İki abazayla macera – 1

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

İki abazayla macera – 1

Merhaba herkese

kendimden kısaca bahsetmek gerekirse 29 yaşında, Istanbulda bekar yaşayan durumu iyi ve biseksüel zevkleri seven biriyim.Zevki, heyecanı macerayı seviyorum.CD olarak giyindiğim de oluyor,camerada seks yaptım ama hiç o şekilde sevişmedim.

181 boyunda hafif kilolu ama düzgün vücutlu, ortalama bir alete sahibim. Daha önce erkeklerle ve travestilerle pasif deneyimlerim oldu ve bundan zevk alıyorum.

Gizli olarak bu deneyimleri yaşamak zor tabi, ama diğer yandan değişik, spontane heyecanlarından zevki ayrı bence.

bu anlatacağım olayda bu şekilde gelişti.

Bir cuma akşamı evde sıkılmış internette chat yapıyordum, (pek kalmadı ya) . Amacım hem sohbet etmek hemde can sıkıntımı gidermekti.

Farklı kişilerle konuşurken, 22 yaşında olduğunu söyleyen bir eleman reelmisin diye mesaj attı. Amacımın şimdilik sohbet olduğunu belirttim ve konuşmaya başladık.

Adı Murattı, Malatyalı olduğunu Askerden yeni geldiğini, kartalda ailesiyle yaşadığını ve sonra memlekete döneceğini daha önce aktif olarak deneyimleri olduğunu söyledi. Yazışmalardan baya abaza ve biraz kro olduğu belliydi.

Ama ne kabalık yapıyor ne de zorlayıcı yazıyordu. Konu döndü dolandı kamera muhabbetine geldi. Pek isteğim yoktu, ama benimkini gör ona göre karar verirsin deyince kaç cm diye sordum.

19 cm tam senlik çok beğenirsin dedi. Sallama dedim. Ozaman gel skype’a gösterim dedi. Tamam dedim, skype geçtik. Belli ki telefondan bağlanıyordu. Tuvalete geçiyorum bekle dedi.

Yüzünü göstermeden kamerayı açtık, üstünde sadece boxer, esmer ama yapılı vücutlu, biraz kıllı bir tipti. Eliyle boxerin üstünden sikini okşuyor hadi sende aç diye ısrar ediyordu.

Tamam, eğer gerçekten o kadar büyükse açacam söz dedim. Güzel dedi, boxerini indirdi. Düşük kalitede bile aletinin iriliği belli oluyordu. Nasıl inandın mı dedi, evet dedim, e o zaman hadi sıra sende dedi.

Bekle, 10 dkya olur hazırlanmam lazım dedim. Geleceksin söz mü dedi, beklemene değer merak etme, sürprizim var dedim.

Odama geçtim, webcami ayarladım. Dolabın bir köşesinde saklı duran çamaşırları çıkardım. Syh K.lu çorap, ve jartiyer giydim. Açıkçası yakıştırıyordum. Çorap ve jartiyer bacaklarımda güzel duruyor, dolgun popomu iyice ortaya çıkarıyordu.

Skypı tekrar açtım. Anında yazdı, hadi aç diye.

Tamam dedim ve görüşmeyi başlattık.

Yine tuvalette ama çıplaktı, sikiyle oynuyordu.

Benim kameram açınca, hızlıca sikini okşamaya başladı. ve Oha , göte bak diye ilk mesajını yazdı.

Hem yazmak hemde kamerada göstermek zor olduğundan, ara ara yazıyor, hem her seferinde götüme, bacaklarıma iltifat ediyor, domal, göster, okşa diye yönlendiriyordu.

Ben de onun aletini izlemekten zevk alıyordum açıkçası, bir süre sonra boşalabilir miyim dedi, tamam ama izlemek istiyorum dedim.

Tamam dedi ve üstten sikini gösterirken 31 çekmeye başladı. Gerçekten aleti iriydi ve kısa süre sonra fışkırarak boşaldı.

Bekle geliyorum deyip kamerayı kapattı. 5 dk sonra geri deldi.

Gerçekten götün fena, reelde buluşmaz mısın diye sordu. Daha önce netten buluşmamıştım, ama açıkçası elemanın tipinde beğenmiştim.

O zaman aklıma bir fikir geldi. Hemde fantezilerimden birini gerçekleştirebilecektim.

Ona aslında daha önce netten buluştuğumu, ama durumum olmadığından dolayı bu işi ücretli yaptığımı ve anlaşabilirsek görüşebileceğimizi söyledim.

Parayla mı sikişiyorsun yani dedi, evet dedim. Nasıl sana güvencem, ya yalan söylüyorsan dedi. O aman ver telefonunu ariyim, konuşalım dedim.

Direk verdi, gizliden aradım. Biraz şiveli bi tonu vardı ve kısık sesle konuşuyordu. Götün gerçekten iyimiş, sikmek istiom, nedir şimdi olayın dedi.

Ailemden uzak yaşadığımı, ev geçindirmek için ara ara bu işi yaptığımı söyledim.

Kaça dedi, sen ne istiyosun dedim. Valla bana her türlü olur sabaha kadar takılırız yeter ki parayı söyle dedi.

O zaman tüm gece için 300 alırım istediğin şekilde yaparız dedim. Çok dedi. Pazarlığa tutuştuk.

Evine mi gelicem dedi, yok otele eve olmaz dedim. Ohoo bide otel parası mı çıktı mk, valla benimde yok o kadar, bişiler yap hadi buluşalım dedi.

Ağırdan alıyor, gerçekten çok ihtiyacım varmış gibi davranıyordum. Bak 1 haftaya memlekete dönecem, orda zor bulurum , gitmeden sikişelim diye ısrar ediyordu.

sizin oralarda otel yok mu dedim, bilmiom, hiç işim düşmedi ki dedi. Tamam o zaman oteli ben ayarlarım, ama 300 başka olmaz dedim. durdu, giyinik mi olacan dedi. İstermisin dedim. Tabi lan delirdim, o şekil sikerim seni dedi. Tamam o zaman dedim. Pazar akşamına sözleştik, ben sana otel adresini yazarım dedim.

Otelden ziyade günlük evler daha mantıklıydı, birkaç arama sonucu kartal E-5 üzerindeki rezidanslardan birinde uygun bir ev buldum. 1+0 yatağı televizyonu olan bir yerdi. Telefonla da aradım, ayırttım. Pazar sabahtan gece 12ye kadar kiraladım.

Telefon kapanınca bir an , ben gerçekten bunu istiyor muyum, ya bi iş gelirse diye düşünmeye başladım, ama uzun zamandır hayalini kurduğum bir fantezi gerçek olacaktı. Zaten macerayı da seviyordum. nolursa olsun dedim. Elemana adresi yazdım, öğlen buluşur geçeriz dedim. Cumartesi gün boyu yazıştık, neler yaparız, neler seversin diye sorup gaz veriyor onu azdırıyordum.

Pazar sabah kalktım, hazırlanmaya başladım. Çok kıllı değilimdir ama yine vücudumun malum bölgelerinin temizliğini yaptım. Çantaya 1 kutu condom, kayganlaştırıcı ve yarım şişe vodka attım. İçki iyi gelirdi. Sıra yanıma alacağım kıyafetlere geldi. Çok fazla yoktu ama en seksi olanları seçtim. Syh danteli klu corap, jartiyer ve kısa pileli etek. Açık parfümcüden aldığım, ağır ama cezbedici kadın parfümünüde çantaya attım ve evden çıktım.

Taksiyle rezidansın yanındaki avmye giderken Murata da mesaj attım çıktım diye. Ben çoktan geldim cafede bekliyorum dedi. Dediği cafeye geldiğimde hem heyecanlı hemde biraz gergindim. Mekan çok kalabalık değildi, gözüm sigara içen genç bir çocuga takıldı, aradım, hemen açtı, nerdesin abi geldin mi dedi, sağına bak görücen dedim. gözgöze geldik, koşar gibi yanıma geldi. Selamlaştık, o benden heyecanlıydı. ee abi napicaz dedi. Bak dedim, ikimizde birbirimize güvendik, buluştuk, yanlış, tatsız bir olay olmasın, yoksa bozuşuruz dedim. Tamam abi, merak etme dedi. E iyi bakalım hadi gidelim dedim. Rezidansın girişindeki emlak bürosuna ismimi (gerçek ismimi değil) vermiştim. Anahtarı veren elemen tip tip bize bakarken içimden güldüm. Kim bilir neler düşünüyordur diye. Kapıdan geçip asansöre bindik. Ee heyecanlımınsın dedim, hem heyecanlı hemde azgınım valla, uzun zamandır sikişmedim dedi. Güldüm, görücez dedim. Kapıyı açıp içeri girdik. Televizyon, karşısında yatak, köşede çekyat ve ufak bir mutfak vardı. Banyo ise büyük ve temizdi.

Ben çekyata geçtim oturdum, o ayakta kıpır kıpırdı. Gel otur yanıma, acelemiz yok dedim. Abi şeyy, parayı ne zaman verim dedi, güldüm, ver canım, âdettendir biliyorsun dedim. Uzattı, cebe attım. Yanıma oturdu, ikimizde de hala çekingenlik vardı. Muratcım, geceye kadar buradayız acelemiz yok, sen istersen al duşunu rahat rahat bende sana katılırım, sonra takılırız dedim. Tamam abi, hemen dedi. Abi demek yok ama dedim. şeyyy, ne diyim o zaman dedi, hmmm sana kalmış canım, sen söyle dedim.

Eli sikinde, düşündü, Merve olur mu dedi. Kim o dedim, bizim komşu kızı, hastayım ama vermiyor dedi. Tamam canım, bugünlük senin için Merve’yim dedim.

o banyoya girdiğinde bende çantamı açtım. Prezervatifi, kayganlaştırıcı başucuna koydum. Soyundum, çantamı yanıma alıp peşinden banyoya girdim.

Duşta 31 çekiyordu, napıyorsun dedim, şeyy ilk posta çabuk olmasın diye, boşalmak istedim dedi. E çağırsaydın ya beni yardımcı olurdum dedim. Girdim duşa, aleti yarı kalkık bana bakıyordu, elime alıp okşamaya başladım, nasıl biri bu merve dedim. Valla götü fena, ama yüz vermiyor bana, yoksa fena sikerdim onu diye anlatmaya başladı. Anlattıkça aletide kalkıyordu, çömeldim ve aletini emmeye başladım. Derin bir oh çekti ve kendini bıraktı. Emdikçe aleti daha da irileşiyordu. Hızlanmaya başladım, oda başımı tutup ağzımı sikmeye başladı, inliyordu, ben boşalıom dedi, ben daha birşey yapmadan ağzıma boşalmaya başladı. Geri çekilmeme rağmen bi kısmını yutmuştum, kalanlarda yüzüme üstüme geldi zaten. Tutamadım ya boşaldım dedi, sorun değil bebeğim, yeter ki sen zevk almana bak dedim.

Güzelce duş aldık, havluyu sarıp salona geçti, bende hazırlanıp geliyorum, bekle beni dedim. Sırıtarak, tamam, hadi bekletme erkeğini dedi. Güzel bir film aç, sonra keyfimize bakarız dedim.

O gidince güzelce temizlendim, klu çorabımı, jartiyeri giydim, eteği giydim. Aynada baktığımda gayet kışkırtıcıydı. Parfümden de bol bol sıktım, çıktım.

Telefonda porno açmış telefona yansıtmıştı. Tabiki travesti pornosuydu.

Beni görünce, of karı gibi olmuşsun dedi. Nasil beğendin mi dedim. Valla fenasın dedi.

Kırıta kırıta mutfak tarafına geçtim, o zaman içkimizi hazırlıyorum, sonra da keyfimize bakarız dedim.

Vodkaları hazırlayıp yanına oturdum, sikini çıkarmış okşuyordu.

Elini bacağıma attı okşamaya başladı, aleti yine kalkmıştı. Bunu indirmek zor olacak dedim. Kızma ama birşey dicem dedi, söyle dedim. Ben ilaç aldim kaldıramam diye ondan böyle dedi. Kalktım kucağına oturdum, bana fark etmez bebeğim, istediğin kadar yaparız dedim.

Yavaş yavas moda giriyorduk, okşamaya vücudumu öpmeye başladı. Kadın parfümü onu daha da azdırmıştı. Hadi em dedi, önünde çömeldim, tekrardan emmeye başladım. Zaten kalkmıştı, o ise inliyor, harikasın evet diye fısıldıyordu.

Haydi sikişelim deyince, tuttum elinde yatağa götürdüm. Önünde domalıp hadi birazda sen ilgilen dedim. Götümü okşamaya başladı, daha önce delik yaladın mı dedim. Hayır olmadı deyince elimle göt yanaklarımı ayırıp, tertemiz, denemek istermisin, am yalamaktan daha güzeldir dedim.

Off tamam dedi, diliyle götümü yalamaya başladı, yavaş yavaş deliğime geldiğinde ben zaten azmıştım. Acemice deliğimi yalıyordu, biraz da parmaklasana dedim. ooh evet dedi, biraz sertçe de olsa parmaklamaya başladı. Bende iyice eğilmiş, götümü havaya kaldırmıştım.

hızlıca parmaklıyor, ara ara yalıyordu. ona döndüm hazır misin dedim, of evet hadi sikeyim dedi. ona döndüm , prezervatifi aletine taktım, güzelce kremledim. Sonra domaldım, hadi sik bebeğim dedim.

Elleriyle belimden kavrayıp sikini dayadı, yavaş yavaş sokmaya başladı. Daha tam genişlememiştim ama kendimi kasmıyordum. yüklendikçe aleti içime giriyordu, en sonunda da tamamını soktu. derin bir oh çektim, sakın çıkma kal öyle biraz dedim. nefes nefeseydik, içimdeyken götümü kıvırmaya başladım, hadi yavaş yavaş sik beni bebeğim dedim.

Pompalamaya başladı. Sikerken inliyordu, acemiydi ama güzel sikiyordu. Sikerken harikasın off evet daha hizli diye azdırıyordum, o da bana uyup daha tempolu sikmeye başladı. Gittikçe hızlanıyordu, canım biraz acıyordu, ama ses çıkarmıyordum. Vurdukça götümden sesler geliyordu, harikasın bebeğim , çok iyi sikiyorsun dedim. Hoşuna gitmiş olacak ki götümü hafif tokatlamaya başladı, ah oh diye inliyordum. O ise ses çıkarmadan, sabit tempoda sikmeye devam ediyordu.

yaklaşık 10dk bu pozisyonda siktikten sonra inlemeleri arttı, boşalıcam dedi. Oh boşal bebeğim , hadi dedim ve kendimi ona yasladım. Son birkaç vuruştan sonra üstüme abanıp inleyerek boşalmaya başladı. İçimden çıktığında, dölleri prezervatiften sızıyordu, nefes nefese kalmıştık. Harika siktin bebeğim dedim, dört ayak üstü ona dönüp prezervatifi çıkardım, sikini yalayıp temizlemeye başladım. O ise içindeki Malatyalıyı ortaya çıkarmıştı, ohh götün fenaymış, geberdim valla sikmekten yavrum. Rahatladım valla dedi. Gel bebeğim uzan biraz dinlen dedim. Yatağa uzandık. Nasıl şimdilik memnun musun hizmetimden dedim. çok iyi sikişiyosun valla, ama daha sikişiriz di mi. 1 posta yetmez bana dedi.

Tabi bebeğim, sen nasi istersen derken, elimle yine sikini okşuyordum. Ilacın etkisi, hala dimdikti. Kalktım, içki koymaya gittim, o da koltuğa geçti yine. Birer sigara yaktık. Bacak bacak üstüne attım yanında. Tam bir orospu gibiydim.

Hizli hizli içkisini içti, hadi sikişek yine dedi. Kalktım kucağına oturdum, acele etme bebeğim, daha zamanımız var, yavaş yavaş , keyfine varalım dedim. Elleriyle götümü okşarken, ona hadi memelerimi öpmek istemisin dedim. Der demez göğüslerime saldırdı, emiyor , hafif hafif ısırıyordu. Oh harikasın bebeğim, em onları hadi diye azdırıyordum. Zaten dimdik olan siki götüme batıyordu. Kıvama gelmiştik, kalktım prezervatif aldım, önünde çömelip aletine taktım, biraz da kayganlaştırıcı sürüp yine kucağına oturdum. Tam deliğime hizalamıştım, yavaş yavaş içime alıyordum. Yüz yüzeydik. Yavaş yavaş hepsini içime aldım. Tamamı girmişti, yavaş yavaş zıplamaya başladım. İriliğinden dolayı zorlanıyordum, ama zevki harikaydı. O da kendini bırakmış, jartiyerli bacaklarımı okşuyordu. bi süre kucağında sikti beni, kontrol biraz bendeydi ama, yavaşladım, içimdeyken götümü kıvırıyordum. iri aleti deliğimin duvarlarına sürtündüğünü hissediyordum. yavaşça kalktım, sirtimi ona dönüp tekrar sikine oturdum. Deliğim genişlemişti, ama yine de kolay alamıyordum. offf, fenasin dedi, eteğimi yukarı sıyırıp elleriyle belimi kavradı, bu şekilde pompalamaya başladı. Alttan daha hizli vuruyor, beni delirtiyordu. ben yorulmaya başlamıştım, ama onda daha yorulma belirtisi yoktu, hız hızlı sikiyor, bazen beni bağırtıyordu.

bağırmam hoşuna gidiyor olmalı ki, daha sert sikiyor o da benle inliyordu. Ben artık dayanamadım, bebeğim biraz yavaşlasana dedim. ne o orospum, yoruldun mu, daha sikişecez, boşalmadan bırakmam dedi. Beni kaldırdı, yine koltuğa doğru domalttı iki eliyle götümü kavrayıp alttan vurmaya başladi. İyice sert sikiyor, beni inletiyodu artık. Boşalcam, ağzina istiom dedi.

hadi bebeğim dedim, içimden çıktı, getir ağzını dedi. Önünde ağzımı açtım, prezervatifi çıkarır çıkarmaz boşalmaya başladı. Yüzüm, üstüm döl içinde kalmıştı. Ağzıma verdi, kalan dölleri yutmaya başladım. 3. kez boşalmasına rağmen dölleri çoktu.

Koltuğa kendimi bıraktım, o da yanıma oturdu. Bir sigara daha yaktı, ohh, valla rahatladım haa, bu sefer iyi sikiştin dedi.

Ben nefes nefeseydim, güldüm, az daha yırtacaktın bebeğim, dağıttın beni dedim. Yüzüm, üstüm döl içindeydi, ben duşa giricem, gelmek ister misin dedim. Sen temizlen sonra devam ederiz, ben iyiyim böyle dedi. E ozaman bize içki koy ama bu seferki sert olsun, kendime gelemedim bebeğim dedim. Önünde kıvırarak soyunmaya başladım. Tamamen çıplak kaldığımda ıslık çaldı, senin göt hakikaten karı gibi, daha sikerim ben bunu dedi. Duşa girdiğimde deliğimi kontrol ettim. Genişlemişti ama çok zarar yoktu. Yüzümü, deliğimi tekrar temizledim. Çıktığımda telefonla konuşuyordu, “olm fena sikişiyor ibne, 2 posta attım bana mısın demedi, yok yok sağlam, karı gibi zaten götü, dur sorim, paralı ama, tamam alo derim sana”

Kapadı, kimdi o dedim. Önce bi kızardı, ya benim bir arkadaş, zafer memleketten dedi. Eee dedim, ya o da sikecek birini ariyodu, çağırım mi, para da anlaşırsanız o da siker seni dedi.

