdu. Bana, “Hayırdır Nesrin abla, sabah sabah nereye böyle? Sanki biriyle buluşacakmış gibi süslenip, kokular da sürünmüşsün?” dediğinde biraz heyecanlanmıştım. “Bana kim bakar kız! Nerdeee?” diyerek işi şakaya dökmeme rağmen, Bahar, “Aklında bulunsun abla, (eliyle göstererek) şöyle kocaman yarraklı biri denk gelirse, o yarrağı ben de denemek isterim!” deyince, ikimiz de kahkahayı basmıştık. Tam o sırada telefon çaldı. Göz ucuyla, arayanın kim olduğuna baktım ve telefonu kapadım. Bahar, “Neden bakmadın abla? Kim arıyordu? Gizli sevgilin mi yoksa?” dedi. “Yok kız, yengem arıyor, eski bir komşusu gelmiş te, kahvaltıya çağırdı!” dedim. Biraz renk vermiş olamlıyım ki, Bahar, “Heyecanlanma abla! Ne zaman gelirsin?” dedi. “Bilmiyorum, sanırım çocuklar gelene kadar kalırım…” dedim ve öpüşüp ayrıldık. Arkama bakmadan hızlı hızlı yürümeye başladım…

Nazmi’yi arayıp, “Geliyorum!” dedim. Bu kez daha rahattım. Yine aynı yerde beklediğini gördüm. Arabaya bindiğim gibi gaza bastı. İçerdeki koku harikaydı. Nazmi gerçekten hoş biriydi. Ona baktıkça içim gidiyor, amım sulanıyordu. Arabayı sürerken bir eli bacaklarımdaydı. Üzerimdeki kabanı çıkarmamı istedi. Hava sıcak olduğundan, çıkarınca daha rahat olmuştum. Nereye götürdüğünü bilmiyordum. Daha doğrusu gideceğimiz yerin adını biliyordum, ama nasıl bir yer olduğunu bilmiyordum. Gideceğimiz yere 10-15 dakikada gitmiştik. Yüksek bir tepe olan bu yere Gözdağ’ı diyorlardı.

Arabayı park ettikten sonra, “İşte burası!” dedi. Arabadan inip benim kapıyı açtı, “Buyrun hanımfendi!” dedi. Kabanımı almak için hamle yaptığımda, “Aşkım ona ne gerek var? Zaten hava çok sıcak!” dedi. “Ama aşkıım!” dedimse de işe yaramamıştı. Elimden tutarak tenha bir yere geçerken, kıçımın arasına girmiş tanga yüzünden rahat değildim. Belime göre geniş olan kalçalarımın yukarı aşağı sallanması etraftaki erkeklerin bakmasına neden olmuştu. Nazmi, “Aşkım, alttan alttan sana bakıyorlar. Eminim götüne hasta oldular!” diyordu. Ben de, “Aşkım, bana seninki yeter de artar!” derken gülüşmüştük. Gözdağı’nın meşhur yiyeceği olan Kumpir’in yanında birkaç çeşit de, ismini bilmediğim şeyler sıparış verdi. Kumpir’imizi yerken, devamlı seksten bahsediyordu. Bir ara garsonun kulağına bir şeyler fısıldadı. Ne söylediğini sorduğumda, “İçecek getirmesini söyledim.” dedi.

Çok güzel manzarası olan bu yer harikaydı. Farklı tadı olan içeceğimizi içerken, “Aşkım tadı çok farklı, bu ne?” dediğimde, “Gözdağı’nın özel içeceği!” demişti. Yarım saat geçmişti ki, hesabı istedi. Ödedikten sonra elimden tuttu, “Gel aşkım, aşk yuvamıza gidiyoruz!” dedi. Kalkarken sendeler gibi oldum, ama belli etmedim. Sanırım tansıyonum düştü diye düşündüm. Arabayla yolda giderken, içmem için bir hap verdi ve “Torpidoda su da var!” dedi. Bunun ne hapı olduğunu sorduğumda, “Aşkım, bunu içince daha istekli olacaksın!” dedi. Ben de, “Aşkım, zaten çok istekliyim, buna gerek yok ki!” dedim. Israr edince dediğini yapıp, hapı suyla içtim. 10 dakika sonra, kocamı ilk aldattığım binanın önündeydik. Arabadan indiğimizde başımın döndüğünü hissettim. Beynim uyuşmaya, gevşek gevşek konuşmaya başlamıştım. Omuzumdan tutarak binaya girdik. Asansörle 3. kata çıkıp, dairenin kapısını açıp içeriye girdik…

İçeri girer girmez dudaklarıma yapıştı. Dudaklarım koparacak gibi emmeye başladı. Aynı şekilde karşılık vermeye çalışıyordum. İkimiz de çıldırmış gibiydik. İnleme seslerimiz koridorda yankılanırken, bir ara boğulacağım sandım. Daha önce böylesine istek ve arzulu öpüşmemiştim. Diğer taraftan, elini eteğimin altına sokmuş amımı elliyordu. Külotun üzerinden bir müddet elledikten sonra, elini külotumun içine soktu. Amımın dudaklarını avuçlayıp okşarken, dayanacak durumda değildim. Daha sonra, parmaklarını içime sokmaya başladı. Klitorisim çocuk pipisi kadar şişmişti. Klitorisimi iki parmağı arasına sıkıştırıp okşarken daha fazla dayanamadım ve boşalmaya başladım. Her yerim titriyordu. Bundan daha zevkli ne olabilirdi ki? Amımın suyuyla ıslanmış parmaklarını dudaklarıma sürerken, “Aşkım, bakalım amının tadını beğenecekmisin?” diyerek, amımdan aldığı zevk sularını dudaklarıma sürdü. Sonra dudaklarımı daha istekli öpmeye başladı.

Bir müddet daha öpüştükten sonra, önce üstümü, sonra eteğimi, ardından da südyen ve külotumu çıkardı. Ben de yardım olsun diye türbanımı çıkarmak isterken, “O kalsın! Gel aşkım, yatak odasına geçelim!” dedi. “Geçelim aşkım, koca sikini istiyorum!” diye karşılık verdim. Yatak odasına yürürken sendeledim. Başım dönüyor, bacaklarım tutmuyordu, “Aşkım, sarhoş gibiyim. Bana birşeyler oluyor!” dediğimde, “Şarap içtin ya, ondan olmalı!” dedi. “Ne şarabı???” dedim. “Sonradan gelen içecek vardı ya, o içtiğin şaraptı!” dedi. Başımın dönmesinin nedeni içtiğim şaraptı. Hayatımda ilkkez sarhoş olmuştum. Gözlerim kapanıyor bacaklarım tutmuyordu. Beni kucağına aldı, yatak odasına götürüp yatağın üzerine bıraktı ve “Aşkım, bugün yarrağa doyacaksın!” dedi.

Üzerindekileri çıkardığında, o muhteşem yarrağı bana bakıyordu. Yerimden doğrularak elime aldım, sonra okşamaya, ardından da yalamaya başladım. Kocaman kafasını dudaklarımın arasına sıkıştırdım. Yavaş yavaş ağzıma sokup çıkarırken, bazen de dilimle yalıyordum. Nazmi’nin, “Çok güzeeel, artık bu işi öğreniyorsun!” demesi beni dahada ateşliyordu, yarrağını daha istekli, daha arzulu yalayıp emiyordum. Ama ne kadar zorlasam da, ağzıma ancak yarısını alabiliyordum. Nazmi zevkten kendinden geçmiş, bense ne yaptığımı bilemez haldeydim. Şarap etkisini öyle göstermişti ki, kendimden geçmek üzere olduğumu hissettim. Üzerime bir ağırlık çöktü. Gözlerim kapanmaya başladı. Ne olduğumu anlamadan kendimden geçiyordum. Nazmi, “Dur aşkım sana su getireyim!” diyerek odadan çıktı. Sonra ne olduğunu hatırlamıyorum. Gözlerimi açamıyordum, ama sikildiğimi hissedebiliyordum. Vücumda dolaşan ellerini, göğüslerimi yalamasını, dudaklarımı öpmesini hayal meyal hatırlıyordum.

Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyordum, ama yavaş yavaş kendime gelmeye başlamıştım. Gözlerimi açtığımda odada kimsenin olmadığın farkettim. Nazmi işini bitirmiş banyo yapıyor, diye düşündüm. Aynaya baktığımda, amımın ağız kısmı kıpkırmızı olmuş, dudaklar da şişmişti. Göt deliğimin hali daha vahimdi, öylesine açılmıştı ki, kapanmıyordu. Kalkmak istedim, ama bacaklarım tutmuyordu. Zorda olsa ayağa kalktığımda, hem amımdan hemde götümden ‘Çarr çurr!’ diye döller çıkmaya başlamıştı. Her iki deliğimi tamamen dölle doldurmuştu. Büzüğümden vede amımdan akan döller yatağı mahvetmişti. Duvarlara tutuna tutuna tuvalete gittim. Osururken götümden dölden başka bir şey çıkmıyordu. Tam o esnada gelen seslerden, Nazmi’nin birisiyle sohbet ettiğini duydum. Korkudan kalbim duracak gibiydi. Nazmi mutfağın balkonunda adamın biriyle sohbet ediyordu. Ama o adam kimdi? Benim evde olduğumu biliyor muydu? Değişik düşüncelere kapılmaya başlamıştım. Ne konuştuklarını merak etmiştim ve sessizce tuvaletten çıkıp, mutfağın kapısına yaklaşıp, konuşmaları dinlemeye başladım…

Adam, “Gerçekten harika bir kadınmış, daha önce böylesini sikmemiştim!” derken, kimden bahsettiğini anlamaya çalışıyordum. Nazmi, “Ben sana ne demiştim, kadın yarak hastası! Türbanlı falan, ama iyi sikişiyor. İnan bana, karı okadar azgın ki, grup bile yapar!” derken, adam da, “Gerçekten güzel amı varmış, hele o yuvarlak kalçaları, o götü beni mahvetti. Ben hayatımda bu kadar azmamıştım, yarım saat boyunca hiç içinden çıkmadan siktim götünü. Üstelik çok temiz, başka kadın olsa ortalığı bok kokusu kaplardı!” diyordu. Nazmi, “Karı bana iyice alıştı, evden pazara gitme bahanesiyle çıkıyor, bunu her Salı sikebiliriz!” dediğinde, kimden bahsettiklerini anlamamak için aptal olmalıydım. İnanamıyordum ya, Nazmi bunu bana nasıl yapardı! Hem utanıyor, hem korkuyordum…

BÖLÜM 7

Nazmi’nin, “Ben yatak odasına bir bakayım!” demesiyle, odaya kaçtım, yatağa attım kendimi. Nazmi odaya girdiğinde, ben yeni uyanıyormuş gibi doğrulmaya çalışıyordum. Nazmi, “Günaydın aşkım! Mükemmeldin!” dedi, sonra yanağımdan öpüp, “Aşkım, dairenin sahibi arkadaşım içerde, önce duşunu al, sonrada üzerini giyin, gel!” dedi. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. Nazmi’ye, “O adamın yanına nasıl gelirim? Sonra benim için ne düşünür?” dedim. Nazmi de, “Aşkım, o senin ne olduğunu zaten biliyor, namuslu ayaklarını bırak ta, sen dediklerimi yap! Hem sana bir şey söyleyeyim mi… Neyse boş ver!” dedi. Söylemesine de gerek yoktu zaten, söylemek istediklerini tahmin edebiliyordum. Yapacak birşeyim yoktu, banyoya girip duşumu aldım. Elbiselerim kapının yanında olduğu için, Nazmi’ye seslenip getirmesini söyledim…

Nazmi elbiselerimi verirken sordum, “Ne zaman geldi?” diye. “O zaten burdaydı aşkım!” dedi. Nazmi’ye, “Önce şarapla sarhoş ettin, sonrada uyku ilacı içirdin, değil mi?” dediğimde, “Çok zekisin aşkım!” dedi. “Peki, adam bana birşey yaptı mı?” diye sordum. “Neden kendisine sormuyorsun?” dedi. Üzerimi giyindikten sonra türbanımı da bağladım, evime gitmek için hazırdım. “Eve bırakacakmısın beni?” dediğimde, “Aşkım, sen ne diyorsun? Gün daha yeni başlıyor. Seni arkadaşımla tanıştırmak istiyorum!” dedi. “Yapma lütfen! Gideyim ben, eve bırak beni!” dedimse de işe yaramamıştı. Kolumdan tutup adamın yanına götürürken, içimden neyle karşılaşacağımı merak ediyordum. Kimbilir nasıl biriydi. Yaşlı ve şişman biri olmalıydı. Salona girdiğimde gözlerime inanamamıştım. 30-35 arası yakışıklı mı yakışıklı bir adam bana bakıyordu. Elini uzatarak, oldukça yumuşak bir ses tonuyla, “Ben Kemal!” diye kendini tanıttı. Elimde olmadan, “Ben de Nesrin…” diyebilmiştim.

Kocaman eli çok hassas ve yumuşaktı. Oldukça uzun boyluydu. Yukarı doğru bakarken mavi gözleri çok çekiciydi. Vucüt yapısından spor yaptığı anlaşılıyordu. Nazik bir sesle, “Şöyle buyrun Nesrin hanım. Nazmi güzelliğinizden bahsetmişti, ama az bile söylemiş, anlattığından daha da güzelmişsiniz!” dediğinde, doğrusu çok hoşuma gitmişti. Bir ona, birde Nazmi’ye baktım. Nazmi alttan alttan gülümsüyordu, ama ona çok kırılmıştım. O sırada gözüm saate takılınca, “Saat yanlış mı?” dedim. Nazmi, “Yanlış değil, doğrudur!” dedi. Sert sert gözlerinin içine baktım. Ne demek istediğimi çok iyi anlıyordu. Haberim olmadan iki saate yakın sikmişlerdi. Bunun artık benim için hiçbir önemi yoktu, sadece merak ettiğim konu, beni teker teker mi, ikisi birlikte mi, yoksa sadece Kemal mi sikmişti, bunu düşünüyordum.