Saçmalama, sen beni iyice orospu sandın galiba, hadi giyin gidiyoruz dedim. kızma, kaç para istiyorsan verir , abaza zaten. kaç yıllık arkadaşım, zarar gelmez dedi.

Durdum, fazla gelebilirdi bi erkeğin daha sikmesi, ama diğer yandan da çok azdırıcı bir heyecandı. 2 genç abazaya orospuluk yapacaktım. Daha önce 1 kez grup yapmıştım ve çok keyif almıştım.

kim bu nasil biri dedim. valla benim gibi, götçü işte. daha önce de siktik beraber travesti, merak etme dedi. Beni travesti olarak görmesi, aslında hoşuma gitmişti. Hadi tamam de, zaten yakında hemen gelir, sikişiriz dedi. Peki ama aynı parayı alırım dedim. Tamam tamam, hazır zaten dedi. Aradı, kanka tamam ayarladım mk , parayı hazırla gel, çabuk ol dedi.

Önünde çıplak duruyordum, gelmeden bi posta daha sikişelim hadi dedi. Sen daha yorulmadın mı dedim, güldü, yarı kalkık sikini bana sallayıp merak etme yavrum, pilim bitmez benim dedi.

Beraber yatağa uzandık, o baş ucumda doğrulup sikini ağzıma verdi, diğer yandan da götümü okşuyordu. aleti kısa sürede kalkmış, hazır hale gelmişti. Prezervatifi taktım, yine bol kayganlaştırıcı sürdüm. Ohh yavrum benim, bu sefer seni böyle sikecem dedi. Bacaklarımı aralayıp alttan soktu. Bacak omza pozisyonundaydık ve canım acıyordu biraz. Bebeğim yavaş, lütfen dedim. Merak etme yavrum, alışırsın, sabahtan beri kaç posta yedin deyip, hızlanmaya başladı. Artık tempolu bir şekilde sikiyordu, ara ara üstüme yükleniyordu. Canım acımasına rağmen acaip zevk alıyordum.

Bi süre böyle siktikten sonra içimden çıktı, domal önümde yavrum, iyice sikeyim seni dedi. Domaldım, iyice götümü havaya kaldırdım. Off dedi, belimden kavradığı gibi soktu. Ahh diye inledim. İçime girer girmez pompalamaya başladı. Hızlı ve ritmik sikiyordu. Deliğimin folloş olduğunu hissediyordum artık, bir anda belim tutup beni yatağa bastırdı. Üstüme abanıp sikmeye başladı, ahhh yavaş acıtıyorsun dememe rağmen abanarak sikmeye devam ediyordu. Ohh yavrum boşalcam, kal böyle dedi. Kendimi tuttum bağırmamak için, son bi kaç darbeden sonra böğürerek boşalmaya başladı. İyice boşalana kadar içimde kaldı sonra çıktı yanıma uzandı. Ter içinde nefes nefeseydim.

Ağzıma sıçtın dedim, e göt böyle sikilir yavrum, dibine kadar boşaldım valla dedi. Döller prezervatiften taşmış, bi kısmı içime gelmişti. Prezervatifi yırtar gibi çıkarıp yere attı. Sikimi yaktı mk prezosu, emde rahatlat dedi. Halim yoktu ama azgınlığım tavandı. Gel bebeğim, duşa girelim dedim. Beraber yıkanmaya başladık, sikini güzelce sabunladım. Sönmüştü ama kıpkırmızıydı. Beraber çıktık, sigara yaktık. İçki koydu, koltuğa geçti. Götüm acıyordu, son posta zorlamıştı beni.

O gelmeden giyinsene, azsın abaza, bayılır travesti sikmeye dedi. Güldüm. halim yok canım, bırak bi nefes alayayım dedim. Bi süre sessizce sigaramızı içtik. Sonra telefonu çaldı, geldin mi tamam, a blok 203 numara, bi bok demezler olmadı sikişe geldim dersin dedi. Güldüler. Kapadı, gelmiş bizim abaza, uçarak gelmiş mk dedi. Güldüm bende. Sigaramı içkimi bitirdim. Yerden kıyafetleri aldım, ben banyoya giriyorum o zaman hazırlanalım abazamıza dedim.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Çok garip bir geceydi…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Çok garip bir geceydi…

Ailevi bir sebebten ötürü memlekete gitmem gerekiyordu.Stresli bir gün geçirmiştim ve gece otobüs ile tekrar yaşadığım şehre dönecektim. Akşam saatlerin oradan sevdiğim bir abinin(lakabı kobra’dır) iş yerine gittim, akşam dışarı çıkar biraz onun ile vakit geçirir ve otobüs saatini beklerim diye düşünüyordum.Herşey kobranın yanına gitmem ile başladı. İş yerine gittim her zamanki gibi çay içip sohbet ediyorduk. Saat 8-9 arası kobraya kız arkadaşından telefon geldi, sahilde bir arkadaşı ile oturduklarını söyleyip bizide davet etti. Kalktık yanlarına gittik, tanışma faslından(meltem ve zeynep) sonra sohbet koyulaştı.Bir iki saat sonra kalktık ve bira içmeye karar verdik.Biralarımızı alıp kobranın iş yerine gittik, biraz içip sohbete devam etmeye başladık.Meltem kobranın manitası idi, bende zeynep ile daha çok sohbet ediyordum, bir ara zeynep tuvalet ihtiyacı duydu.Bende tuvalete kadar eşlik ettim, tuvaletten çıktı, duvara yaslandı biraz başının döndüğünü ve bana tutunmak istediğini söyledi.Ona yaklaştım önce elini omzuma koydu, sonra bana doğru yaslandı, aramızda bir çekim alanı oluştu sanki. Ve öpüşmeye başladık, yaklaşık 10 dakika kadar, durdu, gülümsedi ve hadi içeriye gidelim tekrar dedi.Gecenin bir şeylere gece olduğunu iyice anlamıştım.Tekrar içeriye girdik. Yahu neredesiniz muhabbeti, bıyık altında gülümsemeler felan derken biraz daha sohbet ettik. Ve kobra ile meltem biz biraz dolaşalım diyerek dışar cıktılar, arabaya binip uzaklaştılar. Zeynep ile baş başa kalmıştım. Ve direk elini penisime atarak öpüşmeye başladık. Penisimi biraz sıvaladıktan sonra ağzına almaya başladı. Bende zeynep in kafasını okşarken diğer elimi pantalonun içine sokarak kalçalarını okşamaya başladım. Saxo çekmeye ara verdi, kazağını ve çıkarttım koltuğa uzatıp üzerine cıktım. Göğüslerini südyenini çıkarmadan dışarıya çıkartarak emmeye başladım, bir yandan pantalonun düğmelerini çözüyordum. pantalonun düğmelerini çözdüm elimi kilodunun içine sokup, amının üstünde elimi gezdirmeye başladım. pantalonunu tamamen çıkarttığımda aşağıya doğru inerek amını yalamaya başladım.Ellerini başıma kotup beni amına bastırmaya başladı, am yalamayı çok severim ve zevk alırım, bu zeynebin de hoşuna gitmişti. Bir süre sonra tekrar yukarıya çıktım, tekrar dudaklarına yapıştım ve penisimi amına sürtmeye başladım, hadi artık sok diyordu, ben biraz daha vakit geçirmek ve kudurtmak istiyordum, saçımı çekti sok ne olur dedi.Ve içine girdim amı dardı ama çok ıslandığı için girerken zorlanmadım, misyona pozisyonundaydık ben pek sevmem bu pozisyonu biraz o şekilde pompalamaya devam ederken elimi beline koyup onu doğrulttum içinde cıkmadan havaya kaldırarak ayağa kaltım kucağımda pompalamaya devam ediyordum, yorulduğumu hissettim ve yazıhanedeki masaya yatırdım, bacaklarını omuzlarıma alıp tek bacağını tutarken diğer elimde sol göğüsünü okşuyor meme ucunu sıkıyordum.ıslaklığı iyice arttı ve kasılmaya başladı, (bende geç boşalma duruma var, en az 40-45 dakka pompaladıktan sonra boşalıyorum) ilk orgazmını yaşadı,ben pompalamaya devam ediyordum ve gözüme bakarak sen gelmiyormusun dedi, gülümsedim ve biraz daha vakti var dedim. Pompalamaya devam ediyordum, onu masadan kaldırdım ve ellerini koltuğu tutacak şekilde domalttım, en sevdiğim pozisyon budur, her vuruşta kalçaların titreşimini izlemek bana müthiş zevk verir. bir elimde saçlarını kavradım ve kendime doğru çektim, diğer elimlede kalçalarına hafif hafif tokat atıyordum.O kadar güzel inliyorduki, ıslaklığı tekrar yoğunlaşmaya başladı he hadi hadi demeye devam ediyordu. Bende yavaş yavaş gelmeye yaklaştığımı hissediyordum. İyice hızlandım o kendini bana daha çok bastırmaya başladı, geliyorum dedim, içime boşal korunuyorum dedim. Ve Dizlerimden yukarıya doğru çıkan o rahatlamayı hissetmeye başlamıştım. Ve içine boşaldım. Kendimizi koltuğa bıraktık iyice terlemiştik. Kalan birazlarımızı yudumlarken.Kobra ve Meltem’in aracı işyerinin önüne park etme sesleri geldi. Üstümüzü giydik yanımıza geldiler ve bizim terli halimizden durumu anladılar, biraz gülüştük, biraz daha sohbet ettik. Benim otobüs saatim yaklaşmıştı kalktık, araca gittik ve beni otogara bıraktılar. Vedalaştık, ben otobüse bindim onlar gittiler, ve fark ettimki ne Zeynebin numarasını daha almamıştım. Gece boyu yolculuk yaparak yaşadığım şehre vardım. Eve gidecek vaktim yoktu direk işe gittim. Gün boyu yüzümde pis bir gülümseme ile dolaştım.

İlk defa bir anımı paylaştım umarım beğenmişsinizdir arkadaşlar. Yazım hataları varsa kusura bakmayın noktalama işaretlerine pek dikkat etmemiş olabilirim. Belki zamanla başka anılarımıda paylaşırım. xylol34@gmail.com bana ulaşmak isterseniz…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kargocu

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kargocu
Buradaki hikayeleri okuyunca bende yazma gereği duydum…….

Adım Eser 47 yaşındayım ve özel bir şirketin alım satım bölümünde sorumluyum, eşim Canan ise 43 yaşında ve mükemmel bir vücuda sahip desem yalan söylememiş olurum. Cinsel hayatımız çok güzeldir
Tek tabusu ise karımı bir türlü götünden siktirmeye razı edemedim. Acır falan diyor kesip atıyor.
Eşim her zaman kendisi ile ilgilenen, ve her an için vücudunun mükemmel olmasına özen gösteren bir affettir.
Bizim ze zaman, ne yapacağımız beli olmaz, tıpkı o sabah olduğu gibi…..
İlk ben uyanmıştım ve sabahları eşime masaj yapmayı çok severim. Ben masaj yapmaya başladığım da eşimin hareketlerinden anladım ki sikilmek istiyor bende masajı cinsel organlarına yönelik yapmaya başladım, bunun için üzerinde bulunan şortu ve tangasını çıkartım.
Bacaklarını iyice ayırmıştı ve sulandığını resmen görmeye başlamıştım ki, benim cep telefonum çalmaya başladı. Bi ara kızdım bakmayacaktım, ısrarla çaldırmaya devam edince bakmaya karar verdim. Sekreterim arıyordu, ben telefona bakınca Canan ağızına ne gelirse saymaya başlamıştı.
Fakat iyi ki telefona bakmıştım çünkü çok önemli bir proje üzerinde anlaşmaya varmak için görüşmeler yaptığımız yurtdışından Temsilciler tesadüfen uçakları İstanbul’a acil iniş yapınca yolculuklarına ara verip benimle görüşmek istemişler. Bunun için acilen şirkete gitmem gerekiyordu.
Canan’a aşkım üzgünüm çıkmalıyım dediğimde bana söylenmeye devam etti.
Neyse hemen hazırlandım çıktım. Ben arabaya bindiğim‘ de bir Kargo arabasının durduğunu gördüm ama acelem olduğundan, nasıl olsa Canan ilgilenir dedim ve….. ne kadar iyi ilgilendiğini sonradan öğrendim.
Bundan sonrası eşimin bana anlattıklarından ve (birazdan okuyacaksınız) video kayıtlarından biliyorum, buna benzer olaylar sürekli başımıza gelir. Ben başımdan geçenleri Canan’a o da bana anlatıyordu.
Benim evden çıkmamla kargocunun gelmesi ortalığı karıştırmıştı. Kapı zili çaldığında Canan yataktan fırladığı gibi kapıyı açmaya koşmuş ve beni sikemeyecek kadar vakit bulamadığın gibi anahtarlarını almadan çıkarsan…… dediğinde, göbekten aşağısı çıplak vücudunu kargocuya sergilemiş….
Meğerse benim anahtarlarımı çıkarken almadım ve onun için dündüm sanmış.
Bir an ne yapsam diye düşünmüş ama adam zaten her şeyini görmüş. Kargocu ise, efendim ben sadece bu Paket’i teslim edecektim demiş. Eşimde aynen böyle cevaplamıştı. Hayırdır senin demi sikişmeye vaktin yok sorusuna ise Abdul (zenci kargocunun adını sonradan öğrenmiş) böyle güzel bir vücut için vakit olmasa bile bulunur cevabına….. benim aşkım, Abdul’ e hadi gir içeride sinirimi senden çıkarırım demiş.
Kim olsa bu teklifi kabul ederdi. Adın ne senin ve çay‘ mı kahve’ mi diye sorarken Abdul’ ü oturma odasına yönlendirmişti, içerden adım Abdul ve kahve iyi olur diye cevap gelmiş.
İçecekler bahane, çünkü bizim evin her yerinde kamera var bazen kendimizi bazen davet etmiş olduğumuz arkadaşlarımızı kayıt edip sonradan izliyoruz, ve bu sistemin merkezi mutfakta.
Eşim bana ders olsun diye kayıt etmek istemiş, ve tüm sistemi çalıştırmış.
Abdul oturma odasında eşimi beklerken, eşim üzerinde kalanları da çıkartıp tülden olan ve her yerini daha güzel gösteren bi bluz giymiş ve Abdul’ ün yanına geçmiş.
Abdul ise neler olduğunu halen tam anlamamıştı sanırım.
Ama sikinin gittikçe büyümesi eşimin mutluluğu bulacağına yönelik haberdi. Eşim Abdul’ ü ayağa kaldırıp üzerindekileri yavaş yavaş çıkartıyordu, Abdul’ se gözlerini karımdan bir saniye bile ayırmıyordu.
Abdul sonunda çıplak olarak karımın önünde duruyordu, ve ben çekimleri izlediğimde Abdul’ ün sikini görünce benim 18-19 santimlik sikimin ne kadar küçük olduğunun farkına vardım.
Aşkım zaten tam azmış durumda Abdul’ ün sikini nasıl yalayacağını şaşırdı. Eşim yalamakla meşgulken Abdul de karımın okşamadık yerini bırakmadı ve sonunda parmaklamaya başladı, bir müddet böyle devam ettiler ve sonra eşim Abdul’ ün üzerine oturmak istediğini belirtti, fakat Abdul’ ün aklından geçenlerin, başka düşünceler olduğunu ben hemen anlamıştım. Parmaklarken götünden sikilmemiş olduğunu anladı hemen.
Karımı bir hamlede çevirdi ve önünde domalmış bir şekilde hazırlamış oldu. Eşim ben senin üzerine oturacaktım ne yapıyorsun sorusuna böyle daha iyi dedi. Abdul’ ün karımı bir pozisyonda tutuyordu ki eşimin iki deliği kabak gibi ortadaydı Abdul’ ün siki sanırım 26-27 santim ve nerdeyse benim bileğim kadar kalındı. Eşime sikini dayadı ve öyle bi yüklendi ki eşim derin bir offff çekti, ama sadece kafası girmişti. Yavaş yavaş git gel yapmaya başladılar, ben eşimin çığlıklar içinde boğulacağını beklerken sadece bir an offf çekmekte kaldı ve zevkten uçuyordu…. mutlu bir şekilde muhteşemsin Abdul devam et sözlerini işitmem beni çok şaşırtmıştı. Bu sahneleri izlerken bile nerdeyse kediliğinden geliyordum, gördüklerim muhteşemdi.
Abdul hiç tempo düşürmeden rahat 10-15 dakika sikmişti karımı ve eşim kesinlikle 3-4 sefer boşalmıştır, Abdul birden eşime sizde kaydırıcı krem var mı diye sordu. Eşim, var dedi ama neden lazım ki sorusuna Abdul sadece…. böyle olmuyor, lazım dedi.
Abdul eşimin içinden çıktı ve eşim koşar adımlarla kremi almaya yatak odasına koştu, Abdul’ ün peşinden geldiğini fark etmemişti. Eşim kremi ararken kullandığı oyuncakları ortaya çıkarmıştı. Kremi bulduğunda arkasını döndüğünde bir an Abdul’ ü yanında görünce ürktü ama sonra Abdul oyuncaklardan bazılarını aldı bunlar sana yetmez ki dedi, eşim ise evet yetmiyor zaten ama mecbur kalınca kullanıyorum dedi.
Abdul bu sefer elinden kremi aldı kenara bıraktı ve hadi devam edelim dedi, eşimi kucakladığı gibi sikinin üzerine bir kılıf gibi eşimi geçirdi ve havada becermeye devam ediyordu, dikkatimi çekmişti Abdul‘ de daha gelme gibi bir girişim yoktu. Bunu eşimde fark etmişti ve Abdul’ e sordu, o ise gülerek siz bugün şanslı gününüzdesiniz ben ek iş olarak pornolar çeviririm yani benim gelmem için daha çok var dedi.
Esimi aklıma gelen her pozisyonda 5-10 dakika sikmiştir, canim karim kaç kere geldi kim bilir iyice bitkinleşmişti ki Abdul önce esimi gene önünde domalttı sonra ise kremi eline iyice boşalttı ve götüne sürmeye başladı eşim ise ne yapıyorsun götten hiç vermedim kocam bile götten sikmedi beni dedi. Abdül ise ben seni memnun ettim sıra sende ben göt sikmeden gelmem dedi ve devasa sikini dayadı bile esimin götüne, zavallı eşim ne olacağını bildiği için ya lütfen ben seni başka türlü getiririm derken……

Abdul öyle bi yüklendi ki karıma apartmanda oturmuş olsaydık kesinlikle komsular ne oluyor diye bakmaya çıkarlardı, esim öyle çığlıklar atıyordu ki ben izlerken boşaldım, birkaç git gel‘ den sonra alışmıştı sanırım zevk çığlıklara dönüştüğünü duyuyordum ama halen yavaş yavaş diye inlemeye çalışıyordu sanırım götü yarılmıştı ama ne desem ben çok sikişler görmüştüm ama hiç bu kadar güzel sikiş görmemiştim, belki gördüğüm kendi karimin bu şekilde sikilmesi de olabilir ama ne olursa olsun bir gün bu sikişi net’ de yayınlaya cam. Abdül ise daracık götü his edince gelmeye yönelik hareketleri başladı ve bir boğa gibi böğürmeye başladı, güzel karimin ise yüzünden acı çekmeye başladığı görünüyordu.
Abdül pis pis gülerek bak götüne mehlem yaptım iyi gelir dedi ve götünden çıktığında esimin niye çığlıklar attığını görmüş oldum götünden kanlar damlıyordu bir yeri yırtılmıştı ve sikin dışarı çıkınca bırakmış olduğu deliği bir görseniz sanırım kolumu soksam girecek durumda.
Birden Abdul eşimi kucakladığı gibi banyo ne tarafta dedi ve esimi banyoya götürdü, birlikte duşa girdiler Abdul karimi iyice temizliyordu önümüzde iki gün yiyeceklerini iyi seç yoksa çok açı çekersin ama iki sonra götünü istediğin gibi siktir bir şey olmaz diyordu, bunları ben duyunca Abdul’ e teşekkür etmek istedim, benim yıllardır yapamadığımı yabancı bir erkek yapabilmişti. Artık her fırsatta amini sikerken götünden de sikiyorum zaman geçtikçe götü daralmaya başladı, ne sik varmış Abdul’ de.
Karim ise Abdul dediği gibi iki gün acı çekti ama simdi o da mutlu bende………

Yorumlara göre yazmaya devam edip etmeme kararımı vercem, teşekkürler!

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Lise Yıllarında Ergenlik ve İlk SEX

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Lise Yıllarında Ergenlik ve İlk SEX
Merhabalar ,

Gerçekten yaşanmış anılarımı sizlerle paylaşmaya devam edeceğim..

Doksanların sonları ve Lise yıllarında okulun gözde gençlerinden birisiyim. Tabi lise yılları ve cepte doğru duzgun para yok, kız çok cesaret yok, bol bol masturbasyonla geçen lisenin ilk iki yılı 🙂 Bu arada o zamanlar lise yılları üc seneydi:)

Lise son sınıfa geçince bir sevgilim oldu ama daha küçüğüz tabi ilk deneyimleri yaşamaya çalışıyoruz. 1.70 boyunda esmer bir hatun . daha güzel hatunlar olmasına rağmen bu hatunla ilişki yaşamaya başladık. Şansımdan hatun ince yapılı ama göğüsler vucuduna göre gayet güzel ve büyükler . Beni cezbedende bu oldu ve ilişkimiz başladı…

Hatunun bekaretıni ilk ben aldım tabi o yaşlarda .. Bekaretini aldıktan sonra tabi sex tutkunu olmaya başladık. Cünkü bu benimde ilk deneyimimdi. Ancak ergenliğin vermiş olduğu sorunlardan birisi de ev konusuydu. Bunu bir turlu aşamadım. arkadaşlarıma ev bulun oglum dedıkce banada hatun getır dedıklerınden bır sekılde onlara da hatun ayarlayıp ev konusunu geçici olarak hallediyorduk 2-3 haftada bir olarak.

Ancak hergun sex yapma isteği artık bizde çok daha fazlaca olmaya başlamıştı. okuldan sonra gezerken uzun zamandır devam etmeyen boş bir inşaat gördük ve o ergenliğin vermiş olduğu cesaretle biri görürse ne olur dıye dusunmeden daldık inşaata..

Düşünsenize aslında herkesın yapmak istediği ama benim istemeden de olsa yaptığım bir fantazi olmuştu bu durum.
Altta lise eteği üstte yakası açık beyaz gömlek ve yukarıdan bakınca dolgun göğüsler.. Tabi ki hergun sex yapma isteği olur bunları görünce..

İnşaat bir villaydı ve bu villaya girerken önce korkarak keşfediyorduk etrafı..Önde ben arkada sevgilim ellerimizi tutarak yukarı kata çıktık. Sevişme içgüdüsü fena bir şekilde bizi sarmalamıştı. Zaten hatunun elini tuttugum anda benim alet dimdik ayağa kalkıyordu, herdaim hazırdı yani:)

Bir odaya girdik , arkasından sarıldım hemen taş gibi olmuş aletim kalçalarına baskı yapıyor ve o da bana karşılık vererek geriye doğru kendısını bastırıyordu. Boynunu opmeye yalamaya başladım. Bir elim gömleğinin birkaç düğmesini açtı ve sütyeninden içeri ellerimi daldırdım.. Yumusacık ve pürüzsüz bir ten beni daha da sertleştiriyordu.

Elini benim alete doğru attı ve elleriyle acemi bir şekilde pantalon ustunden sıkmaya basladı. Taş gibiydim ve boşalacak gibi oluyordum. Bana doğru cevirdim hemen anında duvara yaslayıp ayakta onun bacak arasına baskı yaparak dudaklarımız bırbırıne kenetlenıyordu. Bir elim kalçalarında bir elim bacak arasında onunda eli benim aletin üzerinde birbirimizi fena hallere getiriyorduk.

Eteğin altında elimi içeri daldırmaya başlamıştım artık. Altında hiç beklemeyin tanga felan yoktu:) Normal beyaz ama küçük bir iç çamaşırı dizlerine kadar indirdim ve parmaklarımı içine sokmaya başladım.Etek olması işin daha da hızlı olmasını sağlıyordu. Durumu ben yönetiyordum.Ne dersem onu yapıyordu.

Dizlerine kadar külodu, eteği yukarı sıyrılmıs, gömleğinin önü açık ve sütyeninin üzerinde kalan göğüsleri.. Bunu izlemek bile insanı deli etmeye yeterdi.

Fermuarımı açtım , yere çöktü ve ağzına almaya başladı. Herseyı ogretıyordum ona .. Çok iyi ve çok uzun alamıyordu ağzına ve bende zorlamıyordum. Ayağa kaldırdım yine duvara yaslayarak bir elim kalçasında bir elim göğsünde önden içine girmeye başladım.Hızlandıkça devam et çok güzel diye inliyordu ama ses çıkmasın diye de kısık kısık inlemeye çalışıyordu.

Birkaç dk önden bacakarasına girdikten sonra duvara doğru döndürdüm ve arkasını döndürüp eteği yukarı kaldırdım , içine girmeye başladım. Evet tahmın ettiğiniz gibi domalma pozısypnunda o herkesin yapmak istediği ekoseli lise eteğini kaldırıp yumuşacık ve pürüzsüz kalçalarından tutarak içine girip çıkmaya başladım.

Sonrasında iki elimle göğüslerini tutup arkadan bacak arasına sert sert geçirirken o dışarıda yakalanma korkusunun yabancı bir yerde olmanın verdiği içgüdüsel hazzın tavanlarını yaşarken en fazla 5-10 dk.da o inşaatın ortasına boşalıp yeniden hiçbirşey olmamış gibi dışarıya çıktık ve yolda gezmelerimize devam ettik 🙂

Uzun yıllar o inşaat devam etmedi ve bizde orayı en az 450-500 defa kullandık ..Bazen o inşaatın önünden geçiyorum ve gülümsüyorum :):)
Yıllarca heryerde seviştik.Otobuste yoculuk yaparken eşofmanını ustume atıp bir eliyle herkesin ortasında çaktırmadan beni boşaltması, ormanda arabanın ıcınde sevişmelerimiz , tanımadıgımız apartmanda bodrum kata ınıp sevişmelerimiz , arkadaşların evine gidip beraber porno izleyip diğer odada sevişmelerimiz , denize girip çaktırmadan arkadaş ortamında içine girmem, Kısa mini etekli hallerini görüp hergun üstüne atlamam, apartmanın altındaki garajda sallıyor demeyin ama ustuste 5 defa boşalmamı(18 yaşındayız olsun artık o zamanlar), ıkı uc saat sevişip bir defa boşaldığım zamaları,ilk anal ,oral vajinal deneyimleri, bekaretini alırken o hissiyatı… ee özlüyor insan 🙂
Aslında biraz duygusal bir sex deneyımıydı. Cunku su anda geç boşalmam ve fantazılerım hep onun sayesınde daha da gelişti.

şanslıydım ben kaç kişi yaşayabildi ki doksanlarda lisede sex doya doya?? tüm arkadaşlarım merdiven altından kızların eteğinin altına bakıp malzeme toplarken ben hergun canlı canlı sex deneyimi yaşıyordum. Gayet şanslıydım o yaşlarda bence…

Sizinde böyle bir aşk ve fantazi hayatınız olabildiyse şanslısınız demektir. Olamadıysa maalesef şansınız henüz olmamış demektir.

Gerçek Hikaye arayan varsa bana yazmayı ıhmal etmesin ,başka başka hikayelerde anlatırım sizlere:):)Devamı gelecek…

Guzel ve fantazili sexler sizlerle olsun dileklerimle …

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Sanaldan Reele & Fanteziden Gerçeğe

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Sanaldan Reele & Fanteziden Gerçeğe

Daha önce yaşadığım bir deneyimi net ortamında anlatacağımı hiç düşünmemiştim ama gerçekten hayat sürprizlerle doluymuş.Anlatacağım olayla ilgili hikayeleri daha önce netten okumuş olmama rağmen pek inandığımı söyleyemem.Taa ki başıma gelene kadar…Her şey bir hafta sonu nette üye olduğum sitelerden birinden aldığım msjla başladı.Ücretsiz üye olduğum için haliyle msj gönderme hakkım olmadığı için kimseye yazamıyordum.Yalnız,bir keresinde msj kutumu kontrol ederken bir beyin sürekli olarak tanışma konusunda ısrarlı msjları vardı ve mutlaka tanışmak görüşmek istediğini yazmıştı.İlk başta pek ihtimal vermesemde bir derdi vardır belki konuşacak birine ihtiyacı vardır diye düşündüğüm için vermiş olduğu msn adresini ekledim.Bir süre sonra kendisiyle msnde denk geldik ve konuşmaya başladık.Düşündüğümden çok daha kibardı,bu durum beni şüphelendirmiyor değildi.Çünkü,erkeklere karşı hiçbir eğilimim yoktu ve bu kibarlıktan rahatsız olmuştum.Kendisini bozmadan bir süre sonra samimi olmaya başladık ve bana sürekli karısından bahsetmeye başladı.Bu durum hoşuma gitmeye başlamıştı.Uzun zamandır karısını paylaşmak istediğini,karısının da bunu çok istemesine rağmen sosyal ve ekonomik statüsü nedeniyle güvenilir birisini bulma konusunda sıkıntı çektiğini söylüyordu.Benim konuşmamı ve yaklaşımımı beğendiği için istersem ve karısı da kabul ederse bu kişinin ben olabileceğini söylediğinde ayrı bir mutlu olmuştum.Yeni bir ilişki yaşayacak olmaktan ziyade karşımdaki insanın bana güven duyması hoşuma gitmişti.Gerçi bu işler her ne kadar güvene dayalı olsa da yeni insanlarla tanıştığınız zaman onlara da güven vermeniz gerekiyor.Bu arada isimlerimiz Ender,beyin Kemal karısınınsa Dilara’ydı.Kemal bey 40 yaşında mühendis,Dilara hanımsa 34 yaşında memurdu.Kemal bey,önce beni msnde Dilara hanım’la tanıştırdı.Bir süre de Dilara hanım’la konuşarak onun da güvenini kazanmaya çalıştım.Bir süre gerek msn ve gerekse de telefonla görüştük,tabii bu arada bende sabırsızlanıyordum.Bir akşam Kemal bey,Dilara hanım’la konuşacağını ve onun olurunu aldıktan sonra bir yerlerde oturup yüz yüze görüşmek için haber vereceğini söyledi.Çok geçmeden beni telefonla arayarak randevu yeri ve saatini bildirdi.Aslında evde görüşmek istiyorlardı ama yine de ilk görüşme olacağı için temkinliydiler.Buluşma günü randevu saatinden 15-20 dk önce gelip beklemeye koyulmuştum.Bir süre sonra Kemal bey ve Dilara hanım’da geldiler.Dilara hanım,kamerada gördüğümden çok daha güzel ve seksiydi.Aslında çok güzel değil şehvetli olması yeterliydi benim için.İlk kez yüz yüze görüşüyor olmanın verdiği biraz heyecan ve birazda gerginlik vardı üçümüzde…Onları rahatlatmak için farklı şeylerden konuşuyor,espri yapıyor ve olduğum gibi davranıyordum.Zaten,yapmacık olmadığım için tercih edildiğimi biliyordum.Zaman geçtikçe onlarda biraz daha rahat konuşmaya ve tedirginliği üzerlerinden atmaya başladılar.Heyecanlarını yenmeleri ve karar vermeleri için lavaboya gitmem gerektiğini söyleyerek yalnız bıraktım.Bir süre oyalandıktan sonra yanlarına gittiğimde ben konuyu açmadan,karakter ve sohbetimden etkilendiklerini söyleyerek reelde ilişki yaşamak için karar verdiklerini,eğer uygunsam hemen evlerine gidebileceğimizi söylediler.Yüzümde şaşkın ama sevinçli bir ifade vardı.Aynı gün bunu yaşayacağımızı düşünmüyordum ama sanırım bunu anlamış olacaklar ki;Kemal bey,bunun bana olan itimatlarından kaynaklandığını söyledi.Bana sadece teklifi kabul etmek kalmıştı.Aracım olduğu için zaman kaybetmeden evlerine gittik.Gerçi yer sorunum yoktu ama bunu kendi yatak odalarında yaşamayı özellikle istiyorlardı.İçeri girdiğimizde Dilara hanım,hazırlanmak için izin istemiş ve odasına gitmişti.Bu arada Kemal bey,karısını çok sevdiğini ve onun mutlu olduğunu zevk aldığını görmek istediğini,eğer bunu başarabilirsem uzun süreli görüşebileceğimizi söylüyordu.Dilara hanım,yatak odasından Kemal bey’e seslendi ve odaya çağırdı.Bir müddet sonra Kemal bey,salona gelip beni yatak odasına çağırdı.O an inanılmaz duygular yaşıyordum.Adrenalin had safhadaydı.Odaya girdiğimde Dilara hanım sere serpe uzanmış ve arzulu gözlerle bana bakıyordu.O an sadece yutkunabildim.Karşımdaki güzel ve seksi kadın birazdan benim olacaktı.Kemal bey’in “hadi artık karım senin” , “onu doyurmanı ve mutlu etmeni istiyorum” demesiyle kendime geldim.Dilara hanım’ın yanına uzandım ve o kan kırmızısı dudaklarını öpmeye başladım.Öpmüyor adeta ısırıyordu,hayatımda ilk defa bu kadar şehvetli bir kadınla birlikte olacağımı hissettim.Biz kendimizi öpüşmenin ritmine kaptırmıştık ki,Kemal bey’in “durun” demesiyle bir anda buz kesildik.Dilara hanım,aldığı zevkin yarım kalmasından olsa gerek sinirli bir şekilde “noldu” diye söylenince,Kemal bey bir fantezisinin olduğunu ve biz sevişirken sandalyeye bağlı olmak istediğini söyledi.Dilara hanım’la birbirimize şaşkın gözlerle bakarken,yatağın altından ip çıkarmasıyla daha da şaşırdık.Sen karımla birlikte olurken,çaresiz şekilde sandalyeye bağlı olmak istiyorum diyince hemen bir çırpıda istediklerini yaptım.Biz,Dilara hanım’la sevişirken Kemal bey inanılmaz argo konuşarak hem bizi hem kendini tahrik ediyordu.Daha fazla dayanamayan Dilara hanım,bir çırpıda üzerimdekileri çıkararak dudaklarını aletime götürdü.O kadar güzel ve iştahlı yalıyordu ki,dayanamadan ağzına patladım.Tekrardan yalayıp sertleştirdikten sonra bu kez başımı bacak arasına götürdü.Sıcacık,dar ve ıslaktı…Muhteşemdi…Ben bir yandan Dilara hanım’ın vajinası yalıyordum,bir yandan da Kemal bey’in zevk çığlıklarına kulak kabartıyordum.”Karımı mutlu et,onu doyur hemde gözlerimin önünde kendi yatak odamızda” demesi Dilara hanım ve beni çileden çıkarıyordu.Dilara hanım “hadi ne duruyorsun” kocamın istediklerini yap demesiyle birlikte vajinasına öyle bir yüklendim ki,çıkardığı “oh” sesi odanın duvarlarında yankılanıyordu.Bir süre bu şekilde seviştikten sonra artık patlayacak duruma gelmiştim ki,Dilara hanım anlamış ve içine boşalabileceğimi söylemişti.Yüzümdeki tereddütü görünce hap kullandığını ve sorun olmayacağını,içinde hissetmek istediğini söyledi.Dayanamayan ben sular seller gibi boşalırken,Dilara hanım nefes nefese çığlıklar atıyor ve inliyordu.Karısının çığlıklarından zevk sarhoşu olan Kemal bey,çaresiz şekilde bize bakıyordu ama yapacak birşey yoktu.O gece sabaha kadar Dilara hanım’la birlikte oldum ve inanılmaz zevk aldık.Sabah olduğunda hafif bir kahvaltı yaptık.Kemal bey ve Dilara hanım,çok memnun olduklarını ve sık sık görüşmek istediklerini söylediler.O gündür bugündür,müsait oldukça görüşüyoruz…Tabii Kemal bey ve Dilara hanım dışında görüştüğüm çiftlerde oldu,onları da vakit bulduğum zaman yazacağım.Fazla vaktim olmadığı için detaylı yazamadım,kusura bakmayın lütfen.Görüşmek isteyen bayanlar ve çiftler,mesaj yazarlarsa görüşebiliriz.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

KOCAM DÖVÜNCE(ALINTI)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

KOCAM DÖVÜNCE(ALINTI)
Merhaba arkadaşlar, ben Yasemin, 35 yaşındayım, 17 yıllık evliyim ve Almanyada yaşıyorum. Almanyaya kocam getirdi beni. Kocam 39 yaşında, ismini vermek istemediğim tanınmış bir fabrikada işçi olarak çalışıyor. Benim hikayem karılarını döven erkeklere ders olsun. Evlendik evleneli kocam hep Maçodur. Dediği dedik, ondan iyi bilen olmaz tavırları ve hep benim diyen davranışlarıyla beni usandırmıştı. Fakat sikmeye geldi mi, canım gülüm der, işi bitince yine o Hanzo tipine bürünürdü. En son beni hiç yere dövmüştü. Dövme sebebi de yemekti. Söylemesi ayıp, birgün önce Karnıyarık yapmıştım ve yarısı artmıştı, ben de israf olmasın diye, ertesi gün akşam yemeğinde pilavla salata yaptım ve kalan Karnıyarıkları da ısıttım. Kocam da, “Ne ulan bu? Her gün aynı yemeği getiriyorsun önüme! Akşama kadar evde götünü büyüteceğine, kocana doğru dürüst yemek yap, amına koduğumun Orospusu seni!” diye vurmuştu. Beni dövmesine değil de, bana “Orospu!” demesine çok üzülmüştüm ve “Ne Orospuluğumu gördün şimdiye kadar?” deyince, “Orospuya bak birde cevap veriyor!” deyip birtane daha vurmuştu.