Nazmi, “Aşkım, sana bir şey seyrettirmek istiyorum!” dedi. Televizyonu açtığında birkaç saniye geçmişti ki, gördüklerime inanamamıştım. Nazmi ile eve girişimizi gösteriyordu. Yüzüm kızarmaya, utanmaya başlamıştım. Kapının önünde olanlar apaçık ortadaydı. Çırılçıplak halde odaya götürüşü falan hepsi çekilmişti. Kemal bana bakarak, “Çok güzel vücudunuz var Nesrin Hanım!” dedi. Gözlerim Televizyondaki görüntülere takılı kalmış, konuşamıyordum bile. Sonra yatak odasını göstermeye başladı. Nazmi’nin yarrağını yaladıktan sonra kendimden geçtiğim ve hatırlamadığım o anları izlemeye başladım. Nazmi yanımdan ayrılınca odaya Kemal giriyor. Kemal Televizyonda üzerini çıkarırken, ben Kemal’e doğru baktım. Bana bakmıyor, çekimi izliyordu. Kemal çırılçıplak soyunmuş, vücudumu yalıyordu. Uzun süre, önce göğüslerimi, sonra amımı, daha sonrada götümü yalamıştı. Bu yalamalar sırasında yakın çekim yapılmıştı. Kamerayla çekim yapan Nazmi’den başkası değildi.

Amım Televizyonda çok güzel görünüyordu. Bütün bu olanlara karşı çıkmak istiyordum, ama birşey yapamıyordum, zaten elimden de birşey gelmezdi. Bazı yerleri hızlı hızlı geçmeye başladılar. Kemal’in yarrak da inanılmaz büyüklükteydi. Bir ara Kemal ile göz göze geldik, utandığımdan gözümü kaçırmıştım. Kemal amıma sokarken, Nazmi de yakın çekimde, yarrağın amıma girip çıkmasını çekiyordu. Bütün bunları izlerken çoktan sulanmıştım bile. Porno film izliyorduk, ama bu filmde oynayanlar Kemal ile bendim. Pozisyondan pozisyona çeviriyordu beni sikerken. Sonunda amımın içine boşalmıştı. O sırada devreye Nazmi giriyor, kalkmış yarrağını içime sokuyor. Bu sefer kamera Kemal’deydi. O da uzun süre amımı sikerken, Kemal de detayıyla kameraya almıştı. Nazmi de içime boşalınca üzerimden çekilmişti. Belli ki film çok uzundu, bu kez sıra Kemal’deydi, beni sırt üstü yatırmış halde, bacaklarımı göğsüme doğru bastırıp, iyice geriyor, kayganlaştırıcı kremi sürdükten sonra göt deliğime ayarlayıp bastırıyor. Kocaman yarrak yavaş yavaş götümde kaybolmuştu…

Kemal’in hızlı hızlı götüme sokuşunu kamera çekemiyordu. Yatağın kenarına domaltıp, dakikalarca götüme girip çıktığında, bu kez götüme boşalmıştı. Kemal iki eliyle deliğin etrafını gererken, Nazmi de kamerayla yakın çekim çekiyordu. Göt deliğim, mağaranın girişi gibi olmuştu. Döllerin boşaldığı yere kadar götümün içi görünüyordu. Bu olayın aynısını Kemal’den sonra Nazmi de yapmıştı. O da uzun müddet beni götten siktikten sonra içime boşalmıştı…

Başrolde kendi oynadığım bu amatör çekim porno filmini izlerken, kendimden geçmiş gibiydim, o sırada Kemal yanıma oturmuş, bacaklarımı okşayıp ellerken, sesimi bile çıkarmıyordum. İkişer kez amıma, ikişer de götüme boşalmışlardı. Bir müddet ara veriyorlar, sonra ikisi kamerada görünüyor, kamerayı uygun bir yere koyuyorlar, üçümüz de kameranın görüntü alanına giriyoruz. İkisi yatağa girmiş, beni aralarına almaya çalışıyorlardı. İkisinin de yarrağı kocaman olmuştu. Sırayla amımı götümü siktikten sonra, Kemal yatağın kenarına kadar gelerek beni üzerine alıyor, sonra da yarrağını amıma sokuyor. Nazmi de, yarrağını kremledikten sonra, Kemal’in bacaklarının arasına girmeye çalışıyordu. Ne yapmak istediklerini anlamıştım, belli ki ikisi de aynı anda sikecekti. İzlemeye devam ederken, “İnanmıyorum yaa!” diyebilmiştim. Ve tahmin ettiğim gibi Nazmi arkama geçiyor, yarrağını götüme sokarak, bir amdam biri götten aynı anda sikmeye başlıyorlardı…

Nazmi geri çekerken, Kemal sokuyor, Kemal geri çekerken Nazmi sokuyordu. Bu işi çok güzel yapıyorlardı. Bütün bu olanlar son iki saatte olmuş olmalıydı. 15-20 dakika o pozisyon devam etmişti. Sonra yer değiştiriyorlar, bu kez Kemal götten, Nazmi amımdan sikiyordu. Sonra başka bir pozisyona geçip, Nazmi’nin yarrağı götümde olduğu halde sırt üstü yatıyor, Kemal de amıma sokarak, sert sert sikiyordu. Bu pozisyonda Nazmi, 23 cm dev yarrağını sonuna kadar götüme sokmuş, hareket etmiyordu, sadece Kemal amıma sokuyordu. Sonra yer değiştirdiler, bu kez Kemal yarrağını sonuna kadar götüme sokmuş beklerken, Nazmi hızlı ve sert bir şekilde amımdan sikiyordu. Eğer başka bir kadını bu şekilde sikilirken görseydim, belki o kadının yerinde olmak istemezdim, ama orda tost olan kişi bendim. Bu pozisyon final oluyordu, uzun süredir iki deliğimi de sikiyorlardı. Sonra ikisi de hızlanmaya başlıyorlar. Okadar hızlıydılar ki, koca yarraklar, bir görünüyor, bir kayboluyordu. Tam o sırada, Nazmi kumandayla televizyonu kapadı…

Ben ne düşüneceğimi bilmez halde boş ekrana bakarken, o an ikisi de yanıma yanaşmışlardı. Kemal göğüslerimi okşayarak dudaklarıma yapışmıştı. Nazmi de eteğimi sıyırmış, külotumu indiriyordu. Öylesine tahrik olmuştum ki, her an boşalabilirdim. İki erkekle aynı anda sevişiyordum. Birkaç dakika içinde beni çırılçıplak soymuşlardı. Kemal göğüslerimin ucunu yalayıp emerken, Nazmi de amımı yalıyordu. Daha fazla dayanamadım ve boşalmaya başladım. Zevkten inliyordum ve kudurmuş gibi, “Ohhhh sikin beni, sikin beni! Sikilmek istiyorum! Aşklarım benim! İkinizi de aynı anda istiyorum! Parçalayın beni! Amımı götümü parçalayın!” diye argo argo bağırıyordum. İkisi de çırılçıplak olduktan sonra, iki elimde iki yarrak vardı, ikisi de inanılmazdı…

Sırayla yarrakları yalamaya başladım. Porno yıldızlarını aratmıyordum. Bilgisayarda izlediğim, iki erkeğe bir kadın pornosunu, şimdi de ben oynuyordum. Birkaç dakika içinde yarraklar şişmiş patlamak üzereydi. Kemal, “Bu kadar yeter, al bakalım içine!” diyerek beni ayağa kaldırdı ve kendisi yere uzandı. Üstüne oturmamı istiyordu. Yarrağını gövdesinden tutarak amıma yerleştirdim ve üstüne oturdum. Amımın içi tamamen gerilmişti. Yavaş yavaş inip kalkmaya başladım. Ben inip kalktıkça, Kemal de sert sert alttan yukarı pompalıyordu. Amımın suları akarken, “Ohhh! Ahhh!! Devam et lütfen! Ohhhh çok güzel!” diye inliyordum. Ben birkaç dakika deli gibi hopladıktan sonra, Nazmi, “Yavaş ol kızım, boşaltacaksın!” diyerek beni Kemal’in üzerinden çekti ve “Domal da, götten devam edelim!” dedi.

Ellerimle koltuğa tutunup domaldım, bacaklarımı açtım. Nazmi arkama geçerek kocaman yarrağını götüme bastırmaya başladı. Bu kez kremsiz sokmuştu. Köklediğinde, “Ahhhhh!” diye böğürmüştüm. Acımıştı, fakat zevk almamı etkilemiyordu. Zevkten kıvranmaya başlamıştım, bunu nedeni Kemal’di, bacaklarımın arasına girmiş amımı yalıyordu. Zaten bu halde dayanmama imkan yoktu. Nazmi hızla götüme sokarken, Kemal amımı yalamaya devam etti. Klitorisimi emince, ben birden sarsılmaya, titremeye, kasılmaya başladım. Saniyelerce süren bu boşalma, mükemmel bir zevk dalgası yaymıştı. Bu kadar kısa sürede ard arda boşalmıştım. Sikilme isteğim ve arzum bitmiyordu…

Nazmi yarrağını götümden çektiğinde zortlamıştım. Üçümüz de ayaktaydık, önümde Kemal, arkamda Nazmi, ikisi de bana sarılmış, kulak memelerimi, boynumu, boğazımı, ensemi, omuzbaşlarımı yalıyorlardı. Harika bir duygu yaşıyordum. Nazmi, “Aşkım, tost olmak istermisin?” diye sorduğunda, hiç düşünmeden, “Evet! Evett! Evetttt!” diye bağırdım. Kemal yine yere uzandı, ben amımla yarrağının üzerine oturduktan sonra kalçalarımı geriye doğru çıkardım. O sırada göğüslerim Kemal’in göğsüne yapışmıştı. Nazmi de arkama geçerek, yarrağını göt deliğime ayarladı. Amıma kalın yarrak girdiğinden, göt deliğim darlaşmıştı. Nazmi tükrükledikten sonra yüklenmeye başladı. Önce kafası, sonrada gövdesi tamamen girmişti. Ağzımdan boğuk bir, “Ahhhhh!” sesi çıkmıştı. Birkaç saniye bekledikten sonra yavaş yavaş girip çıkmaya başladılar. Tarifi imkansız bir duygu yaşıyordum. Hem zorlanıyordum hemde zevk alıyordum.

Yarım saate yakın süren bu sikişten sonra boşalıp kalktığımızda, üçümüz de terden sırılsıklam olmuştuk. Götümün deliğinin kocaman olduğunu hissediyordum. Delik kapanmıyordu, deliğin ağzındaki kaslar çalışmıyordu. Döller yerlere akmasın diye, bir elimle amımı, diğer elimle de götümün deliğini kapatıp tuvalete koştum. Klozete oturduğumda, ‘Çar çur’ sesleri eşliğinde içimdeki döller dışarı fışkırıyordu. Sonra götümü yıkarken bir şeyi farkettim, zorlasam götüme beş parmağım, hatta kolum bile girebilirdi. Kıçım mahvolmuştu. O anda tek düşündüğüm şey, (Umarım kocam birkaç gün bana yanaşmaz!) idi.

Üçümüz de duş alıp temizlendik. Saat 15:00’e geliyordu. Bu çocukların gelme saatiydi. “Benim gitmem lazım, inanın geç kaldım!” dediğimde, Nazmi, “Tamam aşkım, hemen çıkıyoruz!” dedi. Giyinirken, Kemal, “Eğer yine yapmak istersen, biz buradayız!” dedi. Kemal’in boynuna sarılıp dudaklarından öperek, “Tamam aşkım! Siz isteyin ben gelirim!” dedim. Kemal Nazmi’ye, “Bir isteği olursa karşıla, tamam mı? Nesrin’le daha çok zevkler yaşayacağız!” dedi. Nazmi de, “Tamam Kemal, merak etme!” dedi. Üstümü başımı düzeltip, Nazmi ile çıktık. Evime yakın bir yere bırakmak için arabasıyla götürürken, 500 TL de para vermişti. Öyle doymuştum ki, bir ay yarrak yemesem de olurdu. Üstüne de para vermesi güzel olmuştu. Zaten, oldum olası paraya dayanamam, kim verse alırım…

BÖLÜM 8

Nazmi beni bırakmak için Cevizli’ye doğru yol alırken, “Nesrin bana kızmadın değil mi?” dedi. Bunu neden söylediğini anlamadığım için, “Neden ki?” dedim. “Ya anla işte, seni Kemal’e siktirdim ya, ondan!” dedi. Bir an yaşananları düşündüm. Sonra kocam aklıma geldi, aralarında okadar fark vardı ki! Nazmi ile Kemal sanki seks için yaratılmıştı. Kocamı aldatmaya ilk karar verdiğimde, bu kadarını yaşayacağımı asla düşünmemiştim. Bu arada semt pazarına yaklaşmıştık, “Artık bunun önemi yok, olan olmuş bir kere, ben burda ineyim!” dedim. Tam ineceğim anda başımdan tutarak kendine çekti, koca dudaklarıyla dudaklarıma yapıştı. Bir müddet öptükten sonra, “Aşkım, umarım tekrar görüşürüz!” dedi. Saatlerce sikildiğim halde amımın sulandığını hissettim, “Umarım!” dedim arabadan indim. Başım önde yürümeye başladığımda, Nazmi çoktan uzaklaşmıştı.