Beni dövmesi ve bana “Orospu!” demesiyle o anda içimde bazı duyguları da öldürmüştü. İçimden, (Demek Orospu haa? Ben sana gösteririm Orospuluğu!) deyip sesimi kesmiştim. Bu olaydan sonra kocamla sadece o isteyince sikişiyordum. Beni hayvan gibi sikip, işi bitince de sırtını dönüp yatıyordu. Kocamın bana, “Orospu!” demesi çok ama çok kırmıştı beni.

Alt kattaki Alman komşum Walter beni her görüşünde elimde birşey varsa alır kapıma kadar getirirdi. Çok nazik bir erkekti. Bir sabah yine elimde poşetlerle Supermarkt’tan gelirken beni görüp elimden poşetleri aldı ve yukarı getirdi. Ben de, “Lütfen içeri girin, her dafasında yardım ediyosunuz, bir kahvemi için!” dedim. “Rahatsız etmeyeyim…” diye önce teklifimi geri çevirdi, ama ısrar edince girdi. Çocuklar okulda, kocam da işteydi. Kahveleri yaptım, karşıklıklı oturduk ve sigara içiyorduk. Alman komşum Walter gayet kibar birisi idi. Konuşurken birden, “Geçen gün kavga yaptınız herhalde, sesiniz aşağılara geldi.” dedi. Kıpkırmızı olmuştum, “Evet, kocam beni dövdü!” dedim. Walter, “Neden Polis çağırmadın? Bu devirde kadın dövmek mi?” falan diye hayretle yüzüme bakıyordu. Benden cevap çıkmayınca, “Nasıl olur bu? Kocanı mı aldattın yoksa?” deyince, “Hayır, kocam Maço bir erkek!” dedim. Adam gülerek, “Evet, bence bu bütün Türk erkeklerinin sorunu!” deyip beni sakinleştirmeye ve teselli etmeye çalışıyordu.

Bense utandığımdan konuyu değiştirmeye çalışıyordum, “Sen neden evli değilsin?” deyince, Walter, “Kızarkadaşım var, ama evlilik istemiyoruz, serbest seksten yanayız, o istediği erkekle ben de istediğim kadınla birlikte olma özgürlüğüne sahibiz, birbirimizi kısıtlamıyoruz.” dedi. Kahvelerimiz bitince, tazelemek için mutfağa gittim. Mutfakta (Neden Walterle sikişmiyorum ki?) diye düşünmeye başladım. Hem öküz kocam boynuz takmalıydı, kocamdan intikamımı Walterle sikişerek alacaktım. Kahveleri tazeleyip geri geldim. Walter yine gayet nazikçe teşekkür ederek kahvesini aldı. Ben bu sefer bacak bacak üstüne atıp, farkında değilmişim gibi eteğimin açılmasını sağladım. Walter bacaklarımdan gözünü alamıyordu. Başladı, “İnsan böyle güzel karısını döver mi?” falan diye…

Yavaşça yanına yaklaştım, kahve fincanını elinden alıp sehpaya koydum ve “Walter senden bir ricam var!” dedim. “Lütfen buyurun!” deyince, “Beni sikmeni istiyorum, hemde şimdi!” dedim. Adam şaşkın şaşkın bakıyordu sadece. “Lütfen beni sik!” dedim ve dudaklarından öpmeye başladım. Şaşkınlığını atan Walter bana karşılık vermeye ve beni soymaya başladı. Öyle nazikti ki, elbisemin her çıkardığı parçasını güzelce yere bırakıyor ve soyduğu yerleri öpüp yalıyordu. Birkaç dakika sonra tamamen çıplak kalmıştım. Walteri elinden tutup yatakodasına götürdüm. İstiyordum ki kocama boynuzu kocamın kendi yatağında taksın. Beni yatağa uzatıp kendisi de soyundu ve amımı yalamaya başaldı. Öyle güzel yalıyordu ki amımı, kendimden geçiyordum. Derken dudaklarını ve dilini götümde hissetmiştim. Öküz kocam birkere bile öpmemişti götümü. İyice azmıştım, artık, “Bitte Fick Mich!” diye inliyordum…

Walter beni üzerine aldığı gibi 69 yapmış ve sikini ağzıma vermişti. Siki ben yaladıkça büyüyordu. Kocamın siki kadar vardı büyüklüğü. Amım ve götüm yalanırken defalarca Orgazm olmuştum, sırıl sıklam olmuşamım yanıyordu. “Ne olur sok artık!” diye üzerinden indim ve domaldım Walterin önüne. Yavaşça sikini amıma soktu ve belimden tutup gidip gelmeye başladı. Tam karşımda kocamla ikimizin düğün resmi vardı, gözüm oraya takılınca sanki kocam görüyormuş gibi hırsla ve zevkle sikişmeye başladım. Walter de bana ayak uydurup hızlanıyor, hızlandıkça da yatak ileri geri sallanıyordu. Walter kocamın sikmediği gibi çok ustaca sikiyordu beni, içimde hızlanıyor, birden yavaşlayıp, sonra birden hepsini köklüyordu. Walter beni altına alıp sikmeye başladığında ise artık iyice delirmiştim. Kocamdan daha iyi sikiyordu, en önemlisi kocam şimdiye kadar çoktan boşalmıştı. Ve ben şimdiye kadar almadığım zevki ve tadı alıyordum. Amıma pompalarken memelerimi yalıyor, boynumu hafif hafif ısırıyordu. Adamın altında delirmiş gibi inliyordum…

Beni yarım saate yakın siktiğinde ikimiz de yorulmuş ve terden sırılsıklam olmuştuk. Öyle güzel sikiyordu ki, şimdiye kadar siktirmediğime pişman oldum. Sonra birden, “Jasmin geliyorum!” dedi (Yasemin diyemediği için bana hep Jasmin der). Ben de, “Lütfen içime boşal, çıkma içimden!” dedim. Son bir kez bana kenetlendi ve kendinden geçmiş bir vaziyette içime boşaldı. Önce hiç konuşmadık, dakikalarca beni okşadı, öptü. Siki amımın içinde küçülünce kalktı ve “Artık gideyim!” dedi. Ben de, “Gitmeden senden bir ricam olacak, lütfen kimseye birşey söyleme, biliyorsun ben evliyim ve evli kalmak istiyorum. Bu kocamdan intikam içindi!” dedim. Walter de eğilip beni birdaha öptü ve “OK!” deyip gitti.

Ben de kalktım ama banyo yapmadım, Alman komşumun dölleriyle dolu amımı kocama yalatıp siktirecektim. Yaptım da! Bu da üstüne kapak oldu! Karılarını döven erkeklere ders olsun!

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Gizli Hikayemizi beraber yazsak .. Gizli Aktif ara

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Gizli Hikayemizi beraber yazsak .. Gizli Aktif ara
Burada okumadığım story kalmamıştır sanırım. Fakat ben alıntı çalma çırpma olmasın gerçek olsun istiyorum. İçimdeki pasif adam aradığını bulursa söz buradan yazacağım. Sağlıklı, hayatına dikkat eden, bakımını yapan.. ( derken tam anlamıyla metroseksüel olmayan) tercihen penisini iyi kullanabilecek bir aktif arıyorum. Samsun’da güvenilir biri gerçekten bulamadım. İstiyorum ki ben ona gideyim. Chatte bir yerlerde mutlaka vardır o kişi . Evi müsait olsun. Siki traşlı tertemiz olsun. Sakallı bıyıklı olmasın. Ağzı sıkı, siki sert olsun ama deliğime kibar davransın. Folloş falafolloşş sikmesin beni. Benden telefon numarası isteyip özel hayatıma fazla girmesin. Bende tabiki aynı şekilde davranmak isterim. YANİ TAMAMEN GİZLİ OLSUN.
Seks demişken anlatayım. Anal olmadım daha önce denedim fakat girmekte zorlandı. Biri ile tanışmıştım yıllar önce bir şehirde İstanbul yakınlarında.. Denize sıfır yazlık bir evdi. Chatte tanışmıştık. Bana yarrağının büyük olduğunu söylemedi. Ben de ilk olacağını söylemedim. İkimizde cahillik ettik. Sonra bana seni nerede sikmemi istersin diye sordu. İstediğim şey aslında güvenli olan her yer olmasıydı. Evim var, seni arabayla alırım olur mu diye sordu. Titriyordum evet yazarken ve şu anda aynı titremeyi yaşadım.
Dediği gibi beni aldı benden yaşça büyüktü 13-16 yaş falan büyüktü. 45 -50 gösteriyordu. Tipten aradığım kişi diyebilirim. Doktor olduğunu gizliliğe temizliğe çok dikkat ettiğini söyledi. Yarrağın nasıl dediğimde gidince görürsün dedi. Gıcık oluyorum dedim. Şimdi görsem ne olurdu ki.. Fazla konuşmayı sevmiyor gibiydi. Gideceğimiz yer güvenli mi dedim. Tabbbii dedi. Tarzı değişikti. İk**e bir dönüp tebessüm ediyordu. Kendimi biraz sonra sikilecek fahişe gibi hissettim. Aklıma değişik şeyler de geliyordu.. neyse. Belki dedim jartiyer çorabı kadın iç çamaşırım olsaydı ona daha çok haz verebilirdim. Evi bakımsız bir bahçe içindeydi. Kapısı açıldığında gıcırdıyordu. Ya uzun zamandır gelmediği bir evdi, yada birisinden ödünç almıştı. Beni kanepelerin birine oturttu. Ne dersin başlayalım mı dedi. Başlamak deyince elim ayağım titremeye başladı. Bunu fark edip ellerimi yarrağının hizasına götürüp sürtmeye başladı. Al onu diyordu resmen. Elimle bastırdığımda hiç anlayamadığım bir cisim topaç gibi duruyordu. Ben kendi yarrağımın kalktığında pantolondan nasıl göründüğünü bilirim. Ama bu başkaydı. Feemuarını açmak istediğimde ayağa kaldırdı. Kanepede diz üstü tutup arkama yaslandı. Kulaklarımın arkasına nefesini veriyordu hafiften boynumu öpüyordu. Arkamda yasladığı yer tam götümün ortasıydı. Onun apış arasına sığmayacak bir yarrak olduğu anlaşılıyordu. Bana hadi yala onu diyip indirdi pantolonu.. eğri kocaman başlı iri gövdeli devasa bir yarrak ,,!!
İçimden ” şimdi yarrağı yedim işte ” diyesim geldi. Benim götümü okşaya okşaya kendine çekti. Ayakta duruyoru. Ben tamamen soyundum. Elbiselerimi ayağı ile ileri fırlattı. Ben bu yarrağı nasıl yalayacaktım ,?! Ağzımı yırtarsa .. götüme sokmaya çalışırsa ne yapacaktım ?! Korku, haz, sevinç, gerilim herşey bir anda kalbimin hızla çarpmasına engel olmuyordu. Aslında böyle bir yarrak bulduğum için çok şanslı olduğumu düşünüyordum ki.. iii Ameliyat izi vardı sanki yarrağında , değişik. Yukarıya kalkık, sol tarafa eğri yarrağını ağzıma aldım. Başı topaç gibi kocamandı ve daha da şişiyordu. Nefes alamadığımda ik**e bir çıkardım ve tekrar denedim. O sokturmaya çalıştıkça kusasım geliyor, salyalara boğuluyordum. Olmaz olamaz böyle yarrak diye konuşmuşum. Kendimden geçmişim. Hem istiyor hem korkuyordum. Böyle bir duygu yaşamamıştım. Yarrağının sadece başını sokup çıkartırken böğürüyordu bizimki.. acaba sikebilir miydi ? O bana girer miydi ?? Bunu da söz veriyorum. En yakın zamanda yazacağım.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

maslow

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

maslow

İnsan güdülerinin çok karmaşık ve birbirleriyle ilişkili olduğunu belirten Maslow belirli insan ihtiyaçlarının bir listesini yapmak yerine bu ihtiyaçları beş ana sınıfta toplamayı tercih etmiştir. Bu beşli sınıflama aynı zamanda hiyerarşik bir yapı oluşturmaktadır. Maslow bu ihtiyaçları öncelik sırasına koyarak çok popüler olan ihtiyaçlar hiyerarşisini geliştirmiştir. Bu hiyerarşik yapıya göre bazı gereksinimlerin diğerlerinden daha önce doyurulması gerekmektedir.

Birey, bir kategorideki ihtiyaçları yeterli miktarda gideremeden bir üst düzeydeki ihtiyaç kategorisine, dolayısıyla kişilik gelişme düzeyine geçemez.

Maslow, gereksinimleri şu şekilde kategorize etmektedir.

Fizyolojik gereksinimler (nefes, besin, su, cinsellik, uyku, denge, boşaltım)
Güvenlik gereksinimi (vücut, iş, kaynak, etik, aile, sağlık, mülkiyet güvenliği)
Ait olma, sevgi, sevecenlik gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsel yakınlık)
Saygınlık gereksinimi (kendine saygı, güven, başarı, diğerlerinin saygısı, başkalarına saygı)
Kendini gerçekleştirme gereksinimi (erdem, yaratıcılık, doğallık, problem çözme, önyargısız olma, gerçeklerin kabulü)

Fizyolojik İhtiyaçlar:

Hiyerarşinin en alt basamağını açlık, susuzluk, cinsellik, oksijen, uyku ve dışkılama gibi fizyolojik ihtiyaçlar oluşturur. Bunlar en önemli fizyolojik gereksinimlerdir ve daha yüksek gereksinimlere doğru ilerlemek için öncelikle bunların doyurulması gerekir. Örneğin, aç olan bir insan şiir yazmayı, bir sevgili bulmayı, yıkanmayı, temiz pak giyinmeyi, yaralanmaktan kaçınmayı ya da yemek bulma çabasının dışındaki diğer tüm şeyleri çok az önemseyecektir.

Güvenlik ihtiyaçları:

Kişinin fizyolojik ihtiyaçları belli ölçüde karşılandığında hiyerarşideki ikinci düzey olan güven ihtiyacı baskın hale gelmeye başlar. Güvenlik ihtiyaçları korku, endişe ve karmaşadan uzak olma, emniyet, istikrar, korunma ve düzeni içerir. Özellikle kişi geleceği hakkındaki endişeleri giderilemediğinde, güvenlik ihtiyacı daha belirgin hale gelir. Güvenliğinin tehlike altında olduğunu hisseden kişi, para biriktirerek, daha iyi ancak riskli bir iş yerine güvencesi yüksek (mesela memurluk gibi) bir işi tercih ederek, potansiyel felaketlere karşı sigorta satın alarak ya da sürekli olarak bildiği şeyleri tercih ederek ve bilinmeyenden uzak durarak, yeniliklere karşı alışılmışlığı arayarak bu ihtiyacını karşılamaya çalışır. Güvenlik ihtiyaçları kişiyi acıdan, tehlikelerden ve yaralanmalardan korumakla birlikte kişilik gelişimi önünde bir engel de teşkil edebilir. Kendini yeterince güvende hissetmeyen kişi yeni ve farklı şeyleri denemek istemeyecektir. Çünkü “gelişim ve ilerleme yönünde atılan her adımı mümkün kılan şey güvende olduğunu, güvenli bir yuvadan bilinmeze doğru hareket edildiğini ve geri dönüşün mümkün olduğunu bilmektir” (Maslow, 1968:s. 49), derken Maslow swing yaşam tarzının da temelini tarif etmektedir. Tam bir güven daha üst düzeydeki ihtiyaçların ortaya çıkmasına ve doyurulmasına yardımcı olacaktır. Ancak güvenliğin tehlikeye düşmesi gerilemeye neden olacak ve kişiyi daha alt düzeydeki ihtiyaçları karşılamaya itecektir. Bu durumda güvenlik ve gelişim arasında yapılacak seçimde normalde güvenlik baskın gelecektir. Çünkü güvenlik gereksinimleri gelişim gereksinimlerinden daha güçlüdür. Bu yüzden de sağlıklı kişilik gelişimi için güvenlik gereksinimlerinin giderilmiş olması gerekir. Karşılanmayan güvenlik gereksinimleri sürekli olarak içten içe doyurulmak için diretecek ve ilerleme ve gelişime engel olacaktır. Maslow’a göre “bıı gereksinim ne kadar çok doyurulursa o denli az ayak bağı olacaktır. Ne denli az olursa cesaret de o denli az olacaktır”
Maslow’un bu tespitinin, Swing Yaşam Tarzını yaşamayı çok arzuladıklarını ama gerekli adımı atacak cesaretleri olmadığını söyleyen kişiler için bir ışık tuttuğunu görebiliriz.

Ait Olma ve Sevgi İhtiyacı:

Güvenlik ihtiyacı ve fizyolojik ihtiyaçlar az ya da çok doyurulduğu zaman, ait olma ve sevgi ihtiyacı güdüleyici güç olarak öne geçer. Böylece birey bir arkadaş, bir sevgili ya da eş hatta çocukların eksikliğini hissetmeye başlar. Daha alt düzeydeki ihtiyaçlar bir ölçüde doyurulduğu zaman kişi, insanlarla ilişki kurmak, bir grupta ya da ailede yer edinmek isteyecektir. Maslow iki tür sevgi olduğunu öne sürmüştür. Birincisi açlık gibi bir eksikliğin üzerine kurulu olan eksiklik sevgisidir (E-Sevgisi). Bu bir anlamda içi sevgiyle doldurulan bir boşluktur. Eğer bu gereksinim doyurulmazsa patoloji baş gösterir. (Aklınıza ne geliyorsa: Nevrozdan psikoza, sosyal bozukluktan, bi-polariteye kadar akla gelebilecek ne kadar adı konmuş psikolojik bozukluk varsa). Doğru zamanda, doğru oranda ve gerektiği biçimde elde edildiğinde ise patolojinin oluşmasını engeller. Bu tür sevginin temelinde bir eksiklik olduğu için bencil bir sevgidir ve vermekten çok almak üzerine kuruludur. Ancak eksiklik sevgisi ikinci tür sevgi olan varlık sevgisinin (V- Sevgisi) ortaya çıkması için gereklidir. Varlık sevgisi bir başka kişinin varlığına duyulan, gereksinimsiz, beklentisiz ve bencil olmayan sevgidir. Varlık sevgisi bilinç düzeyinde rahatlıkla kabul edilir ve bundan haz duyulur. Sahiplenici olmadığı ve gereksinimden çok değer vermeyi vurguladığı için bir soruna yol açmaz. Eksiklik sevgisi doygunluğa ulaşabilir ancak varlık sevgisinin tamamıyla doyurulması hiçbir zaman mümkün değildir. Bu anlamda varlık sevgisinden alınan haz sonsuzdur, genellikle yok olmaz aksine daha da büyür ve gelişir. İçsel olarak haz vericidir ve bir araç olmaktan çok amaçtır. Yokluğu patolojiye varlığı ise patolojinin yokluğuna neden olan eksiklik sevgisinden farklı olarak varlık sevgisi patoloji engellemekten öte ruh sağlığını iyileştirici bir etkiye sahiptir.