Yürüyüşüme dikkat ederek pazarın içine girdim. Birkaç kilo domates ve salatalık, biraz da meyve aldım. Komşularımın dikkatini çekmemen gerekiyordu. Evin kapısına geldiğimde, komşum Bahar’la karşılaştım. Bahar, “Nesrin abla nerelerdesin? Bir gittin, gider oldun!” dedi. “Eski komşularla, sohbet, çay, pasta börek derken, bu saati yaptık işte. Kalkmak istedimse de bırakmadılar…” dedim. Bahar’la biraz ayaküstü sohbet ettikten sonra, “Görüşürüz…” diyerek içeri girdim.

Çocuklar henüz gelmemişti. Üzerimi değiştirmek için yatak odasına girdim. Üzerimi çıkardıktan sonra aynada vücuduma baktım. Saatlerce sikiştiğim halde morarma olmaması içimi rahatlatmıştı. Az da olsa, baldırlarımın iç kısmı, sürtünmeden kızarmıştı. Amımın ve arka deliğimin durumu hiçte iç açıcı değildi. Am dudaklarım şişmiş, morarmıştı. Hele göt deliğim perişan haldeydi. Kalçalarımı kıstırdığımda bile tam kapanmıyordu. Bunu için tedbirli olup, birkaç gün kocamdan uzak kalmam gerekiyordu. Öyle de yaptım, rahatsız olduğumu söyleyip, birkaç gün kocamla ilişkiye girmedim. Doğrusu bu aldatmayı da atlatmıştım…

O günden sonra, Nazmi ile ayda 1 yada 2 kez buluşmaya devam ettim. Bu böyle nerdeyse bir yıldır sürüyordu. Bu zaman zarfında yaşadıklarım, gerçekten inanılmaz şeylerdi. Nazmi ve Kemal için artık grup sekste vazgeçilmez biriydim. Genelde ikisiyle sikişiyordum, ama bazen bir arkadaşlarını daha çağırıyorlardı, ozaman üç erkekle grup yapıyordum. Her seferinde aldığım zevkin yanında, mutlaka para da veriyorlardı. Kişi sayısına göre, 500 ile 1.000 TL arasında değişiyordu bu rakam.

Yine bir keresinde Nazmi ile buluştuğumda, herzamanki gibi günlerden Salı idi. Arabasıyla beni Kordonboyu’ndaki daireye götürürken, bana, “Aşkım, evde iki misafirimiz daha var, izin verirsen seninle grup seks yapmak istiyorlar! Ne dersin?” dedi. Rengimin attığını görünce, “İnan bana ikisi de çok cömerttir. İyi muamele edersen karşılılğını fazlasıyla alırsın!” dedi. “Ama aşkım…” dedim. “Aması maması yok aşkım! Senin gibi kadınlara hasta bunlar!” dedi. (Senin gibi derken, türban takan, kapalılardan bahsetmişti). Böyle olduğum için kendimi şanslı hissediyordum. Türbanlı olmam, adamları daha çok azdırıyordu. Zevkin yanında para da kazanıyordum. Ogün Kemal yoktu, Nazmi ve iki misafiriyle saatlerce sikiştim. İkisi sırasıyla, amdan ve götten, sonra ikisi aynı anda deliklerime sokarak, uzun süre devam etmişlerdi. Bu zaman zarfında 4 kez amıma, 3 kezde götüme boşalmışlardı. Doğrusu bundan ben de büyük zevk alıyordum. Aynı anda hem götten, hemde amdan sikilmek çok güzeldi. Bu şekilde sikilmek bana sayısız orgazmlar, boşalmalar sağlıyordu.

İşimiz bittiğinde, ikisi de, “Harikasınız Nesrin hanım!” diyerek, birçok iltifatta bulunmuşlardı. Duşlarımızı aldıktan sonra giyindik. Nazmi’nin dediği gibi, ikisi de çok cömert davranmış, 2.000 TL vermişlerdi. Bütün bu sikişmelerin yanında, paranın tadı bir başkaydı. Paraları sütyenimin içine koyarken inanılmaz mutluydum. Adamlar bizden önce çıktılar, daha sonra Nazmi ile ben çıktık…

Nazmi beni herzamanki gibi aynı yerde indirdikten sonra eve doğru yürüdüm. Binanın önüne gelmiştim ki, “Nesrin abla! Nesrin ablaaa!” diye sesle dönüp baktığımda, sokakta Bahar’ı gördüm. “Bekle abla!” dedi, birkaç dakikada yanıma gelmişti. Yüzüme anlamlı anlamlı baktıktan sonra, “Nerden böyle?” dedi. Kahvaltı için komşulara gittiğimi söyledimse de inanmış görünmüyordu. “Anladım anladım! Birazdan sana geleceğim, çay koy da laflarız!” dedi. İstemeyerek, “Olur, beklerim!” dedim. Bahar’ın bakışlarında değişik bir ifade olduğunu sezmiştim.

Eve girdiğimde saat 15:00’e geliyordu. Çay demlemek için ocağa su koydum. Bu arada Bahar’dan bahsetmek istiyorum. Aynı binada oturuyoruz. Bahar, evli, bir çocuğu olan, 25 yaşında, minyon tipli, yaşından genç gösteren bir kadın. Durumları iyi olmasa da, kocasının kahvehanesinden gelen gelirle geçinip gidiyorlar. Beraber olduğumuz anlarda, bel altı konulardan bahsetmeden duramaz. Detaylı anlatmaz, ama hemen hemen her akşam kocasıyla sikiştiğini söylerdi. Bir gün ablasına gittiğimizde, ağda olurken vücudunun güzelliğini kıskanmıştım. Bacaklarını ağda ederken üzerinde sadece külot vardı. Çocuk doğurduğu halde vücudunda çatlak bile yoktu. Zaman zaman açılan bacaklarının arasına bakınca amını merak ediyordum. Külotun altında, sanki am namına hiçbir şey yoktu. Bacaklarının arası tahta gibiydi. Bütün bunları kendi vücuduma göre değerlendirmiştim.

Çay demini almış, Bahar’ı bekliyordum. 15-20 dakika geçmişti ki, Bahar geldi, gülümseyerek, “Selam güzelim!” dedi. “Hoş geldin Bahar!” dedim ve sarılıp öpüştükten sonra mutfağa geçtik. Çaylarımızı yudumlarken, Bahar, “Anlatsana abla, bugün neler yaptın?” dedi. “Ne anlatayım ki, bildiğin şeyler işte…” dedim. Bahar, “Bildiğimi sanmıyorum, anlat da bilelim!” dedi. Bahar birşeyler ima ediyordu, ama ne, anlamamıştım. “Komşularla, çay içip pasta yedik. Sonra da dedikodu yaptık işte!” dedim. Bahar, “Nesrin ablaaaa! Sabahları giderken makyajli iken, dönüşte, banyo yapmış gibi hiç makyaj yok! Ne iş?” dedi. Bir an sessizlik oldu. “Ne demek istiyorsun Bahar?” dedim. Bahar ısrarla, “Nesrin ablaaaa! Hadi anlat!” dedi. “Neyi anlatacağım? Anlatacak ne var ki?” dedim. Bahar, “Anlaşıldı anlaşıldı! Demek benden gizliyorsun! Ben senin en iyi arkadaşın değilmiyim?” dedi. “Evet öylesin!” dedim. “Ozaman anlat!” dedi. “Ya bahar! Ne anlatmamı istiyorsun ki?” dedim. “Bak abla, kocanı aldattığını biliyorum!” dediğinde sinirlenmiştim. Sesimi yükselterek, “Sen ne demek istiyorsun Bahar?” dedim.

“Bak ablacığım! Amacım seni kırmak yada rezil etmek değil! Asla böyle bir şey yapmam! Sadece bilmek istiyorum! Çocuğumun üzerine yemin ederim ki, sadece ikimizin arasında kalacak. Hadi anlat! Kimdi o beyaz BMW’li adam?” dediğinde, yalanla bir yere varamayacağımı anladım. Kimseye söylemeyeceğine dair çeşitl

Türbanlı Annemle Seks Hikayemiz 4

Türbanlı Annemle Seks Hikayemiz 4
Odamda biraz öylece düşündüm durdum. Ne ters gitmişti acaba. Yada eksiklik benim devamını getiremem miydi. Laptopumu açtım cinsel sohbet kanallarında dolaşmaya başladım. amacım ensest sohbet yapmaktı. Nick olarakta annenst seçmiştim. Beş on dakika geçmişti bir bayan nicki annene mi ensestsin yazdı. Onun nicki shr47 idi. Evet diye cevap verdim. Konuştukça o da oğluyla ensest bir ilişki yaşadığından falan bahsetti. 47 yaşındaymış oğlu da 23 yaşında. Sohbet skype de devam etti. Onlar oğlu ile birlikte görüntü açtılar bana. Ben daha annemle birlikte olamadığımı yaşadıklarımı anlattım. En son bana her şey yolunda yapman gereken cesaretini toplayıp işi bitirmek dediler. Ah o cesaret yok mu… zaten azıcık cesaretim olsa çoktan şimdi onlarla bizde karşılıklı görüntü açmış olacaktık. Oğlan skype den ayrıldı. Kadın en son bana ne duruyosun ki bence herşey bu gece olur. Yarına olay soğur geç kalırsın dedi. Aslında doğru söylüyordu. Karşı çıkarsa rezil olacağımdan falan bahsettim. Bak dedi bana eğer ki bu gece yaşadıklarınızın etkisiyle bu olayı gerçekleştirdin gerçekleştirdin. Yarına annen senden nefret bile edebilir dedi. Şaşırmıştım işin gerçeği, neden nefret etsin diye sordum. Tek cevap oldu “oğlum bana sulanıyor, iğrenç bu” diye düşünecek dedi. Kendi düşüncelerini bahsetti. Oğlu ona yakınlaşırken. Sonra o da iyi akşamlar dedi ve skype den ayrıldı.

Biraz düşündüm ve ne olacaksa olsun dedim kendimce. Öyle ya ilerde birgün yine annemi elde etmeyi düşünsem annem yine karşı çıksa aynı şeyler başıma gelecek evi terk edip gitmek zorunda kalacaktım. Ama isterse herşey yolunda gidecekti. İstemezse de nasılsa evden gidecektim anneme tecavüz etmeyi kafaya koydum.

Sonra çırılçıplak kaldım ve odamdan dışarı çıkarak annemin odasına doğru yöneldim. Kapısını yavaşça açtığımda annem yatağa öyle elbiseleri ile yüzüstü uzanmış vaziyetteydi. Nedense geceliklerini giymemişti bile. Yavaşça yatağın ayak ucuna yaklaştım. Elimi sikime atıp annemi seyrettim bir süre. Yüzükoyun uzanmış eteği bacağından diz yukarısına kadar sıyrılmış vaziyette kocaman götü nerdeyse yatağın yarısını kaplamış baldırlarının hafif görünen kısımları insanı azdırıyordu. Başındaki hayran olduğum kırmızı başörtüsü bile onun beyaz bluzuna arkadan baktığımda bir hava katmıştı.

Yavaşça ellerim bacaklarına gitti. Okşayarak ve bacak arasına da yerleşerek kalçalarına kadar çıktım. Ellerimle iki kalçasını birden yoğurmaya başladım. o sıra da annem uyandı. “ne yaptığını sanıyorsun sen” dedi, “bu zamana kadar çoktan yapmam gereken şeyi” dedi. Ve eteğini iyice yukarı çekip onun kalkmasına fırsat vermeden üstüne abandım. “şerefsiz herif ben senin annenim. Kalk üstümden, kalk bak fena olacak” “ne olursa olsun anne, fenalık mı gelecek gelsin ama bu gece seninle olmadan hayatta kalkmam üstünden” “şerefsiz, adi, pislik” gibi yüzlerce küfrü basıyordu ardı ardına annem. Sesi yükselmeye bağırmaya başladı. Elimle ağzını kapatıp “bak anne bu iş öyle yada böyle olacak bunu iyi bil ve bağırmaktan vazgeç bir de seni öldürmek zorunda kalmayayım” birşeyler konuşmak istiyor gibiydi ama fırsat vermemem lazımdı. Başındaki kırmızı baş örtüsünü birazda zor olsa çıkardım ve ağzını onunla bağladım. Öyle ya gönüllü değilse zorla olacaktı. Yüzü koyun dönük olması elleriyle beni itmesini veya zorluk çıkarmasını engelliyordu zaten. Yoksa annemin koca cüssesini düşündüğümde beni alt edebilirdi. Annem ağzı bağlı homurdanırken ben altındaki külotlu çorabını tam amının götünün olduğu ek yerinden bir çırpıda ikiye ayırdım. Bacaklarını iyice aralayıp koca götünü de ayırarak amına bir çırpıda girdim. Üzerine abanıp gidip gelmeye başladım.

Annem altımda ağzı bağlı bağırmaya çalışıyor altımdan kurtulmaya çabalıyordu. Sanırım ağlamaya da başlamıştı. Umurum da değildi açıkçası. Bu gece onu elde etmek istiyordum ve şu an kocaman dudaklı amının içindeydim. Ellerini vücudundan ayrık şekilde yanlarda tutup yavaş yavaş içinde harketlenmeye başladım. ohhhh harika bir duyguydu bu. Annemin amı bol da olsa sıcacık içinin verdiği zevk çok güzeldi. İçine gidip gelmelerim devam ederken. Annem ağlamaklı bir şekilde altımda homurdanıyordu. Artık ellerini tutan ellerime eskisi kadar baskı uygulamıyordu. Bir şansımı denemek istedim ve ellerini bıraktım. Ellerini başına götürdü ve başörtüsünü çözmek istedi ağzına bağladığım ama o ilmeği çözmesi mümkün değildi. Hem sıkıca bağlamıştım hem de kör düğüm atmıştım. Sonra debelenmeyi ve homurdanmayı da bıraktı. Bu teslimiyet anı olsa gerekti sanırım. Ben zevkin doruklarında içine gidip gelmekle meşkuldüm artık. Tek istediğim arzuladığım şey olan annem altımdaydı ve ben onu sikiyordum. Kocaman götünden içine gelip gitmek zor oluyordu böyle ama olsun. Sikiyordum ve bu gece daha birkaç kez daha onu sikecektim. Çünkü yarına bu evde olmama ihtimalim vardı. On dakika kadar annemi öyle siktim. Gelmeye yaklaşıyordum iyice en son bir iki gelip gitme hareketinden sonra içinden çıktım ve sırtına doğru boşalmaya başladım. daha bir saat olmamıştı 31 çekeli ama tazyikle fışkırıyordu döllerim. Aman tanrım müthiş bir andı. En sonunda annemi elde etmiştim.