Saygı İhtiyacı:

Maslow da Adler, Rogers, Fromm ve Erikson gibi kuramcılarla paralel bir biçimde insanların üstünlük ve saygıya duydukları ihtiyaç konusuna kayda değer ölçüde önem vermiştir. İnsanlar kendilerine güvenmeye, diğerleri tarafından tanınmaya ve takdir görmeye ihtiyaç duyarlar. Ancak bu saygı ihtiyacının güdüleyici olarak harekete geçmesi için kişinin fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarını belli ölçüde doyurmuş olmasının yanı sıra ait olma ve sevgi ihtiyacını da önemli derecede karşılamış olması gerekmektedir. Maslow’a göre saygı ihtiyacının iki bileşeni vardır: (l)Kendini yeterli ve başarılı olarak algılama gereksinimi ve (2) beğenilme ve saygı duyulma gereksinimi. Bununla birlikte Maslow gerçek benlik saygısının aşırı övgü ve ünden daha çok, gerçek yeterlilik ve önemli başarılar üzerine kurulu olması gerektiğini vurgular. Ona göre kişinin ihtiyacını duyduğu bu saygının hak edilmiş bir saygı olması gerekir. Kişinin saygıdeğer ve yetkili bir kişi olma konumuna ulaşmaya çalışırken diğerlerini kandırıp onlara yalan söylememesi gerekir. Bu durumda yalnızca servet, dışsal ölçütlere dayalı başarı ya da sahip olunan önemli bir mevki Maslow’un sözünü ettiği saygı ihtiyacını gidermekte tek başına asla yeterli olmayacaktır. Bütün bunlara fazlasıyla sahip olan bir kişi bile özsaygı ve beğenilme gereksinimini gerçekçi bir biçimde karşılayamazsa aşağılık duygusuna kapılacaktır. (Kıroyum ama para bende halleri, ya da siyasi hayattaki basamaklarda yukarılara çıkanlarda görülen kendini bir halt sanma nevrozları ya da iş hayatında ve sosyal hayatta belli seviyeyeler gelmiş, hatta belki de Harward gibi Berkeley gibi dünyanın en prestijli okullarından diplomaları olsa bile)

Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı:

En üst düzeydeki ihtiyaç kişinin kendine özgü doğuştan getirdiği potansiyelini ve kapasitesini keşfetmesini ve yaşama geçirmesini içerir. Daha önce sözü edilen tüm ihtiyaçlar doyurulmuş olsa bile yine de kişi kendisini bir hoşnutsuzluk ve rahatsızlık hissi içinde bulacaktır. Maslow’a göre bu durumda kişiyi güdüleyici güç kendini gerçekleştirme ihtiyacıdır. Maslow alt düzeydeki tüm ihtiyaçlarını belli ölçüde doyurmuş kişinin yaşayacağı hoşnutsuzluk ve rahatsızlık hissini aşması için ‘uygun olduğu şey’ olmak için çabalaması gerektiğini belirtmiştir. Ona göre insan kendi doğasına sadık kalmalı ve olabileceği her şeyi olmalıdır. İşte gerçek Şehveş’lik de böyle bir şeydir. Tam da burada anti-aging ve sağlıklı yaşam konusunda dünyaca ünlü Dr.Mehmet Öz’ün tespitlerini hatırlatmak isterim. “Bir kadının yaşlanmadan, ruhen ve bedenen genç, dinç ve sağlıklı bir yaşam sürmesi için haftada en az yedi-sekiz kez sevişmesini öneririm” diyor Dr.Öz. Swing dünyasında, elli yaşını çoktan aşmış ama yirmili otuzlu yaşlardaki bir çok genç kadından çok daha dinç ve enerjik kadınların olması bunun en canlı kanıtları değil mi zaten?

Kendini gerçekleştirme, Rogers’ın kuramındaki gerçekleştirme kavramına benzer. Tek fark kendini gerçekleştirmenin fiziksel ihtiyaçlar, güvenlik ihtiyacı, sevgi ihtiyacı ve saygı ihtiyacının en azından kısmen tatmin edilene kadar ortaya çıkmaması ve fark edilmemesidir. Bu yüzden de Jung’un bireyselleşme kavramı gibi kendini gerçekleştirme de gençlik yıllarında pek rastlanmayan bir olgudur. Maslow a göre gençler, yaşama hazırlanma olarak kabul ettiği, eğitim alma, kimlik geliştirme, eş ve iş bulma gibi konularla meşguldürler. Maslow’a göre çok az sayıda insan potansiyellerini tam olarak geliştirebildikleri konum olan kendini gerçekleştirme noktasına ulaşabilmektedir.

İstisnai haller:

İhtiyaçların sıralaması oldukça akla yatkın görünmekle birlikte dikkat çeken istisnalar da söz konusudur. Örneğin yaratıcılığını dışa vurmak konusunda oldukça yoğun istek duyan bir sanatçı daha alt düzeydeki kimi gereksinimlerini bu uğurda feda edebilir. Onun için resim yapmak ya da yazı yazmak sabit geliri olan bir işten daha önemli olabilir. Bazı insanlar da sevgi ve ait olma ihtiyacından daha önce özsaygı ihtiyaçlarını karşılamayı isteyebilirler. Bir başka çarpıcı istisna örneği de yaşamlarını bir ideal uğruna feda edebilen insanlardır. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi ile ilgili bir diğer nokta da üst düzeydeki ihtiyaçların hissedilmesi ve doyurulması için alt düzeydeki ihtiyaçların % 100 karşılanmış olması gerekmeyişidir. Maslovv’a göre alt düzeydeki ihtiyaçlar belli ölçüde doyurulduğunda ancak üst düzey ihtiyaçlar ortaya çıkabilmekte ve doyurulmaktadır. Örneğin, bir kişi fizyolojik gereksinimlerini %70, sevgi gereksinimlerini %50, saygınlık gereksinimlerini %40, kendini gerçekleştirme gereksinimini %10 gidermiş olabilir

İhtiyaçlar hiyerarşisi tüm insanlık için evrensel olmakla birlikte, bu ihtiyaçları karşılama şekli toplumdan topluma ve kültürden kültüre değişiklik gösterebilir. Kişinin ne yaptığından çok “hangi ihtiyacını” gidermeye çalıştığına odaklanmak gerekir. Örneğin bir Amerikalı için iş hayatında yükselmek ve iyi para kazanmak bir saygı ihtiyacını karşılamak için olabilirken, bir Amazon yerlisi için kabileye en fazla av getiren kişi olmak bir saygı ihtiyacını karşılama yolu olabilir.

Bazan cinsiyetler arasında da ihtiyaçları karşılama şekilleri farklı olabilir. Ev sahibi olmak bir erkek için fizyolojik bir ihtiyacı karşılamak olabilirken, bir kadın için güven ihtiyacını karşılamak olabilir. Aynı şekilde evlenmek ve çocuk sahibi olmak bir erkek için ait olma ve sevgi ihtiyacının karşılanması olurken, bir kadın için güven ihtiyacının karşılanmasına karşılık gelebilir.

Moslow’a göre kişisel gelişmişlik düzeyinde en üst basamaklara çıkmayı başarmış kişiler şu özellikleri sergilerler:

Gerçeği daha iyi ve yalın bir şekilde algılar ve gerçekle daha rahat ilişki kurarlar.
Gerçeklerle yüzleşmekten korkmazlar. Gerçeği olduğu gibi kabul etmeye hazırdırlar
Kendilerini, doğayı ve başkalarını olduğu gibi kabul ederler.
Davranışlarında kendiliğindenlik, doğallık ve sadelik gösterirler.
Sorunların kendisine odaklanırlar.
Çevreden ayrıktırlar, yalnızlıktan korkmazlar, aksine yalnızlığa ihtiyaç duyarlar.
Özerklik arzularlar, kültürden ve toplumdan bağımsızlık arzusu ve eylemi içindedirler.
Yaşamı sürekli şekilde yeniden yaşarlar, hayata ve Yaradan’a karşı sürekli bir minnettarlık duygusu taşırlar.
Kendilerini zirveye çıkaran mistik ve doruk tecrübeler yaşarlar.
İnsanlığa yönelik özdeşim, yakınlık ve ilgi duyarlar
Kişiler arası gerçek ve derin ilişkilere önem verirler
Demokratik kişilik yapısına sahiptirler
Amaçlarla araçları ayırabilirler ve de ayrıca iyi ve kötü arasındaki ahlaki ayırımı tanımlama becerisine sahiptirler.
Şakayı ve mizahı kaldırırlar ve buna yönelik olumlu tutum sergilerler
Yaratıcılığa sahiptirler
Kültürel çerçevelemeye direnç gösterirler.

Sonuç

Swing Yaşam Tarzı, Maslow’un, Adler’in, Rogers’in, Fromm’un ve Erikson’un kuramlarında anlattıklarının canlı bir laboratuvarı gibidir adeta. Kişilerin eğitim düzeyleri, sosyal mevkileri, ekonomik durumları hangi seviyede olursa olsun, kişisel gelişmişlik düzeylerini swing ortamında rahatça görebilirsiniz. Daha ilk basamağı bile aşamamış kişiler şu özellikleri sergilerler:

Tüm dikkatleri cinsellik ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanmıştır. Bunun dışında gözleri başka hiçbir şeyi görmez.
Yaptıkları her şey bu ihtiyaçlarını gidermeye yöneliktir.
Sabırsızdırlar. Bir an önce isteklerine ulaşmak isterler.
Hayır cevabını kabul etmeye hazır değillerdir. Israrcıdırlar
Tüm ısrarlarına rağmen isteklerini elde edemezlerse anında agresifleşirler.
En ufak bir ret edilişte polemiğe ve kavgaya girmeye hazırdırlar.
En yapıcı bir eleştiriyi bile meydan okuma olarak algılamaya hazırdırlar.
Aşağılık duyguları çok güçlüdür ve bu yüzden:
a) Şakayı ve mizahı kaldıramazlar. Tek anladıkları mizah tarzı sarkastik (aşağılayıcı, iğneleyici) mizah tarzıdır.
b) Sürekli olarak övünme ihtiyacı içindedirler.
c) Başkalarını aşağılayarak, ezerek, küçümseyerek kendilerinin ne kadar önemli olduğunu her fırsatta gösterme ihtiyacı içindedirler.

ODTU gibi, Harward gibi, Berkeley gibi dünyanın en prestijli okullarından mezun bile olsalar, iş hayatlarında çok başarılı gibi de görünseler, çok para kazanıyor olsalar ve oldukça entelektüel gibi görünseler de, birinin kişisel gelişmişlik düzeyinin daha ilk basamakta olduğu yukarıdaki sayılan listedeki birkaç ipucunu göstermesi ile kolayca tespit edilir.

Fiziksel ihtiyaçlarını kısmen de olsa karşılayabilmiş ve ikinci basamağa çıkabilmiş kişileri da kolayca tanımlayabilirsiniz.

Ne kadar çok paraları olursa olsun, hesapçıdırlar. Her kuruşun hesabını yaparlar.
Karşılığını alamayacağı bir şey için tek bir kuruş bile harcamak istemezler.
Cömertlik onlara uzak bir kavramdır. Cömertlik gibi görünen davranışları ve jestleri sahici değildir. Bir beklenti ile yaparlar. Beklentilerini elde edemezlerse öfkelenirler.
Kandırılmaktan, dolandırılmaktan ve aldatılmaktan dehşetli korkarlar. Kimseye güvenmezler. Sürekli tetiktedirler.
Sevgileri eksiklik sevgisidir. Ve sevgileri özünde bencil olduğu için vermek üzerine değil almak üzerine kuruludur.
Sahiplenici ve kıskançtırlar. Paylaşmaya açık değillerdir.
Sömürücüdürler. Sadece maddi anlamda değil, duyguları da sömürmeye yatkındırlar.
Kendilerinden maddi ya da manevi bir şey veremezler, vermek istemezler. Verseler bile karşılığını almak için verirler. Alamazlarsa öfkelenirler.

Bana gelen emaillerin içinde büyük bir çoğunluğu evli erkeklerin yakınmaları ile dolu. Karılarını swing’e ikna edemediklerini söylüyorlar. Bir kısmı da eşlerinin cinselliğe ilgilerinin giderek azaldığını, ara sıra tatsız tuzsuz sevişmelerle geçiştirildiğinden yakınıyorlar. Eğer bu makaleyi büyük bir dikkatle okuyacak olurlarsa soruların bir çoğunun cevabını rahatlıkla görebileceklerini tahmin ediyorum.

Kadınlar için güvenlik ihtiyacı çok güçlüdür. Bu ihtiyaç yeterince karşılanmadığı takdirde kadın bir üst basamağa çıkmaz / çıkamaz. Kocaların anlaması gereken şey de budur. Demek ki eşleri onlara yeteri kadar güvenememektedir. Onlara bu güven duygusunu verememişler demektir. Sözlü olarak “bana güven” demek yetmez. O güven duygusunu vermek daha fazlasını gerektirir. Ancak ve ancak güven duygusunu kazanan kadın bir üst basamağa çıkmaya hazırdır. Ardından da Varlık Sevgisini inşa etmenin şartları sağlanmış olur. Kendini güven içinde hisseden, eşine / ilişkisine sonsuz güvenen ve Varlık sevgisiyle sarmalanmış bir kadının cinsel hayatı mükemmele doğru sürekli tırmanır. Üstelik bunun bir üst sınırı da yoktur. Her yeniliğe her maceraya hazırdır. Yani aslında formül basittir. Sonsuz güven ve sınırsız bir sevgi havuzunun içindeki kadın gelişir, güzelleşir ve mutluluk saçar. Mutlu bir ilişkinin sırrı da bu kadar basit bir formülde yatar. Formül basittir ama uygulaması emek ve çaba ister.

“Offf bu kadar emek ve çaba neden?. Her şey kendiliğinden olup bitiverse olmaz mı?” diye hayıflananları duyar gibiyim. Bu düşünce şekli çocukluğun ilk evrelerindeki psikologların ve pedagogların “kadir-i mutlak” evre dedikleri evrenin paradigmalarıdır. Böylesine çocuksu duygu ve düşüncesine sahip bir erkekle evli bir kadının “anne” rolünü üstlenmesinden doğal ne olabilir?. Artık kocasını bir erkek gibi değil bir çocuk gibi görmeye başlar ve ona yatakta bir eş gibi davranmak yerine anne gibi davranmaya başlar. Bu durumda cinselliği ya hayatından tamamen çıkarır, ya da çocuklarına ve kocasına iyi bir anne olmayı sürdürür ve karşısına “erkek” olarak hissettiği biri çıktığında da onunla gizli saklı cinsellik yaşamaya yönelir. Boşanma istatistikleri de bunu göstermektedir. Her geçen yıl kocalarını aldatan kadınların sayısı hızla artmaktadır. Ve bu hızla giderse yakın zamanda kadınların aldatmaları erkekleri geçecek gibi görünmektedir.

Zamparalıkları ile öğünen erkekler en az kendileri kadar hatta çok daha fazla sayıda “zampara” kadın olduğu gerçeğini görmemekte ya da görmek istememektedir. Biz erkeklerin kolayca inciniveren erkeklik egolarımız bu gerçeği kabullenmemize engel olmaktadır. Devekuşu gibi kafayı kuma gömmek ve gerçekleri inkar etmek sonucu değiştirmez. Bu cinsel zamparalık oyununda ipler kadınların elindedir. Ancak ve ancak kadınların istediği şekilde, istediği yerde, istediği zaman ve istediği kadar olabilmektedir her şey. Sadece kadınlar erkekler gibi sağda solda övünmek ihtiyacı hissetmedikleri ve sesleri çıkmadığı için bu gerçek kolayca gözden kaçabilmektedir.

Başta kendilerini “zampara” ilan eden erkekler olmak üzere bütün erkekler bu gerçeği içlerinde en derinlerde güçlü bir şekilde hissederler. Bir kısmı bu gerçeği inkar etme yolunu seçer. “Benim karım yapmaz öyle şey” der ve tabi ki çok yanılır. Ya da şiddetli bir kıskançlık ve sahiplenmecilik içinde olabileceklere engel olmaya çalışır. Her iki durumda da sonuç hüsrandır. Ve bir gün bu gerçekle karşılaşan erkek yaşadığı derin hayal kırıklığı, zedelenen egosu karşısında şiddete yönelir. Aslında şiddete başvurmak çaresizliğin dışavurumundan başka bir şey değildir. Ülkemizde her yıl hızla artan “kadına şiddet” olayları bunun en açık göstergesidir.

O zaman şapkayı öne koyup düşünme zamanı gelmiştir. Ne istiyoruz? Sevgi dolu, güzel, mutlu, huzurlu, heyecanlı, geliştirici ve doyurucu ilişkiler mi? Yoksa sahte, gergin, ruhsuz, güvensiz ilişkiler mi?.

Unutmayalım ki hayat bir kez yaşanıyor. 3-2-1 Action !. Tekrarı ve montajı yok.

Makaleyi dikkatli okuyanlar fark etmişlerdir mutlaka. Birinci basamaktaki cinsellik ile üçüncü basamakta sözü edilen cinsel ilişki arasında büyük farklar vardır. Birinci basamaktaki cinsellik “boşalmaya” odaklıdır. Kadınlarda bu klitoral orgazm diye adlandırılır. (ifade özünde yanlıştır ama anlaşılır olması için kullandım. Klitoral orgazm ve vajinal orgazm diye iki ayrı orgazm türü yoktur ama bu başlı başına ayrı bir makalenin konusu olabilir ancak). Kadınlar cinsel ilişki ile orgazma ulaşamadıklarından ancak ve ancak klitoral yolla (mastürbasyon, vibratör, oral vs gibi yollarla) orgazma ulaşabildiklerinden söz ederler. Gene birinci basamaktaki erkekler cinsellikte skor odaklıdırlar.. Haftada kaç kere, ya da gecede kaç kere boşaldıklarını sayarlar. Birinci basamaktaki cinsellikte ister kadın olsun ister erkek olsun ne kadar çok sayıda boşalırlarsa boşalsınlar içlerinde hep bir boşluk hissi taşırlar Boşaldıkları anda belli bir doyum hissi yaşasalar bile beraberinde belli belirsiz de olsa bir eksiklik hissini de yaşarlar. Bir şeylerin eksik olduğunu hissederler ama adını koyamazlar. Birçok erkeğin bunu “sekse doymayan” bir özellikleri olduğunu söyleyerek övünme vesilesi yapması sık rastlanan bir durumdur. Yıllar geçtikçe seks giderek ruhsuzlaşır, grafikleşir (porn-o-grafi gibi), mekanikleşir ve giderek zorlamalı (compulsive) bir hal alır. Bazılarında (özellikle kadınlarda) bu durum cinsellikten soğumaya kadar varabilir.