Annem üzerinden kalkmama rağmen artık kalkmaya da uğraşmıyordu. Öylece önümde ağlıyordu. Aslında içimde bir pişmanlık hissi vardı ama durmadım. Az önce çıktığım deliğe yumuldum bu sefer, hafif kıllı amını ve göt deliğini yalamaya başladım. ama annemden ağlama sesleri hariç tık yoktu. Öylece baygın gibi yatıyordu. Bir gün sonrası olmaya bilirdi. Aklımda bu fikirle yalamaya devam ettim. Amının dudaklarını aralayıp am deliğinin içini dillemeye başladım. yaladıkça yalıyordum. Bu yalamalarım sırasında sikim yine yavaş yavaş hareketleniyordu. Sikim dikilene kadar amını yaladım ve bu sefer daha da ileri gidip annemi döndürmeye uğraştım. Yerinden kaldırmak be mümkün ama tepki de vermiyordu annem. Bir şekilde onu sırt üstü gelecek şekilde çevirdim. Elleriyle yüzünü kapattı. Ben yine bacaklarının arasındaki yerimi alıp gelip gitmeye başladım. sadece ağlıyordu. İçine girip çıktıkça daha da hırslanıyor daha da derinlerine gitmeye çalışıyordum. Altımda annem vardı ve bu muhteşem anın her saniyesini değerlendirmem lazımdı. Abanmış amını sikerken ellerimle bluzunun üstünden karpuz büyüklüğündeki memelerini okşamaya başladım. sonra da elimi alttan sokup bluzunu yukarıya kadar çekip sütyeninin altından elimi sokarak meme ucuna kadar ulaştım. Annemi sikmeye devam ederken elimle de göğüs uçlarını sıkıp memelerini yoğurmaya çalışıyordum.

Annemin ağlamaları da dinmiş hıçkırır gibi birkaç ses çıkıyordu sadece. Ellerini başından çekmiş gözleri kapalı ve başını yana çevirmiş vaziyette bu işin bitmesini bekliyordu zannımca. O zevkin içinde “Ohh anam bu en çok istediğim şeydi. Seni altıma alıp sikmek yıllardır hayalini kurduğum tek şey. Beni affet diyeceğim ama affetmezsin belki de ama bil ki ben sana deliler gibi çılgınlar gibi aşığım. Seni seviyorum annem” diyerek gidip gelmeye devam ettim. O yan tarafa bakıyor tepki de vermiyordu. Bende bu hali gördükçe deli gibi pompalamaya devam ediyordum. O sıra hiç beklemediğim şekilde annem hafif kendini kasar gibi oldu. Bir süre sonra kasılması geçti. Sikim sanki amında o an biraz daha zor ilerliyordu ama şu anda ilk girdiğimden daha rahat girip çıkıyordum amına ve amı vıcık vıcık olmuştu iyice. Sanırım annem boşalmıştı. Offff bu düşünceyle “annem seksi annem. Hayalimdeki kadın ohhh işte altımdasın sikiyorum seni diye söylene söylene içine girip çıkmayı seriye bağladım. Öyle sert sikiyordum ki altımda yatan annemin göğüsleri sütyen içinden hafif fırlamış haldeyken bile bir yukarı bir aşağı bir o yana bir bu yana savruluyor. Belindeki sarkan yağları da löp löp sallanıyordu. Sarsa sarsa annemi sikmeye devam ettim ve boşalma anında içinden çıkmak yerine iyice üzerine yüklenip “ohhhhh annemmmmm” diyerek içine attırmaya başladım. ne büyük bir zevk. Tohumlarım annemin içine akıyordu. Sikim amının içinde titredikçe ve her titremesinde içine tohumlarımı kasılarak attırdıkça ben zevkten uçuyordum.

Hiçbir şey söylemeden konuşmadan odasından ayrıldım. Odama gittim. Çırılçıplak vaziyette yatağıma uzandım. Öylece boş boş olanları düşünüp tavanı seyrediyordum. Bir süre sonra annemin odasının kapı sesini duydum. Sonra bir kapı sesi daha. Yerimden kalkıp dışarıya baktığımda bir şey anlamadım. Biraz hole doğru ilerleyince annemin banyoya gittiğini anladım. Yıkanmak için banyodaydı. Tekrar odama dönüp bekledim. Bir süre sonra kapı sesinden banyodan çıktığını anladım. Yine sessizlik hakimdi ortalığa. Sonra kapı önümde gezinme sesleri hissettim. Sanki tam kapımın önünde birisi vardı. Acaba annem kapımın önündemiydi, yoksa ben öyle mi hissediyorum bilmiyorum. Öylece kapıya doğru baktım. Anahtar deliğinden bir an hafif aydınlık ve sonra tekrar karanlık belirtisini farkettiğimde annemin kapı önünde olduğunu anladım.