Oysa üçüncü seviyedeki cinsel ilişk**e “boşalma” değil “doyum” söz konusudur. Cinsellik ruh ve beden olarak doyumu tadar. Bu doyumun bir üst sınırı olmadığı için her defasında daha yukarı ve daha yukarı tırmanmaya açıktır. Doyumun bir sonu, sınırı ve limiti yoktur. İşte buradaki durum dışardan bakıldığında genellikle birinci seviyedeki doyumsuzlukla kolayca karıştırılabilir. İlişkilerinde üçüncü seviyeye ulaşmış swinger çiftler acil bir partner arayışı içinde değillerdir.. Hiçbir şeyin açlığını çekmemektedirler. Dışarıdan bakıldığında çok seçici gibi görünürler. Aksine her zaman özgür, doğal ve kendiliğinden gelişebilecek deneyimlere sınırsız bir şekilde açıktırlar.

Bu durum çoğu zaman kendilerinin “çok seçici” olduğunu söyleyen çiftlerle kolayca karıştırılabilir. Cinsellikte henüz üçüncü seviyeye gelememiş ama bir şekilde swing dünyasına adım atmış ya da adım atmak niyetindeki çiftler vermek değil almak saikıyla hareket ettikleri için, haliyle kendilerince “en iyisini, en kalitelisini” aramaktadırlar. (artık kalite demek ne demekse?) Davranışları bir alışveriş merkezinde en kaliteli (ve mümkünse en uygun) ürünü arayan kişilerin davranışlarına benzer. Marka, etiket, sosyal ekonomik statü ve gösteriş ön plandadır.

Kendilerini “zampara” olarak niteleyen bazı erkekler de kolay, zahmetsiz, sorunsuz partner bulma imkanı olarak algıladıkları swing ortamlarını bir kaynak olarak görmeleri şaşırtıcı değildir elbette. Aslında o kişiler zaten internette, arkadaşlık sitelerinde, facebook da twitter da, oyun sitelerinde, hatta ve hatta şiir sitelerinde bile aynı şeyin peşindedirler. Tek farkı swing sitelerinde “konuya” daha dolaysız girebilme, bir çok gereksiz seremoniden ve külfetten kurtulma imkanı olduğu hissini taşımalarıdır. Bu durum kısmen doğru olsa bile sürdürülebilir (sustainable) bir durum değildir ne yazık ki.

Bu görece uzun makaleyi insani gelişmişlikte henüz birinci ve ikinci basamakta olanların okuma zahmetine bile katlanmayacaklarını bile bile yazdım. Merak edip okusalar bile ne düşüncelerinde ne de davranışlarında en ufak bir değişiklik olacağını da sanmıyorum. Çünkü birinci basamaktaki ihtiyaçlarını giderebilme konusuna o kadar odaklanmışlardır ki gözleri başka hiçbir şeyi görmeye, zihinleri başka hiçbir şeyi algılamaya açık değildir. Asla öyle bir niyetim olmamasına rağmen, tüm yazıyı bir “ukalalık” ya da “bilgiçlik taslama” olarak algılamaları ve tepkilerinin de bu yönde olması beni şaşırtmayacaktır. Kesinlikle kimseyi aşağılamak, küçümsemek gibi bir niyetim olmamasına rağmen bir kısım okur böyle algılama eğilimine girebilir. Ama bir an için tüm bu olumsuz duygulardan ve ön yargılardan sıyrılıp yazıda anlatılan yalın gerçeklere ve sadece gerçeklere odaklanmayı başarabilirlerse kişisel olarak çok şey kazanacaklarını da ummuyor değilim. Çoğu zaman gerçekler rahatsız edici, can yakıcı bir özelliği de peşlerinde taşırlar. Birinin çıkıp “kral çıplak” demesi o yüzden pek de hoş karşılanmaz. Ve gene O yüzden “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” deyişini hepimiz biliriz ya. Öfkelendiğimizde bilmeliyiz ki öfkenin kaynağı içimizdedir. Öfke kişiyi kör eder. Ancak ve ancak öfkemizi yatıştırmayı başarabildiğimizde gerçekleri yalın haliyle görebilme imkanımız olur.

Tüm bu öfkeyi, nefreti ve eleştiri oklarını üzerime çekeceğini bile bile neden mi yazdım? Belki biraz tarihe not düşmek adına ama daha çok beni ben yapan hayatıma girmiş tüm gerçek Şehveş’lere olan bir vicdan borcu olarak kaleme aldım. Bu makale gelişmişlikte üçüncü seviyeye ulaşmış ya da hızla üçüncü seviyeye doğru gelişmekte olan kişilerin, olan biteni daha net görmelerini sağlamak ve onları biraz olsun yüreklendirmek adına küçücük de olsa bir katkısı olduysa, ve belki de yolun henüz çok başında olanlara küçük de olsa bir ışık tutabildiyse fazlasıyla amacına ulaşmış demektir.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarim Bolum: 5 Ozge Yengem

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

%100 Gerçek Ensest Anilarim Bolum: 5 Ozge Yengem

Havalimanına gelmiştik. Yengem kolumu sıkı, sıkı tutuyor, yeni kalkış yapan havada ki uçağa bakıyordu. İç terminale doğru gidiyorduk.

Yengem;

-Kuzey çok korkuyorum geri mi dönsek?
-Yok artık sensiz mi gideceğim İzmir’e?
-Git ne olacak ki?

Olmaz dercesine kafamı yukarıya kaldırıp, indirdim. Elini sımsıkı tutuyordum. Oda korkudan elini tuttuğumu bile bilmiyor, farkında değildi. Hiçbir eşya götürmediğimiz için, çantalarımızı alıp çıkmıştık. Evdeki tüm eşyalar kalmış, Veysel abi onları satacaktı. Bir dakika? Eyvah! Yengemin yeni aldığı gecelikler, seks yaptığımız o oda? Aman Allah’ım kan beynime sıçradı. Yengemin de elini tuttuğum için ben donup kalınca oda gidemiyor, bekliyordu.

-Canım ne oldu? Bembeyaz oldun, iyi misin? Kuzey?
-Kıyafetler? Oda? Özge, ev çok dağınık. Şimdi girecekler, o iç çamaşırlarını orta yerde görecekler ben gelmiyorum.

Tam geri döndüm ne yapacağımı düşünüyordum dondum kalmıştım. Yengem yanıma gelip sarıldı boynuma;

-Şapşiksin biliyorsun değil mi? O kadar düşüncesiz bir kadın mıyım ben? Eve gidip çöpe attım onları. Çarşafı falan söktüm yataktan attım ne varsa çöpe.
-Of özge ölüyordum, kalbime bak
-Oha en son birlikte olduğumuz da böyle atıyordu bu.

Bacaklarımın tüm bağları kopmuş, uzanıvermiştim yere.

-Of yemin ederim tansiyon hastası olacağım bu yaşta.
-Kalk hadi üşüteceksin, hem bir şey oldu sanacaklar. Aha baban geliyor.

Elimi bırakmış yanımda duruyordu. Babam koşarak geldi.

-Paşam kalk ne oldu iyi misin? Aslanım?
-Baba iyiyim gözüm karardı birden.
-Kalk hadi kalk, heyecan yapmışsındır. Annen ne sürprizler hazırladı size. Gel elini yüzünü yıkayalım.

Yengem girdi araya;

-Enişte biz gideriz Kuzeyle siz halledin bilet işini.
-Tamam kızım.

Yengem boynuma sarılmış konuşuyordu;

-Salaksın, aptal, gerizekalı
-Höh orospu çocuğu da de tam olsun?
-Hahah yok o kadar değil. Nasıl düşünmem sandın ki bunu.
-Ne bileyim ya.
-Kuzey?
-Efendim?
-Altıma işicem hızlı yürü hadi.
-Yürüyoruz ya.

Resmen el ele gittik lavaboya. Aynaya geçtim boynuma bakıyordum. Yakası havada v yaka tişört tam bir keko gibiydim. Ama morluk geçmiş, çok az bir şey kalmıştı indirdim artık yakamı. Yengemi tuvaletin kapısında bekliyordum. Babam oradan el sallıyordu. Gelmemizi istiyordu. Bir dakika diye işaret ettim. Yengem çıktı kapıdan.

-Of stresten işe işe bitmedi, hadi gidelim
-Hadi, heyecan yapma bak ben yanındayım
-Kavalyem benim.

Sarılmıştı koluma. İçeriye alıyorlardı artık. Uçağa binecektik. Babam biletleri elimize verdi. İşte anlattı koltuk numaranız şurada yazıyor uçakta da burada yazıyor. Bakar oturursunuz. Tamam baba dedim. Sırayla geçtik. Uçak görevlileri hoş geldiniz efendim. Diyor güler yüzle karşılıyordu. Yengem şaşkın gözlerle bakıyor;

-Kuzey bu nasıl karşılama bir kolonya tutup, lokum vermedikleri kaldı.
-E yenge uçak böyle bir şey demek ki.

Gözüm numaralardaydı. Yengem ile ben yan yana, baran kenarı da ki koltukta. Kızlar ile de babam oturuyordu. Babam ve kızlar 4 koltuk ilerimizdeydi. Biz koltuklarımıza geçip oturduk. Uçağın kanatın yanındaydık. Pencere dibine ben ortada yengem vardı. Koluma sımsıkı sarıldı. Titriyordu.

-Bir tanem korkma, dönme dolap gibi düşün. Hem yine ben varım bak yanında.

Biraz rahatlamıştı. Yolcular yavaş yavaş dolduruyordu koltukları. Anons yapıldı.

Yengem pür dikkat anonsu dinliyor, hostesleri izliyordu;

-Sevgili yolcularımız uçağımıza hoş geldiniz. Uçağımızda uymanız gereken emniyet kurallarına dikkatinizi çekmek istiyoruz. El bagajlarınızı baş üstü dolaplarınıza, veya önünüzdeki koltuğun altına yerleştirilmesi gerekmektedir. Cep telefonu ve cep telefonu özelliği taşıyan cihazların uçuş moduna alındığından ve kapatıldığından emin olunuz. Tehlike anında uyulması gereken kuralları ve uçak içerisinde elektronik aletlerin kullanımına ilişkin detaylı bilgileri içeren güvenlik kartını koltuk cebinde bulacaksınız. Kemeriniz gösterilen şekilde bağlanır, belinize göre ayarlanır ve açılır. Emniyetiniz için uçuş boyunca kemerinizi bağlı tutunuz. Bebekli yolcuların kabin ekibi tarafından verilecek olan bebek emniyet kemerini kullanmaları gerekmektedir. Uçak yerde hareket halindeyken, kalkışta ve inişte, koltuğunuzu dik, güneşliğinizi açık ve masanızı kapalı duruma getiriniz, eğer var ise ekran kumandanızın yerinde olduğundan emin olunuz. Kabin basıncında bir değişiklik olursa, başınızın üzerindeki kapaklar otomatik olarak açılacak, oksijen maskeleri ortaya çıkacaktır, en yakın maskeyi kendinize doğru çekiniz. Ağız ve burnunuzu içine alacak şekilde, yüzünüze yerleştiriniz. Çocuklu yolcularımızın, çocuklarından önce kendi maskelerini takmaları gerekmektedir. Acil bir inişte, yaka ve kravatınızı gevşetiniz, koltuğunuzu dik duruma getiriniz. Masanızı kapatınız. Güneşliğinizi açınız. Üzerinizdeki sivri cisimleri ve sivri topuklu ayakkabınızı çıkartınız. Bebeğinize can yeleğini giydiriniz ve derhal şişiriniz. Acil durumlarda can yeleği bebeklere kabin ekibi tarafından verilecektir. Çarpmaya hazır olun ikanızı duyduğunuzda, öne eğiliniz, kollarınızı dizinizin altında birleştiriniz. Uçağımızda 8 adet çıkış bulunmaktadır. Tehlike anında, çıkış yönünüzü gösteren ikaz ışıkları, çıkış kapılarının üzerinde, koridor boyunca yerde, veya koltukların alt yanında bulunmaktadır. Acil inişlerde, uçağı kapılardan şişen otomatik kaydıraktan kayarak terk ediniz. Suya inişlerde, kapılarda bulunan kaydıraklar, bot veya yüzen araç olarak kullanılır. Can yeleğiniz koltuğunuzun altında, veya iki koltuk arasındaki bölme içerisindedir. Talimat verildiğinde yerinden çıkartınız, gösterilen şekilde başınızdan geçiriniz, bantları öndeki bağlantılara takınız ve çekerek belinize göre ayarlayınız. Yeleği uçağı terk ederken alt ucundaki görülen kırmızı kolları çekerek şişiriniz. Plastik boru veya borulardan üfleyerekte yeleğinizi şişirelebilirsiniz. İşaret fişeği suya temas edince otomatik olarak yanacaktır. Türk Hava Yolları’nı tercih ettiğiniz için teşekkür eder, keyifli yolculuklar dileriz.

Yengem her denileni harfiyen uygulamış, kollarımı sımsıkı tutmaya devam ediyordu. Uçak takside piste doğru ilerliyor, kalkış için uygun konuma geliyordu. Uçak hareket etmeye başladı. Git gide hızlanıyordu. Yengem kolumu öyle sıkı tutuyordu ki canım acımaya başlamıştı. Uçak havalanmaya başladı. Yüzünü omzuma bastırıyor, yüzünü kapatıyordu.

-Canım iyi misin?

Hayır dercesine kafasını sallıyor konuşmuyordu. Uçak iyice havalandı ve sağa doğru yatmaya başladı. Yengem;

-Elini ver.

Ellerimi tutuyor, barana bakıyordu. Ama baran elindeki oyuncağı ile oynuyordu.

-Bir tanem baran kadar değilsin ya, bak şu çocuğa sen gibi kıvranıyor mu?
-İçim tuhaf oldu benim…

Kabin görevlisi yanımıza gelmişti;

-Merhaba efendim keyifli uçuşlar dilerim. Ben kabin memuru Ayşe iyi misiniz?
Yengem baygın gözlerle konuşmaya çalışıyordu;
-Şey bilmiyorum midem bulanıyor, başım dönüyor, istifra etmek istiyorum.
-Ayağa kalkabilecek misiniz?

Yengem ayaklandı hemen geri oturdu başı dönüyordu.

-Ben size yardımcı olayım. Buyurun lütfen koluma girin.
Yengem kabin memurunun koluna girmiş, uçağın arka tarafına doğru yürümeye başlamıştı meraklı gözlerle onu izliyor, Baran’ı bırakıp peşinden de gidemiyordum. Barana oyuncaklarını oynatıyordum. Pencereden bakındığımda baya yüksekteydik, altımızda bulutlar vardı. Bir 10 dakika geçmişti ki kaptan pilot konuşmaya başladı;

-“Günaydın bayanlar baylar, sevgili çocuklar. Ben pilotunuz Zekeriya Bayrakçı, ikinci pilot arkadaşım Bahar Cancan ve kabin görevlisi arkadaşımız Ayşe Talipoğlu ile birlikte uçağımız Boing 701 sefer sayılı uçağımıza hoş geldiniz. Size uçuşla ilgili kısa bilgiler vermek istiyorum:
Şu anda Ankara semalarından havalanalı yaklaşık 13 dakika oldu. Deniz seviyesinden 29.000 feet ve 8800 metre yükseklikte seyretmekteyiz.
Uçuş rotamızı Ankara, İzmir, olarak belirledik.
Saat 14.50 de Adnan Menderes Havalimanı’na inmeyi planlıyoruz. İzmir’de 23 derecelik güzel bir hava bizi bekliyor.”

Konuşma bittiğinde yengem yanıma gelmişti, eli yüzü açılmış kendine gelmişti.

-Ya ne kadar iyi insanlar buradakiler, kendime geldim vallahi korku falan kalmadı. Tüm kabin çalışanları yanımdaydı teselli verdiler bana, korkumu yendim. Pencereden baktım bulutların üzerindeyiz şuan, gel yer değişelim camdan bakmak istiyorum.
-Hahaha ne bu hız ya tabi yenge gel.

O camdan dışarıyı izlerken, servise başlamışlardı. Poşet içinde bir ekmek arası, peynir domates salatalık, içecek bir şeyler. Biz onları yedik baranla yengem hala camdan bakıyor, dışarıyı izliyordu. Yanına yaklaştım;

-Nasıl? İyi misin?
-Evet, kendimi kuş gibi hissediyorum.

Sarı kuşum benim diyerek okşadım saçını, uçak alçalmaya başlamış, inişe geçmişti. Artık yere inmiş, uçak park ediyordu. Yengem çok mutlu görünüyordu. İç terminalden çıktık. Babam;

-Bekleyin burada arabayı getireyim.

Babam Havalimanının otogarına gidip arabayı getirecekti. Baran kucağımdaydı. Yengem;

-Ay hava çok güzelmiş burada Kuzey?
-Sorma yenge piştim.
-Aaa senin boynuna ne oldu?

Fark etmişti. Hiç bozuntuya vermedim.

-Sorma yenge dün Veysel abiyle gezerken üç beş takıldı da onlarla atıştık. Boynumu sıktılar.
-Kavga mı ettiniz? Yuh kuzey ya hiç söylemiyorsun gel buraya bakayım var mı bir şey?
-Abartma yenge ya ne olacak? Boğuştuk işte biraz o kadar. Hadi babam geldi geçelim arabaya.

Arabaya bindik. Eve doğru gidiyorduk. Uykusuzluktan ölmek üzereydim kafamı yengemin omzuna yasladım, gözlerimi kapattım. Pencere açık rüzgar esiyor, yengemin kokusu burnumu okşuyordu. O kadar güzel bir kokusu vardı ki yengemin. Ereksiyon olmamanız için hiçbir sebep yoktu. İyice sokuldum ona içim geçmiş. Yengemin dürtmesiyle uyandım.

-Yenge dur ya biraz daha uyuyayım.
-Kalk evde uyursun.
-Geldik mi?
-Evet de Kuzey kalk Allah aşkına evi görmen lazım.

Yengemin ayak sesleri uzaklaşıyordu. Başımı kaldırdım gözlerimi ovuşturdum. Hava sıcak ama mis gibi esiyordu. Evin önündeydik. Araçtan indim çevreme bakıyordum. Oha amk dedim burası neresi. Sağıma soluma aval aval bakınıyordum. Balkondan yengem çıktı.

-Kuzey gelsene?
-Yenge bu ev mi bizim şimdi?
-Evet.

Gözlerinin içi gülüyordu. Kendi kendime gülmeye başlamıştım.

İnanın bana değerli okurlar hangi birine inanacağımı şaşırmıştım artık, Hayallerimin kadını yengemle hayallerimi gerçekleştirdiğime mi? Babama sayısaldan çıkan para sonucu boktan hayatımızın değişmesi mi? Yengemin artık bizimle tamamen aynı çatı altında yaşaması mı? Duygu patlaması yaşıyordum. Kaldırıma çıkıp oturdum. Ellerimle yüzümü kapatıp ağlamaya başladım. Resmen mutluluktan küçük çocuk gibi ağlıyordum. Arkama yaslanıp derin nefes aldım. Denizin, çam ağaçları kokuyordu mis gibi. Beynim zihnim bomboştu hiç bir şey düşünmüyordum. Babam geldi yanıma.

-Aslanım hadi gelsene içeriye.
-Uçak tuttu herhalde baba hava alıyordum biraz.
-Al tabi, evde de alırsın hadi kalk gel.

Elimden tutup kaldırdı. Eve doğru gidiyorduk. Babam konuşmaya başladı;

-Geç kalmadan ehliyete yazıl, güzel bir araba çekelim altına. Üniversite sınavın yaklaşıyor, ne düşünüyorsun?
-Valla hiç bir şey düşünmedim şu olup bitenleri sindirmeye çalışıyorum daha.
-Düşünmen lazım, iyi kötü iş kurduk çiftçilik dışında bir yük gemisine kar ortağı oldum. İyi kötü Allah’ın izni ile sırtımız yere gelmeyecek ama yine de oku ortam gör.
-Haklısın baba, o zaman yarın gidelim ehliyete yazılayım. Özel bir kolejle görüşelim. Son sene baya gitmedim okula zaten.
-Bizim burada bir özel okul var. Konuştum orayla alacaklar seni.
-Tamam, baba?
-Efendim paşam
-Kaç paralık araba alacan?
-5 10 binlik bir şahin bak işte.

Olduğum yerde donup kalmıştım. İçimden yav taşşak mı geçiyo babam, güven abiye 100 binlik araba çekiyor, güven abiye traktör alıyor, bize gelince şahin? Sikerim ha diyordum içimden

-Gel lan şaka yaptım fiyat sorun değil beğendiğini çek altına. Gezeriz galerileri.
-Hah şöyle de baba ya korktum yüreğime iniyordu.

Eve girmiştik. Ama ev demeye bin şahit isterdi. Gözlerimle etrafı süzüyordum.

Gerçekten harika bir evdi. Merdivenlerden yengem süzülerek iniyordu. Ama tanıyamıyordum o kadar güzel olmuştu ki. Arkasında annem;

-Özge harika oldun, kuaföre gidip saçlarını da yaptırdık mı tamamdır, spora da yazılalım eritelim şu göbekleri.
-Ay ne iyi olur abla ya hemen yarın gidelim.
-Gidelim canım

Ben şaşkın gözlerle yengemi izlerken annem geldi yanıma sarıldı;

-Paşam özledim seni, nasıl ev güzel mi? Gel bak odanı göstereyim.

Elimden tutup çekiştiriyordu. Gözlerim yengemden ayrılmıyor onu süzüyordu. Yengem suratıma bakıp gülüyordu.

Annem odamı gösteriyordu;

-Nasıl ama beğendin mi?

Salon kadar odam vardı, içerisinde televizyonum, çalışma masam, çift kişilik yatağım, elbise dolabım bu yaşıma kadar salonda yatan birisiydim çok şaşırdım.

-Teknolojik aletleri sana bırakıyorum. Çekmecede paran var, kredi kartları vs. orada ihtiyacın olan her şeyi al canım. Kıyafet alın isterseniz yengeni de götür şimdi. Baban bıraksın sizi alışveriş merkezine.
-Yengeme sormam lazım yorgun değilse gidelim.

Koşarak yengemin yanına gittim. Ama aynı yerinde yoktu. Çocuklara sordum;

-Yengem nerede?
-Odasına çıktı abi.
-Tamam,

Tekrar yukarıya çıktım, iyide bir sürü oda var hangisi yengemin odası? Tek tek kapıları çalıp, içeriye giriyordum ama hiç birinde yoktu. Tekrar aşağıya inip kızlara sordum;

-Lan, bin tane oda var hangisi yengemin odası?
-Of abi esir aldın üst kata çık, en sona git, sola dön orda 3 kapı var, 2. Kapı yengemin odası.

Ulan, uzakmış benim odaya yengem. Neyse gitmiştim kapıyı çaldım ses yoktu, açıp giriverdim içeriye. Elbisenin fermuarını çıkartıyordu. Taş gibi, seksi sırtı gözüküyordu, ayağım takıldı, yan tarafta duran dolaba çarpmıştım;

-Hay ananı sikeyim. Dizimi tutuyordum, canım acımıştı, yatağın üzerine çıkıp oturdum. Yengem şaşkın gözlerle bana bakıyordu.
-Of kuzey var mı bir şeyin? Sakarsın ya. Yanıma oturmuştu.
-Aç bakayım dizini.
-Yok, geçer yenge sen aç, yarım kaldı. Diye piç, piç gülüyordum. Koluma vurdu.
-Salak geldiğin iyi oldu. Çıkartamadım şunu yardım et.

Yanına gidip, yarım inen fermuarını tekrar yukarıya çektim.
-Kuzey ne yapıyorsun çıkart dedim, giydir demedim. Zaten zor çıkıyor.
-Hayır çıkartmayacaksın, gidiyoruz hadi.
-Nereye gidiyoruz?
-Anam bir ton para verdi, yengeni de alın gidin üst baş alın, bir kuaför varmış oraya bırakacam seni, sonra sahile ineceğiz.
-Giyinip, süslenip sahile mi ineceğiz?
-E yani paldır pastırdak inecek halimiz yok ya?
-Doğru e hadi çıkalım madem.

Evin önüne çıktık yengemle birlikte, yanıma biraz nakit, ve kredi kartlarını aldım. Babam aşağıda bekliyordu bizi. Yengemle arka koltuklara geçip oturduk.

-Eee neler alacaksın?
-Bilmem bakarım yine.

Yanına sokulup fısıldıyordum;

-İç çamaşırı da alacakmısın?
-Kuzey konuştuk bunları seninle?
-İyi be,

Kalkıp karşısında ki koltuğa geçmiştim yine. Suratımı astım yoldan dışarıyı izliyordum. Bacaklarıyla bacağıma vuruyor, konuşmamı istiyordu. Hiç oralı olmadım.

Alışveriş merkezine gelmiştik. Arabadan indik. Yengemle yan yana yürümeye başladık. Çok büyük bir merkezdi. Bir dükkana girdik. Hem erkek hem de kadın için kıyafetler vardı. Yengemle ayrıldık, o kendi bölümüne, ben kendi bölümüme gitmiştim. Kıyafetlere bakıyor, beğendiklerimi koluma atıyordum. Yengem uzaktan el ediyordu. Yanına doğru gittim;

-Kuzey gelsene benimle şunları denemek istiyorum.
-Tamam, hadi gidelim kabine.

Deneme kabinlerinin önüne gelmiştik. Biraz kalabalıktı mağazanın içerisi, sıra bekliyorduk. Yengem içeriye girdi. Kıyafetlerini kucağımdan aldı. Bende oturdum çıkmasını bekliyordum. Genç kızlar vardı çoğunlukla, yengemin yaşlarında kadınlar. Yaz olduğu için herkes mini, kısa giyiniyor. Bir çoğu deneme kabinlerinden bikini ile çıkıyor, arkadaşlarına, ailesine, sevgilisine fikirlerini soruyordu. İster istemez göz ucumla süzüyordum milleti. Yengem deneme kabininden çıktı. Seksi bacaklarını gösteren bir şort, üzerinde incecik askılı, sutyeni dışarıdan belli oluyordu. Etrafıma baktım yengeme dönüp bakan yoktu. Millet alışkın tabi, yengemden daha iyilerini görüyorlardı belki de. Yengemin yanına gidip askılısını yukarıya doğru çekiştirdim.

-Kızım bu ne? Böyle mi gezeceksin?
-Kuzey dur ne yapıyorsun? Ne yapayım? Kara çarşaf giydir istersen?
-Yok siyah sıcağı çeker.
-Salak çocuk, diyerek kafama vurdu.
-Nasıl güzel olmuş mu onu söyle sen?
-Harika olmuşta çok açık…
-Tamam, güzel olmuş.

Tekrar kabine girdi, geçip yerime oturdum. Yengem yaşlarında alımlı güzel bir kadın yanıma oturdu.

-Çok tatlı bir çiftsiniz.
-Teşekkür ederim ama…

Lafı ağzımda bırakmış devam ediyordu. Ama o yengem diyemedim.

-Yeni sevgilisiniz galiba? Bizde eşimle böyleydik ilk başlarda. Açık giyinmeme çok karışırdı, bende onu aksine dinlemez daha açık giyinirdim. Tavsiyem sevgilini sıkma, özgür bırak, nasıl giyinmek istiyorsa öyle giyinsin.
-Yok karışmıyorum zaten teşekkür ederim. Dedim kadının kocası yanına gelmişti.

-Aldın mı hayatım?

Kısacık bez parçası gibi eteği göstermişti kocasına.
-Aldım canım. Kafasını bana çevirip güldü, göz kırptı. İçimden vay amk karı yollu, adam gavat heralde diyordum. Uzaklaşmaya başladılar. Yengem başka bir ince kıyafetlerle çıktı karşıma. Bu seferde üstündeki askılıdan içi olduğu gibi gözüküyordu. Sutyen olmasa memeleri tamamen meydan da olacaktı. Güzel diye başımı salladım. Boynuma sarıldı.
-Hava sıcak hem evden çıkmayacağım ki asma suratını. Anca seninle denize giderken giyerim bunları. Yoksa evde giymek için alıyorum.

Yengem benim için alıyordu bunları, sırf evde daha açık olsun, daha rahat röntgenliyeyim diye.
-Tamam yenge. Dedim bir sürü kıyafet denedi hepsi de açık, saçıktı.

En son dar bir etek, dar bir gömlek, giyip çıktı kabinden. O kadar seksi görünüyordu ki, sekreteri canlandıran porno yıldızları gibiydi, gözünde bir gözlüğü eksikti. İçim gidiyordu yengemi sikmek için. Kabinin içinden bana sesleniyordu.

-Kuzey gelir misin bir dakika, sıkıştı bu çıkmıyor.

Etrafıma bakındım herkes kendi halindeydi. Kabinin kapısını araladım girdim içeriye. Üstünde sutyeni, altında eteği vardı. Eteğin fermuarı sıkışmıştı, onu çıkartamıyor benden yardım istiyordu.

-Sıkıştı bu gene ya of koca götlü, göbekli bir şey oldum sığamıyorum kıyafetlere.

İstemsizce götünü okşayıp, tokat atmıştım götüne. Kalçasını öne çekip bana baktı ne yapıyorsun der gibi bakış atıyordu. Sus işareti yapıp dudaklarından öptüm. İttirdi beni,

-Manyak mısın dışarısı insan dolu?
-Ne olmuş? Sevgilim sanıyor millet seni.

Dudaklarından bir daha öptüm bu sefer oda karşılık vermişti. Elimle kalçalarını okşuyordum. Ellerimi tutup çekti kalçalarından.

-Kuzey burada olmaz, çıkart şunu da gidelim terledim of.
-Tamam, dön.

Kalçalarından tutup çevirdim. Yere eğilip fermuarını çıkartmaya çalışıyordum ama baya sıkışmıştı. Götüne tokat atıp göbeğini içine çekmesini söyledim. Tek asılmamda açılmıştı fermuar. Elim acımıştı. Ellerimi sallıyordum. Ellerimi öptü,

-Çık hadi.
-Çıkmasam?
-Kuzey başka bir şey yapıyoruz sanacaklar çık hadi.

Kabinin kapısını aralayıp çıkmıştım. Bir iki kişiyle göz göze geldim. Ters ters bakıyorlardı. Sanki içeride yengemi siktim.

-Kilo işte fermuar sıkışıyor da.

Kadınlar kafasını çevirmişti, bakmıyorlardı bana. Birkaç dakika sonra yengem ellerinde kıyafetler ile çıktı. Onları alıp çıkıyorduk ki, yengem bana gömlek beğendi.

-Ya çok güzelmiş alsana bunu?
-İyi de ben gömlek giymem ki.
-Benim için giyersin al hadi çok sevdim bunu.
Masum, masum bakıyor boynunu büküyordu.

-İyi ya giyerim gel o zaman bana da bakalım birşeyler.

Sadece erkek kıyafetleri satılan mağazaya girdik. O seçiyor üstüme atıyordu. Sırf onun zevklerine bırakmıştım kendimi. Ne seçerse alıp deniyor, o beğenirse ayırıyor, beğenmezse bırakıyordum.

Yengemle çok mutluyduk. Sanki iki sevgili, karı koca gibi geziyor, kıyafetler alıyor, konuşuyorduk. Yorulmuştuk. Bir kafeye gidip oturduk, Türk kahvelerimizi söyledik. Resmen yorgunluk atıyorduk. Yengemle göz göze geliyor, gülüyor, konuşmaya devam ediyorduk.

Cebimden sigara çıkartıp yaktım bir tane kahve ile çok iyi gidiyordu. Yengem de bir dal istedi. Sigarasını yakıp uzattım. Hafif öksürerek içiyordu.

-Hadi içelim sigarlarımızı da kuaföre gideceğiz.
-Aaa hadi söndür o zaman gidelim.

Babamı aradım geldi bizi alışveriş merkezinden aldı. Yengemi kuaföre bıraktık. Adam 2 saate işimiz biter o zaman gelin isterseniz. Yada buyurun çay kahve ısmarlayayım dedi. Babam;

-Yok fiko sağol. Biz oğlanla gezelim
-Tamam şekerim görüşürüz o zaman dedi.

Kuaförün adı fikoydu ama daha çok Fatoş gibi hareketleri vardı amına koyayım.

-Baba çok samimisiniz hayırdır?
-Dalga geçme lan dalyarak, ananı getire götüre samimi olduk herhalde.
-Tamam ya ne kızıyon başka türlü olsa bir şey mi diyecem dedim gülerek.
-Siktir amına koduğumun eniği seni.

Peşimden arabaya kadar koştu. Arabaya bindik;

-Eee nereye gidecez?
-Okula dedi gülerek.
-Ya baba hadi gidek araba alak gideriz okula sonra.
-Önce ehliyet sonra araba. Diyerek çalıştırdı arabayı.

İsmini vermek istemediğim ama herkesin ilk aklına gelen o dallı budaklı logosu olan özel koleje girdik. Babamı kapıda karşıladılar. Müdüre hanımın odasına girdik. Çaylar, kahveler söylendi konuşmaya başladılar, sıkıntıdan patlamak üzereydim. Of pof çekiyor, eve gitmeyi bekliyordum. İçeriye bir kız girdi. Oda son sınıf öğrencisi ama okul başkanıymış, ama ne kız. Altın sarısı saçları, masmavi gözleri, çıkıntılı kalçası, zayıf, ufak göğüsleri okul üniforması vardı. Kız bize bakıp gülümsedi. Müdüre hanıma birkaç evrak verip çıktı sınıftan. Ben onu süzüyordum arkasından. Yan tarafımız camekan oradan geçiyordu. Geçerken bana bakmıştı. Of amk dedim bu kızsa diğerleri ne lan?

Müdüre hanım bana döndü;

-Kuzey bey evlatçığım nasıl okulu beğendin mi?
-Bilmem gezmedim ki? Buraya geldik para konuşuyorsunuz.
-hahahay haklı çocuk, muavini Ferhat beye el etti. Ferhat bey yanıma geldi;

-Buyurun ben size okulumuzu gezdireyim.
-Zahmet olmasın muavin bey.
-Estağfurullah efendim, buyurun lütfen.

Ulan okulumu satın alıyoruz öğrencimiyiz anlamadım amına koyayım. En son normal lisede öğretmenin bırak bana efendim demesini, ben ona efendim dediğimde köpek gibi bağırıyordu “ne var” diye. Okulu gezmeye başladık. Öğrenciler sınıftaydı. Okul değildi ki burası amına koyayım. Yavru saray gibi bir şey, kapalı spor salonu, açık spor salonu, yüzme havuzu, tenis salonu, bilgisayar odası, teknoloji, bilim, sanat odası, bin tane oda var. En son gittiğim lisede bir tane bilgisayar odası var, haftada bir kez gidip paint ile resim çizerdik en fazla. Gerçekten okulu çok beğenmiştim.

-Gel sana sınıfını göstereyim.

Okuyacağım sınıfa girmiştim. Okul başkanı sarışın kızımız da oradaydı. Tüm gözler bir anda bana çevrildi. Öğretmen;

-Hoş geldiniz muavin bey buyurun lütfen.
-İyi dersler hocam. Arkadaşlar aramıza yarından itibaren katılacak olan kuzey arkadaşınızı sizinle tanıştırmak istedim. Kendisi İzmirli sizden bir iki yaş büyük bir arkadaşınız. Aranızda kaynaşacağınızdan şüphem yok. Artık son sınıfsınız. Üniversite hazırlık öğrencilerisiniz.

-Merhaba arkadaşlar diyerek başımı salladım. Sınıf başkanı olan kızla göz göze bakışıyorduk. Diğer kızları gözüm dahi görmüyordu.
–O halde çıkalım yarın görüşürsünüz.
-İyi dersler. Diyerek çıktık sınıftan. Okulun camından kıza bakıyordum, kız da bana bakıyordu. Elimi enseme atıp muavinin peşine takıldım.

Babam kapıda beni bekliyordu müdüre hanımla birlikte;

-Nasıl paşam güzel mi okul?

Müdüre hanım gözümün içine bakıyor, güzel dememi bekliyordu. Gülümsedim;

-Güzel baba güzel, hatta gördüğüm en güzel okul olur kendileri. Burada okuyabilirim.

Müdüre hanımın gözleri gülüyor yerinde duramıyordu. Babam cebinden bir çek çıkartıp uzattı.

-Oğlum size emanet eğitim sisteminize güveniyor, güzel bir üniversite için hazırlayacağınıza inanıyorum. Çeki uzatıp verdi müdüre hanım ablanın eline.
-Tabi efendim şüpheniz olmasın.

Arabaya bindik. Konuşarak yengemi almaya gidiyorduk. Okulun garajında envayi çeşit spor araba,jip vardı. Belli ki godomanların veletleri de buraya araba ile gelip gidiyordu. Babama yolda yanımızdan geçen BMW ‘ye içim gitmişti. Onun o sesi beni benden aldı. Kafama koydum BMW alacaktım. Kuaförün önüne geldik. Yengem harika görünüyordu. Sanki düğüne gider gibi hazırlanmıştı. Yeni aldığı elbisesini giymiş, saçlarını yaptırmış, makyaj yapmıştı. O kadar güzel görünüyordu ki kuafördekiler imrenerek bakıyorlardı yengeme. Dibim düşmüştü, elinden tutup arabaya bindirdim;

-Harika olmuşsun yenge bu ne güzellik

Babam girdi lafa;

-Çok güzel olmuşsun kızım, sahile gidebiliriz artık evdekiler de hazırmış.

-Teşekkürler eniştem sayende, sağ ol kuzi diyerek koluma sarıldı.