Aniden yerimden kalkıp kapıya yöneldim ve bir anda açtım. Annem ıslak saçları, bornozu ve elinde bir ekmek bıçağı ile karşımda duruyordu. Öylece kalmıştım. O da öylece bekliyordu. Almak için hamle yapayım mı diye düşündüm ama vazgeçtim. Bana karşı bıçağı sallarsa daha kolay kendimi savunabilirdim. Sonra annemin elinden yavaşça bıçak yere düştü. Gözleri dolu doluydu. “şerefsiz bunu nasıl yapabildin, nasıl kirletmeyi düşündün beni” sustum önce. Annem içeri doğru hamle yaptı bende geri çekildim. Göğsümden itti beni ve yine söylendi “söyle adi herif anneni neden kirlettin, söyle” “ben seni asla kirletmedim” “bu yaptıkların ne o zaman. An önce neler oldu. Sen benim oğlumsun. Nasıl bana göz koydun” bende bir anda dellendim. “Nasıl göz koymayayım, götüne dayıyorum ses çıkarmıyorsun, masaj yap diyorsun amını götünü elliyorum yine ses çıkarmıyorsun. Dün akşam ben sana dans ederken dayadıkça sende kendini bana yasladın. Yalan mı sen istemedin mi benim sikimi hissetmek, sen arzulamadın mı beni o anlarda. Bana şerefsiz diyorsun. Bir insanın birisini çok sevmesi şerefsizlik mi. Öyleyse şerefsiz değil en adi şerefsizim. Ben seni öyle bir tutukuyla seviyorum ki… bunu anlatabilmek için aklımda hiçbir kelime yok. İşte sen böyle bir şerefsizim. Bir kadını aşırı derece de tutukuyla seven bir şerefsiz” annem birkaç dakika sustu. Beni kenara çekip yatağımın kenarına oturdu. Yere bakıyordu öylece. O öyle dururken yere düşürdüğü bıçağı alıp bilgisayar masasının kenarına koydum. “Ben senin annenim” dedi “evet annemsin” dedim. “öyleyse bana neden yaptın bunu” “ne yaptım yine soruyorum tutukuyla bağlı olduğum ve bana karşı hafif tavizler veren bir kadına sahip olmak istediğim mi tek sorun. Yoksa annesine bir çocuk bunu nasıl yapar mı” “bir çocuk annesiyle nasıl ilişkiye girer” dedi. “girdik işte ne oldu, tüm ilişkiler gibi bir ilişki. Zorla olmasını istemezdim ama başka çaremde yoktu. Seni o kadar arzuluyordum ki tek hayalim tek düşüm sensin yıllardır anne. Öyle bir sevgi oturttum ki yüreğime her gece şu odada sadece seni düşlüyor seninle seviştiğimi düşünüyordum. Tek sorun annem olman mı. Bence sorun bir kadın olarak gönüllü veya gönülsüz olmandı. Gönülsüzdün. Böyle olmasını istemezdim ama seni bu gece o kadar çok arzuladım ki bitsin içimdeki çilem dedim. İşte bütün mesele bu. Yoksa dünyada annesiyle oğluyla kızkardeşiyle yengesiyle amcasıyla dayısıyla yatan o kadar çok insan var ki. Onlar için tek düşünce aşk ve arzular”.

Annem susup kaldı. Bende bıçağı alıp mutfağa bıraktım ve lavaboya uğrayıp odaya geldim. Saat 4 ü geçiyordu. Sabah oldu olacak. Annem yine öylece duruyor. Geri geldiğimi görünce bana doğru baktı. Çırılçıplak halimi öyle bir süzdü. Gittim yanına oturdum. Kolumu boynuna atıp yine konuşmaya başladım “Sana bu şekilde sahip olduğum için çok üzgünüm. Ama başka türlü de böyle birşeye izin vermeyeceğini biliyordum. Bak gitmemi istersen şimdi çekip giderim bu evden. Bir daha da beni göremezsin. Asla çıkmam karşınıza. Ama bil ki sana olan sevgimden ölene kadar bir zerre bile kaybolmaz şu kalbimden” diyerek elini tutup göğüsme kalbimin üzerine götürdüm. “Hatta getireyim o bıçağı al öldür beni, öldür kurtul seni deli gibi seven birisinden” dedim. Eli hala göğsümde susuyordu. Baya bir suskun kaldık. Eli yavaşça göğsümden kaydı gitti. “demek çok seviyorsun beni, bütün ilgin benmiyim senin. Hayatında yokmuydu başka bir kadını sevmek. Neden ben oğlum neden ben” “bilmiyorum anne neden sen tek bildiğim tek sevdiğimin sen olduğu” “Öyleyse en büyük suç bende. Sen bana böyle meyillendiysen suçlu benim” “neden sen suçlu olasın. Sevgi beslemek suçmu” “bu aşk annesine ise evet suç” “suç değil anne kimsenin kırmak istemediği tabu ve ben kırdım. Kırdım çünkü sana olan sevgimi bilmeni istedim” susuyordu ve konuşmuyordu ben yine devam ettim “peki o kadar elletme, sıkıştırmalarıma ses çıkarmama ve en önemlisi dün gece hemen hemen kendini bana bırakman sen hiçbir şey hissetmedin mi bana. Sen de hoşlanıyorsun anne benden. Sende ama…” dedim kaldım. Annem bana doğru döndü konuşmuyor öylece bakıyordu yüzüme. Nasılsa olan herşey olmuştu. Çenesinden tutup başını kaldırdım ve hafifçe yaklaşmaya başladım etli dudaklarına “sende seviyorsun neden söylemiyorsun anne” diyerek hafifçe öpüp geri çekildim ama yüzüne bakmaya devam ediyordum. Öylece baktı bir süre sonra gözlerini yumdu ve bana doğru dudaklarını uzatarak hamle yaptı bende karşılık verdim. Bu sefer kollarımın arasına sarıp okşaya okşaya öptüm onu. Öpüşmemiz birkaç dakika devam etti. Sonra annem “yaptıkların hoşuma gidiyordu ama yanlış geliyordu bir yerde de. Şimdi ise olan oldu bitti. Öldürmek bile istedim ama bulamadım kendimde o gücü. Oğlumsun sen benim. Ne olursa olsun öldüremezdim. Şimdi sen konuştukça anladım ki sen çok istiyordun ben kaçıyordum. Nasıl kaçmayayım yıllarca babandan başka bir erkeğin elini bile tutmadım ben her hangi bir sebeple. Sen bana eğlence gibi geliyordun. Yaptıkların beni kadın gibi hissettiriyor, gururumu okşuyordu ama yine de oğlum olduğun için gerisinin gelmesini istemiyordum. Şimdi ise diyecek birşeyim yok. Her şey olup bitti. Hem de herşey” “herşey olup bitmedi anne. Herşey yeni başlıyor. Seni o kadar çok seviyorum ki tek amacım seni mutlu edebilmek. Bırak anne oğul olayını. Seviyormusun sevmiyormusun. Bu çocuk beni çok seviyor mu sevmiyor mu. İşte mesele sadece bu. Ben seni çok seviyorum ve bunu senin de bildiğini biliyorum. Ya sen, sen ne diyorsun” dedim. Öylece yere baktı bir süre sonra döndü ve bana sarıldı. Ağlıyordu hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. “Bende seni seviyorum. Bende seni” dedi.
Artık yeni bir başlangıç vardı önümüzde. Anneme zorla sahip olmuştum ama amacıma da ulaşmıştım. Annem benimdi. Bana aitti. O gece uzun uzun konuştuk. Ona olan sevgimi anlatabilmek için dilimden geldiğince her şeyi anlattım. Ben anlattıkça annem daha da yumuşadı. Artık o aşkımın engel tanımaz bir hal aldığını anlamıştı. İşin güzel tarafı o da bende seni seviyorum diyerek her şeyi kabullenmişti. Annem benimdi. İşte hayallerimin kadını önümde tüm bayraklarını indirmiş bana teslim olmuştu.

play casino kaçak bahis kaçak bahis canlı bahis bahis bahis canlı bahis webmaster forum bursa escort kocaeli escort bursa escort eskişehir escort bursa escort mersin escort bursa escort kayseri escort bursa escort tuzla escort bursa escort sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan escort sakarya sakarya escort