O kadar çok mutlu görünüyordu ki, yeni alınmış elbise, yeni verilmiş bir hayat, yeniden doğmuş gibiydi. Eve gidip çocukları aldık, sahile inmiştik, babam içkileri getirmiş, dinleniyorduk. Biraz dinlenecek, yengem ile biz gezmeye çıkacaktık. Yengem o kadar güzel olmuştu ki gözlerimi alamıyordum, insan böyle bir güzellik karşısında nutku tutulmasın da ne olsun zaten. Harika bir kadındı.

Değerli okurlar, sahilde oturup biralarımızı içtik, fotoğraflar çekildiki. Yengemin güveni o kadar yerindeydi ki eski Özge’den eser yoktu. Ama şu mutluluk illa bozulacak, bozulmasa şaşarım amına koyayım. Dayım babamı arıyordu. Babam yanımızdan kalkıp ilerledi elinde bira şişesiyle,

-Alo? Ne var Erdem? Çocuklar iyi yanımda Erdem kusura bakma senin götünü kapatacak, yardım edecek değilim. Cebine paranı koy öyle gel, Özgeye, çocuklara her daim yardım ederim ama sana beş kuruş vermem. Erdem benim tepemin taşını attırma ağzını burnunu kırarım senin, Özgeyi de çocukları da alamazsın. Çok istiyorsan git boşa karını, dava aç. Devlet verirse sana çocukları karışmam. Ama ben de bu işin peşini bırakmam. Ya gelirsin karınla eskisi gibi olursun eğer oda isterse. Tamam o zaman gel konuşun karınla. Çocuklara günah. Tamam hadi kapatıyorum şimdi.

Babamın yanına koşmuştum, konuşmaları dinliyordum. Telefonu kapatınca sordum babama;

-Ne oldu baba? Dayım mı geliyor?
-Evet bir ay sonra gelecek konuşacak yengenle, barışırlarsa amenna, barışmazlarsa boşanma davası açacak çocukları istiyormuş,
-Anasını sikerim onun.
-Höst yavaş, yok öyle dünya barışırlar oğlum, yengende çocuklar için barışırım enişte yoksa işim olmaz Erdemle dedi.
-Peki, baba.

Çocuklar uğruna dayımla barışacaktı. Hıh seviyorum hala demiyor da, neyse ne ya bundan sonra bende önüme bakarım. Genç adamım, çoluklu çocuklu kadına, hem de yengemi mi karı yapacaktım kendime. Sikeyim anasını diyerek bira şişesini diktim kafama.

Babam;

-Oğlum hadi gezin yengenle hava güzel bak,
-Yok, çok yorgunum uzanacam sahilde biraz,

Yengem girdi araya, enişte çok yorulduk bugün üzerimi değişeyim bende oturacam sahilde.
Sıcacık kumlara uzanmıştım, güneş batıyor, hava kararıyordu. Yengem eve gitmiş üzerini değiştirdi. Şort ve askılıyla geldi yanıma uzandı.

-Dayı mı seviyor musun?
-Hayda nerden çıkardın şimdi bu soruyu?
-Cevap ver lütfen. Gerçekten dayımı seviyor musun?
-Evet seviyorum…
-Sana yaptığı onca şeyden sonra mı?

Yattığım yerden kalkmış, oturmuş ona bakıyordum. Kolunu tuttum.

-O seni aldattı, başka kadınlarla gününü gün etti, seni evde yalnız bıraktı. Birahanede kadınlarla oldu, sana erkeklik yapmadı, çocuklarına iyi baba olmadı, sırf o yüzden başka erkekle yatmayı düşünmedin mi? Kadınlığını sana yaşatamadığı için, erken boşaldığı, ve sadece kendini boşaltıp seni öylece yatakta bıraktığı için.

Sertçe bir tokat yapıştırmıştı bana.

-Ne biçim konuşuyorsun sen?

Çenemi tutup gülmeye başladım.

-Yalan mı söylüyorum? Haksız mıyım?
-Kuzey kapat çeneni.

Yanımdan kalkıp gitmişti eve. Bende kumsala yatıp düşüncelere dalıyordum. Aklımda o kadar çok şey geçiyordu ki, ihanete uğramış, olmayacak aşka tutulmuş, kör kütük sevdiğim kadınla onca yaşadıklarımızdan sonra tekrar dayımın kollarına gidecek olması. Yerden kumu avuçlayıp savurdum. Çıktım bara gidecektim. Yola koyuldum. Yengem eve gidiyor, ben bara gitmek için yola doğru iniyordum.

9. bölüm sonu…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kayınpederimin Sayesinde Yediğim Yarraklar! (7. B&

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kayınpederimin Sayesinde Yediğim Yarraklar! (7. B&

Erkan banyodan çıktıktan sonra, ben bir iki dakika daha kaldım. Halen şaşkınlıktan ve heyecandan dizlerim titriyordu. Elimi yüzümü yıkadım kendime gelmem için, sonra ben de salona geçtim. Erkan, zaten yamulmuş kayınpederimle ve Kadir’in kadehlerini yeniden doldurmuş, “Hadi beyler kaldırın, şerefe, en kötü günümüz böyle olsun!” diyerek, onları iyice zom etmek için gaz veriyordu. Geldiklerinde yanlarında getirdikleri şişe de bittiğinde, Erkan kayınpederime, “Biz artık kalkalım, ben elemanları evlerine bırakayım! Bak rakı da bitti zaten!” dedi, boş rakı şişesini tepesi aşağı çevirip sallayarak. Ama kayınpederim, “Yok yav, valla mı? Harbi bitti mi? Dur, dur, bir şişe Viski olacaktı odamda… Almanya’daki biraderin hediyesi… Onu getireyim!” diye kalktı. Ama ilk adımında sendeledi, düşecek gibi oldu. Erkan kalktı hemen, koluna girdi kayınpederimin. Kadir ise kahkahalarla gülüyordu kayınpederimin haline, ama kendi hali daha berbattı, sandalyeden düştü düşecek gibi oturuyordu.

Erkan kayınpederimle bir iki adım ilerledi, ama kayınpederimi zapt edemiyordu. Hemen ben de kalktım yardıma, bir koluna da ben girdim kayınpederimin. Odasına kadar gitmeyi bırak, ilk boş koltuğa kadar anca gidebildik. Kayınpederimi kotuğa oturtmak zorunda kaldık. Kayınpederim koltuğa yayıldı, doğru düzgün oturamıyor, ama halen, “İçerde Viski var, Viski içeceğiz daha!” diyordu. Erkan da, “Tamam, ben getiririm, sen otur!” diye geçiştirmeye çalışıyordu. Kayınpederim bozuk plak gibi, “Viski’m nerde kaldı yav? Getirsenize Viski’mi!” diyordu. Meğer sarhoş avutmak nekadar zormuş. Erkan baktı olacak gibi değil, bana göz kırparak, “Hadi canım, şu Viski’yi bulup getirelim!” dedi. “Tamam!” dedim. Ben önden, Erkan arkamdan kayınpederimin odasına gittik.

Ben Viski’nin yerini biliyordum, bir defa kayınpederimin odasını temizlerken dolabın birinde görmüştüm. Tam dolaba yönelmiştim ki, Erkan aniden kolumdan tuttuğu gibi, beni ellerim yatağa gelecek şekilde domalttı. Eteğimi belime topladı, külodumu yana çekti, fermuarını indirip yarağını çıkardı, amıma bir seferde kökledi. Bir eliyle omzumdan, diğer eliyle kasığımdan tutup, hızla gidip gelmeye başladı. Fakat nasıl şiddetli ve hızlı pomalıyordu öyle, beynim kafatasımdan dışarı fırlayacak gibi hissediyordum. 2-3 dakika demeden ben orgazm olup boşalmıştım. Heyecandan ve zevkten dizlerim, kollarım zangır zangır titriyordu. Sanki ayağımın altından yer çekiliyordu. Kollarımın da dermanı kalmamış, yapışmıştım yatağa. Erkan son bir kez kökleyip, amımı doldurdu dölleriyle. Yarağını amımdan çıkarıp, beni çevirdi ve yarağını ağzıma verdi. Yalatıp temizlettikten sonra yarağını geri pantolonuna soktu ve fermuarını çekti. Sonra da hiç birşey olmamış gibi, “Viski nerede?” diye sordu.

Ben böyle kısa ama şiddetli sikiş görmemiştim, adam 3 dakikada sikip bitirmişti beni. Zorla ayağa kalkabildim. Dolaptan Viski’yi çıkardım, verdim. Başka da birşey konuşmadan odadan çıktık. Salona vardığımızda, Kadir de oturduğu sandalyeden kalkmış, kayınpederimin yanındaki koltuğa yayılmış, sızmıştı. Kayınpederim ise, gözlerini açacak hali yoktu, fakat halen durmadan Viski’sini soruyordu. Erkan, “Bak getirdim Viski’ni!” deyip, bir bardak doldurup uzattı kayınpederime. Kayınpederim elini uzattı, ama bardağı tutamadı. Bardağı görmüyordu bile. Bunun üzerine Erkan kendi eliyle içirdi, kayınpederimin üstüne başına dökülmesin diye, yine de birazı dökülmüştü. Kayınpederim bir bardak daha istedi. Erkan da, “Tamam, doldurup getireyim!” dedi, ama doldurmadı, bardağı masaya bıraktı. Erkan’la oturduk sandalyelerimize. Hiç konuşmadan gülümsüyorduk birbirimize. Arada kayınpederime bakıyorduk, sızdı mı diye. Öbür ikisi zaten horul horul uyuyordu.

5-10 dakika geçmeden kayınpederim de sızmış, horlamaya başlamıştı. Erkan kalktı yanıma geldi, elimden tuttu, elimi öptü, “Hadi prenses, bana yatakodanı göster!” diyerek kaldırdı beni. Elinden tuttum, adeta sürüklercesine götürdüm odama. Yatağımın yanında, ayakta öpmeye başladı beni. Rahat bir yarım saat kadar ayakta sarılıp, birbirimizi okşayarak ateşlice öpüştük. Dudaklarımdan sonra boynumu boğazımı öptü, yaladı. Tişörtümü çıkardı, ben de sutyenimi çıkardım. Göğüslerimle ilgilendi epeyce, öptü, kokladı, yaladı, emdi. Göğüslerimi emerken, aynı zamanda da eli eteğimin altından götümün yanaklarını yoğuruyordu. Amımın içine halen Erkan’ın dölleri duruyordu. Döllerin bir kısmının da külodumun alt kenarlarından bacaklarıma doğru süzüldüğünü hissedebiliyordum.

Önümde çömelip göbeğimi öptü, yaladı. Sonra eteğimin yanlarındaki fermuarlarını indirip, eteğimi düşürdü yere. Karşısında şimdi sadece altı ıslak külotla duruyordum. O giyinikti ve halen önümde çömelikti. Külodumun kuru kısmının üstünden amımı öptü, kokladı, acıtmadan hafif hafif ısırdı. Elimi atıp külodumu indirmek istediğimde elime vurdu, hemen geri çektim elimi. Beni döndürdü, yine külodumun üstünden götümün yanaklarını öptü, kokladı, ısırdı acıtmadan. Sonra doğrulup, kıçıma şaplak attı ve “Git güzelce yıka gel amını!” dedi. “Tamam!” deyip, dolaptan geceliğimi alıp üstüme geçirdim ve salonun kapısından bizimkilere baktım. Üçü de bıraktığımız gibi horlaya horlaya uyuyordu. Gittim banyoya, külodumu çıkarıp kirli sepetine attım. Amımı (ve belki sikmek ister diye götümü de) şampuanla bir güzel yıkadım, amımın içine ılık su tuttum, döllerden arındırdım.

Yatak odama döndüğümde, Erkan da çırılçıplak soyunmuş, yatakta sırt üstü yatıyordu. Kalkmış yarağını sıvazlıyordu. Geceliğimi çıkarıp, yanına yatacağımda, yatağa çıkmamı ve yatağın tahta başlığından tutunup, yüzünün üstünde ayakta durmamı istedi. Dediği yaptım, bacaklarımı ayırmış, tam yüzünün üstünde duruyordum. Alttan amımı seyretti bir süre. Elini kaldırıp, başparmağıyla amımın dudaklarını okşadı. Sonra başlıktan tutunarak yavaşça yüzüne doğru çömelmemi istedi. Çömeldim. “Biraz daha çömel, amını ver ağzıma!” dedi. Biraz daha çömeldim. Erkan’ın dudaklarıyla amımın dudakları birleşmişti şimdi, amımla öpüşüyordu. Sonra dilini çıkardı, amımın dudakları arasında gezdirmeye başladı. Başparmağı da klitorisimi okşuyordu. Orgazm olmak üzereydim. Dili şimdi göt deliğimle amımın arasındaki bölgeyi yalıyordu. Oramın yalanmasından bukadar çok tahrik olacağımı bilmiyordum, inleyerek ve kasılarak orgazm olup boşaldım. Yüzüne oturup kalakalmıştım öylece.

Erkan amımın akan sularını da yaladıktan sonra altımdan çıktı. İndi yataktan. Beni de indirdi. Yatağın öbür tarafına geçtik ve makyaj masamın sandalyesini biraz geri çekti, oturdu. Yarağını eliyle dik tutarak, “Hadi, otur!” dedi. Tam yüzüm ona gelecek şekilde, bacaklarımı ayırıp otuarcaktım ki, “Hayır, arkanı dön, bacaklarını birleştir, sandalyeye oturur gibi otur!” dedi. Arkamı döndüm ona, öne doğru hafif eğilerek yanaştım kucağına. Eliyle tuttuğu yarağını amıma yerleştirdi ve “Otur şimdi!” dedi. Doğruldum ve oturdum. Taşaklarına kadar almıştım amıma. Yarağı yay gibi eğri olduğu için, amımın içinde şimdiye kadar hiç bir yarağın değmediği bir noktaya değiyordu bu pozisyonda. Ve varlığını bile bilmediğim bir noktamı uyarıyordu.

Makyaj masasının aynasından, yüzümü, göğüslerimi ve vücudumun göbeğime kadar olan kısmını görebiliyordum. Dik bir şekilde oturup kalkmaya başladım. Kendi kendimi sikiyor gibiydim. Ama zıplayamıyordum, bir kolunu belime sarmıştı sımsıkı, sadece birkaç santim yükselip oturuyordum. Diğer elini de klitorisime atıp okşamaya başlayınca, orgazm olacağımı hissettim. Şimdi beni kendine çekerek, o azıcık oturup kalkmamı da engellemişti. Ben de kucağında kalçalarımı ağır ağır kıvırmaya başladım, değirmen taşı gibi döndürüyordum. Aynadan, yüzümün şekilden şekle girerek aldığı ifadeyi görerek, sessiz sessiz orgazm oldum, boşaldım. Halen beni sımsıkı tutuyordu. Amımın suları yarağına akmaya başlayınca bıraktı beni.

O birşey demeden kalktım kucağından, hemen diz çöküp, yarağını yalamaya başladım. Ama fazla yalattırmadı, ayağa kaldırdı beni. Kendi de kalktı sandalyeden. Beni yatağın tam kenarına oturttu. Sonra da ayak bileklerimden tutup, havaya kaldırdı ayaklarımı. Şimdi sırtım yatağa yapışmış, bacaklarım havadaydı ve iki eliyle iki ayak bileğimi tutuyordu. Ayak bileklerimi bana doğru ittirip, götümün yükselmesini sağladı. Geriye takla atacakmışım gibi duruyordum bu pozisyonda. Fakat böylece göt deliğim tam eğri yarağının hizasına gelmişti. İki ayak bileğimi sağ eline aldı, sol eliylede yarağının kafasını, iyice ortaya çıkmış göt deliğime yerleştirdi. Ve belini ileri oynatarak götüme soktu. Yarağının hepsi götüme girince, iki eliyle iki ayağımı ayrı ayrı tutup göğsüne koydu. Ayak tabanlarım göğsüne değiyor, dizlerim şimdi yay vazifesi yapıyordu.

Sonra da bacaklarımın kasıklarımla birleştiği yerlerden iki eliyle tutup kendine çekerek, götümü sikmeye başladı. Götüme her köklediğinde, yay gibi esniyordum. Götüm bir yüseliyor, bir iniyordu. Bu şekilde götümün sikilmesi değişik bir zevk veriyordu, ama benim için zor bir pozisyondu. Boynum ve belim ağrımaya başlamıştı. Bunu ona söylediğimde durdu ve “Domal ozaman!” dedi, yarağını götümden çıkardı. Hemen ayaklarımı göğsünden indirdim ve yatağın üstünde dört ayak domaldım. “Biraz geri gel, yatağın kenarına yanaş iyice!” dedi. Dört ayak olduğum halde geri kaydım, dizlerim yatağın kenarına gelene kadar. “Tamam, iyi böyle!” dedi. Yanaştı arkama. Daha tam kapanmamış göt deliğime soktu yarağını tekrar.

Ve kasıklarımdan tutup pompalamaya başladı götüme. Daha kalın yaraklar yemiş götüme, Erkan’ın eğri yarağı çok rahat girip çıkıyordu. Götüm hiç acımadığı gibi, şimdi daha çok zevk alıyordum götümün sikilmesinden. 20-25 dakika sikti götümü. Hatta ben bir ara orgazm olmaya yaklaşmıştım. Götümü sikerken amımla da oynasa, kesin orgazm olacaktım. Ve bir kez daha orgazm olmak istiyordum o anda. O ellemeyince, ben attım elimi amıma. Fakat anında elimi tutup çektirdi amımdan. Götüme daha hızlı ve seri pompalamaya başladı. Yatağın başlığı şimdi duvara durmaksızın ‘Tak, tuk!’ vururken, taşakları da aynı hızda amıma çarpıyordu. Orgazm olmaya iyice yaklaşmıştım. Artık ben de götümü onun kasıklarına doğru vuruyordum ki, aniden durdu, yarağını götümden çıkarıp amıma soktu. Ve deminki hızda amıma pompaladı. Amıma birkaç girip çıkmasıyla orgazm oldum boşaldım. Benden hemen sonra da o boşalttı döllerini amıma.

İkimiz de terden yapış yapıştık. Biraz amımın içinde durdu. Kendimize gelince çıktı amımdan. Biraz uzandık. Öpüştük bir süre. Sonra kalktı, giyinmeye başladı. “Gidiyormusun? Gitme, birlikte uyuyalım!” dedim. “Çok isterdim, ama olmaz! Ben de diğerleri gibi salonda yatacağım!” dedi. Giyindikten sonra da, “Kocan olacak o serseriye çok fazlasın prenses!” deyip, alnımdan öptü, ışığı ve kapımı kapatıp, salona yatmaya gitti. Ben de temiz bir külotla geceliğimi giydim, yattım. Yine kayınpederim sayesinde, Karizmatik bir erkekle, ilginç bir sikiş deneyimi yaşamanın hazzıyla, gayet mutlu ve huzurlu bir şekilde uyudum.

[Hümeyra]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

play casino kaçak bahis kaçak bahis canlı bahis bahis bahis canlı bahis geyve travesti bursa escort kocaeli escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort kayseri escort sakarya escort bayan sakarya escort bayan webmaster forum sikiş izle